ARAP BAHARINDA HAVA VE KARA SINIRLARI KAPALI TUNUS’A NASIL GİRDİM?

 

HÜRRİYET ARAP BAHARIYLA KARIŞAN TUNUS’TA

ÖLÜM MANGALARINA KARŞI HALK BİRLİKLERİ

17 Ocak 2011 Pazartesi

TUNUS’u 23 yıl demir yumrukla yöneten Devlet Başkanı Zeynel Abidin bin Ali’nin diplomalı işsizlerin başlattığı eylemlerle terk etmek zorunda kaldığı ülkeye Hürriyet girmeyi başardı. Hava alanlarını kapatan  ve ülkelerin sadece vatandaşlarım tahliye etmek için uçak gönderebildiği Tunus’a Libya üzerinden giren Hürriyet Muhabiri Muammer Elveren, kargaşa ve anarşinin hakim olduğu, ülke ile aynı adı taşıyan başkentte, devrik lidere bağlı ölüm mangalarının insan avına çıktığına tanık oldu. Zeynel Abidin bin Ali’nin devrilmesinin üzerinden 3 gün geçmesine rağmen sokaklar çetelere teslim olmuş durumda. Olaylarda ölen 100’e yakın Tunuslunun çoğu başlarından vurularak infaz edilmiş. Libya’nın Trablus kentinden kalkan uçak ile Tunus hava limanına inen Elveren, ülkedeki kaosu şöyle anlattı:

Başkent Tunus’un sokakları anarşiye teslim olmuş durumda. Devrik lider Zeynel Abidin Bin Ali’nin görevden alınan ‘kişisel ordusuna bağlı eski askerler, ölüm mangaları oluşturarak sokaklarda rastgele ateş açıyor, evleri tarıyor. 100’ün üzerinde Tunuslu, başlarından vurulmuş bir halde ölü bulundu. Evlerini korumak için sopalı, bıçaklı mahalle birlikleri oluşturan halk ise anarşi ve yağmaya direnen ordu birliklerine sevgi gösterilerinde bulunuyor.

Kafadan infaz

Tunus’ta ilk gözümüze çarpan manzara askerlerin tüm köşe başlarını tutması oldu. Tunus’taki olaylarda öldürülen ve sayısı 100’ü aştığı iddia edilen kurbanların çoğu kafasından tek kurşunla vurulmuş. Gündüz saatlerinde bile sokaklarda korku hâkim, çünkü bin Ali’nin “kişisel ordusu”
olarak bilinen Ali Şeriatı komutasındaki Devlet Başkanlığı Güvenlik Örgütü’ne bağlı 1200 kadar askerin eski rejimi geri getirmek için özellikle sokağa çıkma yasağının uygulandığı geceleri, vatandaştan evlerinde rastgele ateş açarak öldürdüğü söylentileri var. Çok sayıda Tunuslu,
görevden alınan ancak silahlarını teslim etmeyen bin Ali’nin eski askerlerinden ve yağmacılardan korunmak için ellerinde sopalarla mahalle savunma grupları kurarak kendilerini korumaya çalışıyor.

Çocuk çeteciler

Ölüm mangaları gündüz saatlerinde de faaliyette. Devrimin yaşandığı Burgiba Caddesi ucundaki Tunusia Palace Oteli’nden çıkarken bir otomobil içinde ortaya çıkan ölüm mangaları etrafa rastgele ateş açtı. Çocuklardan oluşan çeteler de geceleri yağmaya çıkıyor. Buldukları eşyaları alıyor ve ardından ateşe veriyor. Devlet Televizyonu ise önceki gün tutuklanan ölüm mangalarının komutanı Ali Şeriati’nin “halk arasında bölünmeye yol açmak, milli güvenliği tehdit etmek ve Tunuslular arasında silahlı şiddeti kışkırtmaktan’’ mahkemeye çıkacağım duyurdu.

3 kişi yasağı

Sokaklarda helikopter ve ambulans sesleri eksik olmuyor. Sokağa çıkma yasağı hafifletildi. Buna karşın, 3 kişiden fazla toplanma yasağı, kontrol noktalarından kaçmaya çalışanlara sorgusuz ateş açılması gibi yetkilerle askerler güvenliği sağlamaya çalışıyor. Tunus’ta hükümet kurumları, okullar ve dükkânların çoğu kapalı. Bazı kafeler yeniden açıldı, fırınların ve bakkalların önünde uzun kuyruklar oluştu. Olağanüstü hal ilan edilen Tunus’ta ekonomik faaliyetler kesintiye uğramış durumda. Ana tren İstasyonuna saldıran protestocular Bin Ali posterlerini yırtıyor, şiddet olaylarının çoğu Bin Ali ailesinin mülklerine yönelik. Ülkenin yakın geleceğinde belirleyici olacak gücün ordu olduğu görüşü hâkim. Nitekim ordu, ülkede benzini kontrol altına alınca trafiği de kontrol altına almış oldu. Halkın orduya sevgisi Bin Ali’nin devrilmesinin ardından daha artmış. Kent merkezinde her köşe başında bir asker, ölüm mangaları ya da yağmacılara karşı halkı korumaya çalışıyor. Ancak asker de asayişi sağlamaya yeterli olmuyor.

Çatışmaların ortasında kaldım

Kaos ve anarşinin hâkim olduğu Tunus’ta hava kararmaya başlayınca yüksek binalardan ve çatılarda gizlenen çok sayıda direnişçi, güvenlik kuvvetleri ile şiddetli bir çatışmaya girdi. Burgiba Caddesi üzerinde gökyüzü açılan ateş ve izli mermilerin ışıklarıyla yarı aydınlık hale geldi. Hükümet binalarını koruyan ordu birlikleri, tam siper alarak ateşe karşılık verirken, Tunus semalarında sürekli devriye gezen helikopterler, direnişçilerin gizlendiği düşünülen her yeri kurşun yağmuruna tuttu. Kimin nereye ateş açtığı belli olmayan çatışma uzun süre devam etti. Helikopterin yüksek kalibreli mermilerinin çaptığı yerler parçalanarak başkentin ana caddesini toz ve taş yağmuruna tuttu. Sniperlar (keskin nişancılar) ise sürekli yer değiştirerek, hem helikopterleri hem de tankların ardına saklanan askerleri hedef aldı. Kaldığım başkent Tunus’un açık olan ender otellerinden Tunusia Palace’tan sokakların nabzını tutmak üzere dışarı çıkmamın bedeli bir anda çatışmanın ortasında kalmak oldu. Askerler sokağa çıkma yasağının başlamasıyla sorgusuz ateş açma yetkisini kullanıyor. Hele çatışma ortamında olunca hem askerler, hem de direnişçilerin açık hedefi haline geldim. Sniper ve helikopterlerin yoğun ateşinin başlamasıyla kentin uzak mahallelerinden de patlama sesleri gelmeye başladı. 

 Olaylar nasıl başlamıştı?

Tüm dünyada ‘Arap Baharı’ olarak adlandırılan olaylar, 17 Aralık 2010 günü Tunus’ta bir gencin kendini yakmasıyla başladı. İşsizlik nedeniyle okuduğu mesleği yapamadığı için, seyyar satıcılık yaparak sebze ve meyve satmaya başlayan Mühendis Muhammed Buazizi’ye bir zabıta memurunun ruhsatsız iş yapamayacağını söylemesiyle aralarında tartışma başladı. Memur Buazzi’ye hakaret edip tokat atınca bunu içine sindiremeyen Buazizi, protesto için valiliğin önünde kendini yaktı. Halk yaşanan bu olayla birlikte sokaklara döküldü. 18 Aralık’ta Tunus’ta büyük bir protesto gösterileri başladı. 26 yaşındaki Buazizi 4 Ocak günü hayatını kaybedince protestolar halk ayaklanmasına dönüştü.

Devlet Başkanı Zeynel Abidin Bin Ali 300 bin kişiye iş imkânı sağlanacağını ve 2014 yılında görevinden ayrılacağını açıkladı ancak protesto gösterileri ve isyanın devam etmesiyle 14 Ocak’ta sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Halkı çileden çıkaran bu karara tepki olarak göstericiler İçişleri Bakanlığının etrafını sarınca polis gaz bombaları ve ağır silahlar kullandı. Olaylarda 200 e yakın Tunuslu yaşamını yitirdi. İsyan ve protestoların daha da büyümesi üzerine 23 yıl Tunus’u demir yumrukla yöneten Devlet Başkanı Zeynel Abidin Bin aynı gün akşamüzeri görevden ayrıldığını açıklayarak eşiyle birlikte uçağa atlayarak kaçmak zorunda kaldı. Dünyada ‘Arap Baharı’ olarak anılan bu olay  Arap halkları arasında “Yasemin Devrimi” olarak adlandırıldı. 

.  .  .

Tunus’tan tehlike notları

Muammer ELVEREN

Sokağa çıkma yasağı biraz önce başladı. Fırsat bulup buradaki tehlikeyi paylaşayım istedim… Bugün bazı semtlerde durum sakinken yine Habib Burgiba bulvarında kaldığım otelin tam karsısındaki İçişleri Bakanlığı önünde gösteri yapıldı. Göstericilerden bir avukatla görüşürken fotoğrafımızı çekmesi için makinemi birine verdikten sonra yüksek bir binadan içinde bulunduğum kalabalığa ateş açıldı. Polis hemen araçların arkasından, askerlerde helikopterden patlama sesinin geldiği yöne doğru ateş açarken konuştuğum Avukat bana “hemen karşıdaki binalardan birine girmeye çalış giremezsen silah sesleri duruncaya kadar kapı boşluğunda bekle’ dedi. Bende hemen kalabalığın arasından fırlayarak karşıdaki evlerden birinin kapısında durdum ama ortalığın yatışmasını beklemek yerine yavaş yavaş duvar dibinden ayrılmadan kendimi 30 metre ilerideki otele zor attıktan sonra silah sesleri bir süre daha devam etti.

El Hana İnternational Otelinin dokuzuncu katındaki odamın balkonundan aşağı olup bitene bakmaya çalışırken tam karşımda savaş filmlerindeki gibi alçaktan uçan bir helikopteri görünce fotoğrafını çekmek için fotoğraf makinesini kaldırınca, helikopterde elinde uzun namlulu tüfek olanlardan biri elini hızla hareket ettirerek  içeri girmem için uyarı  işareti yaptı. Ateş eder korkusuyla fotoğrafı çekemeden  hemen içeri girdim. daha şaşkınlığım geçmeden birkaç dakika geçmemişti ki odamın kapısı sertçe çalındı. Açtım, kapıdaki otel görevlisiydi ve heyecanlı bir sesle kesinlikle balkona çıkmamam gerektiğini söyleyerek “Az evvel neredeyse sizi vuracaklardı. Helikopterdekiler elinizdeki fotoğraf makinesini önce silah sanmışlar ancak dürbünle baktıklarında fotoğraf makinesi olduğunu anladıkları için sizi içeri girmeniz için uyarmışlar. Nasıl böyle bir şey yaparsınız?. Allah’tan hemen girip perdeleri kapatmışsınız eğer dürbünle bakıp elinizdekinin fotoğraf makinesi olduğunu görmeselerdi şimdi vurulmuş olurdunuz. Güvenlik görevlimizi uyardılar, otelde zaten birkaç kişi kalıyorsunuz. Lütfen bir daha balkona çıkmayın son derece tehlikeli, herkesi tek tek uyarıyoruz’ dedi.

Görevli gittikten sonra gerçekten yaptığımın ne derece tehlikeli olduğunu anladım ama bu kadar kısa sürede helikopterden otele nasıl haber verdiklerine de şaşırmıştım. Perdeler kapalı olduğu halde helikopter bir süre daha otelin karşısında alçaktan tur attıktan sonra gitti.  Tunus’a geldiğimde, yani bir gece önce zaten bomboş olan ve sadece İtalyan gazetecilerle kaldığımız Tunusia Palace oteline gece ateş açılmış cadde tarafındaki birkaç odanın camları yerle bir olmuştu.  Sabah olduğunda otelin müdürü polislerle gelerek bizi şimdi kaldığımız İçişleri Bakanlığının da bulunduğu ve büyük gösterilerin yapıldığı Habib Burgiba Bulvarı üzerindeki ‘El Hana İnternational’ oteline taşıdıktan sonra Tunusia Palace otelini kapatmışlardı. İşte bu notları perdelerini sıkı sıkıya kapattığım bu otelin odasından yazıyorum.

 .   .   .

Fransız devrimi gibi

“İlk kurban yeğeni”

Devlet Başkanı Zeynel Abidin bin Ali’nin eşi Leyla Trabelsi’nin yeğeni, İmed Trabelsi askeri bir hastanede öldü. Hastane yetkilileri, bıçaklandığını açıkladıkları Trabelsi’nin Cuma günü öldüğünü belirtti ancak nasıl ve nerede bıçaklandığı hakkında bilgi vermedi. Trabelsi’nin ölümü, Bin Ali çevresinden de  doğrulanan ilk ölüm olayı oldu.  Tunus’taki olaylarla ilgili televizyonlara konuşan 56 yaşındaki emekli Ferhat Hafayed “Bu tıpkı Fransız Devrimi gibi bir dönemin sonu, gerçek bir değişim yaşıyoruz” derken Gammarth’da bir otelde çalışan Meryem “Şimdi herkes ailesi için endişeleniyor. Devlet başkanı vekili Fuad Mezaba bir burjuva. Halktan gelen biri değil, insanlar onu kabullenmeyecek. Aynı otelde çalışan Abri “Arap dünyası demokrasiye alışık olmadığı için Batı’nın bize yardım etmesi gerekir” diyordu.

 ÇETE YAĞMALARINDAN ARTANI TOPLUYORLAR

Ülkede  devrik liderin ailesinin mülkleri başta olmak üzere çok sayıda ev ve dükkan yağmacıların saldırısına uğradı. Yağmalanan dükkanlardan halk eline ne geçerse topluyor. Kaotik duruma karşı geçici Cumhurbaşkanı Fuat Mebaza liderliğinde ulusal birlik hükumeti kurma çabaları ise sürüyor. Yeni hükumetin bugün açıklanması bekleniyor.

 Dünyanın desteğini aldılar

Kanada’nın Montreal kentinde Tunus Büyükelçiliği önünde toplanan bin kadar Tunuslunun sevinç gösterileri yaptıkları açıklandı. Eski sömürgeci ülke Fransa’nın başkenti Paris’te yaşayan Tu­nuslular ise ABD Başkanı Barack Obama’nın “Yes We Can-Evet Yapabiliriz” sloganı yazılı pankart açarken Marsilya’daki Tunuslular da dev­rik lider Bin Ali için “Diktatörlükten Aranıyor” pankartıyla yürüdü. Ürdün’ün başkenti Amman’da Tunus Büyükelçiliği önünde 100 kadar Ürdünlü sendika üyesi Tunus halkına destek gösterisi yaptı.

 Cezayir’de kendini yaktı

Tunus’ta devlet başkanının ülkesinden kaçmasıyla sonuçlanan isyanı başlatan intiharı hatırlatan şekilde komşu Cezayir’de de belediyenin önünde kendisini ateşe veren bir kişi öldü. Muhsin Buterfif adlı Cezayirli, Bukhadra şehrinde iş ve ev istemek için belediye başkanıyla görüştükten sonra üzerine benzin dökerek kendi­sini ateşe verdi. Ağır derecede yanan Buterfif, önceki gün öldü. Buterfif in ölümü üzerine, başkent Cezayir’in 700 kilometre doğusundaki Tebessa vilayetine bağlı şehirde 100 kadar kişi protesto gösterisi yaptı. Vali de beledi­ye başkanını görevden aldı.

 Yemenli Öğrencilerden “Arapların işine burnunuzu sokmayın” çağrısı

ARAP dünyasında halk ayaklanmasıyla devrilen ilk lider olan Bin Ali’nin sonu, diğer Arap liderlerin de korkulu rüyası oldu. Nitekim Yemen’in başkenti Sana’da toplanan 1000 kadar öğrenci Arap halklarına liderlerine isyan etme çağrısı yaptı. Öğrenciler Yemen’in 32 yıllık Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih’i kast ederek “Devrilmeden bırak” pankartları açtı. Ürdün’deki İslami Hareket Cephesi ise Arap rejimlerine değişim çağrısı yaparak halka daha fazla özgürlük verilmesini talep etti. Suriye’de ise kamu çalışanlarının yakacak ödeneği yüzde 72 artırıldı.

■ Mısır Dış işleri Bakanı Ahmed Ebul Geyt, Batı’yı Arapların iç işlerine karışmamaları konusunda uyardı. Bu hafta Mısır’ın Şarm el Şeyh kentinde Arap dış işleri bakanlarını ağırlayacak olan Ebul Geyt, Arap Birliği’nin bu konuda bir bildiri yayınlamasını talep ettiklerini söyledi. Mısırlı bakan, Tunus’taki ayaklanmanın diğer Arap ülkelerine de yayılacağı yönündeki tahminler için ise “Saçmalık” ifadesini kullandı. ABD Dış işleri Bakam Hillary Clinton, Tunus olayları üzerine, Arap liderleri halkla işbirliği içinde reform yapmaya çağırmıştı.

17 Ocak 2011 Notlarım.

Tehlikeli anlardan notlar

Arap baharı devrimi fitilinin ateşlendiği Tunus’ta devrimini Hürriyet adına yazılı basından tek Türk gazeteci olarak izlediğim günlerde, TRT adına izleyen tek Türk televizyoncu Levent Nacar’dı. İlk  gün sokağa çıkma yasağının olmadığı bir saatte Habib Burgiba bulvarına birlikte çıkmıştık ancak daha on beş dakika geçmeden birden başlayan çatışmaların ortasında kaldık. Yüksek binalardan keskin nişancılar İçişleri Bakanlığı ve önemli binaların bulunduğu bulvarı koruyan tanklardaki askerlere ve üzerlerinde Polis yazılı yelek giydirilen o anda konuşmaya çalıştığımız devrim yönetiminin görevlendirdiği eli sopalı gençlere ateş etmeye başladı. Karşılıklı olarak kurşunlar havada uçuşurken bizde önce polis ve askerlerin korunmak için koşuştukları binaya yöneldik. Çatışanların görüntü ve resimlerini çekmeye çalışan Levent’e mermilere hedef olmamak için yavaş yavaş ve dikkatlice duvar diplerinden giderek olay yerinden uzaklaşmamız gerektiğini söyledim. Ancak çatışmalar mahalle arasında da sürdüğü için kurşunlardan korunmak için evlerin kapı boşluklarına gire çıka otele doğru ilerleyebiliyorduk. O arada çatışma ortasında kalan genç, yaşlı kadın erkek herkes açık bulduğu binaların kapılarından içeri girip ağlaşırken onlarla konuşup görüşlerini almayı da ihmal etmiyorduk.

Neredeyse vuruluyordu

Silah sesleri dinmek bilmiyordu. Ben daha öncede Dağlık Karabağ, Saraybosna, Kosova gibi birkaç kez çatışma ve savaş bölgelerinde çalıştığım için bulunduğumuz ortamın tehlikesini belirterek Levent’i devamlı uyarıyor ve arkamdan ayrılmamasını zira hayati tehlike olduğunu söylüyordum. Kaldığımız Tunisia Palace oteline 100 metre yaklaşmıştık. Levent’e beni takip ederek duvar dibinden ayrılmadan çok hızlı koşup otele girmeyi teklif ettim. Tamam, dedi ve kurşun seslerinin kesildiği bir anda olanca gücümle Leveeeeent koooş diye bağırarak bulunduğumuz yerden fırladık. Biz daha otel kapısına varmadan birden silahlar yeniden patlamaya başladı. Arkamdan geldiğini düşündüğüm için ben hızla otelin dış kapısından içeri girmeyi başarmıştım ama bir baktım Levent yok. Eyvah, diyerek geriye doğru bakınca birde ne göreyim 15 metre kadar ileride Levent yerde yüzüstü yatırılmış birkaç asker etrafında ona silah doğrultmuştu. Meğer biz koşarken ateş etmekte olan askerlerin görüntüsünü almak için kamerayı doğrultunca onu uyarıp yere yatırmışlardı. Otelin kapısından askerlere beni görmeleri için el sallayıp Arapça ‘ Türk gazeteci, bırakın’ diye seslenince yanıma gelen otelin güvenlik görevlileriyle koşup durumu anlatınca serbest bıraktılar. Levent ilk kez böyle ayaklanma, çatışma olan bir bölgede çalışıyordu ama beni dinlememenin bedelini neredeyse hayatıyla ödüyordu. Otele girdiğimizde yüzü bembeyaz olan Levent nefes nefese ‘Abi kusura bakma görüntü çekeyim derken hayatımdan oluyordum, derdimi anlatamadım yere yatırdıklarında sen bağırmazsan belki de vuracaklardı” diyerek bana sarıldı. Tunus’ta birinci gün böyle geçerken gece otelimiz kurşunlandığı için ertesi gün otel değiştirmek zorunda kaldık.

 TEHLİKE UYARILARIMA RAĞMEN ASKERLERİN GÖRÜNTÜSÜ ALMAYA ÇALIŞAN LEVENT NACAR HAYATINDAN OLUYORDU 

. . .

Kaldığımız otele ateş açtılar

Dün gece İtalyan Rai ekibi ile kaldığım olayların başladığı ve başta İçişleri bakanlığı ile devlet kurumlarının da bulunduğu Habib Burgiba Bulvarı ucundaki Tunusia Palace oteline uzaktan ateş açıldığı gerekçesiyle bu sabah kapatıldı. Gece askeri bir yetkili odalara gelerek kimsenin cam kenarına yaklaşmamasını ve perdeleri sıkıya sıkıya kapatıp güvenlik nedeniyle dışarı çıkılmamasını istedi. Sabah kalktığımızda bir Resepsiyon memuru, sandviç yapan eleman ve üç güvenlik görevlisi dışında tüm çalışanların işe gelmediğini öğrendik.  Güvenlik görevlileri oteli terk etmemiz gerektiğini ve Habib Burgiba Bulvarı üzerinde İçişleri bakanlığının da bulunduğu askerlerin Panzerlerle koruduğu El Hana İnternational oteline yerleştirileceğimizi bildirdiler.

 

Yine ateş açtılar

Saat 09.00 da her zaman gösterilerin yapıldığı bulvarda halk toplanmaya başladı ve kalabalık artarak devam etti. 1000 e yakın kişinin toplandığı protesto gösterilerinde Ben Ali ve karısı Leyla Trabelsi aleyhine slogan atmaya başladılar. Polis ve askerin etrafını sardığı kalabalık `Tunus’a özgürlük, demokrasi istiyoruz, baskı rejimine hayır, Ben Ali’nin partisini Ulusal Birlik hükümetinde istemiyoruz’ sloganları atmaya başladılar.

Bende aralarına girip görüşmeler yaparken, orada olduğumu kanıtlamak için gösterinin kortej başında bulunan bir Avukatın yanındaki birine Türk olduğumu söyleyerek göstericilerin arasında fotoğrafımı çekmesini istedim. Fotoğraf çekilirken tam o sırada yüksek bir binadan silah sesi geldi. Fotoğraf makinasını alırken göstericileri koruyan asker, polis ve semt muhafızlarından oluşan gençler ateş sesinin geldiği yöne doğru fırladılar. Polis bir minibüsü siper ederek ateş ederken yanımdaki Avukat bana “hemen karşıdaki binalardan birine girmeye çalış giremezsen silah sesleri duruncaya kadar kapı boşluğunda bekle’ dedi. Bende hemen kalabalığın arasından fırlayarak karşıdaki evlerden birinin kapısında durdum ama ortalığın yatışmasını beklemek yerine yavaş yavaş duvar dibinden ayrılmadan kendimi 30 metre ilerdeki otele zor attım.

Burada bazı semtlerde hayat normal akışında devam ederken yer yer sokak çatışmaları oluyor.  Götürüldüğümüz El Hana İnternational oteli ise kelimenin tam manasıyla `Ateş Hattı’nda. Bulvar iki ucundan tank ve panzerlerle korunup toplanma yasağı olduğu halde gece bulvara çıkan ara sokaklardan ateş açanlar asker gelinceye kadar ortadan kayboluyor.

———————————————

 MUAMMER ELVEREN ATEŞ ALTINDA TUNUS’TAN BİLDİRİYOR

18 Ocak 2011 Salı

 Sarışınların gölgesinde Sniper savası

Hanedana karşı bir halk ayaklanması yaşanan Tunus’ta olaylar durulmuyor. Hanedana bağlı muhafız alayı ile ordu arasında sokaklardaki ‘keskin nişancı’ (sniper) savaşı sürüyor. Her iki taraf da hareket eden her şeye ateş açıyor. Bu arada, ordu askerlerine sokakta bir araçtan ateş açıp kaçanların üzerinden İsveç pasaportu çıktı. İki yabancı sarışın provokatörü mahalle koruma mangaları polise teslim etti.

HALK devriminin ardından kaos ve anarşiye giren Tunus’ta 4 gündür sokakları savaş alanına çeviren devrik Devlet Başkam Zeynel Abldin bin Ali’ye bağlı asi askerlerden oluşan ölüm timleri ile Tunus ordusu arasında ‘sniper savaşı’ tüm hızıyla sürüyor. Bin Ali’ye sadık ‘ölüm timleri’ çatılardan ve saklandıkları evlerin pençelerinden başta askerler olmak üzere sivil asker ayrımı yapmadan ölüm yağdırıyor. Tunus’a ilk giren Türk muhabiri Muammer Elveren ’in kaldığı otel de sniperların açık hedefi haline gelince kapatıldı.

 ‘Domuz avlıyorlarmış’

Askere ateş eden İsveçliler polise teslim oldu

Sokaklarda terör ve ölüm kol gezerken, sivil halkın örgütlenerek kurduğu mahalle savunma birlikleri domuz avı için geldiklerini söyleyen silahlı 9 İsveçliyi çatışma alanın ortasında ele geçirdi. Polis, muhalefet partilerinin binasının çevresinde de 4 Alman pasaportlu şüpheliyi yakaladı. Ülke ile aynı adı taşıyan başkent Tunus’ta helikopterler ve Sniperların (keskin nişancı) önceki geceki çatışması sırasında hükümet binalarına ateş açarak kaçan 2 şüphelinin otomobilinden 2 İsveçli çıktı. Sivillerin oluşturduğu mahalle savunma timlerinin yakaladığı 2 İsveçli feci şekilde dövüldükten sonra polise teslim edildi. Ardından polis 7 İsveçliyi daha ellerinde silahlarla çatışma bölgelerinde tutukladı.  İsveçliler, ülkeye domuz avı için geldiklerini ve silahlarım ise, sokakların güvenli olmaması nedeniyle beraberlerinde taşıdıklarını söyledi. Ancak Yasemin Devrimi adı verilen sokak eylemlerinin üzerinden 4 gün geçmesine rağmen İsveçlilerin neden çatışmalarının en yoğun olduğu başkentte kaldıkları bilinmiyor.

Protestolar yayılıyor

TUNUS’ta 17 Aralık’ta kendini yakarak ülkedeki devrimi tetikleyen Muhammed Buazizi’nin protestosu yayılıyor. Önceki gün Mısır Parlamentosu önünde bir kişi kendini yaktı. Tunus ve Mısır gibi işsizliğin yaygın olduğu Cezayir’de ise son 5 günde 4 kişi kendisini yaktı Moritanya’da da varlıklı bir aileden gelen 40 yaşındaki işadamı, hükümetin, kendi aşiretine kötü davranmasını protesto etmek amacıyla devlet başkanlığı sarayı Önünde kendini ateşe verdi.

 Saraybosna gibi

CAN güvenliğinin olmadığı Tunus’taki tek Türk gazeteci Hürriyet muhabiri Muammer Elveren, gelişmeleri şöyle anlattı: “Hükümet binalarının bulunduğu Habib Burgiba Bulva­rı üzerindeki Tunusia Palace Oteli önceki gece meydana gelen saldırılarda açık hedef haline geldi Bir grup İtalyan gazeteci ile kaldığımız otel Sniperlar saldırınca kapatıldı. Bosna Hersek savaşı sırasında Sırp Sniperların terö­rünün aynısı burada da yaşanıyor. Her an bir keskin nişana ateşiyle vurulmak mümkün. Sokağa çıkma yasağı başladı. Habib Burgiba Bulvarı’nda İçişleri Bakanlığı önünde gösteri yapıldı. Yüksek bir binadan içinde bulun­duğum kalabalığa ateş acildi Polis araçların arkasından, asker de helikopterden patlama sesinin geldiği yere ateş açtı. Silah sesleri bir sure devam etti. Sokakta ise, bir anda kendimi protesto gösterisinin ortasında bul­dum Binden fazla gösterici, keskin nişancı ateşine rağmen sokaklara boşaldı ve içişleri Bakanlığı önünde gösteri düzenledi Halk, ölüm mangaları ve yağmacılardan sivilleri korumaya çalışan orduya çok güveniyor. Ordunun bin Ali hanedanına sadık olmaması da askere karşı sempatiyi artırıyor.

 6 ay içinde seçim yapılacak

TUNUS Başbakanı Muhammed Gannuşi, “en geç 6 ay içinde” genel se­çime gideceklerini açıkladı. Dün ulusal birlik hükümetini açıklayan Gannuşi, “Anayasaya göre 45-60 gün içinde seçim yapılmalı ancak demokratik bir seçim için gereken reformlar düşünüldüğün­de bu süre yeterli değil” dedi.

Tunus İçişleri Bakanlığı, son bir aydaki olaylarda 78 sivilin yaşamını yitirdiğini, 94’ünün de yaralandığını duyurdu. Kaç güvenlik görevlisinin öldüğü konusunda ise bilgi veril­medi Olayların ülke ekonomisine maliyetinin ise 3 milyar dinar (1,6 milyar Euro) olduğu vurgulandı.


First Lady Leyla 1,5 ton altınla kaçtı

TUNUS’un devrik Devlet Başka­nı Zeynel Abidin bin Ali’nin, yolsuz­luktan nedeniyle halk tarafından nefret edilen eşi Leyla Trabelsi’nin ülkeyi kaçarken dahi soyduğu iddia ediliyor. 14 Ocak’ta başkanlık aile­sinin kaçışını inceleyen Fransız gizli servisine göre Leyla Trabelsi altın külçeleri almak için Tunus Merkez Bankası’na gitti. Banka yöneticisi bu talebi geri çevirdi Leyla Trabelsi daha sonra kocası bin Ali’yi aratın­ca külçeler verildi Leyla Trabelsi değeri yaklaşık 93 milyon lira olan 1,5 tonluk külçelerle Dubai’ye uçtu. Ardından Cidde’de kocasının yanma döndü. Tunus’un önde gelen ekonomisti Moncef Cheikhrouhou da iddiayı doğruladı. Cheikhrouhou, Bin Ali’nin muhafız­larının merkez bankasına yaptıkları baskında daha fazla altın almalarını ordunun önlediğini de söyledi

Kaçışa yardım etti. Yine Fransız gizli servisinin elde ettiği bilgilere göre bin Ali ülkeyi bu kadar hızlı terk etmeyecekti. Ancak güvenlik güçlerinin halka ateş açmayı reddetmesi üzerine kaçmak zorunda kaldı. Devrik liderin ülkeyi nasıl terk ettiği hala açık olmasa da Avrupalı elçiliklere göre Libya güvenlik güçlerinin kaçışta rolü vardı.

 İktidar çekişmesi kolay bitmeyecek

BAŞKAN VEKİLİ eski meclis başka­nı Fuad Mebaza tarafından hükümeti kurmakla görevlendirilen, bin Ali döneminde de başbakanlık görevini yürüten Muhammed Gannuşi, yeni hükümeti duyuracağım açıkladı. An­cak siyasi gözlemcilere göre hükümet tarafından tanınmayan muhalefet gruplan ile göstericiler ile yapılan birkaç makyaj değişikliğinden sonra eski rejimin kalıntılarının yeniden hâkim olmasına çalışan iktidar ara­sında çatışmalar sürecek. Öte yandan Zeynel Abidin bin Ali’nin son günlerinde gözaltına alınan muhalif blog yazan Selim Amamou yeni kabinede gençlik ve spordan sorumlu bakanlığa getirildi.

 Erdoğan ‘ Hareket dalga dalga yayılıyor.

SURİYE’nin başkenti Şam’a dün giden Başbakan Tayyip Erdoğan, Tunus ve bölgedeki diğer ülkelerde yaşanan olaylarla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Tunus’taki gelişmeler veya bu bölgelerdeki buna benzer gelişmeler aslında bu bölgede bir hareketlenmenin olduğunu ve dalga dalga yayıldığını gösteriyor. Temennimiz odur ki bunlar süratle aşılır. Yönetimlerin tabii ki halkı ile bütünleşmesi çok önemli. Halkı ile kaynaşması çok önemli. Burada buna benzer sıkıntılar var. Olayın sadece istihdamdan, işsizlikten kaynaklandığını düşünmüyorum. Bunun dışında birçok şeyin olduğunu, özellikle hak ve özgürlükler noktasında birçok sıkıntıların olduğunu değerlendiriyorum. Bunun üzerine herhalde oradaki iktidarlar da gerekli değerlendirmeleri yapacaklardır.

 Mahalleleri sivil timler koruyor.

Kadınlar ön safta

GENERAL Raşid Ammar göre­ve gelir gelmez, her mahallede sivil gençlerden oluşan mahalle koruma timleri kurdurttu. Her mahalleye ayrı bir parola verildi. Kent merkezinde ordu hakim ancak mahallelerde bin Ali yan­daşları ve yağmacılara karşı halk timleri savunma yapıyor. Zeynel Abldin bin Ali’ye bağlı asi asker­ler hanedanın kaçmadan önce yaşadığı Kartaca Sarayı’nda da direnişini sürdürüyor. Tanklar ve özel birlikler Sarayı kuşattı.

. . .

18 Ocak 2011 Salı Notlarım

Tunus’ta bu öğleye doğru yine gösteriler ve silah sesleri arasında vatandaşlar dışarı çıktı mağazalar bankalar ve idari yerler bazıları 2 bazıları 3 saat açık kaldıktan sonra kapandı. Olayların merkezi olan Habib Burgiba bulvarının iki uçundaki tankların üzerine vatandaşlar çiçek ve güller koydu. 

Polis ve asker ise devamlı tetikte öğlen sıralarında yapılan gösterilerde ben alın yandaşı 6 bakanın hükûmette yer alması protesto edildi. Benzincilerin büyük bolumu kapalı acık olanları ise taksilere 15 vatandaşa 10 litre benzin veriyor. Helikopterler aralıksız kantın üzerinde dolaşıyor. Bugün diğer günlere nazaran daha fazla çelik yelekli polis her caddenin iki ucunu ve sokak başlarını tutmuş durumda. Büyük caddelerde cirit atan mahalle muhafızı gençler mahallere çekilmiş durumda. Asker kilit noktalarda tanklarla güvenliği sağlarken kimlik kontrolleri yapıyor. Ulusal birlik hükûmeti başbakan Mohamed Ghannouchı ile ve 38 bakandan oluştu. Hükümette adalet bakanı Lazhar Karouı Chebbı, Milli Savunma Bkanı Rıdha Grıra, Dışişleri bakanı Kamel Morjane, İçişleri Bakanı Ahmed Frıaa, Din işleri Bakanı Laroussı Mızourı ‘  Endüstri ve Teknoloji Bakanı Muhammed Aafıf Chelbı, Maliye Bakanı Rıda Chalghoum oldu.  Halk başta Başbakan olmak üzere Milli Savunma, Dışişleri, İçişleri, Maliye, Endüstri ve Başbakan nezdindeki bakan Abdeljelil Bedouı `ye Ben Ali’nin has adamları en kilit bakanlıklara atandı diyerek karsı çıkıyor.

Tunus’taki isyana bakan dayanmıyor

 19 Ocak 2011 Çarşamba

 Devlet Başkam Sin Ali’yi ülkeden kaçırtan Tunuslu isyancılar, seçim süreci için kundan hükümeti
de beğenmedi ve sokaklara döküldü. Göstericiler hükümetteki eski rejimin bakanlarına itiraz etti.

 Yeni hükümetin kurulmasının üzerinden 24 saat geçmeden, mu­halif 4 bakan görevlerinden istifa etti. Yasemin Devrimi, bir seyyar satıcının kendini yakmasıyla baş­lamıştı. Dün de Mısır’da üç protes­tocu, olumsuz yaşam koşullarına isyan ederek kendini yaktı.

 Eller tetikte

Devlet Başkanlığı’nı vekâleten yürüten Mec­lis Başkanı Fuad Mebaza, sıkı koruma altın­daki Başbakanlık binasına giderek Başbakan Muhammed Gannuşi ile kriz toplantısı yaptı.

 Yasemin artçıları

19 Ocak 2011 Çarşamba

Kuzey Afrika’nın kaynayan kazanı Tunus, kaosa bir girdi pir girdi. Devlet Baş­kanı Bin Ali’nin ülkeden kaçmasına neden olan protestoların yeni hedefi, seçime kadarki 2 ay boyunca yönetimi sağlayacak olan geçici hükümet. Eski rejimden bazı bakanların yeni kabinede yer alması, sokak gösterilerini yeniden ateşledi Ka­binedeki 4 bakan, göreve getirilmelerinin üzerinden 24 saat geçmeden istifa etti.

TUNUS’taki halk ayaklanması, yeni statükoyu da devirmek üzere. Yaklaşık çeyrek yüzyıldır Devlet Başkanlığı koltuğunda oturan Zeynel Abidin bin Ali’nin ülkeden kaçmasına yol açan Tunuslu muhalifler, seçim süreci için kurulan ki aylık hükümeti de beğenmedi. Sosyal medya siteleri üzerinden organize olan protestocular, dün yine oldukça kalabalık gruplar halinde sokağa dökülerek, Başbakan Muhammed Gannuşi’nin kurduğu geçici hükümete veryansın etti.
Protestoların yaşandığı saatlerde, yeni hükümetin kurulmasının üzerinden daha 24 saat geçmemesine karşın, üçü kabinenin Tunus İşçi Birliği’nden olmak üzere 4 bakan, görevlerinden istifa etti. İstifacı bakanlar, bu kararlarına gerekçe olarak, kabinede, Zeynel Abidin bin Ali’nin partisi Demokratik Anayasal Hareket’ten (RCD) üyeler bulunmasını gösterdi. Böylece yeni hükümet, kurulmasından bir gün sonra kendi­ni eli kolu bağlı halde buldu.

Gannuşi’den savunma

Paris’te bulunan Başbakan Muhammed Gannuşi ise, kurduğu hükümeti savunarak, adı açıklanan tüm bakanların “ellerinin temiz” ol­duğunu savundu. Tunus Başbaka­nı, iddiaların odağındaki eski First Lady Leyla Trabelsi’nin ailesinin yargılanması sözünü de verdi. Tunus’a dönüşü yasaklanan İslamcı lider Raşit Gannuşi’ye ise yollar şimdilik kapalı. Bin Ali’nin devrilmesinin ardından Tunus’un
ikinci bir devrime ihtiyacı olduğunu söyleyen Gannuşi, “Diktatör rejimi hâlâ sürüyor. Anayasa, parti ve parlamento olduğu yerde duruyor” dedi Ancak Başbakan Muhammed Gannuşi, hukuken affedilmediği sürece İslamcı liderin ülke sınırlarından içeri alınmasının söz konusu olmayacağını vurguladı. Yasaklı durumdaki İslamcı Ennadha Partisi’ninse, buna rağmen seçimlere katılmak üzere başvurma kararı aldığı belirtildi. Ayrıca muhalefetteki Cumhuriyet Kongresi Partisi’nin sürgündeki lideri Moncef Marzuki, dün Paris’ten ülkesine döndü. Marzuki’nin, Devlet Başkanlığına adaylığını koyması bekleniyor.

 Domino etkisi kendini yakmak mı

TUNUS’u Yasemin Devrimi sürecine götüren “kıvılcım”, işi­ni yapmasına engel olan zabıta memurlarım protesto eden üni­versiteli Muhammed Buazizi’nin kendisini yakması olmuştu. Buazizi’nin kıvılcımı, bölge ülke­lerini hareket geçirdi. Mısır’ın Ka­hire ve İskenderiye kentlerinde 3 protestocu, olumsuz yaşam ko­şullarına isyan ederek kendisini yaktı. Kahire’deki eylemde, Mu­hammed Faruk Muhammed el- Said adlı kişi, kaybolan kızının bulunamamasına tepki göster­mek için, Başbakanlık önünde kendini yaktı ve öldü. Mısır Dı­şişleri Bakanı Ahmed Abul Gayt, kendini yakmanın, Tunus’tan sonra Mısır’da görülmesinin, do­mino etkisine bir örnek oluşturup oluşturmadığına ilişkin tartışmaları “saçmalık” olarak değerlendirdi.

TUNUS’TA AKARYAKIT  İSTASYONLARI KAPALI, AÇIK OLAN BİR İKİ  YER TAKSİ VE HİZMET ARAÇLARINA 15 VATANDAŞA SADECE 10 LİTRE BENZİN VERİYOR

. . .

Foto altları

Ekmek aslanın ağzında

ÜLKEDE bir ayı aşkın bir süredir devam eden gerginlik, gündelik yaşamı olumsuz yönde etkiliyor. Hemen her hizmetin aksadığı ülkede ekmek almak içinde artık uzun kuyruklarda beklemek gerekiyor. Sırası gelip de ekmeğini alanların yüzü gülerken, beklemeye devam edenle­rin tedirginliği yüzlerinden okunuyor. TUNUS’ta göstericiler en çok, yeni kurulan hükumette, eski rejimin bakanlarının da yer almasına itiraz ediyor. Gösteriler sırasında, polis olası çatışmaları önlemek amacıyla çeşitli noktalarda göz yaşartıcı bomba kullanıyor.

 Tek tek indirdiler

ZEYNEL Abidin bin Ali’yi koltuğundan indiren halk, artık nefretle andığı eski liderine ait iz bırakmamakta ısrarlı. Dünyanın hemen her coğrafyasında olduğu gibi Tunus’ta da, otoriter liderin koltuktan indirilmesiyle birlikte, onu hatırlatan fotoğraflar, bayraklar, Şamalar, ikonlar, büyük bir hızla sokaklardan, evlerden, iş yerlerinden sökülüp çöpe atılıyor. Protestocular, seçime kadar görevi devralacak hükümetin de kandırmaca olduğunu savunuyor. On­lara göre çıbanın başı RCD. Yani, devrik lider Bin Ali’nin partisi. Bu partiden bakanların yeni kabinede de yer alması, muhalefete göre, geçici hükumetin samimiyetsizliğim kanıtlamaya yeterli bir durum.

Bin Alilerin milyarlık serveti

TUNUS’ta bir muhalif liderin, “Bin Ali’nin karısı Leyla kaçarken 1,5 ton altın kaçırmış” sözü üzerine ülkedeki eylemlerde, “Hanedanı asalım ama altınları da geri alalım” sloganları yankılandı. Ancak Merkez Bankası Başkanı Habib Maalej, “Altın rezervlerimiz yerinde” diyerek iddia­ları yalanladı. Yeni bir iddiaya göre de, devrik Devlet Başkanının, yurtdışındaki Özel bankalarda yaklaşık 1,5 milyar dolarlık serveti bulunuyor. Bin Ali’nin, malvarlığını, yabana özel bankalara aktardığı öne sürüldü. Öte yandan Bin Ali’nin eşi Leyla’nın milyarlık servetini, bankalarında saklı tutulduğu öne sürülen ülkelerin başında gelen İsviçre, iddialara sessiz kalamadı. Başkent Bern’deki federal başsavcılık, konuyla ilgili olarak bir soruşturma açtı.

. . .

19 Ocak 2011 Salı Notlarım

Büyükelçiliğe Sniper ateşi

Olayların bir turlu durulmadığı Tunus`ta kaos ortamı oluşturmak ve vatandaşı tedirgin etmek amacıyla Bin Ali`nin silah teslim etmeyen bazı muhafızları terör yaratmaya devam ediyor. Yüksek binalardan nokta atisi yapan bu keskin nişancılar yüzünden daha önce kaldığım Tunus Palas oteli güvenlik nedeniyle tahliye edilip kapatılmıştı. Evvelki aksam Devlet Başkanlığı Sarayına komsu olan Büyükelçilik Rezidansının da bu Snipercıların serseri kurşunlarından nasibini aldı. Bin Alinin Sarayını ele geçirmek için kuşatan ordu birlikleri içeride kalan Bin Ali’nin muhafızları ile çatışmaya girdi. İçeriden dışarıya ateş açan bu kesin nişancıların bir kurşunu da Büyükelçi Akın Algan’ın personelle kaldıkları rezidans bahçesine düştü. Çatışma sonunda ordu Cumhurbaşkanlığı sarayını teslim alarak saray muhafızlarından temizledi. Büyükelçilik polisi ve askeri Ataşesi yaptıkları aramalarda kursunu bahçede bulduktan sonra zaten bir avuç kalmış personele güvenlik nedeniyle cam kenarlarına yaklaşılmaması talimatı verildi.

Erzak sıkıntısı ve güvenlik

Bu arada ülkede baş gösteren erzak sıkıntısı Büyükelçiliğimizi de etkiledi. Güvenlik nedeniyle polisi, kâtibi, askeri ataşesi, koruması, aşçısı, sekreteri ve THY Meydan müdürünü ile Rezidansta kalan Tunus Büyükelçimiz Akın Algan elçilikteki erzak bitince gündüz personelin buzdolaplarında kalanları getirdiklerini daha sonra Kızılay’ın imdada yetişerek gıda desteği yaptığını söyledi. THY`nin sefer başlatması nedeniyle de gıda sıkıntısını tamamen aşıldığını belirten Büyükelçi Algan Hürriyete yaptığı açıklamada olayların durulmadığını aksam Kançılaryadan personel ile çıktıktan sonra makam aracının Türk bayraklı forsunu açarak gittiği halde Rezidansa giden yolda kimlik kontrolü ve güvenlik için kurulan askeri barikatlara daha önceden bilgi vermelerine rağmen bir kaç kez durdurulduklarını ve Tunuslu polis Türk Büyükelçisi diyerek uyardıktan sonra selam durarak yol verdiklerini söyledi. Evvelki gün Habib Burgiba bulvarında yapılan gösterilerde göstericiler ile polis arasında çıkan çatışma nedeniyle bugün bölge polis ve asker kordonu altına alindi. Bulvarın her yüz metresine çevik kuvvet polisi yerleştirildi.

Bin Ali’nin 5 milyar Euro serveti takibe alındı

Tunus`un kaçan Devlet Başkanı Bin Ali`nin Forbes’e göre 5 Milyar Euro olan servetini kullanamaması için harekete geçildi. Kara Para aklamayı önleme kurumu `Transparency Inernatinal` Bin Ali ve yetki vermiş olabileceği kişilerin araştırılarak bu serveti kullanmalarını önleme kararı aldı.  Aralarında Fransa’nın da olduğu Paranın gidebileceği muhtemel ülkeler adli makamlarına dava açan Kara Para aklamayı önleme kurumu Bin Ali ve Ailesinin bu serveti kullanmalarının önlenmesi için varsa daha önce açmış oldukları hesaplarında dondurulmasını istedi. Fransa Kara Para takip birimi `Tracfin`de Elysee sarayından aldığı emirle Bin Ali serveti ile karısının altınlarının Fransa’ya girmemesi için önlem aldıkları belirtildi. Bu arada Devlet Başkanı Bin Ali kaçtıktan sonra Tunus borsası kendisi, karısı ve ikisinin akrabalarının yüksek miktarlarda işlem yapmalarını engellemek için Tunus Borsası geçtiğimiz Pazartesi gününden beri kapalı. BU sure içinde Tunus Borsasının göstergesi kabul edilen Tunindex`in yüzde 13 değer düşüşüyle önemli miktarda değer kaybettiği belirtildi.

 Türk elçiliğine Kızılay yardımı

Muammer ELVEREN- Tunus

 20 Ocak 2011 Perşembe

SOKAK eylemleriyle başlayan halk devriminin ardından kaos ve anarşiye teslim olan Tunus’taki Türkiye Büyükelçiliği, krizin ilk günlerinde yiyecek stokunun tükenmesi sonucunda açlıkla karşı karşıya kaldı. Tunus Büyükelçimiz Akın Algan, Hürriyet muhabiri Muammer Elveren’e, buzdolaplarında kalan son yiyecekler ve Kızılay yardımıyla yaşadıklarım belirterek, ‘THY seferleri yeniden başlayana kadar yiyecek sıkıntısı yaşandı” dedi.

 Bir yanda muhaliflerin gösterisi diğer yanda devrik lider Zeynel Abidin bin Ali’ye bağlı asi askerler ve yağmacı terörünün yaşandığı Tunus’ta zor günler geçirdiklerini belirten Büyükelçi Algan, kendisi ve güvenlik dâhil 7 personelle hizmete devam ettiklerini söyledi. Askeri Ataşe pencerelere yaklaştırmadı. Türk elçiliği Zeynel Abidin bin Ali’nin, devlet başkanlığı sarayı olarak kullandığı Kartaca Sarayı’nın hemen yanında. Saraya saklanan Bin Ali’nin askerleri 5 gündür ordu birliklerinin kuşatması altındaydı. Sarayda önceki gün şiddetli çatışma çıktı. Bu sırada mermiler Türk elçiliğine de düştü.

 İsviçre hesapları donduruyor

BU arada Tunus’un isteği üzerine İsviçre, devrik lider Zeynel Abidin bin Ali’nin banka hesaplarını dondurma kararı aldı. İsviçre Dı­şişleri Bakam Micheline Calmy-Rey, bin Ali’ye yönelik hesap dondurma tedbirinin hemen yürürlüğe gireceğini söyledi BM de haftalardır süren gösteriler sırasındaki can kayıplarıyla ilgili incelemelerde bulunmak üzere Tunus’a insan hakları heyeti gönderiyor.

Aile üyelerine tutuklama

DEVRİK Tunus lideri Zeynel Abidin bin Ali’nin ailesinden 33 kişi, “Tunus’a karşı suç işlemekten” tutuklandı. Tunus devlet televizyonunun haberinde, aile üyelerinin ele geçirilen altın ve mücevherleri de gösterildi. “Resmi bir kaynağa” atfen televizyonda okunan bildiride, tutuklananların “adalet önüne çıkmaları için soruşturmanın sürdürüleceği” belirtildi. Haberde aile üyelerinin kimler olduğu konusunda ayrıntılı bilgi verilmedi.

 ———————————————-

HAVA VE KARA SINIRLARI KAPALI OLAN TUNUSA NASIL GİRDİM?

17 Ocak 2011

Arap Baharı diye büyük ümitlerle başlayan ancak bazı ülkelerde kaosa dönen Demokrasi hareketlerinin başladığı Tunus’taki ayaklanmaları  “Sakın gitme çok tehlikeli” uyarılarına rağmen Tunus Hava limanı ve kara sınırları kapalı olduğu halde Libya üzerinden gidip günlerce izlemiştim.

17 Ocak 2011… O gün ne olmuştu. Bir gazetecilik dersi niteliğindeki Tunus’a girişimden sonra olanları anlatayım. Arap Baharı olarak adlandırılan ve Devlet Başkanı Zeynel Abidin Bin Ali’nin eşiyle birlikte Tunus’u terk edip kaçmasını beraberinde getiren ayaklanmalar sırasında kara ve hava sınırları kapalı olan Tunus’a girmeyi başarmıştım. Ordunun Tunus’ta güvenliğini sağlamak için bütün yolları kestiği askerlerle çektirdiğim Tankların birinin önünde mendilli takım elbiseli çektirdiğim fotoğrafın yazdığım haberle gazetede sürmanşet kullanılmasını bazı meslektaşlarım sosyal medyada  “Ayaklanma ve çatışma riski olan bir bölgeye takım elbiseyle gidilir mi?” şeklinde yorumlanmıştı.

O dönemde Ankara Temsilcimiz olan Deniz Zeyrek telefonda bunları anlatırken güldüğümü duyunca “Abi ben böyle düşünmüyorum, sadece bilgin olsun istedim’ deyince bunun çatışma bölgelerinde çalıştığım zaman bazen başvurduğum bir gazetecilik taktiği olduğunu söylemiştim. Bir gün önce Genel Yayın yönetmeni Enis Berberoğlu gece yarısı beni arayıp “Muammer biliyorsun Tunus’ta ayaklanmalar ve çatışmalar şiddetlendiği için kara hudutları ve hava limanları kapatıldı.  Sen bu şartlar altında Tunus’a gidebilir misin? diye sormuş bende “Gidebilirim, ama birkaç yere telefon edip bilgi alayım en hızlı şekilde sana dönerim” demiştim. 

Hemen Paris’e telefon edip benden arada bir haber soran Tunuslu gazeteci bir arkadaşıma ulaştım. Bana durumun gerçekten tehlikeli olduğunu ve sokaklarda silahlı grupların terör estirdiğini, gidersem son derece dikkatli olmam gerektiği konusunda uyardı.  Ardından Tunus Büyükelçimiz Akın Algan’ı arayıp ‘Bir yolunu bulup Tunus’a gelmek istiyorum durum nedir Sayın Büyükelçim?’ diye sorunca oda “Son derece tehlikeli, biz bile çatışmalar nedeniyle Elçilikten çıkmıyoruz. Cumhurbaşkanlığı Sarayı yakınımızda ve orayı kuşatan Devlet Başkanı aleyhtarlarının sıktıkları mermiler Elçiliğimiz bahçesine düşüyor. Gelmeni tavsiye etmem çok tehlikeli. Ben bunu Ankara büronuza da söyledim’ dedi.  Gerçekten de sokak eylemleriyle başlayan halk devriminin ardından kaos ve anarşiye teslim olan Tunus’taki Türkiye Büyükelçiliği, o günlerde yiyecek stokunun tükenmesi sonucunda açlıkla karşı karşıya kalmış, Kızılay’dan erzak yardımına başvurmuş ve dışarı çıkılamadığı için uçak seferleri başlayıncaya kadar yiyecek sıkıntısı çekmişti. Bir yanda muhaliflerin gösterileri, diğer yanda devrik lider Zeynel Abidin bin Ali’ye bağlı askerler ve yağma terörünün yaşandığı Tunus’a gitmek akıl karı değildi.

TUNUS’TA ARAP BAHARI AYAKLANMALARI SIRASINDA GİTTİĞİM LİBYA’DA BÜYÜKELÇİMİZ LEVENT ŞAHİNKAYA İLE TRABLUS BÜYÜKELÇİLİĞİNDE 

.  .  .

Daha önce Tunus, Libya ve Mısır’da birçok olay izlediğim için gitmeyi kafama koymuştum işte. Artık gazetecilik mi dersiniz, delilik mi dersiniz bilemiyorum. Hemen daha önce Paris’te görev yapmış olan ailece de görüştüğümüz değerli dostum Libya Büyükelçisi Levent Şahinkaya’yı arayıp Libya üzerinden mutlaka Tunus’a girmek istediğimi ve bana şoförlü bir Jeep bulabilmem için yardımcı olabilirse makbule geçeceğini söyledim. Sevgili Levent  ‘Gel hallederiz’ dedikten sonra Enis Berberoğlu’na Libya üzerinden kara yoluyla Tunus’a girmeyi deneyeceğimi bildirip sabah doğru hava limanına gittim. Öğlen saatlerinde kalkan Libya uçağına bilet alıp Trablus’a indiğimde otele yerleştikten sonra Elçiliğe geçtim. Büyükelçi Şahinkaya akşam Libya Savunma Bakanlığında yemeğe davetli olduğunu dönüşte uzun uzun konuşacağımızı söyleyerek ayrıldı.  Yemekten döndüğünde buluştuğumuzda kara yoluyla gitmemin tehlikeli olabileceğini yolun 800 kilometreye yakın olduğunu, bakanlığın yemeğinde konuyu yetkililerden birine açtığını ve ondan haber beklediğini söyledi.  Gece yarısına doğru haber geldi ve sabah saat 05’te hazır olmamı, beni kaldığım Corinthia Otelinden alacaklarını belirten Libya Büyükelçimiz Şahinkaya Tunus Büyükelçimizi  de arayıp ‘gelmesin güvenliğini temin edemeyiz’ itirazlarına rağmen gitmekte ısrarcı olduğumu bildirdiğini söyledi. 

Tunus’a geçmek için gittiğim Libya’nın başkenti Trablus’ta kaldığım kaldığım Corinthia Oteli önünde 

Otele döndüm, sabaha doğru gelen Libya’lı bir görevli, çatışmalar nedeniyle tehlikeli olan Tunus’tan Libya’nın önemli görevdeki devlet yetkililerini tahliye etmek için boş gönderilecek uçağa beni alacaklarını ancak Tunus Hava limanında bir sorun çıkarsa karışamayacakları ve sorunu benim halletmem gerektiği uyarısında bulundu. Böyle olunca mendilli takım elbisemi giydim ve Tunus Hava limanında polis sorun çıkartırsa Büyükelçilik misafiri olduğumu bildireceğimi söyledikten sonra Trablus Hava limanına gidip V.I.P bölümünden pasaport kontrolünü yaptırıp uçağa bindik. Uçakta beni alan görevli ile bir kaç güvenlik görevlisi ve mürettebattan başka kimse yoktu. Tunus hava limanına indikten sonra mürettebatla birlikte pasaport polisine doğru yürüdük ama bomboş hava limanında ortalıkta görevli falan yoktu.  Cep telefonuyla dikkat çekmeden hava limanının boş fotoğrafını çektim. Görmesinler diye acele ettiğimden fotoğraf biraz flu çıktı ama yine de benim için kapalı havalimanını gösteren bir belgeydi.

Mürettebatın pasaportlarıyla benim pasaportu götüren kişi giriş damgalarını bastırırken polis ‘Bu Türk vatandaşının aranızda ne işi var’ diye sorunca ben hemen ‘Türkiye Büyükelçiliği misafiriyim, beni almaya gelecekler, isterseniz Büyükelçimizin telefonunu vereyim sorabilirsiniz’ deyince bir bana bir pasaporta baktıktan sonra ‘Tamam, tamam gerek yok’ deyip damgayı vurdu. Rahat nefes almıştım ama Havalimanının etrafına çıkan bütün yollar askerler tarafından tutulmuş kavşaklar tanklarla kapatılmıştı.  Dışarı çıkar çıkmaz ‘Tunus Kartaca Uluslararası Havalimanı’nın ( Aeroport international de Tunis-Carthage) önündeki araç park yerine geçtim. Askerlerden dolayı fotoğraf çekemezsem elimde habere konacak bir fotoğraf olsun diye parktan aracını çıkartan birine telefonumu verip arkada Tunus Hava limanı yazısı görünecek şekilde fotoğrafımı çektirdim. Artık Tunus’a girmiştim, Enis Berberoğlu’na çektirdiğim fotoğrafı geçince şaşırmış ve beni hemen aramıştı. Tunus’a nasıl girebildiğimi daha sonra anlatacağımı ve şimdi şehre girmek için bir yol aradığımı belirtip telefonu kapattım.

. . .

Şehir merkezine inebileceğim bir araç bakınırken telefonum çaldı, açtım arayan Tunus Büyükelçimiz Akın Algan’dı bana ‘ Muammer Libya Büyükelçisi Levent Şahinkaya arayıp senin Libyalıları tahliye uçağına bindiğini bildirdi.  Sana telefonda belirttiğim gibi Büyükelçilik yakınında ara ara çatışmalar sürüyor. Bu tarafa gelmeye çalışma tehlikeli olabilir. Hava limanı yakınındaki şantiyede çalışan bir vatandaşımızın yanında bulunan TRT Muhabiri Levent Nacar’a seni alıp bir otele götürmelerini söyledim, biraz bekle mutlaka gelirler dedi. Bende ‘Sayın Büyükelçim askerler yollarda barikatlar kurmuş, hava limanı kapalı olduğu için park yerinde taksi de yok sadece özel araçlar var, bende birine rica eder inerim diye bekliyordum ilginize teşekkürler’ deyip kapattım. Biraz bekledikten sonra yanıma yaklaşan Mercedes’ten biri inerek bana yaklaşırken ‘Muammer Abi ben Levent, seni haberlerde çıkan fotoğraflarından tanıyorum arkadaşla seni kalabileceğin bir otele götürmeyi deneyeceğiz’ dedi. Bende ‘Trablus’ta iken kaldığım Corinthia oteli vasıtasıyla Habib Burgiba Bulvarı yakınındaki Tunusia Palace’ta rezervasyon yaptırdım’ deyince Levent ‘Abi ne yaptın orası asker ablukası altında bakanlıkların olduğu ve gösterilerin yapıldığı bir bölge yolları kesen askerler geçişe izin vermez’ dedi. Bende ‘merak etme, sen öne bin bende arkaya bineyim durdururlarsa beni işaret et ben konuşurum’ dedim yola koyulduk. 

Merkeze yaklaştığımızda askerlerin geçeceğimiz kavşağı tanklarla kestiğini ve bize geri dönün işareti yaptıklarını görünce sağa çektik. Ben cep mendilli takım elbisemle inip askerlere doğru yürüdüm. Omuzunda yıldızları olan Komutana yaklaşıp selam verdikten sonra Arapça ‘Libya’dan geldim, Türkiye Sefaretine gideceğim, Büyükelçimiz beni bekliyor, isterseniz cep telefonunu vereyim arayıp sorabilirsiniz’ dedim. Komutan beni süzdükten sonra gülümsedi ve ‘Hoş geldiniz. Üç ay önce eşimle İstanbul’daydım. Çok muhteşem bir şehir, her gittiğimiz yerde bize çok iyi davrandılar’ dedikten sonra askere yolu açması için işaret etti. O konuştuğunda benim kafamda tanklarla nasıl fotoğraf çektirebilirim sorusu dönüp duruyordu. Birden ‘Teşekkür ediyorum. Büyükelçimize anlatacağım ama bugünü hatırlamak için uygun görürseniz sizinle tankların yanında bir fotoğraf çektirebilir miyiz’ deyiverdim. Komutan biraz durdu ve ‘yok yok ama askerlerle çekebilirsiniz dedi. Levent’e seslenip telefonu verdim dört beş kare çekti. Komutana teşekkür ederek otelin yolunu tutarken cep telefonuyla gazeteye ‘Tankın önünde’ başlığıyla sürmanşet olan fotoğrafı gönderip haber olarak Libya’dan Tunus’a nasıl girdiğimi ve yolda gördüklerimi anlattım. Haber taşra baskısında ‘Hürriyet, ülkelerin sadece vatandaşlarını tahliye için gönderdiği Tunus’a girmeyi başardı. İşte Muammer Elveren ’in gözünden Tunus sokakları’ spotuyla verdi.

Otele yerleştikten sonra akşama kadar gösterilerin olduğu yere ve halkın yağmaları önlemek için kurduğu eli sopalı mahalle birliklerinin olduğu yere gidip görüşmeler yapıp otele dönüp yazdım. Akşamüzeri sokağa çıkma yasağı başlamadan halkın nabzını tutmak için Burgiba Bulvarında gösteri yapanlarla görüşmeye gittim. Aradan yarım saat geçmedi ortalık karıştı, bir taraftan keskin nişancılar, havada helikopterler ve ateş açma yetki olan askerler arasında kalıverdim. Allah’tan otel çok yakındı. Hemen gidip topladığım bilgileri haber yaptım. Böylece şehir baskılarında tankın önündeki fotoğraf değiştirilmeden sürmanşet ‘Ateş altında’ olarak değiştirildi, anlattıklarımda ‘ Hürriyet Özel’ logosuyla spotlara serpiştirildi.  

Yani anlayacağınız mendilli takım elbise Tunus’a, girilmesi yasak merkeze girebilmem için pasaport vazifesi gördü. Eğer üzerimde blucin, mont ve boynumda fotoğraf makinesi olsaydı bırakın tankların önünde askerlerle fotoğraf çektirip şehre girmeyi Tunus’a bile giremezdim. işte bazı gazeteci arkadaşlarımızın ‘ayaklanma olan bir yere mendilli takım elbiseyle gidilir mi?’ dedikleri fotoğrafı hikayesi. Buda gazetecilik anılarım arasında güzel bir sayfa olarak kaldı.

 

ARAP BAHARI AYAKLANMALARI SIRASINDA  TUNUS HAVALİMANINDA  KIVAÇ TATLITUĞ’LU THY REKLAM PANOSU

 

ÇATIŞMALAR SÜRDÜĞÜ İÇİN UYGULANAN  TUNUS’TA SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI NEDENİYLE CADDE VE SOKAKLAR BOMBOŞ

 

TUNUS’TA HALK DEVRİMİNİN ARDINDAN SOKAK EYLEMLERİ VE ANARŞİDEN KORKAN HALK KEPENKLERİ AÇAMIYOR  

 

ANARŞİNİN SÜRDÜĞÜ TUNUS’TA SOKAK VE CADDELERE YERLEŞTİRİLEN TANKLARIN ÜZERİNE HALK ÇİÇEK BIRAKIYOR

. . .

 

 

Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.