MISIR’DA 2013 ASKERİ DARBESİNİN HİKAYESİ

 

Mısır’da 3 Temmuz 2013’te ordu, seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’yi devirerek askeri darbe ile yönetime el koydu. Ondan önce Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek 30 yıl boyunca ülkeyi diktatörce, demir yumrukla yönetmiş ve tarihe ‘Tahrir ayaklanmaları’ olarak geçen dev gösteriler  sonucu 2011’de devrilmişti. Daha sonra yapılan seçimlerde ‘Müslüman Kardeşler’ adayı Muhammed Mursi Cumhurbaşkanı seçildi. Ancak aradan bir yıl geçmeden 2013’te başta Kahire olmak üzere Mısır’ın çeşitli kentlerinde muhalifler Mursi’nin aşırı dinci icraatlarını protesto edip dev gösteriler yaparak sokaklara döküldü. Göstericiler 30 Haziran’ı 1 Temmuz’a bağlayan gece ‘Mursi istifa’ sloganlarıyla Kahire’nin “Al Muqattam” semtindeki Müslüman Kardeşler (İhvan) merkez binasına saldırıp Molotof kokteylleriyle ateşe verdiler.

Bunun üzerine 2 Temmuz 2013 günü öğleden sonra Mısır Havayolları uçağıyla bir kez daha İstanbul’dan Kahire’ye gitmek üzere yola koyuldum. Uçaktan iner inmez kalacağım otele gitmeden kiraladığım araçla yakılıp talan edilen Müslüman Kardeşler Genel Merkez’ binasına gittim. Binanın bulunduğu sokağın iki tarafı polis barikatlarıyla kesilmişti. Doğruca nöbet tutan ekiplerin amirine gidip Türkiye’den geldiğimi belirterek yakılan binanın resmini çekmek için izin istedim. Artık şans mı, tesadüf mü desem izin istediğim polis Müdürü bir süre önce İstanbul’a gittiğini ve çok memnun döndüğünü belirterek gece binaya yapılan saldırı ile bilgileri verdikten sonra ‘Bak bugün gelen hiçbir yabancı gazeteciye izin vermedim ama srn fotoğraflarını çok çabuk çek ve hemen git’ dedi.

Mısır’da tansiyon çok yüksekti. Müslüman Kardeşler ve destekleyicileri bir tarafta, Liberaller, Solcular,  Laikler ve Kıptiler ’den oluşan Muhalefet Cephesi (Temerrüd- İsyan) diğer tarafta ülke adeta ikiye bölünmüştü.  Devrimin gerçekleştiği “Tahrir Meydanı” Muhalefet Cephesinin kalesi durumundaydı ve yüz binler orada sabahın ilk ışıklarına kadar yorulmadan Mursi aleyhinde gösteri yapıp slogan atıyordu. Muhalefet cephesinin ikinci toplanma yeri Cumhurbaşkanlığı Sarayının olduğu “El İttihadiye” bölgesiydi. Müslüman Kardeşlerle ilgileri olmadığı halde “Tahrir” devriminde Mübarek rejimine kızarak Mursi’ye oy veren büyük bir kitlede muhaliflerin safına geçmişti. Mursi’yi destekleyenlerle Müslüman kardeşlerin toplanma yeri ise Kahire’deki “Rabiatu’l-Adeviyye” Meydanıydı.

 

Gerginliğin giderek artıp sokaklarda çatışmalara dönüştüğü Mısır’da Ordunun Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi ve karşıtlarına ‘Uzlaşın’ diye verdiği süre doluyordu. Ordunun hazırladığı yol haritasına göre, Anayasa askıya alınacak, Meclis lağvedilecek ve bir yıllık geçici Başkanlık Konseyi oluşturulacaktı. Bu istekler konusunda geri adım atmayan Mursi gece orduya rest çekerek kendisini destekleyen Müslüman Kardeşler ve yandaşlarına “Direnin’ talimatı verdi. Mısır’da her gün yüz binleri sokağa döken “Temerrüd” (İsyan) Hareketi, Mursi’nin görevi bırakması ve erken seçime gidilmesi için 22 milyon imza topladığını açıklayarak “Mursi, artık Mısır’ın meşru Cumhurbaşkanı değildir. Görevi bırakması için 2 Temmuz Salı gününe kadar süre tanıyoruz aksi takdirde ülke genelinde sivil itaatsizlik eylemleri başlatacağız” diyorlardı.

 

Mursi’yi istifaya zorlamak ya da erken seçim kararı aldırmak için başlayan gösteriler sürerken ordu ‘halkın taleplerinin karşılanması’ için Mursi’ye ‘48 saatlik bir Muhtıra’ verdi. Krizin çözülmemesi halinde ordunun ulusal güçlerle ortak hareket edileceği açıklamasına rağmen Cumhurbaşkanı Mursi geri adım atmıyordu. O saatlerde Mübarek’e karşı yapılan Ocak 2011 devriminden daha fazla kalabalık Mısır’ın birçok kentinde yine sokaklardaydı. Bende Tahrir Meydanında gösterileri izlerken birden askeri uçaklar arkalarında Mısır Bayrağı renklerinden oluşan dumanlar çıkararak uçmaya başlayınca göstericiler arasında ‘Mursi’ye yurt dışına çıkma yasağı’ konulduğu konuşulmaya başlandı. Tahrir meydanı iğne atılsa yere düşmeyecek kadar kalabalıktı ve oradan çıkmam gerekiyordu. Gösteri yapmakta olan yüz binlerce kişinin arasından zor bela sıyrılıp Cumhurbaşkanlığı sarayına doğru yola koyuldum.

 

Saraya yaklaştığımda askeri araç ve tankların yollara çıktığını asker ve komutanların ne yapacağını şaşırmış bir vaziyette araç trafiğini kontrol etmeye çalıştığını görünce askeri darbenin başladığını anladım. Hemen cep telefonuyla aracın camından darbe anının ilk görüntülerini çektim. Bulunduğum Taksi Tankların yanından geçince komutanlardan biri bize dur işareti yaptı. Ben “Eyvah görüntü çektiğimi gördü şimdi ya telefonu alacak ya da sorgulamak için götürecekler” diye düşünürken şoföre “derhal ilk yol ayırımından çıkın ve evlerinize gidin” diye bağırdı. Mısırlı şoför hızla uzaklaşırken “Çok iyi oldu, ordu darbe yaptı. Bir kabileyi bile yönetemeyecek adamlar Arap dünyasının lideri Mısır’ı dini kurallarla yönetmeye kalkınca öyle olur tabii” deyiverdi. Şoför bunları söylerken ben tarihi bir ana tanıklık etmek için  çektiğim Videoyu kısa bir alt yazıyla telefondan Hürriyet Web TV’ye göndermekle meşguldüm. Video gazetede yayına girdiğinde uluslararası ajanslar daha darbe haberini geçmemişti.

Arabanın Radyosunda Mursi yanlısı medya ‘darbe değil asker Cumhurbaşkanlığı Sarayı önündeki Mursi yandaşları ile Tahrir Meydanındaki karşıtlarının çatışmasını önlemek için harekete geçti’ diyerek Mursi’nin hala görevi başında olduğunu söylüyordu.  Ben dış haberlere telefon ederek askeri darbeyi ve o anki durumu iletirken radyodan zafer marşları çalınmaya başladı. Kendi kendine yüksek sesle konuşmaya devam eden şoföre dönüp “neden öyle diyorsun daha bir yıl önce Mursi’yi siz seçtiniz askeri yönetimden daha iyi değil mi? Bu kadar kısa zamanda ne değişti? Diye sorunca  “Daha ne olacak başa geçer geçmez tüm Mısır’ın değil ‘Müslüman Kardeşler’ in Cumhurbaşkanı gibi hareket etmeye koskoca Mısır’ı İslamcı politikalarla yönetmeye başladı” dedi.

 

Ordu, Mursi’ye verilen 48 saatlik süre dolmadan Müslüman Kardeşler yönetici ve Liderlerine yurt dışına çıkma yasağı getirdikten hemen sonra saat 16 civarında Kahire sokaklarına inmişti. Başta Tahrir Meydanı olmak üzere kentin tüm giriş çıkışları, köprüler ve kavşakları tutan askerlere büyük sevgi gösterileri yapılıyordu.  Radyo ve televizyonlarda zafer marşları ve şarkılar çalınıyordu. Askerler Cumhurbaşkanlığı Sarayına yakın Muhafız kışlasının etrafında dikenli tel ve barikatlar kurdu. Mısır ordusuna ait tanklar, başta Cumhurbaşkanlığı Sarayı, Devlet Televizyonu, Tahrir, Nahda ve Rabiatul Adeviyye meydanları olmak üzere gösteri yapılan tüm alanların etrafını çevirdi. Gözaltına alınan Mursi amatör kamera ile önceden kaydettirdiği mesajını İnternet’ten yayınlatırken halen‘ Ben Mısır’ın seçilmiş cumhurbaşkanıyım. Anayasal meşruiyete saygı gösterilmeli. Hukuk galip gelmeli ve anayasaya göre yeni parlamento seçimleri düzenlenmeli. Darbeye karşı barışçıl şekilde direnin’ çağrısı yapıyordu. (http://www.hurriyet.com.tr/kahirede-kanli-pazartesi-23676645)

 – – –

Darbeyi gerçekleştiren Mursi’nin atadığı Genel Kurmay Başkanı ve Savunma Bakanı General Abdulfettah es-Sisi ise Mısır televizyonunda yayınlanan ses kaydında “Silahlı kuvvetler demokrasinin kendine tanıdığı hukuk sınırlarının dışına çıkmayacak. Amacımız güven ve istikrarı sağlamaktır. Yaptığımız uzlaşma çağrıları başkanlık tarafından reddedildi. Mısır askeri kuvvetleri tüm kesimlere hitap edecek, İçişleri ve Güvenlik bakanlıklarıyla iletişim içinde olacaktır” diyordu.

Mısır’da anayasanın askıya alındığını ilan eden ordu, kurulacak geçici teknokrat hükümetinin ardından Cumhurbaşkanlığı ve Parlamento seçimleri yapılacağını da duyururken Mısır’da Müslüman Kardeşler, bu yola kefenleriyle çıktıklarını ve Mursi serbest bırakılıncaya kadar darbeye karşı mücadelelerini sürdüreceklerini açıklıyordu. Sonuç maalesef çok kanlı oldu ve bu mücadelede binlerce kişi yaşamını yitirirken darbeyi gerçekleştiren Es Sisi daha sonra Cumhurbaşkanlığına aday oldu ve yüzde 96,9 oy oranıyla seçildi.

MISIR’DA DARBENİN YILDÖNÜMÜ- MUAMMER ELVEREN

 

Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir