Genel

DÜNYA ŞOK EDEN EPSTEİN REZALETLERİ

DÜNYA ŞOK EDEN EPSTEİN REZALETLERİ

 En küçüğü 14 olmak üzere 18 yaş altındaki onlarca kız çocuğuna cinsel istismarda bulunmak ve fuhuş ağı oluşturmak suçlamasıyla yargılanan Epstein, tutuklu olduğu New York Manhattan Metropolitan Merkez Hapishanesi’ndeki hücresinde 10 Ağustos 2019’da ölü bulunmuştu. Açıklanan Epstein dava dosyalarında eski Prens Andrew, ABD Başkanı Donald Trump, eski ABD Başkanı Bill Clinton, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore, aktör Kevin Spacey, şarkıcı Michael Jackson, illüzyonist David Copperfield, avukat Alan Dershowitz ve eski New Mexico Valisi Bill Richardson gibi ünlü isimler yer almıştı. ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) da ABD Adalet Bakanlığı ile yaptığı inceleme sonucunda ünlü isimlerden oluşan “müşteri listesi”nin tutulduğuna dair herhangi bir kanıta ulaşılamadığını, aralarında hükümet yetkilileri, ünlüler ve iş insanlarının da bulunduğu kişilerin suçuna ortak olduğu gerekçesiyle örtbas amacıyla öldürüldüğü öne sürülen Epstein’ın ise aslında hücresinde intihar ettiği sonucuna varıldığını açıklamıştı.

ABD Adalet Bakanlığı’nın paylaştığı yaklaşık 3 milyon sayfalık Epstein belgeleri, tüm dünyada şok etkisi yarattı. Açıklanan belgelerde dünyanın en zengin insanı Elon Musk’ın, Bill Gates’in, Richard Brandon’ın, Prens Andrew’ün, Norveç Prensesi Mette-Marit’in ve daha birçok kamuoyu tarafından tanınan kişilerin Epstein’le bir bağı olduğu görülüyor. Dosyalarda Epstein mağduru olduğunu iddia eden birinin, eski ABD Başkanları George H. Bush ve Bill Clinton ile ilgili şok edici iddiaları  da yer alıyor. Tüm dünya, paylaşılan 3 milyon sayfayı aşkın Epstein belgelerini konuşuyor. ABD Adalet Bakanlığı’nın paylaştığı belgeler Epstein’in dünyanın en ünlü iş insanları ve siyasetçileriyle bir bağı olduğunu ortaya koyarken, birçok ismin 2008 yılında iki çocuğu fuhuş amacıyla istismar etmek suçlamasıyla hüküm giymesinin ardından Epstein’le bağını sürdürdüğünü gösteriyor.

ABD Adalet Bakanlığı’nın yayınladığı belgeler, dünyanın en zengin insanı ve ABD Başkanı Trump’ın destekçisi Elon Musk’ın, cinsel suçlu Jeffrey Epstein ile daha önce kamuoyuna açıklanandan daha fazla ve daha dostane bir ilişki içinde olduğunu gösteriyor. Yayınlanan son belgeler, Musk ve Epstein’ın 2012 ve 2013 yıllarında Musk’ın Little St James adasına ne zaman seyahat edeceğini belirlemek için e-posta alışverişinde bulunduklarını gösteriyor. Lojistik sorunlar nedeniyle, bu e-posta alışverişlerinin hiçbirisi Musk’ın adayı ziyaret etmesiyle sonuçlanmamış görünüyor.

Musk, bir mailinde, “Tatil boyunca BVI/St Bart’s bölgesinde olacağım. Ziyaret etmek için uygun bir zaman var mı?” yazıyor. Epstein de, “1-8 arası herhangi bir gün. İsterseniz duruma göre karar verin. Sizin için her zaman yerimiz var” diye yanıtlıyor. Musk daha sonra programını bildiren birkaç e-posta gönderiyor ve ikili, ziyaret tarihi olarak 2 Ocak’ta anlaşıyor. Ancak daha sonra Epstein, Musk’a New York’ta kalması gerektiğini ve buluşamadıkları için üzgün olduğunu söylüyor ve “Kötü haber, maalesef programım nedeniyle New York’ta kalmak zorundayım. Sonunda sadece eğlenceyi gündeme alarak birlikte vakit geçirmeyi gerçekten çok istiyordum. Bu yüzden çok hayal kırıklığına uğradım. Umarım yakın gelecekte başka bir zaman planlayabiliriz”diyor.

“Adaya kaç kişi geleceksiniz?”

Kasım 2012’de Epstein, Musk’a “Adaya helikopterle kaç kişi geleceksiniz” diye soran bir e-posta gönderiyor. Musk, “Muhtemelen sadece Talulah ve ben. Adanda en çılgın parti hangi gün/gece olacak?” cevabını veriyor. (Talulah Riley, Musk’ı eski eşi). Musk, 25 Aralık’ta Epstein’ın onu ziyaret etmeye ve helikopterini kullanmasını teklif eden başka bir mesajına yanıt olarak bir mail gönderiyor: “Herhangi bir parti planınız var mı? Bu yıl deli gibi çalıştım ve çocuklar Noel’den sonra eve döndükten sonra, St. Barts veya başka bir yerde partilere katılıp rahatlamak istiyorum. Davetiniz için çok teşekkür ederim, ancak huzurlu bir ada deneyimi benim aradığımın tam tersi.” 2012 ile 2014 yılları arasında planlanan diğer buluşmalara da atıfta bulunuluyor. Bunlar arasında ada ziyaretleri, yemekler ve SpaceX’te toplantılar yer alıyor, ancak bunların gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediği bilinmiyor. 2013 yılının başlarında, SpaceX Falcon 9 roketinin başarılı bir şekilde fırlatılmasından kısa bir süre sonra yapılan başka bir e-posta yazışmasında Epstein, Musk’ı tebrik ediyor.

Musk, “Epstein’ın partilerine hiç katılmadım ve Epstein ile birlikte suç işleyenlerin yargılanması için birçok kez çağrıda bulundum. Adaletin asıl sınavı, dosyaların yayınlanması değil, Epstein ile birlikte iğrenç suçlar işleyenlerin yargılanmasıdır” dedi. Tesla CEO’su, 2019 yılında Vanity Fair’e Epstein’ın “açıkça iğrenç bir adam” olduğunu ve Epstein’ın kendisini “defalarca adasını ziyaret etmeye ikna etmeye çalıştığını” söylemişti. Musk, bu tekliflerin hepsini reddettiğini belirtmişti.

Musk, geçen yıl Donald Trump ile kamuoyuna yansıyan anlaşmazlığı sırasında, Trump’ın adının Epstein dosyalarında geçtiğini iddia etmişti. Daha sonra, Trump’ı Epstein ile bağlantılı olmakla suçlayan gönderilerini silmişti. Belgelerin yayınlanmasının ardından sosyal medya hesabından hafta sonu birçok paylaşım yapan Musk, kamuoyu tarafından kendisine isnat edilen tüm suçlamaları reddediyor. Musk “Epstein dosyalarının tamamen açıklanması ve çocuk istismarcılarının yargılanması için benden daha çok mücadele eden kimse olmadı; bunu yaparken, ana akım medyanın, aşırı sol propagandacıların ve aslında suçlu olanların şunları yapacağını çok iyi biliyordum: Hiçbir şeyi kabul etme 2. Her şeyi inkâr et, 3. Bana karşı suçlamalarda bulun. Partilerine hiç katılmamış, “Lolita Express” uçağına binmemiş, ürkütücü adasına ayak basmamış veya herhangi bir yanlış yapmamış olmama rağmen, acımasızca karalanacağımı biliyordum. Yine de, olduğum kişinin tam tersi olmakla suçlanmanın verdiği aşırı acı buna değdi. Güçlü olanlar, kendilerini koruyamayanları, özellikle de savunmasız çocukları korumalıdır. Çocukları korumak ve onları büyüyüp mutlu bir hayat sürme şansı vermek için gelecekte ne kadar acı çekersem çekeyim, bunu seve seve kabul ederim.”

“Bill Gates, Epstein’den ilaç istedi”

Epstein belgelerinde adı geçenlerden biri de dünyanın en zengin insanlarından, Microsoft’un sahibi Bill Gates. Epstein, 2013 yılındaki maillerde Bill ve Melinda Gates arasındaki “evlilik anlaşmazlığından” bahsediyor. Bill Gates’in sözcüsü, e-postalardaki iddiaları “kesinlikle saçma ve tamamen yalan” olarak nitelendirdi: “Bu belgelerin gösterdiği tek şey, Epstein’ın Gates ile sürekli bir ilişkisi olmadığı için duyduğu hayal kırıklığı ve onu tuzağa düşürmek ve itibarını zedelemek için ne kadar ileri gidebileceğidir.” Adalet Bakanlığı’nın yayınladığı e-postalara göre Jeffrey Epstein, Microsoft’un kurucusu Bill Gates’in evlilik dışı cinsel ilişkiye girdiğini ima ediyor. Epstein’ın kişisel günlüğü tarzında yazdığı e-postalardan birinde, Gates’in “Rus kızlarla seks yapmanın sonuçlarıyla başa çıkabilmesi için” ilaç temin etmesine yardım ettiğini ve Gates’in evli kadınlarla randevularını kolaylaştırdığını yazdı. Başka bir e-postada Epstein, Gates’i altı yıl boyunca “Geliştirdiğimiz dostluğumuzu hiçe sayıp bir kenara attı” diyerek sert bir şekilde eleştiriyor. Gates’i itibarını korumak için kendisini terk etmekle suçluyor. Gates, 2021 yılında CNN’den Anderson Cooper ile yaptığı röportajda, itibarını yitirmiş finansçı ile olan ilişkisini “büyük bir hata” olarak nitelendirmişti. Ayrıca, Epstein ile olan ilişkisini önemsiz göstermeye çalışarak, Gates Vakfı’na bağış yapmasını sağlamak umuduyla Epstein ile birkaç kez akşam yemeği yediğini söylemişti. Gates’in Epstein ile olan ilişkisi, eski eşi Melinda French Gates’in boşanma kararı almasına neden olan faktörlerden biriydi.

Richard Branson: Hareminizle birlikte gelin

Virgin Group’un kurucu ortağı olarak tanınan milyarder iş adamının, Epstein ve asistanıyla yaptığı e-posta yazışmaları ve tropikal bir adada Epstein ile birlikte çekilmiş tarihsiz bir fotoğrafı da dahil olmak üzere, yayınlanan birçok belgede adı geçiyor. 2013 yılında yapılan bir e-posta yazışmasında Epstein, Branson’a misafirperverliği için teşekkür eden bir e-posta gönderiyor. Branson ise “Bu bölgede olduğunuzda sizi görmekten memnuniyet duyarız. Hareminizle birlikte gelirseniz tabii!” diye cevap veriyor. İngiliz milyarder Branson ile Epstein arasında 2013 yılında yapılan bir e-posta yazışması, ikilinin en azından kısmen kadınlara olan ilgileri etrafında gelişen sıcak ve samimi bir ilişkiye sahip olduklarını gösteriyor. Virgin Group’tan bir temsilci, Branson’ın Epstein’ı, Britanya Virjin Adaları’nda sahip olduğu özel adada düzenlenen bir iş toplantısında ağırladıktan kısa bir süre sonra bu e-postayı gönderdiğini söyledi. Temsilci, Epstein’ın toplantıya katılmayan ve “haremim” olarak adlandırdığı üç yetişkin kadınla geldiğini belirtiyor. Temsilci yaptığı açıklamada, “Richard ve Joan Branson’ın Epstein ile olan tüm temasları, 12 yıldan fazla bir süre önce sadece birkaç kez gerçekleşti ve grup veya iş ortamlarıyla sınırlıydı. Richard, Epstein’ın eylemlerinin iğrenç olduğunu düşünüyor ve birçok kurbanının adalet hakkını destekliyor” dedi.

Macron ve Epstein arasında yoğun mesajlaşma

Jeffrey Epstein’a ilişkin açıklanan yeni belgelerde Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un ismi de yer aldı. Macron’un ismi cumhurbaşkanı seçildiği 2017 öncesinde ve sonrasındaki çok sayıda belgede geçerken, bu belgelerde Epstein’ın Macron’un birçok konuda kendisinden yardım istediğini iddia ettiği görüldü. Epstein 17 Eylül 2018 tarihinde Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Başkanı ve Üst Yöneticisi (CEO) Borge Brende’ye vereceği bilginin gizli olduğunu belirterek gönderdiği e-postada şu ifadelere yer verdi: “Macron’dan: ‘Bu zorlukların daha iyi üstesinden gelmek için yönetişimin, uluslararası kurumların, taahhütlerin ve kamu ile özel paydaşlar arasındaki ilişkilerin biçimini ve sosyo-ekonomik araçları yeniden düşünmemiz, inşa etmemiz ve icat etmemiz gerektiğine inanıyoruz. Daha ilerlemeci bir geleceği teşvik için hangi sosyo-ekonomik yenilikleri desteklersiniz?'” Ayrıca Birleşik Arap Emirlikleri’nden iş adamı Sultan Ahmed bin Sulayem’in 22 Mart 2016’da Epstein’a gönderdiği e-postada Elysee Sarayında öğle yemeği yediğini ve o dönem Maliye Bakanı olan Macron ile “Fransa’daki işleriyle ilgili iyi bir görüşme yaptığını” belirttiği ortaya çıktı. Epstein’ın 30 Ağustos 2018 tarihindeki e-posta yazışmasında ise Macron’un kendisinden “kurumlar, politikalar, bilim dahil hemen hemen her konuda fikir istediğini” iddia ederek, Macron’dan “Avrupa’ya liderlik etmek istiyor, belki dünyaya.” diye bahsediyor.

Prens Andrew’ün şok edici fotoğrafı

Yayınlanan e-postalar, Epstein’ın ev hapsinin sona ermesinin ardından Mountbatten-Windsor’un Epstein’ı Buckingham Sarayı’na davet ettiğini gösteriyor. Eylül 2010’da, Epstein ile Prens Andrew arasında gönderilen e-postalarda, Epstein’ın Londra’ya planladığı ziyaret sırasında “özel zaman” talep ettiği görülüyor. Prens Andrew, “Buckingham Sarayı’nda akşam yemeği yiyebilir ve mahremiyetimizden ödün vermeden vakit geçirebiliriz” cevabını veriyor. Yeni yayınlanan dosyalardaki birkaç fotoğrafta Andrew, yerde yatan kimliği belirsiz bir kadının üzerine eğilmiş görünüyor. Norveç Prensesi: Beynimi gıdıklıyorsun

Norveç’in veliaht prensesi Mette-Marit, yeni açığa çıkan dosyaların Jeffrey Epstein ile yıllarca süren yoğun temaslarını ortaya koymasıyla bir başka skandala karışmış durumda. ABD Adalet Bakanlığı tarafından cuma günü yayınlanan Epstein dosyalarının son bölümünde, veliaht prenses Mette-Marit’in adı yaklaşık 1.000 kez geçiyor. Dosyalarda ikili arasında 2011’den 2014’e kadar sürdüğü anlaşılan çok sayıda e-posta alışverişi bulunuyor. Kraliyet sarayı tarafından yayınlanan bir açıklamada, “Kötü bir karar verdim. Epstein ile herhangi bir temas kurduğum için derin pişmanlık duyuyorum. Bu çok utanç verici” dedi. Dosyada yer alan e-postalar, ikilinin yakın olduğunu gösteriyor. Mette-Marit, bir mesajında Epstein’a “Beynimi gıdıklıyorsun” diyor, diğer mesajlarda ise onu “yufka yürekli” ve “çok tatlı” olarak nitelendiriyor. 2012 yılında Mette-Marit, Epstein’a onun “çok çekici” olduğunu söylüyor. Mette-Marit, Fransız başkenti Paris’in “zina için iyi bir yer” olduğunu ve “İskandinav kadınlarının daha iyi eş adayları” olduğunu Epstein’e yazıyor. Başka bir e-postada ise, kendini iyi hissetmediği sırada Epstein’ın gönderdiği çiçekler için teşekkür ediyor ve sevgilerini gönderiyor. E-postalarda düzenli olarak bir araya gelme planlarından bahsediliyor ancak dosyalara göre Mette-Marit, 2013 yılında Epstein’ın olmadığı bir dönemde dört gün boyunca Epstein’ın Florida, Palm Beach’teki evinde kalmış. 52 yaşındaki Mette-Marit, yaptığı açıklamada, Epstein’ın kurbanlarına “derin sempati ve dayanışma” duyduğunu ifade etti ve “Epstein’ın geçmişini daha yakından kontrol etmediği ve onun ne tür bir insan olduğunu yeterince anlamadığı” için sorumlu olduğunu söyledi. Ancak dosyalarda, Mette-Marit’in Epstein’a onu “Google’da aradığını” ve “pek iyi görünmediğini” ekleyerek gülümseyen bir emoji gönderdiği 2011 tarihli bir yazışma da yer alıyor.

George Bush ve Clinton iddiası

Epstein dosyasındaki EFTA00147661 numaralı belgede, 1988-1992 döneminde ABD Başkanlığı yapan George Bush’la ilgili bir iddia göze çarpıyor. FBI iç mesajlaşmalarının olduğu belge, FBI ajanlarının Jeffrey Epstein’in iddia edilen bir mağduruyla görüşme gerçekleştirdiklerini konu alıyor. FBI yetkilisinin çalışma arkadaşına ilettiği mesajda, mağdurun 5 ve 8 yaşlarında, akrabalarının üyesi olduğu bir yat kulübünde Epstein ile tanıştığını anlattığını belirtiyor. Trump’ın adı, 5 bin 300 Epstein dosyasında geçiyor. Mağdur, 2000 yılında büyük bir yatta Epstein ve eski ABD Başkanı Clinton tarafından tecavüze uğradığını söylüyor. Ayrıca George Bush tarafından da tecavüze uğradığını öne sürüyor. Bu raporun ardından diğer FBI çalışanının cevabı ise, “George Bush 1’in (baba Bush) de tecavüz ettiğini bilmiyordum. Tamam” oluyor. Mağdurun sorgusunu yapan FBI çalışanı, mağdurun destekleyici veya doğrulayıcı herhangi bir kanıt ya da tanık sunmadığını, mağdurun kendisine duygusal olarak dengesiz göründüğünü ancak sarhoş olmadığını belirtiyor. Clinton’la ilgili bir belge daha dosyada yer alıyor. Dosyada Clinton’ın ekibinin, Epstein’in ortağı Maxwell ile yürüttüğü e-posta yazışmalarına yer verildi. Yer verilen uçuş kayıtlarında, Clinton’ın ekibiyle birlikte Epstein’ın özel jetiyle en az 16 kez uçtuğu, bu seyahatlerde genellikle Epstein ile Maxwell’in onlara eşlik ettiği ve uçuşların bazılarının birden fazla durağı olan kapsamlı uluslararası seyahatler olduğu görülüyor. E-postalarda Clinton’ın ekibindeki çalışanların isimlerinin karartıldığı, alıcı veya gönderici kısımlarında yalnızca “WJC” ibaresinin görüldüğü belirtiliyor. Bu ifadenin Clinton’ın başkanlık sonrası ofisi “William J. Clinton” olduğu düşünülüyor. Yazışmaların büyük bölümünün eski başkanın seyahat ve yemek düzenlemeleri ile son dakika davetlerine ilişkin olduğu ve bazı yazışmalarda müstehcen ifadelerin yer aldığı görülüyor.

Maxwell, Nisan 2003’teki bir e-postada, Clinton’ın ofisi olduğu düşünülen bir e-posta adresine, “Yemeğe geliyor olmana sevindim. JE, Clinton’ın da gelmek isteyip istemeyeceğini soruyor. Bana haber ver.” mesajını gönderiyor. Aralık 2001’deki başka bir e-postada ise Clinton’ın ekibinin, İskoçya seyahati sırasındaki bir golf organizasyonunu ayarlamak için Maxwell’den Prens Andrew’un telefon numarasını istediği dikkati çekiyor. Ayrıca, Maxwell’in Clinton’ın bir çalışanına gönderdiği e-postada, kendisini “yakışıklı” bulduğunu belirterek cinsel içerikli ifadeler kullandığı görülüyor. Öte yandan, belgelerde Maxwell’in doğrudan Clinton’a e-posta gönderdiğine ya da Clinton’ın Maxwell’e yazdığına ilişkin bir kanıta yer verilmiyor.

Açıklanan belgeler, tüm belgelerin ne kadarı?

Epstein belgelerinin yayınlanması bu sürecin sona erdiğini göstermiyor. ABD Adalet Bakanlığı, “çok kapsamlı bir belge tanımlama ve inceleme sürecinin sonunu işaret ettiğini” belirterek, ABD Adalet Bakanlığı açısından işin bittiğini ima ediyor. Ancak Demokratlar, bakanlığın uygun bir gerekçe olmaksızın çok fazla belgeyi, muhtemelen yaklaşık iki buçuk milyon sayfa, sakladığını iddia etmeye devam ediyor. Cumhuriyetçi Kongre Üyesi Thomas Massie ile birlikte Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası’nın öncülüğünü yapan Demokrat Kongre Üyesi Ro Khanna, bu konuda temkinli. “Adalet Bakanlığı, potansiyel olarak yanıt verebilecek 6 milyondan fazla sayfa belirlediğini, ancak inceleme ve redaksiyonların ardından sadece 3,5 milyonunu yayınladığını söyledi. Bu, geri kalanların neden saklandığına dair sorular doğuruyor.” Adalet Bakanlığı, Kongre’den geçip Kasım ayında yasalaşan Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası’nda öngörülen tüm dosyaları 19 Aralık tarihine kadar yayınlama yükümlülüğünü yerine getirmediği için yoğun bir inceleme ve eleştiri altında tutuluyor. Trump’ın destekçileri de dahil olmak üzere birçok kişi, Epstein ile bağlantılı zengin ve güçlü kişileri korumak için bir komplo olduğu inancını uzun süredir taşıyor.

Ankara Başsavcılığı’ndan Epstein iddialarına yeni soruşturma

03 Şubat 2026. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, çocuk istismarı ve fuhuş ağı kurmakla suçlanan Jeffrey Epstein’le bağlantılı olarak ortaya çıkan yeni belgeler üzerine soruşturma başlattı. ABD Adalet Bakanlığı’nın Jeffrey Epstein davasına ilişkin açıkladığı milyonlarca belgede yer alan ayrıntılar Türkiye’de de gündem olurken, gözler yargıya çevrildi. DW Türkçe’nin ulaştığı bilgilere göre, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, İyi Parti Grup Başkan Vekili Turhan Çömez’in 22 Aralık 2025’te paylaştığı bir tweet üzerine iddiaları araştırmak üzere 23 Aralık 2025’te soruşturma başlattı. Çömez, X paylaşımında şunları yazmıştı: “Amerikan Adalet Bakanlığı Epstein dosyasındaki bazı bilgi ve belgeleri kamuoyuna açıkladı. Bu belgelerde Türkiye’den küçük kız çocuklarının istismar adasına götürüldüğü yazıyor. Çocukların İngilizce bilmedikleri için zorluk çektikleri de not edilmiş. Tek kelimeyle korkunç bir insanlık suçu. Yıllar önce küresel çocuk istismarı çeteleri ile ilgili bir dosyayı zamanın İçişleri Bakanı Sayın Aksu’ya vermiştim ve bazı suçlular yakalanmıştı.”

Yeni belgeler de araştırılıyor

DW Türkçe’nin ulaştığı kaynaklar, başsavcılığın, ABD Adalet Bakanlığınca paylaşılan yaklaşık üç milyon belge içerisinde Türkiye ile ilgili bölümlere dair araştırma yürüttüğünü bildirdi. Kaynaklar, bu belgelerde Epstein dosyasındaki şüpheliler ile suçların Türkiye bağlantısına dair delil araştırması yapıldığını kaydetti. İlk suç duyurusuna takipsizlik çıkmış. Öte yandan Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği, Epstein dosyasının Türkiye bağlantıları bulunduğuna ve Türkiye’den de çocukların bu suç çetesinin ağına düşürüldüğüne ilişkin iddiaların araştırılması için 16 Ocak 2024 tarihinde suç duyurusunda bulunmuştu. DW Türkçe’nin ulaştığı bilgilere göre, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 16 Haziran 2025 tarihinde, kovuşturmaya yer olmadığına karar verdiği öğrenildi. Takipsizlik kararında, atılı suçların Türkiye’de işlendiğine ilişkin bir delilin dosyada bulunmadığı belirtildi.

Soruşturma kapsamında yalnızca ABD’de yaşayan ve şikâyet edilen Banu K. adlı bir kadının ifadesi, talimatla İstanbul Adalar’da alındı. Epstein davasıyla bir ilgisinin bulunmadığını savunan Banu K., şikâyet edilen kişiyle yalnızca isim benzerliği bulunduğunu, kendisinin iddiaların aksine Florida’da değil, bu kente uzak mesafedeki Kaliforniya’da yaşadığını kaydetti. Şüpheli, bu konuda New York Güney Bölgesi Mahkeme kararını da sundu. Dosyalardaki isimlerin açıklanmasının ardından Banu.K. isimli Türk kadının Epstein’in kurbanları arasında bulunduğu anlaşıldı. Dosyalardaki gizlilik kararının kaldırılmasının ardından Epstein’in uçağına binen isimler de ortaya çıktı ve bu kayıtlardan B.K.’nın eski Türkiye güzeli Banu K. olduğu anlaşıldı. 1990’lı yıllarda Türkiye güzeli seçilen Türk kadının Epstein tarafından uzun süre şiddete ve tecavüze maruz bırakıldığı anlaşılmıştı.  

O dönemde yapılan haberlerde adı Jane Doe olarak yazılan Türk kadının 2001 yılında Türkiye’den Florida eyaletine geldiği yazılmıştı. Haberlere göre, Türk kadın olayı yaşadığı yıllarda 26 yaşındaydı. Şu an bir emlak komisyoncusu olduğu belirtilen kadın Epstein çiftiyle bir mangal partisinde tanıştı. Kadın yaşadığı olayı anlatırken, 2006-2007’de patronunun evinde Epstein’in kız arkadaşı Maxwell ile tanıştığını belirtti ve “Saçlarını kesmek için eve gittiğimde Epstein çıplaktı. Maxwell’in de bulunduğu ortamda bana tecavüz etti” dedi.

O dönemde çıkan haberlere göre Türk kadın, Epstein’ın evine geldi ve onu çıplak halde buldu. Davada Maxwell’in yardımıyla bu kadının “vahşice tecavüze uğradığı” belirtiliyor. Dosyadaki bilgilerden ve çıkan haberlerden Banu K.’nın daha sonra emlakçı olarak sistem içinde yer almaya başladığı da görülüyor. Epstein’in Fransız ortağı Jan Luc Brunel ile Türkiye’ye daha önce gelip gittiği biliniyor. Epstein’un pilotunun ifadesine dayandırılan ifadelerde ” Brunel’in Türkiye’den kız çocuklarını getirdiğinde yanında Banu K.’da vardı” denildi. Pilotun 2010 yılında alınan ifadelerinden yola çıkılarak yapılan haberlerde, “Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde oteller ile anlaşarak çocuk oyuncu ve dizi oyuncusu bulma kılıfı altında otellerde seçme yaptırarak kayıtlara göre en az 4 çocuğun Epstein şebekesine getirilmesinde katkısı olduğu biliniyor fakat bu sayının daha fazla olduğu düşünülüyor.” denilmişti. İngiliz gazetesi The Sun’ın 15 Ağustos 2021 haberde Banu isimli bir kadınından sözedildi ve Banu K.’nın, Epstein ile yakın arkadaş olan ve adaya giden diğer isimlerden Prens Andrew’un yatırımcısı olduğu da öne sürüldü. Epstein’in uçağına binen ikinci Türk ise T. Fırat. Fırat, lüks bir otelin çalışanı olarak biliniyor ve Epstein’in uçağına büyük olasılıkla iş amaçlı bindiği tahmin ediliyor. Epstein’in kirli işlerine aracılık eden pilotu, yolcular hakkında bilgi vermekten kaçındığı için yolcuların fedofili, fuhuş ve tecavüz çarkı için uçağa binip binmediği anlaşılamadı. 

Takipsizlik kararına itiraz edilecek

Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği  avukatı Hediye Gökçe Baykal, DW Türkçe’ye yaptığı açıklamada, ABD Adalet Bakanlığının paylaştığı Epstein belgeleri üzerinden yeni delillerin ortaya çıktığı belirterek, takipsizlik kararına itiraz edeceklerini ve yeniden soruşturma açılmasını isteyeceklerini söyledi. Baykal, iki yıl önceki şikayetlerinde çocuklara yönelik cinsel istismar, insan ticareti ve fuhşa aracılık suçları bakımından, şüphelilerin başsavcılıkça resen tespit edilmesi gerektiğini özellikle vurguladıklarını anımsattı. Bu başvurunun amacının yalnızca tek bir kişiyle sınırlı bir inceleme yapılması değil; kamuoyuna yansıyan belge ve beyanlar çerçevesinde, olası tüm failler ve bağlantılar bakımından etkin bir soruşturma yürütülmesi olduğunu kaydeden Baykal, şunları söyledi: “Ancak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan, soruşturmanın yalnızca ismi geçen kişiyle sınırlı tutulduğu, resen tespit edilmesi gereken diğer olası şüpheliler yönünden herhangi bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. İnsan ticareti ve çocukların cinsel sömürüsü gibi suçlarda, faillerin çoğu zaman örgütlü yapılar içerisinde hareket ettiği, mağdurların ve bağlantıların ise ancak etkin, çok yönlü ve derinleştirilmiş bir soruşturma ile ortaya çıkarılabildiği bilinen bir gerçektir.”

“Etkin soruşturma yapılmalı”

Baykal, Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme uyarınca, çocukların her türlü cinsel sömürüden korunması konusunda devlete açık ve bağlayıcı yükümlülükler yüklediğine dikkat çekti. Bu yükümlülüğün, yalnızca kesinleşmiş delillerle değil, ciddi şüphe durumlarında dahi harekete geçmeyi gerektirdiğini kaydeden Baykal, ortaya çıkan belgelere işaret etti:  “Bugün gelinen noktada, Epstein dosyasına ilişkin yeni video ve belgelerin uluslararası kamuoyunda yeniden gündeme gelmesi, 2024 yılında yaptığımız başvurunun önemini ve haklılığını bir kez daha ortaya koymaktadır. Buna karşın, Türkiye’de soruşturmanın tek bir isimle sınırlı tutulması ve dosyanın bu çerçevede kapatılması, cezasızlık riski açısından ciddi bir hukuki sorun oluşturmaktadır.” Çocuklara yönelik cinsel suçlar ve insan ticareti iddialarında asıl olanın, dosyaların şekli gerekçelerle kapatılması değil, çocuğun üstün yararı gözetilerek gerçeğin tüm boyutlarıyla ortaya çıkarılması olduğunu kaydetti. Baykal, “Bu dosya bakımından da hukuki ve vicdani sorumluluğun gereği, yeni gelişmeler ışığında kapsamlı ve etkin bir soruşturmanın yeniden başlatılmasıdır” dedi.

ABD Adalet Bakanlığı, Epstein soruşturmasıyla ilgili yeni belge, video ve fotoğrafları paylaştı. Reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlarıyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein’a ilişkin belgelerin bir kısmı daha açıklandı. Yeni belgelerde Türkiye’den de çocukların Karayipler’e kaçırıldığı iddia edildi. Ayrıca Epstein’in, bazı mağdurları masaj eğitimi almaları için Fettah Tamince’nin Antalya’daki Rixos otellerine gönderdiği iddiaları yer aldı. Dosyalar arasında yer alan yazışmalarda Jeffrey Epstein’in bazı mağdurları Antalya’ya Rixos Premium Belek Otel’e gönderdiği ifade ediliyor. Eğitimi düzenleyenlerin ise Sebla Soydan, Elif Ceylan ve Rixos otellerin sahibi Fettah Tamince olduğu iddia edildi.

Belgelerde, Epstein’in 2010 yılında Antalya’daki Rixos Oteli’nde bulunduğunu ve yazışmalarında otelin sahibiyle birlikte olduğunu ifade ettiği de görüldü. ABD Adalet Bakanlığı tarafından paylaşılan dosyalarda yer alan 10 Kasım 2010 tarihli e-posta yazışmalarına göre Epstein, Dite Anata adlı kişiye gönderdiği e-postada “hayatında gördüğü en iyi SPA’lardan birinde” olduğunu belirtti. Hangi Rixos olduğu sorusuna ise “Antalya” yanıtını verdi ve otelin sahibiyle birlikte olduğunu yazdı. Söz konusu belgeler, Rixos Otelleri’nin Epstein’in seyahatlerinde yer aldığına dair iddiaları yeniden gündeme taşıdı. Oysa Rixos’un sahibi Fettah Tamince, daha önce yaptığı açıklamada Epstein’i tanımadığını söylemişti. Tamince, Dubai Limanlar İdaresi Başkanı Sultan Ahmet Bin Sulayem’in arkadaşı olduğunu, ondan gelen talep üzerine iki spa terapistine eğitim imkânı sağlandığını, Epstein’i tanımadıklarını ve o dönemde böyle bir isimden haberdar olmadıklarını ifade etmişti.

Clinton ve Epstein yan yana.

ABD Adalet Bakanlığı, 20 Aralık 2025 te Jeffrey Epstein ile ilgili belgelerin ilk bölümünü yayınladı. Kongrenin dosyaların tamamının yayınlanmasını zorunlu kılan bir yasa çıkarmasının ardından, fotoğraflar, videolar ve soruşturma belgelerini içeren bu dokümanlar büyük bir merakla bekleniyordu. Ancak Demokratlar ve bazı Cumhuriyetçiler, Adalet Bakanlığı’nın son tarihe kadar tüm belgeleri yayınlayamayacağını söylemesinin ardından yasal yükümlülüklerin ihlal edildiğini savundu. Binlerce dosyadaki birçok ayrıntı da büyük ölçüde sansürlendi. Dosyaların ilk grubunda eski ABD Başkanı Bill Clinton, daha önce Prens Andrew olarak tanınan Andrew Mountbatten-Windsor ve müzisyenler Mick Jagger ve Michael Jackson da dahil olmak üzere birçok ünlü isim yer alıyor.

Bill Clinton havuz ve jakuzide

Clinton yüzme havuzunda görülüyor. Yayınlanan görsellerin birçoğunda eski ABD Başkanı Bill Clinton da yer alıyor. Fotoğraflardan birinde havuzda yüzerken, diğerinde ise jakuziye benzeyen bir yerde sırtüstü uzanmış, ellerini başının arkasına koymuş halde görülüyor. Epstein’ın ilk tutuklanmasından önce, 1990’lar ve 2000’lerin başlarında birkaç kez Bill Clinton ve Jeffrey Epstein, ikisi de desenli ipek gömleklerle görüntüleniyor. Epstein kimliği gizli tutulan bir kadının yanında pencereden dışarıyı işaret ediyor.

Kurbanların kimliklerinin ifşası üzerine binlerce Epstein belgesi kaldırıldı. Epstein’ın istismarına maruz kalanlar şu ana dek Clinton’a hiç bir suçlama yöneltmedi ve Clinton Epstein’ın cinsel suçlarından haberdar olmadığını savundu. Clinton’ın sözcüsü yeni yayımlanan fotoğrafların onlarca yıl öncesine ait olduğunu söyledi. Sözcü Angel Urena sosyal medyada “İstedikleri kadar 20 yıldan eski, bulanık fotoğraf yayınlayabilirler ama bu Bill Clinton’un meselesi değil. Hiçbir zaman olmadı, hiçbir zaman da olmayacak” dedi. Urena “Burada iki tür insan var. Birinci grup hiçbir şey bilmiyordu ve suçları ortaya çıkmadan önce Epstein’le ilişkilerini kesti. İkinci grup ise suçları ortaya çıktıktan sonra da ilişkilerini sürdürdü. Biz birinci gruptayız. İkinci gruptakilerin ne kadar oyalarsa oyalasın, bu durum değişmeyecek” ifadelerini kullandı. Sözcü ayrıca “Herkes, özellikle de MAGA taraftarları, günah keçisi değil, cevap bekliyor” diye de ekledi. (MAGA taraftarları, Donald Trump’ın “Make America Great Again” (Amerika’yı Yeniden Harika Yap) sloganını benimseyen, milliyetçi, muhafazakâr ve popülist politikalarını destekleyen seçmen grubudur. Bu hareket, Trump’ın “Önce Amerika” dış politikası, göçmen karşıtlığı, güçlü liderlik ve kültürel değerlerin korunması gibi ajandalarını aktif olarak savunur)

‘Epstein’ın Trump’ı 14 yaşındaki bir kızla tanıştırdı’ iddiası

Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı dosyalar arasında ABD Başkanı Trump’ın adı da geçiyor. Mahkeme belgelerinde, Epstein’ın Florida’daki Mar-a-Lago tatil köyünde 14 yaşında bir kızı Trump’la tanıştırdığı iddia ediliyor. İddiaya göre 1990’lardaki karşılaşma sırasında Epstein, Trump’a dirseğiyle dokunup, kız için “Kız iyi, değil mi?” diye soruyor. Epstein’ın mirasçılarına ve Ghislaine Maxwell’e karşı 2020’de açılan davaya göre, Trump gülümsedi ve onaylayarak başını salladı. Belgede “ikisi de kıkırdadı” denilirken kızın kendini rahatsız hissettiği, ancak “o sırada nedenini anlayamayacak kadar küçük olduğu” belirtiliyor. Mağdur, Epstein tarafından yıllarca manipüle edildiğini ve istismara uğradığını iddia ediyor. Ancak mahkeme dosyasında Trump’a karşı herhangi bir suçlama yöneltmedi. Epstein’e göre Donald Trump kurbanlarından biriyle ‘saatler geçirdi’. İddia edilen olay, yayınlanan binlerce dosya arasında Trump’tan bahsedilen çok az sayıdaki bölümden biri. Başkan Birkaç fotoğrafta görülebiliyor. Dosyalarda adının geçmesi veya fotoğrafının bulunması, bir suç işlendiğinin göstergesi değil. Dosyalarda veya Epstein ile ilgili önceki yayınlarda adı geçenlerin çoğu, suçlamaları reddetmişti. Trump’ın resmi X hesabı, açıklamanın ardından Clinton’ın  fotoğraflarını paylaştı. Trump’ın basın sözcüsü Clinton’ın fotoğraflarını yeniden paylaşarak “Aman Tanrım!” dedi. ABD Başkanı daha önce Epstein’ın yıllarca arkadaşı olduğunu, ancak Epstein’ın ilk tutuklanmasından yıllar önce, 2004 civarında aralarının bozulduğunu söylemişti. Trump, Epstein ile ilgili iddiaları hep reddetti.

Eski prensi yatarken gösteren fotoğraf

Andrew’un kadınların kucağında uzanırken çekilmiş siyah beyaz bir fotoğrafı. Yayınlanan dosyalardaki bir fotoğrafta Andrew Mountbatten-Windsor’ın yüzleri sansürlenmiş beş kişinin üzerinde uzanmış olduğu görülüyor. Epstein’ın suç ortağı olarak hüküm giyen Ghislaine Maxwell de fotoğraftakilerin arkasında dururken görülüyor. Andrew, fotoğrafta yer almayan Epstein ile geçmişteki arkadaşlığı nedeniyle yıllardır baskı altında. Windsor Epstein ile ilgili suçlamaları defalarca reddetti ve “Epstein’in sonradan tutuklanmasına ve mahkumiyetine yol açan türden herhangi bir davranışını görmediğini, tanık olmadığını veya şüphelenmediğini” söyledi.  Yeni yayınlanan belgeler, Epstein dosyalarında bugüne kadar gördüğümüz en geniş ünlü yelpazesini içeriyor. Epstein, eğlence, siyaset ve iş dünyasındaki geniş bağlantılarıyla tanınıyordu. Epstein ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan bazı fotoğraflarda, Michael Jackson, Mick Jagger ve Diana Ross gibi yıldızlarla birlikte görülüyor. Epstein’ın bu kişilerin tümüyle ilişkili olup olmadığı veya bu etkinliklere katılıp katılmadığı da net değil. Daha önce yayınlanan fotoğraflar arasında, kendisinin çekmediği ve katılmadığı etkinliklerden fotoğraflar da yer alıyordu. Yeni yayınlanan fotoğraflardan birinde Epstein, Michael Jackson ile birlikte görülüyor. Pop yıldızı takım elbise, Epstein ise fermuarlı bir kapüşonlu sweatshirt giyiyor. Ancak fotoğrafların nerede ve ne zaman çekildiği belirsiz.  

 

Rolling Stones efsanesi Mick Jagger Clinton ile poz verirken.

Jackson’ın bir başka fotoğrafında ise eski ABD Başkanı Bill Clinton ve Diana Ross ile birlikte görülüyor. Küçük bir alanda birlikte poz veriyorlar ve fotoğraftaki diğer birçok yüz sansürlenmiş halde. Binlerce dosya arasında yer alan bir diğer fotoğrafta ise Rolling Stones efsanesi Jagger, Clinton ve yüzü sansürlenmiş bir kadınla birlikte poz veriyor. Fotoğrafların birçoğunda aktör Chris Tucker yer alıyor. Birinde Clinton’ın yanında yemek masasında otururken poz veriyor. Diğerinde ise Ghislaine Maxwell ile uçak pistinde görülüyor. BBC, konuyla ilgili yorum almak için Jagger, Tucker ve Ross ile temas etti ama yanıt alamadı. Clinton daha önce Epstein’ın cinsel suçlarından haberdar olmadığını savundu. Michael Jackson ve Diana Ross, Clinton ile birlikteyken.  Aktör Chris Tucker, Epstein’ın suç ortağı olduğu gerekçesiyle hüküm giyen Ghislaine Maxwell ile poz verirken. Maxwell, İngiliz başbakanlık konutunda. Son yayınlanan belgeler arasında yer alan bir diğer fotoğrafta ise Ghislaine Maxwell’in, İngiltere başbakanlık konutu Downing Street önünde poz verdiği görülüyor. Maxwell yalnız başına ve fotoğrafın altında neden orada olduğu veya fotoğrafın ne zaman çekildiğine dair hiçbir bilgi yok. Fotoğrafın çekildiği sırada kimin başbakan olduğu veya Maxwell’in başbakanlık konutunu hangi sıfatla ziyaret ettiği bilinmiyor. Beyaz gömlek, kahverengi etek ve topuklu ayakkabılar giyen Maxwell, Downing Street kapısının önünde tek başına poz veriyor.

Epstein mağduru: Evimi yakmakla tehdit etti

Dosyalarda Epstein’ı ilk ihbar eden kişilerden biri de yer alıyor. Epstein için çalışan sanatçı Maria Farmer, 1996’da FBI’a yaptığı şikayette Epstein’ın 12 ve 16 yaşındaki kız kardeşlerinin çektiği kişisel fotoğraflarını çaldığını söyledi. Kadın şikayetinde, Epstein’in fotoğrafları potansiyel alıcılara sattığına inandığını ve birine anlatırsa evini yakmakla tehdit ettiğini söyledi. Dosyalarda adı gizlenmiş olsa da Farmer, bahsedilenin kendisi olduğunu doğruladı. Şikayette Epstein’ın kendisinden yüzme havuzlarında genç kızların fotoğraflarını çekmesini istediği iddia ediliyor. Ayrıca “Epstein şimdi adı gizli tutulan kişiyi fotoğraflar hakkında birine bilgi verirse evini yakmakla tehdit ediyor” deniliyor. Farmer yaklaşık 30 yıl sonra haklı çıktığını hissettiğini söyledi ve “Kendimi aklanmış hissediyorum” dedi.

Yayınlanmamış yüzbinlerce belge var

Belgeler arasında, polis ifadeleri, soruşturma raporları ve fotoğraflar da dahil olmak üzere, birçok kısmı sansürlenmiş belge var. Büyük jüri soruşturmasıyla ilgili bir dosyadaki 100’den fazla sayfa tamamen karartılmış durumda. Yasada, yetkililere mağdurların kimliğini korumak veya devam eden bir ceza soruşturmasıyla ilgili herhangi bir bilgiyi gizlemek için materyalleri sansürleme izni verilmişti, ancak yasa gereği bu sansürlemeleri açıklamak zorundaydılar ve bu henüz yapılmadı. Bazı dosyalar kısmen karartıldı. Örneğin, adres gibi kişisel verilerin gizlenmesi bekleniyordu.

2005 yılına ait, Jeffrey Epstein adına düzenlenmiş, “SM 101: Gerçekçi Bir Giriş”; “SlaveCraft: Erotik Hizmet İçin Yol Haritaları – Prensipler, Beceriler ve Araçlar”; “Bayan Abernathy ile Eğitim: Erotik Köleler ve Sahipleri İçin Bir Çalışma Kitabı” başlıklı kitap siparişine ait bir Amazon makbuzu.  Bu belgede, Epstein’ın adresi dahil hiçbir bilgi gizlenmedi. Adalet Bakanlığı’na göre, yayınlanan binlerce sayfa, yayınlanacakların sadece bir kısmını oluşturuyor. Başsavcı Yardımcısı Todd Blanche, bakanlığın Cuma günü “yüz bin sayfa” belgeyi yayınladığını ve önümüzdeki haftalarda “yüz bin sayfa daha” belgenin yayınlanmasını beklediğini söyledi. Blance Fox & Friends programına yaptığı açıklamada, mağdurların korunması için her bir belgenin titizlikle incelediğini söyledi ve bunun zaman alan bir süreç olduğunu savundu. Ek belgelerin ne zaman yayınlanacağı belirsizliğini koruyor ve hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat milletvekilleri hayal kırıklıklarını dile getirdi. Kongre üyesi Ro Khanna’nın da aralarında bulunduğu Demokratlar, gecikme nedeniyle Adalet Bakanlığı üyelerine karşı, görevden alma veya olası yargılama da dahil olmak üzere, harekete geçme tehdidinde bulundular.

MuammerELVEREN

İstanbul Üniversitesi Yüksek Gazetecilik mezunu olan Muammer Elveren, 12 Şubat 1948 yılında Mardin’de doğdu. Evli ve bir kız babası olan Elveren, 1974’te Haldun Simavi‘nin kurduğu GÜNAYDIN GAZETESİ’ne girdi.

1977’de GÜNAYDIN GAZETESİ BRÜKSEL BÜROSU’nu kurmakla görevlendirildi ve BRÜKSEL BÜRO ŞEFİ oldu. 1989’da Brüksel temsilciliğinin yanında, Mihail Gorbaçov’un liderliğindeki Komünizm’in merkezi kabul edilen SOVYET SOSYALİST CUMHURİYETLER BİRLİĞİ-SSCB’nin başkenti MOSKOVA temsilciliği görevini de üstlendi.

1991 yılında HÜRRİYET GAZETESİ’ne girdikten sonra hem Brüksel hem Moskova görevini birlikte yürüttü. Bu dönemde başta AZERBAYCAN olmak üzere Sovyetler Birliği Cumhuriyetleri ile BULGARİSTAN ve ROMANYA’da Komünizmin çöküşüyle ilgili olayları yerinde izledi.

Elveren, 1991’de Azeri ve Ermeni çatışmalarının en yoğun olduğu dönemde tüm tehlikelere rağmen DAĞLIK KARABAĞ’a girip röportaj yapmayı başaran ilk gazeteci oldu. Bu başarısıyla YILIN GAZETECİSİ seçildi ve SEDAT SİMAVİ GAZETECİLİK ÖDÜLÜ’ne layık görüldü. Aynı yıl Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin SERİ RÖPORTAJ ÖDÜLÜ’nü de kazandı.

1992’de Fransa’ya atanarak HÜRRİYET GAZETESİ PARİS TEMSİLCİSİ oldu. 1998’de ise, Devlet Bakanı EYÜP AŞIK’ın Fransa’da tutuklanan yeraltı dünyasının tanınmış isimlerinden ALAATTİN ÇAKICI ile yaptığı konuşmayı içeren kaseti elde ederek gündeme damga vurdu. “ÇAKICI’YA KAÇ DİYEN ANAP’LI BAKAN” başlıklı bu haberle ikinci kez SEDAT SİMAVİ GAZETECİLİK ÖDÜLÜ’nü aldı. Aynı yıl İstanbul Üniversitesi tarafından da YILIN GAZETECİSİ ÖDÜLÜ’nü kazandı.

1999’da Nokta dergisinin düzenlediği DORUKTAKİLER 98 yarışmasında YILIN GAZETECİSİ unvanını aldı. Kasım 2023’te ise TÜRKİYE GAZETECİLER CEMİYETİ BURHAN FELEK BASIN HİZMET ÖDÜLÜ’ne layık görüldü.

Fransızca ve Arapça bilen Elveren, 1977’den itibaren uluslararası alanda çalıştı. AVRUPA BİRLİĞİ, NATO, AVRUPA KONSEYİ, AVRUPA PARLAMENTOSU, UNESCO ve OECD gibi kurumlarla ilgili yazılar kaleme aldı. Ayrıca SARAYBOSNA ve KOSOVA’da görev yaptı.

1995’te gazeteciliğin yanı sıra KANAL-D’de televizyon haberciliğine başladı ve bu görevini 2008 sonuna kadar sürdürdü. 2010 yılına kadar HÜRRİYET GAZETESİ PARİS TEMSİLCİLİĞİ görevini yürüttü.

ARAP BAHARI sürecinde TUNUS ve MISIR’da görev yaptı. Mısır’da HÜSNÜ MÜBAREK dönemini, TAHRİR DEVRİMİ’ni ve MUHAMMED MURSİ dönemini takip etti. MÜSLÜMAN KARDEŞLER’in RABİA MEYDANI ayaklanmalarını ve askeri darbe sürecindeki olayları izledi. Daha sonra, darbeyi gerçekleştiren ABDÜLFETTAH EL SİSİ’nin seçimlerinde KAHİRE’de bulundu. Ayrıca MİNYE kentine girerek röportaj yaptı.

UKRAYNA’da ayaklanmalar başlayınca KIRIM’a geçti. Rus ordusunun işgali sırasında SİMFEROPOL, BAHÇESARAY, YALTA ve özellikle yasaklı SİVASTOPOL’e girdi. Burada GOOGLE GÖZLÜĞÜ kullanarak Türk basınında ilk kez bir çatışma bölgesinde görüntü aldı.

Elveren, HÜRRİYET GAZETESİ’ndeki görevini 31 Aralık 2018’de emekliye ayrılarak noktaladı. Halen muammerelveren.com adresinde yazılarını yayımlamaktadır.

Elveren, FİJ, AGJPB, AJPE, APE, APP ve TGC üyesidir. Ayrıca FİJ KARTI, BELÇİKA BASIN KARTI, FRANSA BASIN KARTI ve SÜREKLİ SARI BASIN KARTI sahibidir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir