ÇAKICI: İADE EDİLİRSEM ÖLDÜRÜRLER

 

 

Çakıcı’nın ifade zaptı

23 Kasım 1998 Pazartesi

Muammer ELVEREN-Özel Haber

 

İade edilirsem hemen öldürürler

Hürriyet, iadesi için 3 Aralık’la duruşmaya çıkacak Çakıcı’nın mahkemeye sunduğu savunmasını ele geçirdi. Çakıcı, savunmasında şunları söylüyor: “Beni Türkiye’ye iade etmeyin, iade edilirsem beni daha hapishaneye ulaştırmadan öldürürler, mahkemeye bile çıkartmazlar.”

Çiller’in yalısını bombalayacaktık

“Mesut Yılmaz başbakan olduktan sonra İstanbul’da 10 kişilik bir suikast timi yakalattı. Bu tim Çiller’in yalısını bombalayacaktı. Ancak timin ABD Konsolosluğunu vuracağı iddia edildi. Bu yanlış yönlendirme yüzünden ABD beni izlemeye aldı. O yüzden ABD’den kaçtım.”

Yılmaz bana iki suikast düzenledi

“Bunun üzerine Eyüp Aşık’la görüşmemi kaydettim ve ben de Yılmaz’a tehdit haberleri göndermeye başladım. Mesut Bey’le ilk ihtilafım böyle başladı. Bana biri İtalya, diğeri Fransa’da iki saldırı düzenlendi, fakat ikisinden de kurtuldum. Yakalandığım gün de beni öldüreceklerdi.”

  

PAZARTESİ, 23 Kasım 1998

Beni öldürmek için arıyorlardı

Paris Temsilcimiz Muammer Elveren, Alaattin Çakıcı’nın Fransız mahkemesine verdiği ifadelerin tutanaklarını ele geçirdi. Çakıcı, ifadesinde sık sık “İade edilirsem mahkemeye bile çıkmadan öldürülürüm’ diyerek Türkiye’ye iade edilmemesini istedi. Çakıcı, yakalanmak için değil, öldürülmek
için arandığını özellikle vurguladı.

HÜRRİYET, Alaattin Çakıcı’nın mahkemede verdiği ifadelerin tutanaklarını ele geçirdi. Alaattin Çakıcı Fransızca olarak hazırlanan tutanaklarda kendisini ‘Türkiye’ye iade edilirsem beni daha hapishaneye
ulaştırmadan öldürürler, mahkemeye bile çıkartmazlar” sözleriyle savunuyor.

İADE KARARI 3 ARALIKTA

Marsilya’nın Les Baumettes Kapalı Cezaevi’nde tek başına bir hücrede yatan Çakıcı’nın iadesi ile ilgili karar. Aix En Provence’ta, 3 Aralık 1998 günü verilecek. Çakıcı, savunma dosyalarında yer alan ifade
tutanaklarında çeşitli olayları en ince detayına kadar anlatıyor. Yakalanma sürecini içeren dosyada Çakıcı şok iddiaları gündeme getirip, bu nedenlerle kesinlikle Türkiye’ye iade edilmemesini istiyor. Bu tutanaklardan birinde Alaattin Çakıcı, Türkiye tarafından yakalanmak için değil öldürülmek için arandığını özellikle vurguluyor.

Çakıcı: Yakalandığımda vuracaklar sandım.

Fransa’nın Nice Kentinde yakalandığım sırada soğukkanlılığım sayesinde bir ölüm tehlikesi atlattım. Ayrılmak üzere olduğumuz Park Otel’in lobisine dalan Fransız, Amerikan ve Türk güvenlik timinin hepsi silahlarını başıma dayayarak teslim olmamı sağladı. 7-8 silah namlusunun kafama tutulduğu birkaç saniye içinde aralarında Türk olabileceğini sandığım birinin nefes alsam beni derhal vuracağını hissettiğim için hiç kımıldamadan ve direnmeden teslim oldum, belki bu hareketim canımı kurtarmıştı. Hâlbuki ben Amerika’da iken kırmızı ışıkta bile geçmez kanunlara, kurallara harfiyen uyardım.

2 suikasttan kurtuldum

BAŞBAKAN, Yılmaz, Mehmet Eymür’ü kullanarak Amerika’da izlenmem ve gerektiğinde yok, edilmem talimatını verdi, bu bilgiler de servisteki (Milli İstihbarat Teşkilatı) bazı dostlarımca bana ulaştırılmıştı. Eymür grubunun hazırladığı beni yok etme planları başarısızlığa uğrayınca bu sefer Amerikalıların hazırladıkları düzmece raporlarla yanlış yönlendirmeğe başladılar.

Tabii ben bunları öğrenince ipler tamamen koptu. Amerika’da sıkışınca can güvenliğim açısından Güney Amerika ve Uzakdoğu arasında sürekli yer değiştirmeğe başladım. Her yerde izlendiğimi biliyordum. Bunun üzerine Eyüp Aşıkla yaptığım görüşmeyi kaydettim ve oradan da anlaşılacağı gibi Yılmaz’ın beni öldürme talimatı olduğundan ben de ona tehdit haberleri göndermeye başladım. Ardından Japonya ve Avrupa’ya geçtim. Çakıcı’nın mahkemeye verdiği savunmayı Hürriyet ele geçirdi.

BECEREMEDİLER…

Amerikalıların tüm teknik imkânlarını kullanarak beni izlediklerini biliyordum. MİT’ten alınan bilgilerle bundan sonra da beni devre dışı bırakmak istediler, beceremediler. Bana birincisi İtalya’nın Maxima sahilinde, diğeri de Fransa’nın Saint Rafael Kenti’nde olmak üzere iki saldın düzenlendi fakat ikisinden de kurtulmayı başardım.

Gündem

Suikast timi Çiller’in yalısını vuracaktı

İşte Hürriyet’in elde ettiği bu tutanaktaki şok iddialar:

Mesut Yılmaz başbakan olduktan sonra verdiği emirle İstanbul’da 10 kişilik bir suikast timini yakalattı. Bunlar mahkemede verdikleri ifadelerinde benimle olan ilişkilerini açıkladılar,

EMNİYET İFADEYİ ÇARPITTI

Yakalanan suikast timiyle ele geçen roketatarların Pamukbank Mecidiyeköy Şubesi ile Özer Çiller ve Mehmet Üstünkaya’ya ait yalıları vurmak üzere kullanılacağı belirtildiği halde. Emniyetken İstanbul DGM ye gönderden kapak yazısında bu silahların ABD Konsolosluğunun vurulmasında kullanılacağının tahmin edildiği yazıldı.

SIKIŞTIRILINCA AYRILDIM

Oysa yakalananların ifadelerinin hiçbirinde ABD Konsolosluğunun vurulacağı şeklinde tek bir kelime bile geçmiyordu ve bu yazıyı Emniyet gönderirken beni Amerikalılar ‘la ters düşürmeyi amaçlamıştı. Zaten bunun Çizerine Amerikalı yetkililer ve istihbarat servisi yanlış yönlendirme neticesi beni izlemeye aldı. Daha sonra da rahatsız edip birtakım tacizlerle Amerika’dan çıkmam sağlandı. Mesut Beyle ilk ihtilafım bu olayla başladı.

Çakıcı’nın iadesini istediğimiz suçlar

İfade tutanaklarına ek dosyada, Türkiye’nin Çakıcı’yı neyle suçladığına ilişkin şu bilgiler yer alıyor:

“Türk adli makamlarının 2 başvurusu üzerine Interpol’ün kırmızı bültenle aradığı Alaattin Çakıcı 17 Ağustosla Fransa topraklarında yakalandı. Türk adli makamları bunun üzerine 2 Eylül 1998 günü iade başvurusunda bulunarak dosyasını Fransa’ya gönderdi. Çakıcı Türkiye’de şu suçlardan aranıyor:

1-Engin Civan’ın yaralanmasıyla sonuçlanan suikasta azmettirmek

2-Hıncal Uluç’u yaralamaya azmettirmek

3-Planlayarak Tevfik Nurullah Ağansoy’un öldürülmesine azmettirmek

4- Eski eşi Nuriye Uğur Çakıcı’nın öldürülmesine azmettirmek

5- Suç işlemek üzere çete oluşturmak.

Savunma dosyasında, Çakıcı’nın Ağansoy ve Kılıç olayında idam istemi ile arandığı, siyasi bir kişiliği olduğu ve Türk politik yaşamında bir hükümeti sarsacak, bir bakanı istifa ettirecek kadar önemli yeri olduğu üne sürülerek, iade edilmemesi isteniyor.

 . . . 

Foto altı

Hücrede Kalıyor

17 Ağustos’ta Nice’te yakalanan ve halen Marsilya’da tek başına bir hücrede yatan Çakıcı, 3 Aralık’ta mahkemeye çıkacak. Mahkemede iadesi ile ilgili karar verilecek.

 .  .  .

ÇAKICI: İSTEMEYİN YAKARIM

8 Aralık 1998 Salı

Fransa’nın Türkiye’ye şartlı iadesine karar verdiği Alaattin Çakıcı, Hür­riyet’e “Türkiye’ye dönersem ben değil, başkaları düşünsün” dedi.

Muammer ELVEREN-ÖZEL HABER

Hürriyet’e konuştu

Yakalandıktan sonra ilk kez Hürriyet’e konuşan Alaattin Çakıcı. Paris Temsilcimiz Muammer Elveren ‘in sorularını Marsilya’nın Les Baumettes Hapishanesinden cevapladı.

Bazılarından daha şerefliyim

“Dönersem ben değil, benimle ilişkisi olan siyasiler, bürokratlar ve işadamları düşünsün. Ben süt kadar beyaz, su kadar duru değilim, ama bazı yöneticilerden çok daha şerefliyim.”

Nasıl yakalandım

“Çiller ve Yılmaz, Eymür’ü kullanarak hakkımda CIA ve FBI’ı da yanlış yönlendirip Fransa’da yakalanmamı sağladılar. 2 kez İtalya, 2 kez Fransa’da beni öldürtmek istediler.”

Devleti kullanmadım

“Devlet ve MİT ile ilişki ve bağım yoktur. Hayatımda uyuşturucu kullanmadım ve ticaretine karışmadım. Bu araştırılsın, doğru değilse bu hususlarda yargılanmaya hazırım.”

Temyize gitmeyeceğim

“Türkiye’de idam cezası bulunduğu için Fransız Mahkemesinin kararı ‘Avrupa Suçluları
İade Sözleşmesi’ne aykırı. Siyasi güvence de geçersiz, bu nedenle temyize gitmeyeceğim.”

Şartlı iade kararı verilen Çakıcı, Hürriyet’e konuştu

Dönersem, yakarım

Alaattin Çakıcı Türkiye’ye iade kararının ardından yaptığı ilk açıklamada “Beni, çünkü dönersem yakarım” mesajı verdi. Fransa’nın iade kararını temyiz etmeyeceğini belirten Çakıcı “Türkiye’ye dönersem ben değil, benimle ilişkisi olan siyasiler, bürokratlar ve işadamları düşünsün. Ben süt kadar beyaz, su kadar duru değilim ama bazı yöneticilerden çok daha şerefliyim” dedi.

YAZILI olarak yönelttiğimiz sorulara Alaattin Çakıcı’nın verdiği cevaplar şöyle:

  • Hakkınızda Türkiye’ye şartlı iade kararı verildi, bu karan nasıl karşıladınız?

Türkiye’de idam cezası olduğu için, Fransız Mahkemesi’nin verdiği karar ‘Avrupa Suçluları İade Sözleşmesi’ne ters düşmektedir. Benim yarın aksama kadar Temyiz Mahkemesi’ne gitme hakkım var ama hem Türk, hem de Fransız avukatlarıma kesin talimat verdim, temyize gitmeyeceğim. İdam konusunda Fransa’ya siyasi değil, yasal garanti verilmeden iadenin gerçekleşeceğini de sanmıyorum. Benim içinse Aix-en-Provence mahkemesi usul inceleme ile kısmi ve şartlı iade kararı verdi. Ancak Fransız hükümeti ve Sayın Cumhurbaşkanı ile bizdeki Danıştay karşılığı olan Devlet Konseyi’nin Türkiye’nin Anayasa ve kanunları uyarınca idam etmeyeceği garantisini TBMM’den kanun olarak çıkarması gerektiğini ve sadece siyasi bir teminatın yasalara ve prosedüre uygun olmadığını bilmektedir. Yine aynı şekilde verilecek siyasi bir garantinin üç beş ay içinde başa gelecek başka bir hükümet tarafından bağlayıcı addedilmeyeceğini de göz önüne alacaklarına inanıyorum. Bakın Fransa Cumhurbaşkanı Chirac 30 binden fazla kişiyi öldüren ve kendi ırkından binlerce çocuğu katleden terörist Apo ile ilgili olarak Türkiye’de İdam cezası olduğu İçin İtalya’nın iade etmeme kararını destekliyoruz demişti. Ben hala dünyaya örnek olmuş Fransa’nın kanun ve yasalarına sonuna kadar güveniyorum ve Türkiye’ye gönderilmek üzere uçağa bindirilinceye kadar kimse Fransız adalet ve hukuk sistemine olan inancımı değiştiremez.

HEM ÇİLLER, HEM YILMAZ BENİ ÖLDÜRTMEK İSTEDİ

  • İfadelerinizde size İtalya ve Fransa’da suikast girişiminde bulunulduğunu belirtmişsiniz. Kimler sizi öldürmek istedi, acaba suikastçılar Türk mü, yabancı mıydı?

Yurt dışında bulunduğum sürede önce Tansu Çiller daha sonra da Mesut Yılmaz Mehmet Eymür’ü kullanarak benim hakkımda CIA ve FBl’yı da yanlış yönlendirerek neticede Fransa’da yakalanmamı sağladılar. İki kez İtalya ve iki kez Fransa’da beni yakalatmak için değil, öldürtmek için İtalyan bazı Türkleri kullandılar. Aslında Mehmet Eymür’ün özel ilişkileri ve badası sebebi ile beni öldürtmek
istediler, ancak gönderdikleri suikastçıların elleri ayaklan titriyordu ve başarılı olamadılar. Misli ile karşılık verebilecek iken yapmamamın sebebi, Avrupa ve diğer ülkelerde suç işlemeden temiz kalmak
istememden kaynaklandı. Çünkü ben artık Fransa’da yaşamaya gelmiştim. 3 yılı ABD ve 1 yılı dışında olmak üzere 4 yıl boyunca izlendiğimi bilmekteydim.

FRANSIZ AVUKATLA YAKALANMADAN KONUŞTUM

–  İfade tutanaklarınızda yakalanmadan önce şimdiki avukatınızla görüşmeler yaptığınız yer alıyor.  Neden Fransa’yı seçtiniz? Yakalanacağınızı biliyor muydunuz da avukatla görüşme gereği duydunuz?

– Fransa’ya geçmeden önce bana önerilen ve Paris’te bulunan şimdiki avukatım Leff Forster’le uzun uzun görüştüm. Bana Fransa’nın hukuk sistemini, insan haklarını ve uluslararası hukuk uygulamalarını izah edip yakalandığım takdirde güvenliğimin garanti altında olacağım söylemişti. Bu sebeple İtalya’dan Fransa’ya geçtim, neticede yakalandım ve şimdi yargı önündeyim. Fransa’ya gelmeden önce Japonya’da iken dünya siyasi tarihini iyi bilmeme ve birikimlerime rağmen, günlerce İnternette gelişmiş ülkelerin siyasi ve yapılan ile insan haklan hukuku konusunda en ileri ülkeleri tespit ettim. Neticede Fransa’nın Anayasal sistem ve hukuk açısından dünyanın en gelişmiş demokratik insan haklarına sahip olan 1nolu ülkesi olduğuna inancım gelişti.

Devlet ve MİT’le benim hiçbir organik bağım yok

SORULARIMIZA cevaplarını avukatı aracılığıyla pazar günü bize ulaştıran Alaattin Çakıcı MİT’le ilişkisi olduğu yolundaki haberleri kesin bir dille yalanlıyor.

  • Fransız basınında sizin devlet ve MİT’Ie ilişkiniz olduğu yolunda haberler çıktı, gerçekten bu kurumlarla sizin bir bağlantınız oldu mu? Bir de hem ifadelerinizde, hem de başka açıklamalarınızda bazı siyasilerle ilgili son derece önemli suçlamalarda bulunuyorsunuz, sizin Türkiye’ye dönmenizden çok kişinin rahatsız olacağını düşünüyor musunuz?

Öncelikle, Devlet ve MİT ile hiçbir organik ilişki ve bağım yoktur. Fransız basınında çıktığı gibi hiçbir resmi merci ya da mahkeme önünde böyle bir ifade kullanmadım, dünyanın hiçbir yerindeki yargı mercileri önünde de böyle bir beyanım olmamıştır.

BAŞKALARI DÜŞÜNSÜN

Benim şu an içinde bulunduğum durum, gerektiğinde şahsi menfaatleri elimin tersiyle iterek, Osmanlı devletçiliğinden gelen otokratik temayüller sebebi ile halkı ve vatandaşı unutan, devleti kendi çıkarları doğrultusunda yöneten yönetimlere karşı olmamdan kaynaklanmıştır. Halk artık benim problemimin, devleti kendi çıkarları doğrultusunda yönetip, vatandaşını unutan yönetimlere karşı olduğumu bilmektedir. Türkiye’ye dönersem ben değil, benimle ilişkisi olan siyasiler, bürokratlar ve işadamları düşünsün. Ben süt kadar beyaz, su kadar duru değilim ama bazı yöneticilerden çok daha şerefliyim. Beni yaşamda ayakta tutan sırası ile ’Allah, Devlet ve İnsan’ sevgisidir. Devletin tüm savcı, istihbarat ve emniyet birimlerine bir hususu haykırmak istiyorum, hayatımda uyuşturucu kullanmadım ve ticaretine karışmadım. Devletin ali menfaatleri hilafına kaçakçılığın hiçbir türüne, para aklamaya, devletime ve milletime zarar verebilecek hiçbir faaliyette kesinlikle bulunmadım, hatta saptadığım bu tür faaliyetlerin karşısına dikildim. Yine altını çizerek söylüyorum, benim devletime olan inancım kendimi bildiğim günden bugüne ve ölene kadar devam edecektir. Benim namuslu dürüst işadamlarıyla hiçbir işim olmamıştır. Bakın işadamlarımızdan Sayın Sakıp Sabancı  ‘Çakıcı sizi de aradı mı seklindeki bir soruya ‘Alaattin Çakıcı beni hiç aramadı, onun dürüst işadamlarıyla işi olmaz’ demişti. Sayın Sabancı’nın bu İfadesinde çok büyük mesajlar vardır. Bu gerçekler dünyanın bütün gizli servislerince araştırılsın. Doğru değilse bu hususlarda yargılanmaya hazırım.

Avukatı: Siyasi güvence geçersiz

ÇAKICI’nın Türk Avukatı Can Doğancın iade kararını temyiz etmeyeceklerini belirtirken, şunları söyledi: “Müvekkilim Aıx en-Provence Mahkemesi’nin verdiği kısmi şartlı iade kararını temyiz
etmeyecektir. Kısmi ve şartlı olan iade kararı irdelenirse, Fransa Türkiye Cumhuriyetinden Çakıcı’nın
idam edilmeyeceğine dair teminat istemektedir. Bu teminatın 1982 Anayasası ve647 sayılı cezaların
infazı kanuna göre TBMM’ce verilmesi zorunluluğu tartışması ortadadır.

Yani Bakanlar Kurulu ya da hükümet Çakıcı’nın henüz iddia olunan hiçbir davadan yargılan­madığı ve mahkûm olmadığı dikkate alınır ise Bakanlar Kurulu ya da hükümet kendini yargı mercii yerine koyarak karar veremez. Ya da TCK’nın 450 veya 59. maddesinin uygulanmayacağı yolunda kendini yargıç verine koyarak karar alamaz. Hükümetin en ufak bir yorum veya taahhüdü hukuk w Anayasa dışına çıkmak demektir ki bu irade tamamen T.B.M.M’ ye aittir. Yasalar muvacehesinde idam edilmeme taahhüdü, ya TBMM’ce TCK ‘dan dan idam cezasının kaldırılması ya da yine TBMM’ce
TCK’nın 98 maddesindeki bir mahkûm hakkında ‘Özel Af tatbiki ile idam edilmemesi hakkında
çıkaracağı bir kanun ile gerçekleşebilir Ancak buradaki handikap (engel) Çakıcı’nın henüz yargılanmamış, mahkumiyetine (idam cezasına) karar verilmemiş olmasıdır, böyle bir şahıs hakkında önceden ve peşinen konulacak bir yasa ile idam edilmeme taahhüdü TBMM’ce verilir ise hukuki uygunluğu tartışmalı olacaktır. Küçük de olsa diğer bir ihtimal ise Suçluların iadesine Dair Avrupa Sözleşmesi 14’uncu maddesinin yorumu ile TBMM’nin Çakıcıyı idamı istenen davalardan dolayı hiçbir şekilde ve kesinlikle yargılamayacağını Fransa’ya milletlerarası hukuk çerçevesinde taahhüt etmesi şeklinde gerçekleşebilir.

Fotoğraf altı

Cezaevinde kilo kaybetti

Alaattin Çakıcı, cezaevinde kilo verdi. Yaklaşık 18 kilo kaybeden Çakıcı’nın elmacık kemikleri çıktı. Yüzünün ifadesi değişti. 17 Ağustos’ta Nice’te yakalandığında Alaattin Çakıcı’nın otomobilindeki rakı ve sucuk dikkatleri çekmişti. Memleketinin yemeklerini özlediği anlaşılan Alaattin Çakıcı, hapiste kaldığı sürede çok fazla kilo verdi. Yaklaşık 18 kilo veren Çakıcı’nın yüz ifadesi tamamen değişti. Elmacık kemikleri ortaya çıktı.

 Çakıcı mektubunu şöyle bitiriyor

İnsanlar sosyal demokrat, milliyetçi v.s. görüşlerde olabilir. Bir binanın katlarında ufak tefek motif farktan olabilir ama asıl olan o binanın temelidir. Ölçü ülkenin bölünmez bütünlüğüne gönül vermek ise şu aşamada, geçici seçim hükümeti sonrası, artık Türkiye’min şeffaf ve temiz siyasete, topluma ve gerçek anlamda demokrasiye ulaşmasını canı gönülden dilemekteyim. Saygılar sunarım.- Alaattin Çakıcı.

Altaylı ve Elveren’e Simavi Ödülü

PAZARTESİ 14.12.1998 ve CUMA, 11 Aralık 1998

TÜRKİYE Gazeteciler Cemiyeti 1996 Sedat Simavi Ödülleri’ni kazananlar belli oldu. TGC’den yapılan açıklamaya göre, cemiyetin kurucu Başkanı Sedat Simavi adına bu yıl 22’ncisi düzenlenen yarışmaya, 9 dalda 424 eser ve kişi aday oldu. Seçici kurulların değerlendirmeleri sonucunda, ‘Gazetecilik’* dalında Ödül ikiye bölündü. Cumhuriyet Gazetesi imtiyaz Sahibi Berin Nadi ile ‘Çakıcı’ya kaç diyen ANAP’lı Bakan’ haberiyle Hürriyet Gazetesi Fransa Temsilcisi Muammer Elveren ödüle değer bulundu. Televizyon dalında Hulki Cevizoğlu ‘Ceviz Kabuğu’, Fatih Altaylı ise ‘Gölge oyunu’ adlı programla ödül layık görüldü. Tüm dallarda ödüller, 14 Aralık Pazartesi günü İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenecek törenle verilecek.

.   .   .

Simavi gazetecilik ödülleri Hürriyetçilerin

HÜRRİYET’ın kurucusu Sedat Simavi’nin anısına düzenlenen ve her yıl verilen Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Sedat Simavi Odülleri’nin gazetecilik dalında olanını “Çakıcı’ya kaç diyen ANAP’lı Bakan” haberiyle Hürriyet Gazetesi Fransa Temsilcisi Muammer Elveren aldı.

Muammer Elveren, gerçekten de bir haberi izleyerek, belgelendirerek, araştırmacı gazeteciliğin önemli bir örneğini verdi,

Fatih Altaylı da 1 Mayıs’ın tarihçesini araştıran belgeseli ‘Gölge Oyunu’yla Sedat Simavi Vakfı Televizyon Ödülü’ne layık görüldü.

Gazetecilik ve televizyon ödüllerinin Hürriyet mensuplarına verilmesi, medyadaki öncülüğü­müzün bir göstergedir.

Dinamik gazeteciliğin, güncelliğin yüzeyselliğine derinlik katan araştırmacılığın, televizyon çağındaki gazeteciliğin en önemli, atılgan örneklerini her zaman Hürriyet’te bulmuşsunuzdur ve bulacaksınız.

Yirmi iki yıldır süren Sedat Simavi Ödülleri’ni almış birçok Hürriyet mensubu vardır. Bu, Hürriyet çalışanlarının meslekteki başarılarının da bir kanıtıdır.

Mutlu haftalar dileğiyle.

Seçkin TÜRESAY

 

 

Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir