AZERBAYCAN’IN EFSANE LİDERİ DOSTUM HAYDAR ALİYEV

 

AZERBAYCAN’IN EFSANE LİDERİ DOSTUM RAHMETLİ

HAYDAR ALİYEV’LE MOSKOVA, BAKÜ, NAHCİVAN VE PARİS’TE

Muammer ELVEREN 13.12.2015

29-ALIYEV4

Komünizm ’in ve soğuk savaş’ın en katı dönemlerinde Sovyetler Birliği tarihinde Komünist Parti’nin politikalarını belirleyen en üst karar organı ‘Politbüro’ üyeliği ve Başbakan 1.ci Yardımcılığı görevine kadar yükselen ilk ve tek Türk asıllı Müslüman lider Azerbaycan’ın Ata’sı olarak kabul edilen efsane lider Haydar Aliyev’le 1989 yılı Aralık ayında tanıştım ve dostluğumuz Vefat ettiği 12 Aralık 2003 yılına kadar aralıksız devam etti. 

Sovyetler Birliği döneminde 30 yıl üst düzey yönetici olarak görev yaptığı Sovyet Gizli Servisi KGB’nin peşine düştüğü çalkantılı bir dönemde bende gazetenin Moskova temsilcisiydim. Aliyev 14 yıl boyunca Azerbaycan’ın liderliğini üstlenerek ‘Azerbaycan Komünist Partisi’ Genel Sekreterliği görevini de başarıyla sürdürmüştü.

Haydar Aliyev, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra bağımsızlıklarını kazanan ve şimdi her biri ayrı birer devlet olan 15 Cumhuriyet’in oluşturduğu ‘Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği-SSCB’ Başkanı ve Komünist Partisi Genel Sekreteri Mihail Gorbaçov’la ters düşmüştü. Aliyev’in ‘Politbüro’da Devlet Başkanı Gorbaçov’la araları Azerbaycan politikalarına karşı çıktığı için açılmıştı. Bu nedenle Aliyev KGB tarafından aranıyor oda yakalanmamak için devamlı adres değiştiriyordu. Röportaj yapmak için beni ona şimdi 60 yaşlarında olan kızı Sevil Aliyeva götürmüştü.

27.HAYDAR -SEVIL ALIYEV ILE MOSKOVA

Onunla dostluğumuz ilk röportajı yaptığım Aralık 1989 günü başlamış ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin dağılmasıyla Azerbaycan’ın bağımsızlığından sonra da devam etmişiti. Azerbaycan Cumhurbaşkanı olduktan sonra Bakü’de Cumhurbaşkanlığı Sarayında beni kabul etti. Daha sonra Avrupa Konseyi toplantılarına katılmak için geldiği Strasbourg’ta ve Chirac’la görüşmeye geldiğinde Paris’te kaldığı Crillon otelinde bir araya gelerek o sancılı dönemleri andık. Mayıs 2010 da Bakü’ye gittiğimde ise Aliyev’in ‘Fahri Hiyabanı’nda eşi Zarife Hanım’la heykellerinin olduğu mezarını ziyaret ettiğimde bütün bu anlattıklarım film şeridi gibi gözümün önünden geçti.  Nurlar içinde yatsın….Rahmetle anıyorum.

HAYDAR ALİYEV‘ İN ÖLÜMÜNÜN 10.CU YILINDA HÜRRİYET GAZETESİ DIŞ BAKIŞ KÖŞESİNDE YAZDIĞIM  “GORBAÇOV’A BAŞ KALDIRAN TÜRK” YAZISINI 12.Cİ YIL ANISINA GÜNCELLEYİP EKLEDİM….OKUYALIM

HAYDAR ALIYEV ILE MOSKOVA-PARIS-STRASBURGTA copie

Bu yazıyı Komünizm ’in ve soğuk savaş’ın en katı dönemlerinde Sovyetler Birliği tarihinde Komünist Parti’nin politikalarını belirleyen en üst karar organı ‘Politbüro’ üyeliği ve Başbakan 1.ci Yardımcılığı görevine kadar yükselen ilk ve tek Türk asıllı Müslüman lider Haydar Aliyev’in 10.cu ölüm yıldönümü için kaleme aldım.

12 Aralık 2003 Günü vefat eden Aliyev, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra bağımsızlıklarını kazanan ve şimdi her biri ayrı birer devlet olan 15 Cumhuriyet’in oluşturduğu  ‘Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği-SSCB’ Başkanı ve Komünist Partisi Genel Sekreteri Mihail Gorbaçov’la ters düşmüştü.

Haydar Aliyev’le, 30 yıl üst düzey yöneticilerinden biri olarak görev yaptığı Sovyet Gizli Servisi KGB’nin peşine düştüğü bu çalkantılı dönemde tanıştım. Moskova’daydı ve Politbüro’da Gorbaçov’la araları Azerbaycan politikalarına karşı çıktığı için açılmıştı. Gazetenin Moskova temsilcisiydim, Kremlin Sarayında Sovyetler Birliği’nin yasama organı ‘SSCB Yüksek Sovyet’ini yöneten ‘Yüksek Sovyet Prezidyum ’unun Azeri asıllı Türkçe tercümanı Cafer Abbasov’la tanışmıştım.

Kendisine, Haydar Aliyev’le görüşmek istediğimi söyleyince ‘Çok zor, hem Gorbaçov aleyhinde açıklama yaptığı hem de Ermenilerin Dağlık Karabağ saldırıları karşısında Moskova’nın tutumunu eleştirdiği için KGB tarafından aranıyor oda yakalanmamak için devamlı adres değiştiriyor’ dedi ve ekledi ‘Ama istersen seni kızı Sevil ile tanıştırabilirim’.

27-ALIYEV1

Gerçekten de birkaç gün sonra beni Aliyev’in kızı Sevil ile tanıştırdı. Sevil’e babasıyla mutlaka görüşmek istediğimi söylediğimde ‘Nerde kaldığını bilmiyorum, o beni arıyor öyle görüşüyoruz. Madem gazetecisiniz durumu biliyorsunuz, babam Gorbaçov’la tartıştıktan sonra Sovyet Politbüro’su ve diğer görevlerinden ayrıldı, bu arada annem vefat etti, her şey üst üste geldi bir süredir rahatsızdı, yeni hastaneden çıktı biraz toparlasın beni aradığında söz veriyorum mesajınızı ileteceğim’ dedi.

Sevil Aliyeva ile bu görüşmeyi 1989 yılının Aralık ayında yapmıştım. Haydar Aliyev Sovyetler Birliği döneminde 14 yıl boyunca Azerbaycan’ın liderliğini üstlenerek ‘Azerbaycan Komünist Partisi’ Genel Sekreterliği görevini de başarıyla sürdürmüştü. Sevil bir hafta sonra beni arayarak babasına mesajımı ilettiğini ve hiç kimseyle görüşmek istemediği halde Türk gazetecisi olduğum için benimle görüşmeyi kabul ettiğini söyleyerek ‘İki üç gün içinde gelip seni babama götüreceğim’ dedi.

28-ALIYEV2

Ertesi gün saat 18.00 sularında kapım çalındı, Sevil karşımdaydı, bana haber vermeden gelmişti  ‘Hadi gidiyoruz’ dedi.  Moskova’nın ara sokaklarında bir binanın 4.tüncü katına çıktık. Kapıyı bir kez sonra ardı ardına 3 kez çaldıktan sonra anahtarla açtı.  İçeri girdik, salonda kimse yoktu. Biraz oturduktan sonra Haydar Aliyev içeri girdi, Sanki eskiden tanışıyormuş gibi ‘hoş gelmişsin’ diyerek sarılıp öptü. Karşımda fotoğraflarda dinç gördüğüm Aliyev yoktu. Gerçekten bitkindi, zayıflamış, yanakları çökmüş saçları seyrelmişti.  Hiç unutmuyorum ilk sorusu ‘Türkiye’nin benim durumumdan haberi var mı? Olmuş ve şöyle devam etmişti ‘Gel Zarife hanımın fotoğrafı önündeki masaya oturalım, çektiğimiz fotoğrafta oda çıksın’ demişti. Zarife hanım 15 Nisan 1985 te Moskova’da vefat eden eşiydi.

Masaya geçtik anlatmaya başladı ‘ Gorbaçov KGB’yi kullanarak Azerbaycan yönetimi ile ilgili kararlar alıyordu. Bende Politbüro üyesi ve Sovyetler Birliği Başbakan 1.ci yardımcısı olarak toplantıda karşı görüşlerimi açıkladım. Gorbaçov sesini yükselterek ‘Sen artık Azerbaycan’ın işine karışma’ diye bağırdı. Bende kendimi tutamadım ve öfkeyle yerimden kalkıp ‘Karışırım’ diyerek ona doğru yürüdüm. Bu arada Politbüro’nun diğer üyeleri beni tutarak sakinleştirmeye çalıştı. Tartışmamız sertleşerek devam edince bana ‘Artık seninle çalışamam’ dedi.

Gorbaçov Devlet Başkanıydı ve Sovyetlerde ‘Yeniden yapılanma’ (Glasnost) ile Şeffaflık- Açıklık (Perestroika) politikalarını uygulamaya başlamıştı.Bazı Cumhuriyetlerden bağımsızlık hareketleri haberleri geliyor ve Politbüro’da ne yapılacağı tartışılıyordu. KGB’den Azerbaycan’da da Sovyetler birliğinden ayrılmak için bağımsızlık hareketleri başladığı bilgileri gelmişti. Gorbaçov’u bu haberler de sinirlendirmişti.toplantılarda devamlı gerginlik vardı, artık ben de onunla çalışamayacağımızı anlamıştım. Bunun üzerine Politbüro ve Başbakan yardımcılığından 25 Ekim 1987 günü istifa ettim’.

Haydar Aliyev’le yaptığım bu görüşmeden 6 ay kadar önce yani Haziran 1989’da Ebulfez Elçibey (Gerçek soyadı Aliyev’dir, halk ona bağımsızlık mücadelesi günlerinde ‘Elçibey’ adını taktı) Azerbaycan Halk Cephesi’ni resmen kurmuş ve KGB ile Kızıl Ordu’ya rağmen Azerbaycan’ı Sovyetler Birliğinden ayırmak için yer altı faaliyetleri başlamıştı.  Haydar Aliyev o gün bana ‘Eğer Bakü’ye gider ve Ebulfez ile görüşme imkânı bulursan Azerbaycan için her şeyi yapmaya hazır olduğumu ve bağımsızlık mücadelesini desteklediğimi söyle’ demişti.

ELVEREN-BAKU-ALIVEY ANIT MEZAR

Bütün bu yazdıklarıma şimdi 60 yaşlarında (12 Ekim 1955) olan kızı Sevil Aliyeva şahittir. Ebulfez Elçibey liderliğinde kurulan Halk Cephesi’nin bağımsızlık mücadelesi faaliyetleri ile ‘Azadlık Meydanı’nda yaptıkları gösterileri Moskova’dan Bakü’ye gidip bire bir izledim.  O hem tehlikeli hem de heyecanlı günleri yeri geldiğinde bir başka yazıda anlatacağım.

Haydar Aliyev’e gelince onunla dostluğumuz Azerbaycan’ın bağımsızlığından sonra da devam etti. Azerbaycan Cumhurbaşkanı olduktan sonra Bakü’de Cumhurbaşkanlığı Sarayında beni kabul etti. Daha sonra Avrupa Konseyi toplantılarına katılmak için geldiği Strasbourg’ta ve Chirac’la görüşmeye geldiğinde Paris’te kaldığı Crillon otelinde bir araya gelerek o sancılı dönemleri andık. Mayıs 2010 da Bakü’ye gittiğimde ise Aliyev’in ‘Fahri Hiyabanı’nda eşi Zarife Hanım’la heykellerinin olduğu mezarını ziyaret ettiğimde bütün bu anlattıklarım film şeridi gibi gözümün önünden geçti. Rahmetle anıyorum.

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/25344484.asp

Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir