DAĞLIK KARABAĞ’DA VAHŞET

Dünya basınında ilk kez

Hürriyet objektifi Dağlık Karabağ’da

İŞTE KAFKASYA’NIN BEYRUT’U

 

Hürriyet Sayfa-1-25 Eylül 1991 Çarşamba

Dünyanın sağır olduğu çığlığı duyduk, kör olduğu dehşeti gördük

  • Muammer Elveren, Dağlık Karabağ’ in geçit vermez, Küçük Kafkaslar denilen en ücra köşelerindeki köylere gitti… Ermeni çetelerinin saldırdığı Azeri köyü İmaret Kervent’e, panzerle tam 7 saat 40 dakikada ulaştı…
  • Azeri Türkleri ağlıyordu… Azeri Türkleri yardım istiyordu… 88 yasındaki Zeynep Aliyeva’nın birkaç gün önce öldürüldüğü köyde, evlerin hemen hepsi yakılmış, yıkılmıştı. İnsanlar çaresizlik içinde anlaşma bekliyordu…
  • Dağlık Karabağ’da, 120 bin Ermeni terör çeteleriyle 58 bin Azeri’ye dehşet yaşatıyor, ölüm kusuyordu. Kafkasya’nın Beyrut’undan dünya habersizdi. İşte size dünyaya kapalı Dağlık Karabağ’dan kara tablolar…

. . .

Fotoğraf altları

ŞUŞA’NIN TEK OTELİ

Muammer Elveren. Dağlık Karabağ’ın Azeriler elindeki Şuşa’daki tek oteli ’Karabağ’ın önünde

GİRİŞ- ÇIKIŞLARDA SOVYET BARİKATLARI

Ermeni çetelerin saldırıları nedeniyle Sovyet ordusundan her bölgeye ayrı bir birlik gönderilmiş. Her biri yaklaşık üç yüz askerle donatılan bu birlikler, bulundukları bölgenin şehir ve köylerinden sorumlu. En küçük yerleşim bölgesinin girişine bile barikatlar kuran Sovyet ordusuna ait bu askerler Azeri Türkleri ile Ermeniler arasında bir “Tampon” oluşturuyorlar.  Fotoğraf, Dağlık Karabağ’ın başkenti Stepanakert’in eski adıyla “Han” Kenti’nin girişindeki Kızıl Ordu barikatlarını görüntülüyor

ZULÜM GÖZYAŞLARI

Arkadaşımızın gittiği İmaret Kervent köyünde Ermeni çeteciler beş evi tamamen yakmıştı. Evsiz kalan Azeri kadınının yürek parçalayan feryatları yapılan zulmü dünyaya haykırıyor gibiydi.

. . .

Yıllar önceki Ermeni mezalimi, şu sıralar hemen kuzeyimizdeki komşumuzda tekrarlanıyor. Türk köylerini basan ve roketatarlarla yakan Ermeni çeteciler, yaşlı çocuk bakmaksızın cinayetlerini sürdürüyorlar. Ermeni çetecilerin yakıp yıktıkları İmaret Kervent Köyü’ne giren Hürriyet muhabiri, “Onlara ne yaptık? Her şeyimizi, anamızı bile yaktılar” diye dövünen insanlarla karşılaştı. 85 yaşındaki Zeynep Aliyeva, evdeki eşyalarıyla kül olmuştu.

. . .

85 Yaşındaki Zeynep Aliyeva Ana’yı eviyle birlikte yaktılar

Dağlık Karabağ’ın geçit vermez Küçük Kafkaslar denilen en ücra köşelerindeki köylere gittim. Ermeni çetelerinin saldırdığı etrafı dağlarla çevrili en uçtaki Azeri köyü İmaret Kervent köyüne panzerle tam yedi saat kırk dakikada kadar ulaşabildik. Azeri Türkleri ağlıyordu. Azeri Türkleri yardım istiyordu. Evlerin hemen hepsi yakılmış, yıkılmış insanlar çaresizlik içinde bekleşiyordu. Orada dünyanın sağır olduğu çığlığı duydum, kör olduğu dehşeti gördüm. Kafkasya’nın kanayan bu bölgesinden dünya habersizdi.

Ermeni çetecileri, köydeki beş evi Bomba ve Roket atar ateşine tutmuş, evlerin birinden dışarı çıkamayan 85 yaşındaki Zeynep Aliyeva, evdeki eşyalarla birlikle kömür olmuştu. Sovyet askerleri, saatlerce süren saldırıya karışmamış, sadece havaya uyarı ateşinde bulunmuştu. Roketatarlarla yerle bir olmuş bir evin önündeki Azeri kadın, evinin önünde ağlıyor ve “hiçbir şeyim kalmadı, ben onlara ne yaptım… Mahvoldum… Mahvoldum” diye haykırıyor ve bana dönüp ağlarken şöyle konuşuyordu.

BİZİ YANDIRIPLAR

“Sizi çiçeklerle karşılamak isterdik ama gözyaşlarıyla karşılıyoruz, evlerimizi yandırıplar (yakıyorlar)… Ermeniler Anamızı yandırıplar Uşaklarımızı kırarlar (çocuklarımızı öldürüyorlar)… Her türlü silahla silahlanıplar, bizim ne silahımız var ne bir şey… Biz onlara gülle atmırık (kurşun sıkmıyoruz)  Onlar bizi kırıplar… Hayış eylerik (Rica ediyoruz) bütün dünya halkları bize kömek eylesin (yardım etsin)… Bütün milletlere hayış eyleriz, bize yardım ellerini uzatsınlar… Birleşmiş Milletler’den hayiş eyleriz, bize yardımı esirgemesinler. Buradaki cemaatin adına Birleşmiş Milletlere müracaat eyleyin, bize kömek  eylesinler. Biz çetin vaziyette kalmışık… Her gün üzerimize ateş açıp evlerimizi yandırıplar… Gidip bakabilersiniz … Şekil (fotoğraf) çekebilersiniz… Koy dünya halkları bilsin bizim çektiğimizi. Koy, gözyaşlarımızı görsünler.

TORKİYE YARDIM ETSİN

Bir başka evin önünde yaşlı bir adam gözleri kan çanağına dönmüş bana şunları söylüyordu “Bütün Dağlık Karabağda yaşayan Azerbaycanlı Türkler adına Türkiye prezidentine (cumhurbaşkanına) bize yardım eylesin. Burda bizi Ermeniler kırırlar, Ermenilere bir taraftan Amerika bir taraftan Fransa (kömek eyliyor) yardım ediyor ancak buraya bize hiç kimse yardım (etmir) etmiyor. Bizim Türkiyemiz var, Türkiye prezidentinden (Cumhurbaşkanından), hepimiz adına hayiş eyleriz bize kömek eylesin… Ermeni çetecilere Erivan’dan silah geliyor, Rus askerlerini rehine alıp silahlarına el koyuplar, silah depolarını basıp silahları alırlar, bizimse kimsemiz yok silahsızız.

Ellerim titreye titreye, her şeyini yitirmiş bu insanların çığlıkları arasında görevim icabı bir taraftan fotoğraf çekmeye, bir taraftan da teyple seslerini kaydetmeye çalışıyordum. Adam gözyaşlarını siliyor ve şöyle devam ediyordu:

“Dün gece yediye on beş dakika işlemiş (18. 15’te) Ermeni kenti Çapar’dan bizim İmaret Kervent Köyü’ne muassır (modem) silahlarla intensif (yoğun) ateş açıldı. Ateş çok güçlü olup gece saat beşin yarısına (Dörtbuçuğa) kadar sürdü… Evlerimize roketlerle, bombalarla ve otomatik silahlarla saldırdılar… Köyde beş tane ev tamamen yandı, bir evde de 85 yaşındaki Aliyeva Zeynep kızı evden çıkabilmemiş ve canlı şekilde çığlıklar atarak yandı. Bunların dışında dört ev de yarı şekilde yanarken köylüler tarafından söndürüldü. Harbiciler (askerler) de sonra onlara ateş açtılar ancak onlar ateş etmeye devam ettiler. Onların ellerindeki silahlar, harbicilerin ellerindeki silahlardan daha güçlüdür. Hep öyle baskınlar yaparak evlerimizi yandırıplar. Bizi yalnız bırakmayın. Bizim ordumuzda yoktur bizi koruyacak, bizi ancak dışardan kömek kurtarabilir.

Bize ateş açanlardan biri şu otuz kırk metre ilerdeki evdedir, adı Hanut’tur. Cevan (genç) oğlandır, Avtomatla (otomatik tüfek) attılar, mitralyotla (mitralyöz) attılar… Roket atlılar. Önce bir roket attılar sonra bağırdılar  eğer  çıkmazsanız hepinizi yakacağik  dediler… Biz de kaçıp çıktık, sonra gelip evi yandırdılar. Biz içerde oturmuş çörek (yemek) yiyorduk. ilk roketi attılar. Onlarla biz hepimiz anadan olanda beraber büyümüşük. Onlarla dostluğumuz sonra bozuluptur. Evvelden soruşurduk da onunla sizin tarafa hayvan geldi mi gelmedi mi diye, indi (şimdi) de bize ateş açıyorlar”

DÜNYA SESSİZ…

Evet… Dağlık Karabağ’da dünyanın haberi olmadığı bir iç savaş sürüyor. Ermeni çetecilerinin  terör havası estirdiği Azeri Türk köyleri tam bir panik içinde. Gün geçmiyor ki bir saldırı, bir ölüm, bir yaralama olayı olmasın. Evleri yakılan, kurşunlanan çaresiz insanlar, dünyaya seslerini duyuramamaktan yakınıyorlar.

.  . .

Ermeniler söz verdikleri gece saldırdı

ALİYEV KUŞKULU

Azerbaycan Halk Cephesi lideri Ebulfez Aliyev imzalanan ‘ateşkes protokolü’ konusunda son derece kuşkulu. Aliyev bunu ‘tehlikeli bir oyun’ diye niteledi. Azerbaycan’da hemen her gün düzenlenen mitinglerde konuşan Halk Cephesi Lideri Ebulfez Aliyev (Elçibey) in bu kuşkusu Ermeni saldırılarının sürmesiyle haklılık kazanıyor.

-Azeri ve Ermeniler arasında varılan “derhal ateşkes” ilkesine dayalı anlaşmaya rağmen  Ermeni militanlar iki Azeri köyünü ateş yağmuru altında tutuyorlar.

-Anlaşmaya kuşkulu bakan Azerbaycan Halk Cephesi Lideri Ebulfez Aliyev, Todan ve İmaret Kervent köylerinin önceki gece silahlı saldırıya uğradığını bildirdi.

Azerbaycan ve Ermenistan‘ı iç savaşa sürükleyen Karabağ sorununda önceki gece tarafların ilke anlaşmasına varmasından hemen sonra Ermeni militanlar iki Azeri köyüne silahlı saldırı düzenledi. Hürriyet Muhabiri Muammer Elveren’ in son saldırı öncesinde gittiği Todan ve İmaret Kervent köyleri Ermeni militanların yoğun ateşi altında bulunuyor Bu arada, Ermenistan ve Azerbaycan’daki silahlı grupların “derhal ateş kesmelerini” öngören protokol dün sabah imzalandı.

Azerbaycan Halk Cephesi Lideri Ebulfez Aliyev Rusya ve Kazakistan liderlerinin arabuluculuğuyla Rusya’nın Jeleznovodsk Kasabasında gerçekleşen uzlaşma görüşmelerinin barış getirmeyeceğini öne sürerek “Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin ve Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev  “Karabağdaki Azeri-Ermeni çatışmasına son vermek İçin değil, kendi otoritelerini artırmak İçin girişimlerde bulundular. Böyle bir uzlaşmayı benimseyen Lider Ayaz Muttalibov da Azerbaycan’a ihanet etti” dedi

Bu arada, görüşmelerin sürmesine rağmen Ermeni çeteleri Dağlık Karabağ’daki Azeri köylerine saldırdı Ermeni çetelerin Mardakert kasabasına bağlı Çapar ve İmaret köylerine düzenlediği saldırıda 6 Ermeni ile 1 Azeri hayatım kaybetti. Çatışmalarda bir çok kişinin de yaralandığı haber verildi

ATEŞKES PROTOKOLÜ

Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin ve Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev’in arabuluculuk girişimi çerçevesinde düzenlenen Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki ilk görüşmeler sonucunda Dağlık Karabağ sorununun çözümü için ‘müzakere süreci’ resmen başlatıldı. Azerbaycan ile Ermenistan arasında Karabağ bunalımının aşılmasına ilişkin olarak hazırlanan protokol, dün sabaha karşı imzalandı.

Protokolün öngördüğü maddeler şöyle:

►Karabağ bölgesiyle Azerbaycan ve Ermenistan topraklarındaki silahlı grupların “derhal ateşkes* uygulamaları ve gelecek iki hafta içinde yalnızca yasadışı silahlı grupların değil, tüm İçişleri Bakanlığı ve ordu birliklerinin de çatışma bölgelerinden çekilmeleri.

►Ateşkesin öncelikle herkese can güvenliği sağlaması ve ancak bu koşulun yerine getirilmesinden sonra Dağlık Karabağ bölgesindeki “anayasal iktidar organları” yeniden işlerliğe kavuşabilecek. Dağlık Karabağ’ın anayasal iktidar organı olan Ermeniler’ in denetimindeki yerel parlamentosu 1989 yılı başından beri askıya alınmış bulunuyor. Ermenistan Parlamentosu Dağlık Karabağ’ın Ermeni toprağı olduğunu ilan eden kararını geri alırken Sovyet Yüksek Sovyet’i de bugüne dek Karabağ’a ilişkin olarak benimsediği kararlarını geçersiz ilan edecek.

►Her iki tarat da etlerindeki rehineleri aşamalı olarak iade edecek.

►Söz konusu protokol, tarafların görüşlerini belgeleyen bir “mutabakat zaptı’ uygulanması için taraflar komisyonlar oluşturacaklar.

TEPKİLER… TEPKİLER…

Ermenistan Devlet Başkanı Levon Ter Petrosyan, tarafların karşılıklı ödün vermeleri sonucu sağlanan uzlaşmayla imzalanan protokolün “çözüm değil, bu yolda atılmış bir ilk adım olduğunu” bildirdi. Boris Yetisin de imza töreninden sonra düzenlediği basın toplantısında, Rusya ve Kazakistan hükümetlerinin protokolün uygulanmasını “gözlemci “olarak denetleyeceklerini bildirdi. Yeltsin, bu konuda en büyük tehlike olan yanlış bilgilendirme mekanizmasının işlemesini önlemek için özel bir enformasyon grubu oluşturacaklarını bildirdi.

.  .  .

Dağlık Karabağ, Ankara’nın gündeminde

Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev bugün Anka- raya geliyor Dağlık Karabağ sorununun çözümü için Azerbaycan ve Ermenistan arasında arabuluculuk yapan Nazarbayev’in Ankara ziyareti bu açıdan büyük önem taşıyor.

Ankara’nın gündemi, önümüzdeki birkaç gün için Dağlık Karabağ sorununa kayıyor. Dağlık Karabağ sorunu konusunda Azerbaycan re Ermenistan arasında arabuluculuk yapan Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın daveti üzerine bugün Ankara ya geliyor.

Sovyetler Barlığı ve Kafkasya’daki gelişmeler konusunda Türkiye’nin birinci elden bilgi almaşını sağlayacak bu ziyaret Ermenilerle Azeriler arasında bir müzakere sürecinin başlatıldığı günlere denk gelmesi bakımından da özel bir önem taşıyor. Türkiye’ye 29 Eylül tarihine kadar resmi bir ziyaret yapacak olan Nazarbayev’in ziyareti Cumhurbaşkanı Özal’ın Sovyetler Birliği gezisi sırasında kararlaştırılmıştı.

Kazakistan’ın başkenti Alma Ata’da 15 Mart günü bir araya gelen iki cumhurbaşkanı, bir sonraki görüşmelerini Ankara’da yapmayı öngörmüşler ve bu çerçevede Özal Nazarbayev’i Türkiye’ye davet etmişti.

Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, heyetler arasındaki görüşmelerde iki ülke arasındaki dostluk ve işbirliği ilişkilerinin karşılıklı yarar ilkesi çerçevesinde daha da geliştirilmesi imkânları üzerinde durulacağı bildirildi. Açıklamada ayrıca. “Bölgesel ve uluslararası konularda da bilgi ve görüş alışverişinde bulunulacak” denildi.

Fotoğraf altı

SOVYET ASKERLERİ ACİZ

Sovyet askerlerinin Azeri ve Ermeni çatışmasını önlemek amacıyla iki halk arasında tampon bölge oluşturduğu Dağlık’da her yere kontrol noktaları yerleştirilmiş. Ancak askerler olayları önlemek yerine her şey bittikten sonra müdahale etmeyi uygun buluyor. Ermeni çeteciler, saldırıya uğrayan Azeri köylerini keşfe gelen askeri ve adli heyetlere bile ateş ediyor. Bu yüzden heyetler çalışırken askerler dürbünle etrafı kontrol ediyorlar.

Üç yılda 800 ölü binlerce yaralı ve evsiz

Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesinde Ermeniler çoğunlukta Azeriler ise azınlıkta yaklaşık 58 bin Azeri’ye karşılık 120 bin Ermeni yaşıyor. Bu bölgede Ermenistan Cumhuriyeti, bölgedeki Ermeniler ‘in çoğunlukta olmasını gerekçe göstererek Karabağ üzerinde hak iddia ediyor ve bölgedeki Ermeni militanları gizlice silahlandırıyordu.  Amaç, bölgeyi topraklarına katıp Birleşik Ermenistan Cumhuriyetini kurmaktı. Üç yılı aşkın bir süre önce 20 Şubat 1988 de Azeri Türklerinin katılmadığı Yüksek Sovyet toplantısında Karabağ’ın Ermenistan’a ilhak kararı paylaşılamayan bölgedeki gerginliği doruk noktasına çıkardı. Önceleri gösteriler, grevlerle patlak veren olaylar zamanla kıyasıya şiddeti getirdi. Ermeniler olayı oldubitti ’ye getirmek istiyorlar. Batılı haber ajansları aracılığı ve desteğiyle de dünyaya seslerini duyuruyorlardı. Ancak Azeri Türkleri “Ölürüz de bir karış toprak vermeyiz” diyerek var güçleriyle direndiler. Sonuç, üç yıldan bu yana süregelen amansız çatışmalarda en az 800 ölü, binlerce yaralı ve evsiz.

. . .

26 Eylül 1991 Perşembe

Dağlık Karabağ’daki dehşete, dünya seyirci kalmaya devam ediyor

Silahlar Erivan’dan…

Muammer ELVEREN / KARABAĞ -Hürriyet

Ermeni çetecilerde yakalanan silahların çoğunluğu dış kökenli, bunların da büyük bolümü Ermenistan’dan geliyor. Deprem yardımı diye Ermenistan’a Fransa’dan, Beyrut ve ABD’den getirilen silahlar çeşitli yollardan sokulmuş. Dağlık Karabağ bölgesinde, siyasi polis, savcı, adil tıp ve KGB’den oluşan “Sorgu Komitesİ“nin Başkanı Aydın Azimov (sağda) arkadaşımız Muammer Elverenle.

. . .

Ermeni çetecilerin kullandıkları silahların büyük bölümü Sovyet ordusunun kullandığı silahlardan oluşuyor. Çeteciler, bu silahları rehin aldıkları askerlerden yüklü rüşvetler vererek satın alıyor ya da bazı Rus subaylardan ve baskınlar sonucu askeri cephanelerden ele geçiriyorlar. Bunun yanında, bölgedeki Sovyet komutanlarının yaptıkları açıklamalara göre çeteciler Fransız, Amerikan, Alman ve el yapımı silahlar kullanıyor.

Ermeni çetecilerde yakalanan silahların toplandığı merkezin sorumlusu ve savcı siyasi polis, adli tıp ve KGB’den oluşan ‘Sorgu Grubu’nun karargâh Başkanı Aydın Azimov, şunları söylüyor “Ermeni çetecilerinin Azeri köylerine yaptıkları vahşi baskınlarda yakalanan silahların büyük bolümü, dış kökenli silahlardır. Bunlar, Ermenistan’da deprem olduğu vakit Erivan’a Fransa, Beyrut ve Amerika’dan getirilmişti. Dağlık Karabağ’a da çeşitli yollardan sokuluyor. Geçenlerde kazara düşen erzak yüklü helikopterde erzak sandıklarının içinde silah bulmuştuk. Silahı buraya sokmak için her yolu kullanıyorlar. Kontrolü ellerinde bulunduran Sovyet komutanlardan bazılarıyla anlaşıp ele geçirdikleri de oluyor”

FAİLLERİ BİLİYORUZ

Aydın Azimov, cinayetleri işleyenlerin tanındığını, ama bölgede görev yapan Sovyet komutanların koruması altında oldukları için bir şey yapılamadığını belirterek, şu ilginç açıklamayı yapıyor “Sovyet subayları da, biz de biliyoruz… Bu cinayetleri işleyenlerin hepsi tanınıyor.

Lâkin Dağlık Karabağ’ın sorumlu komutanları Jukov ve Starikov gibi generaller burada oldukça, bunların yakalanması çok zor; zira bu komutanlar onlara imkânlar sağlıyor ve yeri geldiğinde yardım da ediyorlar. Bu cinayetleri işleyenler 200 kişiyi geçmez. Bunların hepsi malum kişilerdir. Bunları Erivan da biliyor, Moskova da biliyor.”

PROBLEM NEREDE?

Azimov, sözlerine şöyle devam ediyor “Bakın, bütün problem Sovyet askerlerinin evleri arayıp silahlan yakalamamasındadır. Bunu hepsi biliyorlar. Kimde silah var, kim cinayet işler? Ancak nedendir bilmem, buna karşı bir tedbir almıyorlar. Bakın size gösterdiğim silahlar, askerlerin üç gün içinde aldıkları emirle yaptıktarı aramalar sonucu yakalandı.

Ancak her altı ayda bir şikâyet çoğalınca, böyle bir arama yapıyorlar. Erme nilerin arasında çok iyi insanlar var, bunlar bu olaylara karşıdır, ama dışarıdan baskı var. Ben şahsen Stepanakert’e gidip onlarla görüşürüm… Onlar, biz Azerilerle bir yerde yaşamak istiyorlar. Ancak onlar da korkuyorlar”

SOVYET ASKERİNİ DE ÖLDÜRÜYORLAR

Sovyet komutanlarından Anatoly Nikolayeviç ise kan dökülmesini önlemek için bölgede bulunduklarını söylüyor. Nikolayeviç. Ermeni çetecilerin Sovyet askerlerine de ateş ettiklerini, zaman zaman öldürdüklerini vurgulayarak. “Yakaladığımız silahların yansına yakını Rus yapısıdır; diğerleri Ermenistan Cumhuriyetinde kaçak imal edilen silahlarla dış ülkelerden gelen silahlardır’ diyor. Sovyet Komutan, bir süre önce Ermeni çetecilerin 12 Sovyet askerini otomatik silah ve araçlarıyla birlikte rehin aldıklarını belirterek, şunları söylüyor “Bir hafta süren görüşmelerden sonra, askerlerimizi serbest bıraktılar Ancak silah ve araçtan iade etmediler. Ermeniler işte bu gibi yollardan da silahlanıyorlar”

 

ATEŞKESE RAĞMEN ÇATIŞMA: 3 ÖLÛ

Öte yandan, Karabağ’da ateşkese rağmen çatışmalar hala devam ediyor. Askeran ve Şuşa yörelerinde dün meydana gelen çatışmalarda 2 Ermeni ile bir Azeri’nin öldüğü 3 kişinin de yaralandığı bildirildi. Bu arada Ermenistan Başbakanı Vazgen Manukyan şahsına yöneltilen suçlamalar karşısında istifa ettiğini açıkladı. Manukyan istifasında Cumhuriyetin Parlamento Başkanı Levon Ter Petrosyan ile arasındaki siyasi çekişmenin de rol oynadığı kaydedildi.

Fotoğraf altı

RUSLAR ÇARESİZ

Komutan Anatoly Nikolayeviç arkadaşımız Muammer Elveren’e çaresizliğini anlatırken “Ermeni çeteciler, bizim askerlere de ateş edip öldürüyorlar” diyor.

Muammer ELVEREN-Özel Arşiv

Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir