ÇAKICI İMAJ DEĞİŞTİRDİ AMA AVUSTURYA’DA MİT PASAPORTU İLE YAKALANDI

ÇAKICI YAKALANDI…

BU KEZ YEŞİL AMA YİNE MİTÇİ PASAPORTU

Yurtdışına ilk kaçışını eski MİT’çi Yavuz Ataç’tan aldığı kırmızı pasaportla gerçekleştiren Çakıcı, dün Avusturya’da bu kez yeşil, ama yine bir MİT’çi pasaportuyla yakalandı.

16 Temmuz 2004 Cuma

Avusturya’nın Graz Kentinde yakalanan Çakıcı’nın üzerinden Faik Meral adına düzenlenmiş pasaport çıktı. İzmir Emniyeti’nden verilen TR-B 029248 nolu yeşil pasaportun başvurusunda, Meral’in ’emekli terör uzmanı ‘olduğu belirtiliyor.

BAY PİPO’DA ADI VARDI      

Üst düzey bir polis yetkilisi, “Emekli subay ve polisler bu ibareyi kullanmaz. Geriye MİT kalıyor.  Araştırıyoruz” dedi. Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul’un yazdığı MİT’çi Hiram Abbas’ın anlatıldığı Çakıcı’nın ‘Bay Pipo’ kitabında da Meral’in adı geçiyor.

SEVGİLİSİ ASLI İLE BULUŞMAYA GİDİYORDU

Türkiye’den giden özel ekip ve Avusturya’nın Eco kobra antiterör timlerince yakalanan Alaattin Çakıcı’yı kullandığı cep telefonu ele verdi.  Tanınmamak için imaj değiştirip 110 kiloya çıkan Çakıcı’nın ilk sözü “Beni nasıl tanıdınız” oldu. 

. . .

Yeşil pasaporttaki isim MİT’İ işaret ediyor

17 Temmuz 2004

Çakıcı bu haliyle yakalandı (Foto)

Alaattin Çakıcı, otobanda yakalandıktan sonra Avusturya’nın Landesgericht Graz Mahkemesi ve Tutukevi’ne getirildi. Çakıcı, geceyi bu cezaevinde geçirdi.

YURTDIŞINA ilk kaçışında eski MİT Daire Başkanı Yavuz Ataç’tan temin ettiği kırmızı pasaportla seyahat eden Alaattin Çakıcı’nın üzerinden, bu kez de emekli bir MİT’çi adına düzenlenmiş ‘yeşil’ pasaport çıktı. Çakıcı, Avusturya’da Graz Kenti’nde yakalandığında üzerinde Ferruh oğlu, 30.06 1948 Niğde, Bor doğumlu, ’emekli terör uzmanı’ Faik Meral adına düzenlenmiş yeşil pasaport bulundu.

TERÖR UZMANI

Polis, pasaportuyla ilgili kayıp başvurusu yatmadığı anlaşılan Faik Meral’i de bilgisine başvurmak üzere aramaya başladı. Çakıcı’nın üzerinde adına düzenlenmiş pasaportu bulunan Meral’in, MİT’ten emekli olduğu iddia edildi. Üst düzey bir polis yetkilisi “Pasaport başvurusunda, emekli terör uzmanı denilmiş. Emekli polisler böyle bir ibare kullanmaz. Emekli subaylar da kullanmaz. Geriye MİT kalıyor. Ancak bu iddia araştırılıyor” diye konuştu.

SİTESİ BİLE VAR

Meral’in, ilk pasaportunu 1998’de Ankara’dan TR-A 177081 seri numarasıyla aldığı daha sonra kayıp nedeniyle 31 Temmuz 2008 tarihinde İzmir Emniyet Müdürlüğünden TR- B 029248NoTu pasaportu çıkarttığı anlaşıldı. Meralin 2002’de, “Terör uzmanı” olarak emekli olduğu ve adres olarak İzmir Torbalı’yı gösterdiği belirlendi. Faik Meralin Bornova ilçesinde ikamet ettiği öğrenildi. Aralarında Ulusal Birlik ve Strateji Vakfı’nın da bulunduğu kuruluşların konferanslarında terör konusunda konuşmalar yapan Meralin adına İnternet’te “Brainstrom” (Beyin Fırtınası) isimli bir site bulunuyor.

“Bay Pipo”da adı geçiyor

SONER Yalçın ve Doğan Yurdakul tarafından kaleme alman ve MİT Müsteşar Yardımcısı Hiram Abbas’ın hayatının anlatıldığı “Bay Pipo” isimli kitabın 446. sayfasında da Faik Meralin adı geçiyor. Kitapta, 2000’e Doğru Dergisi’ne dayanılarak. Meral, 26 Eylül 1990’da Dev- Sol tarafından öldürülen Abbas’a yakın çalışan MİT personeli arasında gösteriliyordu.

 AVRUPA ORTAK OPERASYONU

YERALTI dünyasının ünlü ismi Alaattin Çakıcı önceki akşam Avusturya’da nefes kesen bir operasyonla yakalandı. 3 yıl 4 aylık hapis cezasının onaylandığı gün yurt dışına kaçan Çakıcı’nın takibi için Emniyet Genel Müdürlüğü istihbarat Dairesi bünyesinde 3 kişilik özel tim kuruldu. Tim, İnterpol’le sürekli irtibat halinde kalarak yurt dışında Çakıcı’yı aradı. Çakıcı’nın, Yunanistan, İtalya, Avusturya, Fransa’dan ABD’ye oradan Kanada’ya, ardından yine Fransa’ya döndüğü belirlendi. Çakıcı, daha sonra Fransa’da yaşayan Ali Us ile birlikte 3650 YK 26 plakalı son model BMV ile Avusturya’ya geçti ve Viyana’daki 5 yıldızlı Mercure Otel’de, Faik Meral adına oda ayırttı. Telefon konuşmaları dinlenmesin diye çete üyelerine Avusturya cep telefonu yollayan Çakıcı yine de Türk Polisinin teknik takibinden kurtulamadı. Çakıcı’nın yeri, önceki gece yaptığı bir telefon konuşmasıyla belirlendi. Avusturya Federal Kriminal Dairesi sözcüsü, otoyolda durdurulan Çakıcı’nın önce sahte kimlik belgelerini gösterdiğini, gözaltına alınınca gerçek kimliğini açıklayıp Türkiye’den kaçış nedenlerini tüm detaylarıyla anlattığını söyledi. Üzerinde 4000 Euro para bulunan Çakıcı, Graz eyalet tutuk evinden akşam Viyana şehir Mahkemesine nakledildi.

Beni nasıl tanıdınız?

ÇAKICI’yı izleyen Avusturya’nın Eco-Cobra isimli antiterör timleri, Türkiye’den gelen özel ekiple birlikte önceki akşam güney otoyolunu Graz yakınlarında kesti. Üç otomobil, değişik güzergahlarda durduruldu. Almanya’ya doğru hareket eden Ali Ustan kullandığı BMW’de Çakıcı yoktu. İtalya’ya doğru giden Avusturya plakalı eski ülkücü Necip İldi’nin kullandığı otomobil de boş çıktı.

Avusturya Eco-Cobra timleri Çakıcı’yı  imaj değiştirdiği halde Viyana’da restoranı olan Karadenizli hemşehrisi Temel Karahasan’a ait bu Toyota marka otomobilin telaşla ters yola girmesi üzerine de yakalandı. Çakıcı araçtan indirildiğinde “Beni bu halimle nasıl tanıyabildiniz, helal olsun” dedi

. . . 

Ters yola girdi

Graz yakınlarında Karadenizli restorancı Temel Karahasan’a ait Toyota marka otomobili de durduran Eco-Cobra timleri içerideki kişiyi gösterip Türk polisine “Aradığınız bu mu?” diye sordu. Otomobildeki 110 kiloya çıkan, saçını boyayıp, güneş gözlüğü takan ve beysbol şapkası giyen Çakıcı’nın kimliğinden emin olamayan Türk polisi tereddüt edince Avusturya polisi otomobilin gitmesine izin verdi. Ancak araç telaşla ters yola girince ekipler kuşkulandı. Aracı durdurmak isteyen Eco-Cobra timleri, Çakıcı’yı taşıyan araç kaçmaya yeltenince havaya uyarı ateşi açtı. Yeraltı dünyasının ünlü ismi araçtan indirildiğinde Türk polislerine “Helal olsun yine yakalandık. Beni bu halimle nasıl tanıyabildiniz?” dedi.

Aslı’ya gidiyordu iddiası

Çakıcı’nın Kaemten Eyaletindeki Wörther Gölü yöresinde birkaç gün geçirdikten sonra İtalya’daki sevgilisi Aslı Fatoş Ural’ın yanına gitmek istediği öğrenildi. Selçuk Ural’ın kızı olan Aslı Fatoş Ural, 1998
yılında Nice’te yakalanıp serbest bırakılmasının ardından İtalya’ya yerleşmişti.

İçişleri: Üzerinde yeşil pasaport vardı

ALAATTİN Çakıcı’nın yakalandığı haberini, İçişleri Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği saat 11.14’le yazılı açıklamayla duyurdu. Açıklamada, Çakıcı’nın Türkiye’ye iadesine ilişkin olarak Adalet
Bakanlığı nezdinde gerekli girişimlere başlandığı bildirildi, içişleri Bakanlığının açıklaması özelle şöyle: ‘Yürütülen çalışmalar kapsamında; Avusturya Polisi ile Emniyet Genel Müdürlüğümüzün yürüttüğü ortak çalışmalar sonucunda, anılan şahıs 14 Temmuz 2004 tarihinde saat 19.30 sıralarında Avusturya’nın Graz şehrinde yakalanarak ele geçirilmiştir. Alaattin Çakıcı’nın yakalandığı esnada üzerinde başka bir kişi adına düzenlenmiş yeşil bir Türk Pasaportunun bulunduğu tespit edilmiştir.”

Tutuklayın Faksı

Bakanlık iadesini istedi…

ADALET Bakanlığı, Avusturya’da yakalanan Alaattin Çakıcı hakkında jet hızıyla işlem yaparak iade amacıyla tutuklama talebinde bulundu. Kapsamlı iade dosyası ise en kısa sürede tamamlanacak. Adalet Bakanlığı’nın, Avusturya Adalet Bakanlığı’na dün akşam saatlerinde faksla gönderdiği ön yazıda, Çakıcı hakkında mahkûmiyet karan ve devam eden davaları bulunduğu belirtilerek, iade talebine ilişkin kapsamlı dosyanın önümüzdeki günlerde gönderileceği bildirildi. Çakıcı için kapsamlı iade dosyası ise Avusturya Adalet Bakanlığı’nın vereceği yanıtın ardından gönderilecek. Avusturya Adalet Bakanlığı göndereceği yanıt yazısında iade dosyasının 18 ile 40 gün içinde hazırlanarak gönderilmesini isteyecek.

Türkiye’nin başvurusunun ardından Çakıcı’nın iadesine ilişkin süreç şöyle işleyecek: Çakıcı, Türkiye’ye iade konusunda Avusturya’da mahkemeye çıkarılacak. İade edilip edilmeyeceğine dair mahkeme karar verecek.

Eşini, oğlunun önünde öldürttü

Kabadayı Dündar Kılıçta kızı Uğur Kılıç, ilk eşi Mersinli Uğur Özbizerdik’ten boşandıktan sonra ikinci evliliğini Alaattin Çakıcı ile yaptı. Uğur Kılıç, eski Emlakbank Genel Müdürü Engin Civan’ın vurulmasından sonra olaya Semra Özal’ın adını karıştırınca Çakıcı ile bozuştu. Televizyonların canlı yayınlarında bile tartışan çift, I994’te tek celsede boşandı. Uğur Kılıç, 20 Ocak 1995’tie Uludağ’da o zaman 12 yaşında olan oğlu Onur Özbizerdik’in gözleri önünde kurşunlandı. Kızakla hastaneye götürülürken yolda öldü.

Hükümet düşüren kabadayı

DEVLETİN 30 yıldır başa çıkamadığı Alaattin Çakıcı, anımsanabilen ilk eylemlerinden birini, 17 yaşında bir İETT görevlisini yaralayarak yaptı. Trabzon’da doğan ve gençlik yıllarında ülkücü olan Çakıcı daha sonra adını İstanbul’daki yasadışı faaliyetleriyle duyurdu. 1988‘de yurtdışına çıktı. Emniyetin çağrısı üzerine 27 Ocak’ta da Ankara’da polise teslim oldu, tutuklandı, yargılandı ve mahkûm oldu. 7 Haziran 1989’da cezaevinden çıktı. 12 Eylül I989’da İstanbul’da zorla tahsilat, haraç alma, pavyon kurşunlama gibi olaylara karıştığı için gözaltına alındı. % Mart 1994’te gazeteci Hıncal uluç’u kurşunlattı. 19 Eylül 1994 te Emlak Bankası eski Genel müdürü Engin Civan’ı Selim Edes’le arasındaki alacak meselesi yüzünden adamı Davut Yıldız’a vurdurttu. 30 Mayıs 1995 te de  haraç vermeyi reddeden işadamı  Emin Cankurtaran’ı vurdurdu. 1 Mayıs 1997 de Flash TV’ye telefonla katılan Çakıcı Türk Ticaret Bankasının Erol Evcil’e satışı için Özer Çiller’in 20 milyon dolar kredi istediğini söyledi. Çakıcı’nın Ahmet Özal’a ait Kanal6’nın Mehmet Kurt’a satışını sağladığı Çiller’lerle yakınlı ile bilinen Mehmet Üstünkaya’yı DYP Milletvekili Cavit Çağlar’ı öldürmek için adamlarını görevlendirdiği Tevfik Nurullah Ağansoy’u öldürttüğü iddia edildi.

Çakıcı Interpol tarafından kırmızı bülten ile aranıyordu.

17 Ağustos 1998’de Fransız Polisi’nin Nice’te düzenlediği bir operasyon sonucu sahte pasaport ve silah ile yakalandı. Yakalandıktan sonra ortaya çıkan telefon görüşmeleri Korkmaz Yiğit tarafından satın alınan Türkbank ihalesinin durdurulmasına, Yiğit’in cezaevine girmesi ile, ANAP’lı bakan Eyüp Aşık’ın bakanlıktan ve milletvekilliğin den istifasına, MİT mensubu Yavuz Ataç’ın soruşturma geçirmesine ve emekliliğini istemesine, 56. Hükumetin düşmesine sebep oldu. 1999 Haziran’ında Fransa’ya sahte kimlikle girmesine ilişkin cezası dolunca kendi isteğiyle Türkiye’ye iade edildi

MERAL’DE AYNI EKİPTEN ÇIKTI

17 Temmuz 2004 Cumartesi

ESKİ MİT’ÇİDE SUSURLUK BAĞLANTISI

O dönemde Paris’teydi

MİT kayıtlarına göre Çatlı 3 Mayıs 1984 günü. Paris’in, Ermenilerin yoğun olarak yaşadığı Alfortville semtinde dikilen Ermeni Anıtı’na bomba koydu, ayrıca Asala için istihbarat topladı. Aynı tarihte Fransa’da görev yapan Meral, Çatlı ve ülkücülerden sorumluydu.

Ben vermedim, düşürdüm

İzmir’de önceki gece gözaltına alınan Faik Meral, polis sorgusunda “Cezaevinden çıktıktan sonra Çakıcı’nın ziyaretine gittim. Pasaportumu bu sırada düşürmüş olabilirim. Vakit bulamadığım için kayıp olduğu müracaatını yapmadım. Alaattin Çakıcı’nın kaçmasıyla benim hiçbir ilgim yok” diye konuştu.

Rusya vizesi de var        

Faik Meral’e ait yeşil pasaportta Rusya vizesi de olduğu belirlendi. Pasaportta 2 Mayıs 2004 tarihinde İstanbul Atatürk Havalimanından çıkış mührü ve Düsseldorf havalimanından 2 Mayıs 2004 te giriş mührü var.  Meral’in son yıllarda yurt dışına 54 kez gittiği anlaşıldı.

23 yıl MİT’te görev yaptı

Niğde Bor doğumlu olan 56 yaşındaki Faik Meral 31 Ağustos 1976 da girdiği MİT’te aralarında İzmir’in de olduğu çeşitli birimlerde 23 yıl görev yaptı. 18 Ekim 1999 da emekli oldu.

Çakıcı’nın Viyana’daki oteli

 Viyana’da Emniyet Müdürlüğünün hemen yanındaki Hilton Plaza Oteli’ne yerleşen Çakıcı otelin barında hiç çekinmeden oturuyor, telefonlar ediyordu. Çakıcı 5 yıldızlı otelde 2.650 Euro ‘lük süitte kalıyordu.

Pasaportumu Düşürmüşüm

Çakıcı’nın kullandığı yeşil pasaportun sahibi olan emekli MİT’çi Faik Meral, MİT tarafından polise teslim edildi. Meral sorgusunda, “Cezaevi çıkışı Çakıcı’nın ziyaretine gittim. Pasaportumu bu sırada düşürmüş olabilirim” dedi.

 AVUSTURYA’da yakalanan Alaattin Çakıcı’nın kullandığı yeşil pasaportun sahibi olan Milli İstihbarat Teşkilatımdan (MİT) emekli Faik Meral, önceki gece İzmir’de MİT görevlilerince Bornova’daki evinden alınıp polise teslim edildi. MİT yazılı bir açıklamayla bu olayı duyurdu.

İzmir Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlar Şubesi’nde sorgulanan Faik Meral, ifadesinde Alaattin Çakıcı’yı tanıdığını söyledi. Kendisine ait yeşil pasaportun Çakıcı’nın eline nasıl geçtiği sorusuna da Faik Meral, “Cezaevinden çıktıktan sonra ziyaretine gittim. Pasaportumu bu sırada düşürmüş olabilirim” karşılığını verdi. 18 Ekim 1999’da MİT Kocaeli Bölge Başkam iken emekli olduğunu ve başka iş yapmadığını belirten Faik Meral, “Bahçe işleriyle uğraşıyorum.

Alaattin Çakıcı’yı tanırım. Cezaevinden çıktıktan sonra ziyaretine gittim. Görüştüm. Pasaportumu bu sırada düşürmüş olabilirim. Vakit bulamadığım için yeşil pasaportumun kayıp olduğu müracaatını yapmadım. Alaattin Çakıcının kaçmasıyla ilgim yok. Nasıl kaçtığını da bilmiyorum’ dedi. Faik Meral, sorgusunun tamamlanmasının ardından sağlık kontrolünden geçirildikten sonra İstanbul’dan gelen polis ekibine teslim edildi. İstanbul’a getirilen Meral’in detaylı sorgusu burada yapılıyor.

Alaattin Çakıcı. 2002 yılı sonunda cezaevinden çıkarken, Faik Meral’in İzmir Emniyet Müdürlüğü’ne 31 Temmuz 2003 tarihinde başvurarak, Çakıcı’da yakalanan 30 Temmuz 2007 tarihine kadar geçerli TR-B 029248 seri numaralı yeşil pasaportu alması dikkati çekti. Pasaportta, 2 Mayıs 2004 tarihinde İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan çıkış mührü ve Düsseldorf Havalimanı’ndan 2 Mayıs 2004te giriş mührü bulunduğu belirlendi.

Çakıcı’nın 3 Mayıs 2004te Antalya serbest bölgedeki gümrükten, Bürütüs adlı yata binerek Yunanistan’a kaçtığı anlaşılmıştı. Son olarak üzerinde yakalandığı pasaportta İse 2 Mayıs tarihli çıkış damgası bulunması, akıllarda soru işareti yarattı. Bu arada Faik Meral’in, son yıllarda 54 kez girip çıktığı belirlendi.

Alaattin Çakıcı Viyana’da yakalanınca  hemen Avusturya’nın başkentine gelerek mahkeme için hazırlıklara başlayan kardeşi Gencay (Gençağa) Çakıcı ile Avukatlarından Şeyda Yıldırım’la görüşüp son durum hakkında bilgi aldım. 

 

MİT’çi Faik Meral Susurluk ekibinden

Çakıcı’nın üstünden çıkan yeşil pasaportun sahibi MİT’ten emekli Faik Meral’in. Susurluk kazasında ölen Abdullah Çatlı ve ekibini 1980’lerde Fransa’da ASALA karşıtı eylemlerde kullandığı ortaya çıktı. Öğrenildiğine göre Çatlı, 3 Mayıs 1984 günü, Paris’te, Ermeniler ‘in yoğun olarak yaşadığı Alfortville semtinde dikilen Ermeni Anıtı’na bomba koydu ayrıca ASALA karşıtı istihbarat topladı.

Aynı tarihte Fransa’da görev yapan Meral, Çatlı ve ülkücü ekipten sorumlu MİT kadrosundaydı. Meral’in Ermeni terörüne karşı Çakıcı ile de çalıştığı anlaşıldı. Bu arada Meral dün İzmir’de verdiği ifadede “MİT’te bir dönem Dış Operasyonlar Şefi olarak çalıştığını, 4 yıl Paris’te görev yaptığını, o dönemde Çakıcı ile Ermeni terörüne yönelik faaliyetle bulunduklarını” söyledi.

Susurluk skandalı sırasında yurtdışında bulunan Çakıcı, Fransa’da yakalandığında üstünden, Susurluk ekibinden MİT Daire Başkanı Yavuz Ataç’ın kırmızı pasaportu çıkmıştı. O dönemde bu pasaport için, “Çakıcı’nın Fransa’daki Asala karşıtı hizmetleri için devlet tarafından verildi” iddiası ortaya atıldı.

 İstanbul’a getirildi

Emekli MİT’çi Faik Meral, İzmir’de Yeşilyurt Devlet Hastanesi’nde sağlık kontrolünün ardından özel bir ekiple İstanbul’a gönderildi.

İŞTE PASAPORT

Emekli MİT’çi Faik Meral adına düzenlenmiş yeşil pasaportta Alaattin Çakıcı’nın bıyıklı, gözlüklü ve kravatlı vesikalık fotoğrafı yer alıyor. Pasaport sahibinin görevi ise “Emekli Uzman” olarak görünüyor. Bu MİT’çilerin kullandığı bir sıfat, Pasaportta, Meral’e ait bilgiler, doğum yeri ‘Bor’ doğum tarihi 30.06.1948 olarak aynen korunmuş. Pasaportta geçerlilik tarihi bitmiş Rus vizesi de bulunuyor. Çakıcı’nın üzerinde ayrınca Faik Meral’e ait nüfuz cüzdanı da ele geçirildi.

2650 Euro’luk süitte kalmış

Çakıcı, Viyana’da eski Ülkücü arkadaşlarının yardımıyla Emniyet Müdürlüğü’nün hemen yanındaki Hilton Plaza Oteline yerleşti. Çakıcı’nın hiçbir kimlik sorulmadan kalınabilen bu 5 yıldızlı otelde 2 bin 650 Euro ‘lük süitte yattığı öğrenildi.

Belgeyi getir, al

ALAATTİN Çakıcı dün sabah saat 08.00’de nöbetçi mahkemeye çıkarıldı. Federal Eyalet Mahkemesi Hâkimi M. Satorbi tarafından iadesiyle İlgili ön sorgulaması yapılan Çakıcı hafta sonunu mahkemenin özel tutuklular bölümünde geçirecek. Mahkemeyle ilgili açıklamada Türkiye’den iade belgelerinin beklendiği vurgulandı ve belgeler gelir gelmez Türkiye’ye iade edileceği belirtildi Çakıcı’ya Viyana’da yaşayan Karadenizli iki Türk işadamının Walter Rosenkranz adlı avukatı tuttukları öğrenildi.

Ortadaki araçta

Alaattin Çakıcı’nın Avusturya’da bir dönem sevgilisi olan Aslı Fatoş Ural ile buluşmaya gittiği sırada yakalandığı söylentilerini ünlü modacı Canan Yaka ve şarkıcı Selçuk Ural yalanladı. Canan Yaka, şunları söyledi: ‘Benim kızım bu ilişkiyi bitireli üç yıl oldu. Çocuğum o dönem bir hata yaptı. Ne yapabilirim herkesin çocuğu var. Ben bu yaşımda 50 yaş birden ihtiyarladım, saçlarım döküldü.

İnanın çocuğum üç aydır benim yanımda. Şimdi Bodrum’dayız. Zaten gelin Bodrum’da herkese sorun, kızımın yanımda okluğunu herkes söyleyecektir. Burada evimiz var, komşularımıza sorun…”

BİR HATA YAPTI

Baba Selçuk Ural ise şunları söyledi: ‘Bu işler beni çok rahatsız etti. Dürüst olmak gerekir. Benim hakkımda çok yanlış yazılar ve söylentiler çıktı. Şunu bütün kalbimle söylemek istiyorum, insanlar hata yapar, kızım da bir hala yaptı ve artık bu hatanın herkes farkında. Kızım üç yıldır Çakıcı’dan ayrı, bunu tüm kalbimle söylüyorum. Oğlum hata yapmadı mı? Oda Sibel Can ile birlikle evlilik yapmasaydı bunları yaşamayacaktık.’

 

CUMARTESİ, 17 Temmuz 2004

Fransa: Daha önce yakaladık ne oldu?

İnterpol tarafından Kırmızı Bültenle atanan Alaattin Çakıcı’nın Avusturya’dan önce Fransa’da bulunduğu belirendi. Ancak Fransız makamlarının Çakıcı’yı isteyen Türkiye’ye, “Daha önce yakaladık da ne oldu? Siz elinizden kaçırdınız” diyerek, ders gibi bir yanıl verdikleri anlaşıldı.

Emniyet Genel Müdürlüğü’nce oluşturulan özel ekip, Çakıcı’nın, Fransa’daki adreslerini ve irtibatta bulunduğu kişileri belirleyip Fransız makamlarına bildirdi. Ancak, Fransız makamlarının “Çakıcı’nın adresi bu yakalayıp bize iade edin” talebini, Fransız makamlarının, sert bir üslupla, “Çakıcı’yı daha önce yakalayıp size iade ettik de ne oldu? Siz Çakıcı’yı yine kaçırdınız. Bizden tekrar Çakıcı’nın iadesini istemeyin” diye reddettikleri öğrenildi. Çakıcı, ancak Avusturya geçtikten sonra bu ülkenin makamlarıyla temasa geçilerek yakalattırıldı.

Resmi belgelerde Çakıcı-Nuriş savaşı

Alaattin Çakıcı yakalandıktan sonra iadesi için Avusturya Adalet Bakanlığı’na yazılan resmi yazıda, Kartal Cezaevi’nde yaşanan Çakıcı-Nuri Ergin kavgası en ince detayına kadar anlatıldı. Cezaevinde bu tür olayların meydana gelmesi Avusturyalıları şaşkına çevirdi.

09.08.2004 –

MAYIS ayı başında yurtdışına kaçtıktan sonra geçen ay Avusturya’da yakalanan Alaattin Çakıcı’nın Türkiye’ye iadesi için Adalet Bakanlığı’nın 15 Temmuz 2004’te Avusturya Adalet Bakanlığı’na gönderdiği belgede, Kartal Cezaevi’nde meydana gelen Çakıcı-Nuriş savaşı bütün ayrıntılarıyla yer alıyor. 

Bu olay, Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış ilişkiler Genel Müdürlüğü’nden ‘Çok ivedi’ notuyla Avusturya Adalet Bakanlığı’na yollanan belgede şu cümlelerle anlatıldı:

‘Organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı ile diğer bir organize suç örgütü lideri olan Nuri Ergin aynı cezaevinde kalmışlardır. Bu sırada Alaattin Çakıcı’nın yakın ilişkide bulunduğu Erol Evcil’den Nuri Ergin’in 500 bin dolar haraç istemesi nedeniyle aralarında ihtilaf oluşmuştur. Birbirilerine karşı basın aracılığıyla da karşılıklı tahriklerde bulunmuşlardır. Nuri Ergin ile suç örgütünün birçok üyesi Karagümrük’lüdür. Karagümrük Spor isimli futbol kulübünün bir maçı esnasında Nuri Ergin’in suç örgütünün üyeleri Alaattin Çakıcı aleyhine sloganlar atıp, onu küçük düşürücü pankart asmışlardır.’

CEP’TEN TALİMAT 

Yazıda sonraki bu bölüm ise çok ilginç: 
‘Olaya kızan ve o esnada cezaevinde bulunan Alaattin Çakıcı yasadışı şekilde elde ettiği bir cep telefonuyla görüştüğü Başar Barış Çakıcı isimli yakını aracılığıyla örgütteki adamlarına ‘Karagümrük Spor lokaline giderek kimlik kontrolü yapın, Ergin soyadlı kim varsa öldürün, lokalde bulunan diğer kişilerin belden aşağısına silahla ateş edin, ayaklarını kırın’ nevinden talimat verir.

Bu talimat üzerine 26.3.2000 tarihinde Başar Barış Çakıcı adamlarıyla birlikte söz konusu lokalde 15 kişinin belden aşağı yaralanmasıyla sonuçlanan silahlı saldırıyı gerçekleştirir. Alaattin Çakıcı’nın söz konusu eylemin emrini verdiği sanık beyanları, dinlenen diğer tanık beyanları, doktor raporları, balistik incelemeyi de kapsayan bilirkişi raporları, telefon kayıtları ve hazırlık tahkikatı esnasında elde edilen diğer delillerden anlaşılmıştır.’ 

BİR CEZA ONANDI

Bu belgede cezalarla ilgili şu görüşe yer verildi. “Mahkeme sonuçta Çakıcı’yı ‘Organize suç örgütü oluşturmak’ suçundan 3 yıl 4 ay ağır cezaya çarptırmış, yine aynı mahkeme adı geçenin ‘Silahla müessir fiile azmettirmek’ suçundan 1 yıl 8 ay 21 gün hapis cezası ile cezalandırmış ve bu karar temyiz edilmiştir”

 

Yargıtay 1. Ceza Dairesi de 4422 Sayılı Çıkar amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunun 1. Maddesi uyarınca neticeten verilen 3 yıl 4 ay hapis cezasını onamış, silahla müessir fiile azmettirmek suçundan verilen 1 yıl 8 ay 21 gün hapis cezasını ise yetersiz bularak bozmuştur.

Yargıtay, silahla müessir fiile azmettirmek suçundan verilen cezanın mağdur sayısınca (15 kez) verilmesi gerektiğini belirtmiştir, bununla ilgili bozma kararı üzerine yerel mahkemede yeniden yargılama yapılacaktır.’

Mahkûm cep telefonu nasıl bulur

TÜRKİYE Adalet Bakanlığı’nın kendi resmi belgesinde hapiste yatan bir mahkûmun, cep telefonuyla talimat vererek baskın yaptırdığını itiraf etmesi, Avusturyalıları şaşkına çevirdi. Avusturya Eyalet Mahkemesi hâkimi, ‘Cezaevindeki biri nasıl yasadışı yoldan telefon edinir, edindi varsayalım nasıl rahatlıkla telefon eder, etti varsayalım niye eylem yapacak kişiler takip edilerek suç önlenmedi?’ diye sordu.

70 günde yakalandı

FRANSA’dan idam cezası istenen suçlardan yargılanmaması şartıyla iade edildikten sonra cezaevine konan ve cezasını çektikten sonra serbest bırakılan Alaattin Çakıcı, 5 Mayıs’ta Türkiye’den kaçmıştı. Kırmızı Bülten’le aranan Çakıcı, bir ihbar üzerine 15 Temmuz akşamı Viyana’dan Graz Kenti’ne giderken yolda yakalandı. Çakıcı’nın üzerinde eski MİT mensubu Faik Meral adına düzenlenmiş yeşil pasaport ve kimlik bulundu. Çakıcı’nın aracını kullanan Viyana’da lokantası olan Necip İleri adlı Karadenizli bir Türk’tü. Toyota marka minibüsün sahibi de Viyana’da başka lokanta işleten Karadenizli Temel Karahasan’dı. 

Erginler’den ‘Bir birim’ açıklaması

KARAGÜMRÜK çetesi olarak bilinen suç örgütünün yöneticiliğinden hüküm giyen, adam öldürme ve yaralama suçundan yargılamaları süren Nuri-Vedat Ergin kardeşlerin avukatı Hikmet Çarboğa, bürosuna gelen esrarengiz bir ismin müvekkilleriyle ‘bir birim adına’ yüz yüze görüşmek istediğini, iki kardeşin bu teklifi reddettiğini söyledi. Avukat Çarboğa, ‘İstihbarat birimleri tarafından yönlendirildiği izlenimi edindim’ dediği Sinan Yemyeşil’in müvekkilleriyle neden temasa geçmek istediğini bilmediğini belirtti.

Ankara’ya 7 soru

09.08.2004

Halen Avusturya’da hapiste tutulan Çakıcı’nın soruşturma dosyasını hazırlayan Avusturya Eyalet Mahkemesi Hâkimi Dr. Peter Seda, Türkiye’ye resmi bir yazı yazarak, zehir zemberek 7 soru sordu. Hâkim, bu 7 sorunun 40 gün içinde yanıtlanmasını da istedi. Türkiye Çakıcı’nın bir an önce iadesini istedi, ancak Avusturya’nın bu isteğe pek sıcak bakmadığı hâkimin dosyada eksiklerin olduğunu belirtmesi ve 40 gün içinde bilgi istemesiyle ortaya çıktı.

1-Çakıcı, iade talebinin 1. maddesinde belirtilen ve 29.11.2002 de İstanbul DGM’nin 15.7.2004 tarihli kararında verilen cezanın tümünü mü, artan kısmını mı çekecek?

2-Eğer cezanın tümünü çekecek ise Çakıcı, Fransa’dan Türkiye’ye iadesinden sonra hangi cezayı çekti?

3-Çakıcı Fransa’dan Türkiye’ye ne için ve ne zaman iade edildi?

4-Bu iade şartlı bir iade miydi, şartlı ise Fransa bu şartından vaz mı geçti?

5-Türkiye, Çakıcı’nın tutukluluğundan sonra serbest bırakıldığında özellikle başka suçlar yüzünden pasaport vermeyerek hürriyetini kısıtladı mı?

6-Bu özgürlüğü kısıtlama ‘Suçluların iadesine dair Avrupa Sözleşmesi’nin 14. maddesine göre mi uygulandı, yoksa Türkiye Fransa’dan 14. maddenin 1. fıkrasına uygun bir ilave isteyerek mi bu özgürlüğü kısıtlama kararını aldı. Öyle ise bu konudaki karar neydi?

7-Eğer 5 numaralı soruya ‘Evet’ 6 numaralı soruya ‘Hayır’ cevabı verilirse, Çakıcı’nın özgürlüğü neden kısıtlandı ve eğer Avusturya Türkiye’nin iade talebine uyarsa hukuki yükümlülüklerin yerine getirileceğine dair Türkiye hangi garantileri verebilir?

Muammer ELVEREN/VİYANA

. . .

Çakıcı’ya pasaport vermediniz, kaçtı

Salı 10 Ağustos 2004

 Viyana Eyalet Mahkemesi’nde Alaattin Çakıcı’nın dosyasını hazırlayan Hâkim Peter Seda, Ankara’ya yazdığı yazıda, “Fransa iade etti. Siz suçluların iadesi sözleşmesine aykırı davranıp Çakıcı’ya pasaport vermediniz” dedi. Çakıcı’nın bu nedenle kaçtığını söyleyen Seda, “Bu kez yükümlülüklerinizi yerine getirecek misiniz?” diye sordu.

 TÜRKİYE’nin iadesini istediği Alaattin Çakıcı’nın soruşturma dosyasını tamamlamaya çalışan Viyana

Eyalet Mahkemesi, Ankara’dan gönderilen ek bilgi ve belgelerin ışığında iade kararı verecek. Ancak

Çakıcı’nın dosyasını hazırlayan Hâkim Dr. Peter Seda, Türkiye’ye gönderdiği yazıda, bazı suçlayıcı

ifadelere yer verdi.

Hâkim Seda, Türkiye’nin Çakıcı’ya pasaport vermediğini belirterek, bazı sorulara cevap istediği yazısında şöyle dedi: “Fransa Çakıcı’yı iade etti, hapse attınız sonra serbest bıraktınız. Ancak suçluların iadesi sözleşmesine aykırı davranarak özgürlüğünü kısıtlayıp yurt dışı yasağı koydunuz, pasaport vermediniz.

Oysa ülkeyi terk etmesi için 45 günlük süre verilmeliydi. Neden böyle olmadı? Şimdi iade etsek neler olacak? Fransa’dan iade edildikten sonra Çakıcı hangi cezayı çekti, bu cezayı çektikten sonra serbest bırakıldığında başka suçlardan takibata uğradı mı, yoksa pasaport verilmeyerek özgürlüğü kısıtlandı mı? Bunların cevabını veriniz.

 ENDİŞELİYİZ

Hâkim, ‘Türkiye, Fransa’dan iadeyle ilgili devletlerarası hukuki yükümlülük ilkelerini çiğnemiştir. Bu nedenle Çakıcı iade edilirse Türk makamlarının hukuki yükümlülükleri yerine getirmeyeceği endişesi söz konusudur” diyerek, Türkiye’yi suçladı.

 AĞIR YORUM

Hâkim, Avusturya Eyâlet Mahkemesi başlıklı belgede “Çakıcı özgürlüğü kısıtlandığı için Türkiye’den firar etmiş” derken Türkiye’ye gönderdiği belgede, şu yorumu yaptı: “Türkiye’nin talebi çerçevesinde, iade gerçekleşirse Avusturya’ya karşı bu iade ile ilgili hukuki yükümlülüklerin yerine getirileceğine dair Türkiye Cumhuriyeti nasıl bir garanti verebilir?”

. . .

YAKALANDIĞI GÜN TAM NE OLMUŞTU?

Çakıcı yakalandığı gün tüm gazete ve televizyonlar ilk elden aldıkları ‘Çakıcı Aslı Ural ile buluşmaya gidiyordu,  yine sevgili kurbanı oldu ” haberlerini girmişler, sonraki baskılarda Aslı’nın annesi Modacı Canan Yaka ile Antalya’da tatilde olduğu açıklamalarıyla ilk aldıkları bu yanlış bilgiyi değiştirmişlerdi. Bunun gibi yakalanma anıyla ilgli acele girilen haberlerde de eksiklikler vardı. Peki olayın aslı neydi? Çakıcı nasıl yakalandı. Çakıcı’nın Avusturya’da yakalandığı haberi gazeteye ulaşır ulaşmaz Genel Yayın Yönetmenimiz Ertuğrul Özkök hemen beni arayıp Paris’ten Avusturya’ya geçmemi isteyince hemen ilk uçakla Viyana’ya geçtim. Orada bulunduğum süre içinde konuyla ilgili Avusturya makamlarından elde ettiğim bir çok belgeyle birlikte yakalanma anının detaylarınıda öğrendim. 

Aslında Çakıcı’nın 14 Temmuz 2004’te Avusturya Özel Harekat Timlerince yakalanması süreci Viyana’daki Türk istihbarat görevlisinin Türkiye Emniyet Genel Müdürülüğüne 13 Temmuz’da aldığı ‘Viyana’da bir otelde Çakıcı’ya yer ayrıldı’ haberiyle başladı. Ancak otelde yer ayrılan odaya yapılan operasyonda Çakıcı’nın yeğeni Emin Çakıcı bulundu.  Emniyete verilen bilgide Çakıcı’nın Viyana’ya yola çıkan iki otomobilden Ali Us adına Fransa plakalı olan birinde olabileceği, ikinci aracın ise Viyana’da Lale Restoranın sahibi Temel Karahasan’a ait olduğu belirtilmişti. 

14 Temmuz saat 19.30 sularında Avusturya Özel Harekat Timi ve Türkiye Organize Suçlar ile İstihbarat Daire Başkanlığından talimat alan Türk istihbarat görevlisi, Graz kentini Klagenfurt’a bağlayan otoyolda belirtilen araçların geçişini beklemeye başladı. Önce durdurulan ve Çakıcı’nın içinde olabileceği belirtilen Ali Us’un aracında Çakıcı bulunmadı ancak Temel Karahasan’a ait araç yaklaştığında Avusturya güvenlik birimleri hızlandığını fark edip havaya ateş ederek aracı durdurdu. Aracı kullanan’la birlikte saçları beyaz, gözlüklü, bastonlu ve fötr şapkalı indirilen kişiyi Türk istihbarat görevlisi  hemen tanıdı. Makyajla yaşlı görünen kişi Alaattin Çakıcı’dan başkası değildi. Üzerinde Faik Meral adına düzenlenmiş Yeşil Pasaport ve kimlikle 2.400 Euro çıktığı direksiyondaki şahsın ise Avrupa’daki ‘Ülkücü’lerin önemli isimlerinden Necip İleli olduğu saptandı onunda üzerinde 2.000 Euro çıktığı belirtildi. Aracın sahibi Temel Karahasan’ın ise bu olaydan 3 yıl kadar önce Almanya’da mermi kaçakçılığından yakalanarak Türkiye’ye iade edildikten sonra Samsun ceza evinde yattığı belirtildi. Viyada’ki restoranında bir kaç kez görüştüğüm Temel Karahasan’la Alaattin aracını kendisinden isteyen bir hemşehrisine verdiğini Çakıcı’nın bu araçla geleceğini bilmediğini söylerken aracın önünde fotoğrafını çekmeme izin verdi. Çakıcı’nın kardeşi Gencay (Gençağa) Çakıcı ile tanıdıkları hemen hemen her gün Temel Karahasan’ın restoranında buluşuyordu. Diğer bilgiler ise benim ilk elden yazdığım haberlerden oluştu.

Muammer ELVEREN-ÖZEL

Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.