ALPARSLAN TÜRKEŞ’İN ÖLÜM YILDÖNÜMÜ – BANA NELER SÖYLEMİŞTİ ?

MUAMMER ELVEREN-ÖZEL ARŞİV-

Hürriyet Gazetesi Paris temsilcisi olarak Paris’te ve Ankara’da Cumhurbaşkanı Demirel, Parti başkanları Ecevit, Baykal, Erbakan, Çiller, Yılmaz’la yaptığım özel röportajları zaman zaman çeşitli vesilelerle sizlerle paylaşıyorum. Bugünde 4 Nisan 1997 de vefat eden MHP’nin kurucusu ve lideri Alparslan Türkeş’le Ankara’da ve Paris’te  yaptığım özel arşivimdeki röportajlarında söylediklerinden bazı alıntıları ve fotoğrafları sizlerle paylaşmak istedim. Böylece bugünkü MHP ile Türkeş’in MHP’si arasında fark var mı?

OKUYALIM.

Kısa adı MHP olan ‘Milliyetçi Hareket Partisi’ 9 Şubat 1969 da emekli Albay Alparslan Türkeş tarafından ‘Türk-İslam ülküsü ve Türk Milliyetçiliğini savunan siyasi görüş üzerine kurulurken partinin gençlik kolunu’ Ülkü Ocakları’ oluşturdu. Alparslan Türkeş ülkücüler tarafından ‘Lider’ anlamına gelen ‘Başbuğ’ adıyla anılıyordu. Partinin ‘Dokuz Işık Doktrini’ Milliyetçilik, Ülkücülük, Ahlakçılık, İlimcilik, Toplumculuk, Endüstri ve Teknikçilik, Köycülük, Gelişmecilik ve Halkçılık, Hürriyet ve Şahsiyetçilik’ti.

Alparslan Türkeş’in bana verdiği özel röportajlardaki açıklamalarından:

“Batı Türkiye’nin düşmanı olan ve onları destekleyen bazı devletlerin propagandalarının tesiri altında kalıyor, bunlar Türkiye’ye büyük haksızlık ediyorlar, Türkiye insan  haklarına saygılı, kendi vatandaşını düşünen ve gözeten bir devlettir, kanunlarımıza göre, bütün vatandaşlar eşit haklara sahiptir, bu nedenlerle batının bize baskı yapmasını kabul etmiyoruz, batı bizim içişlerimize karışamaz, böyle bir şeyi kabul etmeyiz”

“Türkiye üniter bir devlettir, Federatif bir sistem Türkiye’ye uygulanamaz, esasen buna lüzumda yoktur, yararı da yoktur. Çünkü Federatif sisteme gitsek bunun arkasından bölünme, parçalanma ve ayrı bağımsız bir devlet kurma gelir, biz MHP olarak buna kesinlikle karşıyız”.

“Türkiye Ortadoğu’da Laiklik ilkesine dayalı bir anayasaya sahip tek Demokrasi devletidir. Türkiye’de Laiklik ilkesinden vazgeçilemez, buna kimse heveslenmesin. Türk siyasetçilerinin büyük çoğunluğu Laikliği benimsemiştir ve Laikliği Türkiye’nin milli birliği, bütünlüğü içinde şart saymaktadırlar. Bunu biz parti olarak ta böyle düşünüyoruz”

“ Laiklik Türkiye’nin birliği içinde şarttır. Çünkü çeşitli mezheplere mensup insanlarımız var. Az da olsa ayrı dinlere mensup insanlarımız var bunların hepsinin birbiriyle kaynaşması için Laiklik ilkesi Türkiye açısından lüzumludur. Din ile devlet işlerini ayrı tutmamız lazım, bu şarttır, dini hiçbir şekilde siyasete alet etmememiz lazımdır. Din Allah’la kul arasındadır, vatandaşlarımıza en büyük tavsiyem bu tür kamplaşmalara itibar etmemeleridir”.

“Türkiye’yi parçalamak hürriyeti olamaz. Türk vatanını bölmek, parçalamak ve bir takım masum insanları aldatıp kandırarak, onları bölücülüğe itmek düşünce ile alakalı bir suç değildir, hiçbir devlet kendi topraklarının bölünmesi yönündeki faaliyetlere müsaade etmez, Türkiye’de tezgâhlanmak istenen oyun budur”

“Güneydoğudaki sorun siyasi değildir, kalkınma sorunudur, bölgede işsizlik vardır, ordaki halkımız çok temiz, vatanına, devletine bağlı insanlardır, kendilerini Türk milletinden ayrı saymamakta, ayrı hissetmemektedir ve ayrılmak istememektedir, yani Türkiye’nin parçalanmasına en çok onlar karşı çıkıyor, onlar kızıyor. Bölücülüğe karşıdır ve Türkiye’nin bütünlüğünden yanadırlar”.

“Batılılar evvela kendi topraklarındaki kendilerinden farklı dil konuşan, farklı olma iddiasında bulunan topluluklara otonomi versinler bir görelim bakalım, ondan sonra bize otonomi ‘den bahsetsinler. Türkiye’de otonomi diye bir şey söz konusu olamaz bunu herkesin böyle bilmesi gerekir, bu hem benim hem de partimin görüşüdür, diğer siyasi partilerinde farklı düşüneceğini sanmıyorum”.

“PKK bir terör örgütü olduğu halde bazı batılı ülkeler bu cinayet örgütüne temsilcilik açma hakkı veriyor ve açtırıyor, otonomi isteyenler bu ülkelerdir, bu ülkeler büyük hata ediyorlar ve insanlık suçu işliyorlar, bir gün insanlık suçu mahkemelerine çıkarılacaklarını beklemelidirler”

“Vatandaşlarımızın çifte vatandaşlık almalarını destekliyoruz, onlar artık Avrupa Türkleridir. Vatandaşlarımız yaşadıkları ülkenin vatandaşlığını alsınlar, faal hayatına katılsınlar, partilere, derneklere üye olsunlar, spor kulüplerine yazılsınlar, sendikalara girsinler ve mutlaka bulundukları ülkenin dilini iyi bir şekilde öğrensinler, artık onlar gurbetçi değil, Avrupalı Türk’türler bunu bilerek yaşamlarını düzenlesinler”

“Türkiye’nin düşmanları Türk vatandaşları arasına ayrılık sokmaya, nifak sokmaya, onları birbirinden soğutmaya, uzaklaştırmaya çalışmakta ve bu istikamette propaganda yapmaktadırlar. Bunlara vatandaşlarımızın kapılmaması lazımdır, Alevi’ler özbeöz Oğuz soyundan gelme, Oğuz Türklerindendirler. Çok temiz, çalışkan ve aydın insanlardır, bizim milletimizin evlatlarıdır, bizim öz kardeşlerimizdir, Bizim Alevilere karşı sevgi dolu olduğumuzu Türkiye’ye daha fazla hizmet edeceğimize inanan dedeler bize katılmışlardır”

“Yahudilerle Türkler arasında tarihte bir savaş yoktur, maksatlı olarak bazı çevrelerden estirilen Anti-Siyonist propagandaların etkisinde kalmamak lazımdır. İsrail ile Türkiye arasında barışa dayalı çok dostane münasebetler geliştirilmelidir. Ekonomi ve siyaset alanında işbirliğine önem verilmelidir. Hele Filistin örgütü, Mısır, Ürdün gibi önemli Arap devletleri İsrail’le barış yaptıktan sonra Türkiye’nin İsrail’den uzak kalması akıl karı olmamalıdır”

 

Muammer ELVEREN-Özel

Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir