ÇAKICI DOSYASI, İŞTE ALAATTİN ÇAKICI’NIN GERÇEK HİKAYESİ

Kimdir bu Çakıcı?

İşte Alaattin Çakıcı’nın gerçek hikayesi…Tüm dünyada İnterpol tarafından kırmızı bültenle aranan yer altı dünyasının en ünlü isimlerinden Alaattin Çakıcı, 17 Ağustos 1998 günü Fransa’nın Nice şehrindeki bir otelde, koruma görevlisi Muradi Güler ve ünlü sanatçı Selçuk Ural’ın kızı Aslı Ural’la birlikte yakalanarak tutuklandı.

Fransa’da tutuklanıp uzun süre cezaevinde yattıktan sonra şartlı olarak Türkiye’ye iade edilen ve bir süre serbest kaldıktan sonra cezaevine konan, ardından 2004’te firar edip Avusturya’da tutuklandıktan sonra yine Türkiye’ye iade edilip o günden bu yana hapiste olan yeraltı dünyasının ünlü ismi Çakıcı kimdir? Nelerle suçlanıyor? Fransa ve Avusturya Çakıcı’yı Türkiye’ye iade ederken hangi şartları koydu? Türkiye bu şartları yerine getirdi mi?

Bugün yaşları 25 ile 30 arasında olanlar 20 yıl önce gazete, radyo ve televizyonların manşetlerinden düşmeyen Alaattin Çakıcı’nın neden MHP-AK Parti ittifakını sarsacak kadar gündeme geldiğini biliyor mu?

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ısrarla affedilmesini istediği Alaattin Çakıcı kimdir?   Bahçeli’nin Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesi’nde ziyaret ettiği organize suç örgütü lideri olarak suçlanan Alaattin Çakıcı için  “Ülküdaşım, vatan sevdalısı. Vatan için mücadele verdi” derken neyi ima etmeye çalıştı?

Bahçeli’nin ardından Çakıcı’yı savcılığın özel izniyle ziyaret eden eski MİT Dış Operasyonlar Daire Başkanı Yavuz Ataç’ta, Çakıcı’nın Fransa’da yakalandığı 90 lı yıllarda MİT Müsteşarlığı Teftiş Kurulu’na verdiği ifadede ‘Çakıcı’nın yurtdışında birçok MİT operasyonunda kullanıldığını’ söylerken hangi operasyonları kastemişti? 

Çakıcı yıllarca yurt dışında kaçak olduğu sürede kullandığı kırmızı pasaport dışında kaç pasaport kullandı? MİT Çakıcı’yı 52 diplomatımızı Büyükelçilik yaptıkları ülkelerde şehit eden dönemin Ermeni terör örgütü Asala ‘ya karşı kullandı mı? Paris’teki Asala terör örgütü liderlerinin aracına konan bomba eyleminde parmağı var mı? Lübnan’da Asala terör örgütünün bulunduğu Bekaa vadisine eylem yapmak için görevlendirildi mi?

O yıllarda bütün bu olayları Fransa, Türkiye ve Avusturya’da günü gününe izleyen bir gazeteci olarak bir de benden dinleyin. Fransa’nın Nice, Marsilya ve Paris’teki cezaevleri günlerinde yakından izlediğim, Türkiye’ye iade edildikten sonra yazlık evinin olduğu Bodrum’da oğlu Ali’nin adını verdiği yat ‘ta ve firar ettikten sonra Avusturya’da tutuklu kaldığı Viyana’daki hücresinde birebir görüştüğüm Alaattin Çakıcı Neler söyledi? nelerle suçlanıyor? 

Çakıcı’nın derin devlet, MİT ve ülkücü camiayla ilişkileri, yurt dışında kaçak yaşarken tutuklamaya giden Türk istihbarat birimlerini ona bildirip ‘Kaç diyen Bakan’ kimdi? MİT’in hangi daire başkanı Çakıcı’ya “Kırmızı pasaport” temin etmekle suçlandı? Konuştuğu bütün devlet adamları, parti liderleri, bürokrat, bakan, milletvekili, siyasiler ve işadamlarıyla görüşmelerini kaydeden Çakıcı bunu neden yapıyordu? O dönemin hükümetinin düşmesine yol açan bu kasetlerden en önemli olanı ve ona kaç diyen Bakan’la görüşmesini içeren kaseti Fransız yetkililerden nasıl elde edip Türkiye’ye getirdim? Kaset Hürriyet’te yayınlandıktan sonra istifa etmek zorunda kalan Bakan kimdi? Neler söyledi?

Konuşturmak için 50 gün peşinde olduğum Çakıcı olayının kilit adamı “Zeytinci” lakaplı Erol Evcil’i polis tüm Avrupa’da ararken nerede bulup röportaj yaptım? Evcil, Çakıcı’nın ilişkilerini anlatırken kimlerin adını verdi? Çakıcı ile Evcil Türk Ticaret Bankasını ele geçirmek için neler yaptılar? Erol Evcil, adının karıştığı Musevi işadamı Nesim Malki cinayeti, Borsacı Adil Öngen’in kurşunlanması ve Çakıcı’nın şantaj kasetleri için neler söyledi?

Ben bu olayları birebir izleyip haber yaparken tanınmış köşe yazarı ve gazeteciler benim için neler yazdılar?

ÇAKICININ YAKALANIŞI

İnterpol tarafından tüm dünyada kırmızı bültenle aranan Alaattin Çakıcı, 17 Ağustos 1998 günü Fransa’nın Nice şehrindeki bir otelde, koruma görevlisi Muradi Güler ve ünlü sanatçı Selçuk Ural’ın kızı Aslı Ural’la birlikte yakalanarak tutuklanmıştı.

. . .

TÜRKİYE’Yİ SARSAN ÇAKICI OLAYI

ÖZEL DOSYA- MUAMMER ELVEREN

BÖLÜM-1- ÇAKICI NASIL YAKALANDI

17 Ağustos 1998… Saat 11.08… Fransa’nın Nice kenti… Dört yıldızlı Park otelin Resepsiyonu… Üzerinde iri harflerle ”FENDİ” yazılı koyu kahverengi uzun kollu bir tişört altında daha az koyu aynı renk pamuklu pantolon giymiş iri gözlü, esmer, orta boylu güzel bir genç kız resepsiyona yanaşıp Akdenizli aksanıyla Fransızca konuşarak sorar ‘322 numaralı odayı ödeyebilir miyim ?”

Genç kızın elindeki iki ‘Louis Vuitton’ marka küçük çanta ile ‘Laurel’ mağazasından satın aldığı eşyaların bulunduğu beyaz kâğıt torbayı yere bıraktıktan sonra elinde kredi kartları ve para konulan bir cüzdanla resepsiyona dayanıp hesabın çıkarılmasını beklemeğe başlar.

O sırada asansörden inen beyaza çalan bej renkli kısa pantolon ve koyu renkli ‘Lacoste’ marka tişörtlü adam elindeki çantayla lobideki vitrinlere bakarmış gibi yaparak bir an önce hesabın ödenmesini bekler. Yukardan aynı kıyafet, yani kısa pantolon ve koyu renk bir tişörtle inen diğer arkadaşları hemen dışarı çıkarak yanda 20 metre kadar ilerdeki ‘Europe Car’ adlı kiralık araba servisi garajına girer.

Nice’te sıcaklık 35 derece, nem oranı da yüzde 90 ı geçtiği için herkes nerdeyse çıplak gezecek kadar ince Şeyler giyerken sahildeki plajlar ve caddeler tıklım tıklım turistle dolu.

Park Otel’in önündeki kaldırımda ise alışılmışın dışında ilerdeki taksi durağını da engelleyecek kadar plakalarının sonu ”51” le biten ve içinde birer ikişer kişinin bulunduğu değişik marka birçok araç duruyor.

Durağa yaklaşmak isteyen taksicilerin kulağına eğilerek kimlik gösterip derhal uzaklaşmalarını isteyen turist kılıklı kişiler sanki taksiciye bir yere gitmeyi teklif etmiş ve taksici kabul etmemiş havasında durağa hiçbir aracı yaklaştırmıyor.

Saatlerine bakan bu kişilerden bir grubu saat tam 11.07 geçe tabancalarını çekerek araçlardan yıldırım hızıyla fırlayıp Park otelin içine, bir grubu kiralık araç garajına bir kısımda elleri bellerinde bulunan silahlarıyla yolu kesiyorlar.

Otelin Resepsiyon bölümüne dalan bir kaç kişi hesap bekleyen genç kızın bacağına birazda sertçe çelme takarak yere düşürdükten sonra yakalarken, aynı anda diğerleri lobide biraz ilerde bekleyen kişiye ‘Polis’ diye bağırdıktan sonra silahlarını çekerek kelepçeyi takıyor. Yakalanan kişi birden kafasına dayanmış birkaç namluyu görünce  karşı geldi diye biri ateş etmesin diye hiç hareket etmiyor. Sivil polisler hem genç kızı hem de onu bekleyen adamı yakaladıktan sonra tutukladıklarını bildiriyor. Operasyonu gerçekleştiren polisleri aniden karşısında gören genç kız halen olayın şokunu yaşarken onu bekleyen adamın soğukkanlı bir şekilde polise karşı koymadan teslim olduğunu görünce biraz rahatlıyor.

. . .

Kiralık araba garajına giren diğer ekipler ise içerde sağ bölümde park edilmiş bulunan Bonn, BN-AZ396 plakalı BMW 700 serisi koyu yeşil araca doğru giden iri yapılı adama önce dilenci kılığında bir kadın yaklaşırken aynı anda diğerleri üzerine çullanıyor. Kıskıvrak yakalanan bu kişide dilenci kılığındaki bir kadın polisi hırsız sanarak karşı gelince diğer polisler tarafından tekme tokat dövülerek yere yatırıldıktan sonra kelepçe takılarak yakayı ele veriyor. O sırada adam bel çantasındaki silahına davranmaya çalışıyor ve elini tutmaya çalışan polisin kolunu incitiyor fakat derhal hareketsiz hale getiriliyor.

Yakalananlardan biri yıllardır Türkiye’nin bütün dünyada arayıp ele geçiremediği, İnterpol’ce kırmızı bültenle aranan yer altı dünyasının ünlü ismi Alaattin Çakıcıydı.  Hesabı ödemeye çalışan esmer, iri gözlü genç kız, şarkıcı Selçuk Ural ve modacı Canan Yaka’nın kızı Aslı Fatoş Ural, garajda yakalanan da Çakıcı’nın ülkü ocakları yıllarından arkadaşı ve koruması olduğu ileri sürülen Muradi Güler’den başkası değildi.

. . .

İşte Çakıcı’nın Fransa’ya girdiği araba…

Çakıcı’nın Türkiye özlemi

Fransa’nın Nice kentinde tutuklanan yer altı dünyasının ünlü ismi Alaattin Çakıcı, sevgilisi Aslı Fatoş Ural ile fedaisi Muradi Güler’le birlikte İtalya sınırından giriş yaptığı BMW 700 serisi arabayı bulduk. Aracın arkasındaki yiyeceklerden yıllardır kaçak yaşayan Çakıcı’nın Türkiye nostaljisi çektiği açıkça anlaşılıyor. Polisin operasyondan sonra el koyduğu Muradi Güler adına Almanya’nın Bonn kentinde BN-AZ396 plaka ile kayıtlı olan aracın arka kısmında yarım kalmış bir rakı şişesi, azı yenilmiş bir kangal sucuk, Türk yiyecekleri içeren konserve kutuları ve yarısı yenilmiş bir Kars kaşar peyniri duruyor. Aracın arka koltuk boşluğundaki bu yiyeceklerden Çakıcı’nın Türkiye’deki çilingir sofralarını izlediği ortaya çıkıyor.

Fransa’nın Nice kentinde 17 Ağustos günü tutuklanan yeraltı dünyasının ünlü ismi Alaattin Çakıcı’nın İtalya hududundan giriş yaptığı arabayı bulduk. Günlerdir basında Çakıcı’nın deniz yoluyla Fransa’ya girdiği söylentilerine son verecek olan bu gerçek bilgiye yine en ince Hürriyet ulaştı ve polisin el koyduğu aracı bulmakla Alaattin Çakıcı’nın karayolundan Fransa’ya girdiğini de ispatladı. Fransa’nın İtalya Monaco yakınındaki Menton sınır kapısından geçerek Nice kentine ulaşan Alaattin Çakıcı, sevgilisi Aslı Fatoş Ural ile fedaisi Muradi Güler BMW 700 serisi Almanya plakalı arabayla giriş yaptı. Aracın İtalya’dan giriş yapması, aslının üzerinde İtalyan marka Fendi bir tişört olması da Alaattin Çakıcı ve sevgilisinin bir süre İtalya’da kaldıkları fedai Muradi Güler’in ise BMW ile Almanya’nın Bonn kentinden gelerek onlara katıldıktan sonra Fransa’ya giriş yaptıkları anlaşılıyor. Çakıcı, Aslı Ural ve Güler’in dolaştıkları aracın arkasındaki yiyeceklerden yıllardır kaçak yaşayan Alaattin Çakıcı’nın Türkiye izlemi çektiği açıkça anlaşılıyor. Polisin tutuklama operasyonundan sonra el koyduğu Muradi Güler adına Almanya’nın Bonn kentinde BN-AZ396 plaka ile kayıtlı olan aracın arka kısmında yarım kalmış bir rakı şişesi, bir kısmı yenilmiş bir kangal sucuk, Türk yiyecekleri içeren konserve kutuları ve yarısı yenilmiş bir Kars kaşar peyniri duruyor. Aracın arka koltuk boşluğundaki bu yiyeceklerden Çakıcı’nın Türkiye’deki çilingir sofralarını da izlediği ortaya çıkıyor.

ÇAKICI-ASLITÜRK iLİŞKİSİ VARMI?

Fransa güvenlik birimleri tutuklanmadan önce uzun bir süre Nice Park Otel’de kamp kuran Çakıcı ve beraberindekilerin BMW ile başta Monte Carlo, Nice, Antibes, Golf Juan, Cannes, Saint Tropez, Bordeaux ile başka limanlara uğradıkları ve lüks yat fiyatlarını araştırdıkları üzerinde duruyor. Polis İnterpol’ce aranan Çakıcı’nın Fransa sahillerinde cirit attığı gibi sabahları fedaisi Güler’le Joging yapacak kadar rahat davranmasına bir türlü akıl erdiremiyor. Alaattin Çakıcı ve arkadaşlarının tutuklama operasyonu sırasında da son derece rahat davrandıkları ve polise karşı gelmeden teslim olduklarını kaydeden güvenlik yetkilileri Çakıcı’nın son derece soğukkanlı olduğunu belirtiyorlar. Fransız güvenlik birimleri Çakıcı ve beraberindekilerin kimlerle temasa geçtikleri üzerinde dururken özellikle Fransa’nın çeşitli limanlarında son derece pahalı yatlara sahip olan Türk işadamlarıyla görüşüp görüşmediklerini titiz bir Şekilde araştırıyor. Bu arada İnterpol’ce kırmızı bültenle aranan Şişli eski Belediye Başkanı Gülay Aslıtürk’ün eşi işadamı Orhan Aslıtürk’ün Golf Juan limanında satılık iki yatı olduğunu tespit eden güvenlik birimlerinin Çakıcı’nın bu yatlar için Aslıtürk’le ilişkiye girip girmediği üzerinde durduğu da ileri sürüldü.

. . .

Fransız-Türk ve Alman istihbarat birimleri ile güvenlik güçlerinin işbirliğiyle Fransız polisi tarafından sonuçlandırılan operasyon ‘Alaattin Çakıcı’yı yakalama operasyonuydu ve operasyon yapılırken yakalananların kim oldukları polisçe biliniyordu.

OLAYLAR NASIL GELİŞTİ?

ÇAKICI BÖYLE YAKALANDI

18 Ağustos Salı Hürriyet

Türk tarihinin en büyük yer altı dünyasının babalarından Alaattin Çakıcı, kuryesini takip eden Türk-Fransız ve Alman polislerinin işbirliği sonucu yakalandı. Sevgilisi Aslı Ural Çakıcı ile birlikte fedaisi Muradi Güler de ele geçirildi. Çakıcı öğle saatlerinde yakalandığında yanında sevgilisi Aslı Ural da bulunuyordu. 

KURYESİ TAKİBE ALINDI – Yıllardır aranan Alaattin Çakıcı’nın yakalanma operasyonu dört gün önce İstanbul’da başladı. Çakıcı ile kuryesi arasındaki telefon görüşmeleri saptandı ve bu kurye polis tarafından takibe alındı.

İLK ADIM ALMANYA – Fransa’da Çakıcı ile buluşmak için Türkiye’den ayrılan Şaban adındaki kurye ilk olarak Almanya’ya gitti. Orada Fedai Muradi Güler’in Alman eşi Berdra Güler Ue buluştu. Kurye daha sonra Almanya’dan Fransa’nın Bordeaux kentine uçtu. Otelde ani baskın Kurye, sonra da Nice’e geçip, kentin en büyük oteli Negresco’da Çakıcı ile buluştu. Çakıcı’yı alnındaki yaradan tanıyan dedektifler Fransız polisiyle baskın yaparak Çakıcı ile yanındakileri yakaladı

HEMEN İADE EDİLECEK – Çakıcı yakalandığında üzerinde bir tabanca bulunuyordu. Olay Ankara’ya bildirildi. Türkiye iade talebini yeniledi. Çakıcı Fransa’da suç işlemediği için en kısa zamanda iade edilecek. Alaattin Çakıcı, bir süre önce Bulgaristan’da yakalanan cezaevi firarisi Kürşat Yılmaz için düzenlenen operasyonun benzeri bir operasyon ile ele geçirildi. Yılmaz’da sevgilisi takip edilerek, Türk ve Bulgar polislerinin ortak operasyonu ile yakalanmıştı.

ÜNLÜ OTEL – Çakıcı’nın, Şaban adlı kuryesine randevu verdiği Negrosco Oteli Nice’in en gözde yerlerinden biri.

ÜNLÜ ANNEYE ŞOK – Sosyetenin ünlü terzisi Canan Yaka’nın kızının Alaattin Çakıcı ile birlikte yakalanması İstanbul’da şaşkınlık yarattı. Aşkı Ural’ın bu ilişkiyi en yakın çevresinden bile sakladığı anlaşıldı.

BABA SELÇUK URAL: YIKILDIM – Alaattin Çakıcı ile birlikte yakalanan sevgilisi 29 yasındaki Aslı Ural. 1974 yılında boşanan ünlü modacı Canan Yaka ile şarkıcı Selçuk Ural’ın Yurt dışında öğrenim gören Aslı Ural’ın Alaattin Çakıcıyla bu sırada tanıştığı öğrenildi. Kızının Çakıcı’yla yaşadığını ve Fransa’da gözaltına alındığını gazetecilerden öğrenen Selçuk Ural “Ben onu teyzesi ile İtalya’da biliyordum. Yıkıldım, hayatımın en büyük şokunu yaşıyorum” dedi.

CİVANGATE DÜŞMAN ETMİŞTİ – Yeraltı dünyasının ünlü babası Dündar Kılıç’ın kızı olan Uğur ile Alaattin Çakıcı evlendiklerinde mutluluktan bu fotoğrafa yansıyordu. Ancak çiftin yollan Civangate skandalından sonra tamamen koptu. 4 Kasım 19941e Uğur Çakıcı’dan tek celsede boşandı.

KARISINI OĞLUNUN GÖZÜ ÖNÜNDE VURDURTTU – Dündar Kılıç’ın kızı olan Uğur Kılıç Civangate skandalının baş tanığıydı. Uludağ’da oğlunun gözü önünde kurşun yağmuruna tutulan Uğur Kılıç, kar kızağıyla hastaneye kaldırılırken can verdi. Alaattin Çakıcı 20 Ocak 1995’te eski eşi Uğur Çakıcı’yı Uludağ’da Abdurrahman Keskin isimli adamına öldürttü Uğur Kılıç’ın göğsüne üç kurşun sıkan Keskin, polise verdiği ifadesinde, “Alaattin Çakıcı bu iş için bana bir milyon lira verdi*’ dedi. Uğur Kılıç, ölümünden 1,5 ay önce Tempo’ya yap tığı açıklamada. Çakıcı’nın kendisini öldürteceğini söylemişti. Cinayetten sonra TV’leri arayan Çakıcı, Kılıç’ı zamanın Emniyet Müdür Yardımcısı ile ilişkisi olduğu için vurdurttuğunu söyledi.

ÇAKICI’NIN SUÇ DOSYASI – 12 yıldır ‘Kırmızı Bülten’le aranıyor. Karısı Uğur Çakıcı’yı öldürttü. Kabadayı, Enis Karaduman’ın adamlarıyla silahlı yatışmaya girişti. Selim Edes’in 5 milyon dolar alacağım tahsil etmek için, 19 Eylül 1994 gecesi, Engin Civan’ı kurşunlattı.

EYLEMLERİNİ YURTDIŞINDAN VERDİĞİ TALİMATLARLA DEVAM ETTİRDİ – Almanya’da yakalanan sağ kolu Tevfik Ağansoy’u, Bebek’teki Deniz Taksi Bar’da öldürttü. İşadamı Emin Cankurtaran’! Vurdurdu. İMKB Başkan Yardımcısı Öngen’in şoförüne saldırıyı düzenletti. Cavit Çağlar ve bazı işadamlarına suikast timi gönderdi, tetikçiler saldırıyı gerçekleştiremeden yakalandı.

MAHKEMEYE ÇIKARILACAK – İade talebinin Türkiye’nin Paris Büyükelçiliği Mr Fransız adlı makamları ulaştırılmasından sonra Alaattin Çakıcı mahkemeye çıkarılacak. Mahkeme Çakıcı’nın dosyasındaki suçlan incelendikten sonra iade edilip edilmeyeceğine katır verecek.

YILMAZ NEVŞEHİR’DE ÖĞRENDİ – Başbakan Mesut Yılmaz, Çakıcı yakalandığında Nevşehir’deki programı sırasında cep telefonundan Öğrendi. Yılmaz’ın telefonda “İyice teyit edin, geçen seferki gibi olmasın. Beni yarım saat sonra arayın” dediği duyuldu.

ÇAKICI’YI YAKALAMA OPERASYONUNUN DETAYLARI – Yeraltı dünyasının ünlü ismi, Türkiye’nin İnterpol’den kırmızı bültenle yakalanmasını istediği Alaattin Çakıcı, dün öğlen saatlerinde Fransa’nın Nice kentinde kumarhaneleriyle ünlü en büyük oteli Negresco’da yakalandı.  MİT ve Emniyet Genel Müdürlüğü Fransız polisi ile ortak gerçekleştirilen operasyonda Çakıcı ile birlikte baş fedaisi Muradi Güler’de 7.65 çapında bir tabancayla ele geçti.  Çakıcı yakalandığında yanında ünlü modacı Canan Yaka’nın şarkıcı Selçuk Ural’dan olan kızı Aslı Ural bulunuyordu.

ADIM ADIM OPERASYON – Aylardır Çakıcı’nın Türkiye’de temasta olduğu kişilerin cep telefonlarım dinleyen MİT ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün sadece bu konu için oluşturduğu özel ekipte dört gün önce alarm verildi. İstihbarat önce Çakıcı’nın sevgilisi Aslı Ural ile birlikte Fransa’nın Akdeniz Kıyısındaki Nice Kenti’nde bulunduğunu belirledi Gelen ikinci bilgi MİT ve Emniyeti yeniden hareketlendirdi. İstanbul’daki bir adamıyla cep telefonundan konuşan Çakıcı’nın bu kişiyle Fransa’da buluşacağı anlaşıldı. Ancak kısa süre sonra Çakıcı hedef şaşırtmak için buluşma yeri olarak Almanya. İspanya ve Fransa’yı gösterdi.

YAKALAMAK İÇİN ÜÇ TİM YOLA ÇIKTI – Bu bilgi Üzerine üç tim bu üç ülkeye gönderildi. Çakıcı’nın Şaban isimli adamı ilk olarak Almanya’ya gitti. Çakıcı’nın bu adamını, yakın koruması Muradi Gülerin Alman asıllı karısı Berdra Güler karşıladı. Şaban ile bir süre görüşen Berdra Güler daha sonra tek başına Fransa’ya döndü. Bu arada Alman polisi de takibe yardıma oldu. Çakıcı ise adamına “Fransa’ya gel” talimatım iletmesi üzerine tim alarma geçti.  Adım adım izlenen Çakıcı’nın yakın adamı önce Bordeaux’ya gitti. Nice’e geldiğinde bir süre çeşitli restoranları dolaştı ama beklenen buluşma gerçekleşmedi. Bir süre sonra adamının izlenmediğinden emin olan Çakıçı, beklenen buluşma için Nice’de kumarhaneleriyle ünlü en büyük oteli Negresco’da randevu verdi, Türk istihbarat birimleri oteli ablukaya aldı.

ÖNCE TANIMADILAR – Şaban isimli kuryenin burada iki kişiyle buluştuğunu belirleyen dedektifler saç biçimini değiştiren Çakıcı’yı önce tanıyamadılar. Ancak görevliler Çakıcı’nın alnın sağ tarafındaki yara izini görünce ve yanındaki Aslı Ural’ı tanıyınca, aylardır temasta oldukları Fransız polisine haber verilerek operasyon için düğmeye basıldı. Fransız polisi de dün saat 15.00 civarında Çakıcı, Güler, Ural ve ismi gizlenen adamını kıskıvrak yakaladı. Operasyonda karısı Berdra ile yakalanan Muradi Güler’in üzerinden de bir tabanca çıktı.

KIRMIZI DİPLOMATİK PASAPORT – Çakıcı’nın üzerinde 17 bin mark ve Nedim Acar adına düzelenmiş kırmızı pasaport bulundu. Çakıcı diplomatik dokunulmazlık sağlayan pasaportu ileri sürerek bırakılmasını istedi, ancak, Fransız polisi. Çakıcı’yı Kırmızı Bülten’deki parmak izini karşılaştırarak gerçek kimliğini, kanıtladı ve tutukladı. Türkiye’nin Paris Büyükelçiliği ise haberi alır almaz Adalet Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı’nın talimatı doğrultusunda. Fransız makamlarına Çakıcı’nın serbest bırakılmaması için talepte bulundu. Sadece Cumhurbaşkanları, Başbakan, bakanlar, büyükelçiler ve konsoloslara verilen kırmızı pasaportun Dışişleri Bakanlığı tarafından verilebildiğini hatırlatan üst düzey bir emniyet yetkilisi, “Pasaportun soruşturmasını Dışişleri Bakanlığı yapacak” dedi.

SlRA İADE OPERASYONUNDA – Türk Emniyeti ve İnterpol dün Çakıcı’nın yakalandığını Adalet Bakanlığı’na da bildirdi. Adalet Bakanı Haşan Denizkurdu’nun talimatı ile Dış ilişkiler ve Uluslararası Hukuk Genel Müdürlüğü, anında iade operasyonunun düğmesine bastı. Çakıcı’nın iade işlemleri için harekete geçildiği ve dosyanın Fransız Adalet Bakanlığı’na iletileceği öğrenildi. iade talebinin Fransız makamlarına ulaştırılmasından sonra Çakıcı, bu ülkede mahkemeye çıkarılacak Bu aşamada Çakıcı hakkındaki iki ayrı gıyabı tutuklama kararı ve suç dosyaları Türkiye’nin iade talebiyle birlikte Fransız Mahkemesine Çakıcı’nın iade başvurusu iki ülke arasındaki anlaşma gereği “Acele kayıtlı işlerden olduğu” için Fransız Mahkemesi tarafından “öncelikle” sonuçlandırılacak. Fransız yetkililer. “Çakıcı. Fransa’da suç işlemediği için, iade talebi hemen yerine getirilir” dediler. Bu işlemin de 2-3 ay sürebileceği ancak en kısa sürede sonuçlanması için Adalet Bakanlığı’nın ısrarlı bir takip yürüteceği kaydedildi. Bakanlık kaynaklan. Çakıcı’nın kabarık suç dosyası nedeniyle iade edilmesinin beklendiğini

ALAATTİN ÇAKICI  NELER YAPTI?

ALAATTİN Çakıcı Trabzon Arsin’in dağ köyü Fındıklı doğumlu. Babası Ali Çakıcı, kan davası yüzünden 50’li yıllarda İstanbul’a göçtü. Gültepe’de bir kahvehane açtı. Orada Kürt Hasan olarak bilinen Ali Bozdoğan ile Kâğıthane’de Tahsin Çakıroğlu adlı kabadayılarla adı geçen Ali Çakıcı Mayıs 1980’de tek kurşunla öldürüldü. Çakıcı, 12 Eylül sonrası 41 kişinin ölümünden sorumlu tutulan Ülkücü arkadaşlarıyla birlikte yargılandı. 1982‘ye kadar cezaevinde yattı. 1983 yılında delikanlılığını ilan eden Alaattin Çakıcı, adamlarıyla birlikte gece âleminde racon kesmeye başladı. Kabadayılığa uzanan yolda eğlence hayatından eksik olmayan Çakıcı, gece kulüplerinden haraç topluyor, istediği sanatçıyı istediği sahneye çıkartıyordu. Kabadayı Enis Karaduman’ın adamlarıyla silahlı çatışmaya girişti. Polis peşine düşünce kayıplara karıştı. 1986 yılında hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkartıldı. 21. Mayıs 1991 tarihinde Trabzon’da aile arasında yapılan bir düğünle Dündar Kılıç’ın kızı Uğur Kılıç ile ikinci evliliğini yaptı.

4 Şubat 1994’te Sabah Gazetesi yazarı Hıncal Uluç’u bir yazısından dolayı bacağından vurdurdu.  19 Eylül 1994 gecesi, Selim Edes’in 5 milyon dolar alacağını tahsil etmek için, Emlakbank Genel Müdürü Engin Civan’ı tetikçi Davut Yıldız’a kurşunlattı. 20 Ocak 1995 te Fenerbahçe spor kulübü eski Başkanı Emin Cankurtaran, öğlen yemeğine gittiği Park Şamdan’ın kapısında Çakıcı’nın adamlarından Recep Çiçek ve Bayram Doğutekin tarafından kurşunlandı. 28 Ağustos 1996’da Alaattin Çakıcı’nın eski ortağı Nurullah Tevfik Ağansoy Bebek Deniz Taksi’de meydana gelen silahlı çatışmada Başbakanlık Koruma Müdürlüğü’nde görevli Çiller Ailesi’nin polis memuru Celal Babür’le birlikte öldürüldü.

12 Mart 1997 günü gerçekleştirilen silahlı saldırıda, borsacı Adil Öngen yara almazken, koruması Hüseyin Yolcu yaralandı. Çakıcı işadamı Mehmet Üstünkaya, Cavit Çağlar, Mehmet Kurt‘a suikast hazırlığı olaylarından da azmettirici olarak yargılanıyor. Alaattin Çakıcı, İstanbul’da 8, Bursa’da da bir davadan dolayı gıyabi tutuklu bulunuyor. Çakıcı’nın Fransa’da yakalandığının kesinleşmesi ve Türkiye’ye iade edilmesi halinde, bu 9 davadan 5 idam ve 25 ile 64 yıl arasında ağır hapis cezası istemiyle hâkim karşısına çıkacak.

BAŞBAKAN, AÇILIŞ YAPARKEN ÖĞRENDİ – BAŞBAKAN Mesut Yılmaz. Alaattin Çakıcı’nın yakalandığı haberini Nevşehir’deki programı sırasında öğrendi. Nevşehir Acil 112 Kurtarma ve ilkyardım Hizmetleri Merkezi’nin açılışı sırasında Başbakan’a acil bir telefon geldi. Cep telefonuyla uzun süre konuşan Yılmaz, o sırada kürsüye gelen Valinin konuşmasına başlamamasını işaret etti. Yılmaz’ın telefondaki kişiye “Buyurun Necati Bey” demesinden Emniyet Genel Müdürü Necati Bilican ile görüştüğü anlaşıldı. Yılmaz telefonda önce, “Ekipler gönderildi mi?” sorusunu yöneltti. Yılmaz bunun ardından da “İyice teyit edin, geçen seferki gibi olmasın. Şu anda tören alanındayım. Ben sizi yarım saat sonra bir daha arayacağım” dedi. Yılmaz’ın telefon konuşmasından sonra düşünceli tavırları dikkat çekti. Yılmaz görüşmenin ardından programlarını iptal ederek derhal Ankara’ya döndü.

. . .

19 Ağustos 1998

ÇAKICI’NIN BANTLARI

HERKESİ BANDA ALMIŞ…

Fransa’da yakalanan Çakıcı’nın üzerinden, birçok kişiyle konuşmalarının kayıtlı olduğu çok sayıda ses bandı çıktı. Konuşmalar bantta

Alaattin Çakıcı’nın, Türkiye’den telefonla konuştuğu pek çok kişinin sesini banda aldığı, bunları ilerde şantaj aracı olarak kullanmak için sakladığı sanılıyor. Polis, çok önemli konuşmaları içeren bantları korumaya aldı.

Alaattin Çakıcı’nın yaptığı bütün telefon görüşmelerini teybe kaydettiği belirlendi. Nice kentinde yakalanan Çakıcı’nın üzerinde çok sayıda mikro teyp bandı ve ses kayıt cihazı çıktı. Çok şeyi aydınlatacak bu bantlar şu anda polisin elinde. Bantlar yüzünden Çakıcıyla görüşenler arasında büyük panik yaşanıyor. Fransa’da yakalanan yeraltı dünyasının unlu ismi Alaattin Çakıcı’nın üzerinde çok sayıda mikro teyp bandı ve ses kayıt cihazı bulundu. Çakıcı’nın konuştuğu herkesin sesini banda aldığı ortaya çıktı. Bunun üzerine Çakıcı ile görüşme yapan kişiler arasında bir panik boşladı. Çakıcı’nın şantaj bantları, politik kulislerde de heyecan yarattı. 1967 yılından beri Interpol’ün tüm dünyada kırmızı bültenle aradığı Çakıcı, Türkiye’deki İşlerini dünyanın çeşitli ülkelerinden verdiği talimatlarla yürütmüştü. Zaman zaman çok değişik çevrelerle bağlantı kurmayı başaran Çakıcı, tüm görüşmeleri banda almıştı. Çakıcı 19 Şubat 1996 günü de İspanya Fransa sınırında yakalandığı yolunda haberler bazı gazetelerde yer alınca Hürriyet’i telefonla aramış, haberin doğru olmadığını belirttikten sonra elindeki bantlardan söz etmişti. Çakıcı, temas kurduğu kişiler arasında Özer Çiller. Cavit Çağlar, Mehmet Üstünkaya, Emin Cankurtaran ve bazı bakanların bulunduğunu ileri sürmüş. “Elimde bantlar var. Bu bantlar ortaya çıkarsa Ecevit hükümetten ayrılır. Baykal desteğini çeker ve hükümet yıkılır. Aslında bandın peşindeler” demişti.

ABD’DE EV- Yakalanıncaya kadar yurtdışında çok rahat hareket eden Çakıcı’nın ABD’de de bir ev satın aldığı ortaya çıktı. Yurtdışındaki yaşamının büyük bölümünü ABD’de geçiren Çakıcı’nın çok mecbur kalmadıkça otellere gitmediği, daha çok bu evde yaşadığı belirtildi.

DİĞERLERİ SIRADA- Emniyet Genel Müdürü Necati Bilican, Alaattin Çakıcı’nın yakalanmasından sonra yaptığı açıklamada, sırada diğer suç işleyen kişilerin olduğunu söyledi Bilican, “Bazıları suç işledikten sonra, yurtdışına çıkarak kurtuldum sanıyorlar. Türkiye’de suç işleyen herkes hesabını verir ve mutlaka yakalanır” dedi.

ÖRNEK ÇALIŞMA- Bilican. Çakıcı’nın yakalanması ile ilgili düzenlediği basın toplantısında operasyonu detaylarıyla anlattı Bilican. Çakıcı operasyonuna Ankara’dan başladığım, Almanya’da devam ettirildiğini ve Fransa’da noktalandığını açıkladı. Çakıcı istihbaratının, İnterpol ve Kaçakçılık Daire Başkanlıklarının ortak çalışmasıyla yürütüldüğünü bildiren Bilican, uyuşturucu kaçakçısı Hüseyin Baybaşin ve Bulgaristan’da ele geçirilen Kürşat Yılmaz’ın yakalanmasında da bu tür çalışmanın etkili olduğunu kaydetti.

BAYSAL’DA YAKALANACAK

Bir gazetecinin, “Özal Baysal’la ilgili çalışmalar ne aşamada?” sorusuna da Bilican. “Suç işledikten sonra yurtdışına kaçıp, kurtuldum, diye düşünenler var. Türkiye’de suç işleyen herkes hesabını verir ve mutlaka yakalanır, Özal Baysal da yakalanacaktır” yanıtını verdi.

ÇOK ÖNEMLİ SIRLAR

Uzmanlar, bantlardaki sır dolu konuşmaların birçok olayın gizli kalmış bölümlerini aydınlatacağını söylediler. Bantların çözümün den sonra Çakıcı ile ilişki içinde olan kişiler bir bir açığa çıkacak.

Çakıcı, kiliseye para akıtmış. Her fırsatta kendisini ‘Milliyetçi- muhafazakâr’ olarak tanımlayan yeraltı dünyasının ünlü ismi Alaattin Çakıcı’nın. Türkiye’den yurtdışına kaçtıktan sonra “Hıristiyanlığın yayılması için misyonerlik yaptığı” ortaya çıktı. Emniyet Müdürü Bilican Hürriyet’e yaptığı açıklamada; “Çakıcı kiliselere ve Rahibe Terasa Vakfı da dâhil birçok Hıristiyanlık kuruluşuna büyük miktarlarda bağışta bulunmuş. Bunu kendi de söylüyor” dedi.

Birçok cinayetin azmettiricisi olan ünlü mafya lideri Alaattin Çakıcı hakkında şok bir gerçek daha Fransa’da yakalanmasıyla birlikte su üstüne çıktı. Emniyet Genel Müdürü Necati Bilican Çakıcı’nın yurtdışında kaldığı süre içinde “Hıristiyanlığın yayılması için misyonerlik yaptığını” belirtti. Bilican ayrıca Çakıcı’nın Fransa ve Amerika’da kiliselere Rahibe Teresa Vakfı ile bir takım Hıristiyanlık Vakıflarına büyük miktarlarda para bağışladığım da söyledi. Bilican Hürriyet’e yaptığı çarpıcı açıklamada, her fırsatta “Milliyetçi muhafazakâr” olduğunu söyleyen Çakıcı, hakkında şunları söyledi:

KENDİSİ DE İTİRAF ETTİ

“Çakıcı, Hıristiyanlığın yayılması için misyonerlik yapmış. Fransa ve diğer ülkelerde kiliselere, Rahibe Teresa Vakfı’na ve bir takım Hıristiyanlık Vakıflarına çok büyük meblağlarda para dağıtmış. Bunu kendi de söylüyor, bu yönde bizim de tespitlerimiz var.”

Çakıcı’nın kiliselere para dağıtmaktaki amacının lobi oluşturmak olduğunu söyleyen Bilican, “Bize göre Çakıcı bu paralan bir lobi oluşturmak için dağıttı, işte böyle Türkiye’ye iade durumlarında kiliseler kendisini korusunlar, kendisine savunma kalkanı oluştursunlar diye kiliselere bağışta bulunmuş olabilir” diye konuştu.

İDAM MAZERET OLAMAZ

Çakıcı’nın Fransız Mahkemesi’ne verdiği ifadesinde. “Beni Türkiye’ye iade etmeyin çünkü orada idam cezası var. Beni orada idamla yargılayacaklar” >• dediğini söyleyen Bilican. “Çakıcı duruşmada bunlan söyledi ama yargılandığı mahkeme jürili olarak yapıyor. Duruşma yann (bugün) de devam ede cek. Türkiye’de idam cezası yıllardır uygulanmıyor. Bu mazeret olarak gösterilemez.” dedi.

Bilican, şunları söyledi: “Çakıcı’nın şahsi eşyaları arasında sahte belge düzenlemek için kullanılan çok sayıda mühür bulundu aynca Çakıcı’nın üzerinde ele geçirilen diplomatik kırmızı pasaportun sahte olduğu anlaşıldı. Ancak burada yapılan araştırmada aynı seri numarada başkasına pasaport verildiği bu normal pasaporttaki isim ve geçerlilik süresinin farklı olduğu, pasaportun da ilgili kişi tarafından kullanıldığı anlaşıldı. Yani Çakıa’ya sahte pasaportu hazırlayan kişi tesadüfen bir başkasına ait seri numarasını tutturmuş. Sahte pasaportun asıl pasaportla hiçbir ilgisi ve ilişkisi yok.”

ÇAKICI VE SEVGİLİSİ, SORGUYA BÖYLE GETİRİLDİ.

Nice’te yakalanan Çakıcı hemen Paris’e getirilecekti ancak Nice Savcısı M. Jillnet “Ben sorgulayacağım” deyince, hem Çakıcı hem de sevgilisi bu kentte tutuldu. Fransız gizli servis elemanları Çakıcı ve sevgilisi Aslı Ural’ı dün Nice Adliye Sarayına kelepçeleyerek getirdiler. Çakıcı’dan bir saat sonra Aslı Ural Adliye Sarayı’na getirildi. Elleri kelepçeli olduğu halde alışveriş torbalarını taşımaya çalışan Aslı Ural’ın üzerinde İtalya’dan aldığı Fendi tişörtü bulunuyordu. Hem Çakıcı, hem de Aslı Ural’ın ayakkabılarının bağları, intihar etmesinler diye polis tarafından alınmışı. Dün sabah 4 saat, öğleden sonra ise 3 saat süren sorgulamada MİT’ten bir görevli de hazır bulundu. Sorgulama bugün saat 12.00’ye kadar devam edecek. Sahte kimlik ve ruhsatsız silah bulundurmakla suçlanan Çakıcı’nın, savcıya “Beni Türkiye’ye iade etmeyin. Çünkü Türkiye’de idam cezası var. Türk avukatımı istiyorum” dediği bildirildi. Üzerinde kahverengi bir gömlek, krem rengi şort ve spor ayakkabı bulunan Muradı Güler’de dün Nice Savcısı M. Jillnet tarafından sorgulandı.

SELÇUK URAL: KIZIM ÖLSE DAHA İYİYDİ

Çakıcı’nın sevgilisi Aslı Ural’ın şarkıcı babası Selçuk Ural, “Kızım ölse, bundan iyiydi. Onun başını teyzesi Ayşe ve onun Allah’ın belası İtalyan kocası Mario yaktı” dedi. Aslının 1,5 aydır Çakıcı’yla yaşadığı öğrenildi. Anne Canan Yaka ise dün “Sonsuz yaralandım, acım büyük” diye ağladı. Çakıcı’nın, Ağansoy’u Bebek’te öldürttüğü gece Selçuk Ural da oradaydı. Çatışmada Aslı’nın manevi annesi Gülçin Balaban da can vermişti.

FRANSA’YA İDAM GÜVENCESİ

 Türkiye, Fransa’dan, iadesinin isteneceğini belirterek, 40 günlük başvuru süresi içinde Çakıcı’nın serbest bırakılmaması talebinde bulundu. Fransa ‘İdam etmeyin’ güvencesi isterse, güvence verilecek.  Türkiye, iade işlemlerinde pürüz çıkmaması için Fransa’ya Interpol kanalı İle Nice’te yakalanan Alaattin Çakıcı’nın “idam edilmeyeceği” güvencesini’ verdi. Fransa’dan, iade başvurusunun yapılacağı 40 günlük süre içinde Çakıcı’yı serbest bırakmaması talebinde de bulunuldu.

Türkiye Avrupa Konseyi Sözleşmelerindeki idam cezalarının uygulanmayacağına ilişkin hükümlerine çekince koymuştu Bu durumun idam cezası uygulamayan Fransa ile iade işlemlerinde sorun çıkarmaması için Türkiye bu güvence manevrasına başvurdu. Bu güvence ile iade konusunda karan verecek olan Fransız Mahkemesi’nin, hukuk sistemlerindeki farklılığa ve sözleşme hükümlerine dayanarak, “Çakıcı, Türkiye’ye iade edilirse, idam edilir” görüşü ile ret karan vermesinin önü kesilmeye çalışıldı. Ankara, Dışişleri aracılığıyla da “Türkiye’de 1983’ten beri idam edilen kimse yok, idam edilen de olmayacak” mesajını da Paris’e iletecek.

RESMEN BİLDİRİLDİ

Interpol Daire Başkanı Yalçın Çakıcı, Alaattin Çakıcı hakkında istenen cezalar arasında idam cezası bulunmadığını, müebbet hapis cezası istendiğini anımsattı. Yalçın Çakıcı, “Alaattin Çakıcı, bu olayların hiçbirinde bizzat tetiği çekmediği için idam cezasıyla değil, müebbet hapis cezasıyla yargılanacağını Fransa’ya bildirdik” dedi Yalçın Çakıcı Alaattin Çakıcı hakkında çıkartılan kırmızı bültende 6 olaydan ötürü arandığını belirtti. “Bu suçlar eski eşi Uğur Kılıç’ı öldürtmeye azmettirme, eski sağ kolu Tevfik Nurullah Ağansoy’u öldürmeye azmettirmek. Etibank eski genel müdürü Engin Civan’ın yaralanmasına azmettirme, gazeteci Hınca! Uluç’u yaralamaya azmettirme. Bursa milletvekili ve işadamı Cavit Çağlar ile işadamı Mehmet Üstünkaya’ya yönelik başarısız suikast girişimlerini azmettirmektir.”

40 GÜN TUTUKLU KALACAK

Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Doç. Dr. Şeref Ünal da Hürriyet’e Türkiye Fransa arasındaki Suçluların ladesi Anlaşması’nı dayanarak başvuru yapıldığını söyledi. Ünal bu nedenle Fransızların Çakıcı’yı 40 günlük başvuru süresi içinde serbest bırakmalarının mümkün olmadığını açıkladı. Suçluların ladesine İlişkin Avrupa Sözleşmesi‘nin 11. maddesi, istekte bulunulan ülkenin (Fransa) “Suçlunun idam edilmemesi ile ilgili güvence istemesi” diye bir şart bulunmadığını, bunun o ülkenin tercihine bağlı olduğunu hükme bağlıyor. Buna göre, Fransa idam güvencesi isteme hakkına sahip. Ancak, Fransa Mahkemesi’nin takdir hakkını kullanarak iade şartı olarak, suç dosyası bir hayli kabarık olan Çakıcı için idam güvencesi istememesi de mümkün görülüyor. Çakıcı’nın iadesi konusunda, Dışişleri Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı koordineli bir çalışma sürdürüyor.  Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış ilişkiler Genel Müdürlüğü dün Çakıcı’nın iadesi işlemlerine başladı. Daha önce ABD’ye Çakıcı’nın iadesi için hazırlanan dosya güncelleştirilerek, en kısa sürede Fransa Mahkemesi’ne sunulacak.

FRANSIZ BASININDA

Yansız basını da Çakıcı’nın yakalanmasına büyük İlgi gösterdi. Olay basında geniş yer aldı. Nice Matin Gazetesi’nde çıkan haberde. “Türk mafya lideri yakalandı” başlığı kullanıldı. Nice’te yerel gazeteler de olayı manşetten duyurdu.

İADE SORUN OLMAZ

BAŞBAKAN Mesut Yılmaz, dün saat 1600’da toplanan ve Başkanlık ettiği Bakanlar Kurulu’nun başında gazetecilerin sorusu üzerine. “Çakıcı’nın- iadesinde herhangi bir sorun çıkacağına ihtimal vermiyorum” dedi. Yılmaz, Çakıcı’nın yakalanmasında. Fransız makamlarının Türk makamları ile çok sıkı bir işbirliği yaptığını anımsattı. Yılmaz, “Bu yakın işbirliği, iadede bir sorun çıkmayacağının göstergesidir. Ayrıca. Fransa ile suçluların iadesi anlaşmamız var. Ayrıca ilgili şahıs Interpol’ün Kırmızı Bülteni ile aranan bir şahıstır” dedi. Yılmaz. Çakıcı’nın yakalandığının, Fransız Emniyet makamlarınca Emniyet Genel Müdürlüğü’ne resmen bildirildiğini ve derhal iade talebinde bulunulduğunu belirterek, iadenin gerçekleştirilmesi için belli prosedür ve belli işlemlerin tamamlanması gerektiğini anımsattı. Yılmaz, Çakıcı’nın üzerinde bulunan Kırmızı Pasaport konusunda ise “Bu konuda Dışişleri Bakanlığı’nın İncelemesi az önce bize açıklandı. Pasaport Dışişleri tarafından verilmemiş, sahte bir pasaport. Dışişleri Bakanlığı’nın verdiği pasaport özel damgalı, özel mühürlüdür. Ayrı bir araştırma ile o Kırmızı Pasaport ‘un nereden nasıl alındığı ortaya çıkarılacak” dedi. Yaklaşık 3 saat süren Bakanlar Kurulu toplantısından sonra açıklama yapan Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Ahat Andican Adalet Bakanlığı’nın Çakıcı’nın iadesi ile ilgili çalışmaları gelecek hatla tamamlayarak. Çakıcı ile ilgili suç dosyalarını bu ülkeye ileteceğini bildirdi Andican Çakıcı’nın üzerindeki silah ve sahte kırmızı pasaportun Fransız yasalarına göre de suç olduğunu bildirerek, yargılama önceliğinin Fransız yasalarına göre mi Türk yasalarına göre mi yapılacağının Fransız yargısının vereceği kararla açıklığa kavuşacağını belirtti. Çakıcı’nın iade süresini Fransa yargısının bu konudaki tutumunun etkileyeceğini söyledi.

. . .

BÖLÜM-2-

ÇAKICI VE ARKADAŞLARI YARGI ÖNÜNDE

17 Ağustos 1998 günü yakalanan Alaattin Çakıcı, sevgilisi Aslı Fatoş Ural ve Muradi Güler 24 saatlik gözaltı süresi bitmeden 18 Ağustos günü saat 10.00 da Nice Cumhuriyet savcısı Currieu tarafından sorguya çekildiler. Adliye sarayına beyaz küçük bir Pegouet 105’le getirilen Alaattin Çakıcı yakalandığı kıyafetle, yani kısa bej pantolon, bağları alınmış Nike marka beyaz spor ayakkabı ve koyu renk tişörtle kelepçeli olarak araçtan çıkarıldı. Çakıcı’nın son derece yorgun ve üzgün olduğu etrafına bakmamaya özen gösterdiği dikkat çekti. Bu Çakıcı’nın Türkiye’den ayrılışından tam altı yıl sonraki ilk görüntüsüydü.

 

 

Çakıcı’nın ardından sevgilisi Aslı Fatoş Ural, yine benzer küçük bir beyaz arabadan bağları alınmış gri bir spor ayakkabı, elleri kelepçeli ve otel lobisinde yakalandığı ”Fendi’ ‘marka uzun kollu tişörtü, elinde ”Louis Vuitton” marka çanta ve alışveriş yaptığı beyaz kâğıt çanta ile çıkarıldı. Son derece yorgun ve üzüntülü olduğu gözlenen Aslı’da Adliye Sarayı’nın kapısından girene kadar başını önüne eğip fotoğrafçı ve kameralarla göz göze gelmemeye çalıştı.

Çakıcı ve Aslı’nın ardından Muradi Güler gri renkli kısa pantolon, yakası kırmızı yeşil siyah bir tişörtle fotoğrafçılara bakıp gülerek adliye sarayına götürüldü. Çakıcı, Aslı ve Güler önce saat 9.30 dan 12.30 kadar sorguya çekildikten sonra yine aynı Şekilde 14.00 ten 17.00 ye kadar ifadeleri alınarak gözaltı sürelerinin 24 saat daha uzatılmasına karar verildi. 19 Ağustos günü saat 11.00 de 48 saatlik gözaltı süresi bittiği için Çakıcı ve beraberindekiler Nice Adliye Sarayında başkanlığını kadın Hakim Barette’in yaptığı nöbetçi Mahkemeye çıkarıldılar.

 

ÇAKICI ”PASAPORTU TÜRKİYE VERMEDİ”

Nice Adliye Sarayı’nın küçük mahkeme salonlarından birinde yargılanan Çakıcı ve arkadaşlarını mahkemenin tayin ettiği Frederic Chambonnaud ve Elise Vandeghinste adlı avukatlar savundu. Mahkemede Çakıcı’yı 20 yıldır tanıdığını belirten Trabzonlu işadamı Yüksel Çağlar, Çakıcı’nın yakın arkadaşı işadamı Erol Evcil ve amcası Emin Çakıcı dışında Türk ve Fransız gazeteciler hazır bulundu. Evcil basınla muhatap olmamak için mahkeme başlarken içeri girdi ve sonuna doğru adliye sarayını terk etti.

Alaattin Çakıcı mahkeme salonuna iki resmi polis tarafından getirilerek ellerindeki kelepçe çözüldükten sonra oturduğu yerde tek kolundan önündeki demir parmaklığa kelepçelendi. Üzerinde gri Lacoste tişört ve siyah bir blucin pantolon olan Çakıcı son derece yorgun, gözlerinin altı şiş ve üzgün bir ifadeyle mahkeme salonundakileri teker teker süzdü. ( Türkiye’ye iade edildikten sonra Bodrum’da röportaj için görüştüğümde üzerinde aynı tişört vardı) Bir ara benimle de göz göze geldi fakat mahkeme salonundan çıkartılma korkusuyla ne salondaki bizler nede kendisi hiçbir kelime söyleyemediği gibi herhangi bir jestte yapamadı oysa salonda oturduğum yer ile Çakıcı arasında en fazla iki metrelik bir mesafe vardı.

 

 

Mahkeme başkanı kadın hakim Barette ile birlikte bir kadın, iki erkek hakim ve Nice Cumhuriyet Başsavcılığı Sorgu yargıcı Yves Courrieu salondaki yerini aldıktan sonra yargılama saat 11.00 de başladı. Mahkeme başkanı Çakıcı ve Güler’in Fransızca bilmedikleri için tercüman aracılığıyla, Aslı’nın da Fransızca bildiği için kendi ifadesini vereceğini belirterek sorguya başladı.

Mahkeme Başkanı Bayan Barette Çakıcı’ya dönerek sordu ”Adınız Soyadınız?” Alaattin Çakıcı, ”Doğum yeriniz ve tarihi?” Trabzon 1953, ”Baba ve Anne adı?” Ali ve Şakire, ”Uyruğunuz?” Türkiye Cumhuriyeti… Türk ”Mesleğiniz?” Tüccar. ‘Peki, siz polise verdiğiniz ifadenizde New York’ta bir adres vermişsiniz,  bu adreste mi oturuyorsunuz?” Hayır, benim adresim, annemin İstanbul’da oturduğu yerdir, New York’taki ise kredi kartlarımın alındığı ve ödendiği adrestir. ”Yakalandığınız 17 Ağustos günü üzerinizde Nedim Acar adına düzenlenmiş sadece diplomatlara verilen kırmızı Diplomatik bir pasaport bulundu, bu Pasaportun size ait olduğunu kabul ediyor musunuz?” Bu Pasaportu bana Türkiye Cumhuriyeti vermedi ancak benim olduğunu kabul ediyorum ”Neden sahte Pasaport taşıyordunuz?” Rahat dolaşabilmek için bu yola başvurdum ”Bu Kırmızı Pasaporttaki fotoğrafınızı siz mi verdiniz?” Fotoğraf benim ama ben vermedim, Amerika’dan Türkiye’deki arkadaşlarıma telefon ettim fotoğrafımı sahte pasaport hazırlayan Cenk adlı birine onlar verdiler ”Fransa topraklarına sahte Pasaportla kaçak girdiniz bunun suç olduğunu biliyorsunuz, neden Fransa’yı seçtiniz? Evet, suç olduğunu biliyorum. Monaco’ya yakın Menton sınır kapısından Fransa’ya girdim, o sınırı kapısından Fransa’ya girmemin nedeni en rahat girilen sınır kapısı olması ve kontrol olmamasıdır, Fransa’yı seçmemin nedeni ise bu ülkenin insan haklarına daha saygılı ve insan haklarının daha güçlü olduğu bir ülke olmasıdır ”Peki oturun”

Bayan hâkim Barette’in bu sorgulamasından sonra Çakıcı’ya mahkemenin tayin ettiği Avukat Frederic Chambonnaud söz isteyerek müvekkilinin savunmasını hazırlamak üzere süre istediğini belirtti.

GÜLER ”TABANCA VE MERMİLER BENİM”

Çakıcı’nın sorgulaması bittikten sonra bayan hâkim Barette Muradi Güler’e dönerek sordu ”Adınız soyadınız? ” Muradi Güler ”Doğum yeri ve tarihiniz? ” Bayburt 20 Kasım 1960 ”Mesleğiniz?” İnşaatçı  ”Uyruğunuz?” Türküm ”Nerede ikamet ediyorsunuz?” Almanya’da oturuyorum, orada evliyim ”Üzerinizde 7.65 Baretta bir tabanca ve mermileri ile Kırmızı Diplomatik Pasaportlar için kullanılan iki adet mühür bulundu bu suçları kabul ediyor musunuz?

Silah ve mermileri kabul ediyorum ancak mühürler bana ait değil kabul etmiyorum. Çünkü ben sahte pasaport yapan Cenk adlı kişiden silahımı koymak için kalın bir zarf istedim ve silahla mermileri içine koydum. Zarfın içinden çıkan mühürlerden haberim yok, demek ki Cenk’in bana verdiği zarfın içinde mühürler kalmış, bende mühürleri polis beni yakaladığında gördüm hatta emniyette polisler ne yazılı olduğunu anlamak için ıslatıp denediler. Mühürlerin sahte pasaport yapılması için kullanıldığını orda öğrendim. ”Peki, silah taşımanın yasak olduğunu bilmiyor musunuz?” Biliyorum ama zaten silahı devamlı olarak üzerimde taşımıyorum, yakalandığım günde zaten Fransa’yı terk etmeye hazırlanıldığım için üzerime aldım. ”Almanya’da hangi Şartlarda ikamet ediyorsunuz” Almancada hem oturma hemze çalışma müsaadem var.

Avukat, Muradi Güler’in savunması içinde zaman istediklerini açıkladıktan sonra hâkim hem Çakıcı hem de Güler’in savunmalarını hazırlamaları için ”Geçici tutukluluk” hallerinin 24 Eylülde yapılacak mahkemeye kadar uzatılmasını kabul ettiklerini açıkladı.

ASLI URAL ”BU İŞLERLE İLGİM YOK”

Sıra Aslı’ya gelmişti hâkim sordu ”Adınız Soyadınız?” Aslı Fatoş Ural… Doğum yeri ve tarihiniz?” İstanbul 30 Mayıs 1969 ”Ne iş yapıyorsunuz?” Tekstil sektöründe halkla ilişkiler sorumlusu ”Birlikte yakalandığın kişilerde Sahte kimlik, sahte pasaport, silah ve mermi bulundu, bunlarla ilgin nedir?” Benim bu işlerle hiçbir ilgim yok, silah, mermi ve sahte pasaporttan da haberim yok, zaten bunlardan yakalandıktan sonra haberim oldu.

”Ne zamandan beri Çakıcı’yı tanıyorsun?” İki aydır Alaattin Çakıcı ile birlikteyim, Türk hükümeti ile problemleri olduğunu biliyorum. ”Peki, neden Nedim Acar adına hazırlanmış ve sadece diplomatlara verilen sahte pasaport kullandığını biliyor musun? sen kendisini Alaattin mi? Nedim mi diye çağırırdın?” Alaattin kendisine Nedim diye hitap etmemi istemişti, bende öyle yapıyordum, bu ismin kırmızı pasaporttaki isim olduğunu yakalandığımız zaman öğrendim, Acar soyadından da o zaman haberim oldu. Otelde kaldığımız zaman içinde belgeleri, paraları ver altın saati olan çantasını hep kasaya koyardı, o sabah içinde kredi kartları ve bir miktar para olan cüzdanını hesabı ödemem için bana verdi, büyük çantamın içinde bulunan siyah el çantasında sahte diplomatik pasaport olduğunu kesinlikle bilmiyordum. Bakın Sayın hâkim hayatımda ilk kez polislik oldum ve yine hayatımda ilk kez hem nezarethanede hem de bir gece hapishanede kaldım. Bu bana hayatımın en büyük Şoku ve dersi oldu, benim bu olaylarla hiçbir ilgim yok, benim dosyamı Çakıcı ve Güler’den ayrı ele almanızı rica ediyorum, ben Fransa’da suç işlemedim, ülkenize vizeyle girdim, pasaportum gerçek pasaport suçsuzum ve sizden beraat ’imi istiyorum lütfen.

ASLI, BİR KUŞ GİBİ HÜR

Aslı’ya mahkemenin tayin ettiği Avukat Elise Vandeghinste söz alarak ”Müvekkilimin davasını sahte pasaport, silah ve mermi dosyasından ayırmak gerekiyor. Onun bu olaylarla hiçbir ilgisi yok. Bu nedenle de tutuklu kalması için bir neden yok beraatını talep ediyorum” dedi. Daha sonra Bayan hakim Barette Sorgu yargıcının da mütalaasını dinledikten sonra Aslı Fatoş Ural’ın 6 ay tecilli hapis cezasına çarptırıldığını ancak daha önce Fransa topraklarında suç işlemediği gerekçesiyle serbest bırakıldığını açıkladı. Aslı mahkemeden sonra Nice merkez hapishanesine giderek eşyalarını teslim aldıktan sonra saat 16 sularında serbest bırakıldı. Mahkeme bittikten sonra Aslı’nın avukatı Vandeghinste ile konuştuğumda ”Aslı bugünden itibaren (19 Ağustos 1998) bir kuş gibi hürdür, Şu andan itibaren istediğini yapabilir, isterse Türkiye’ye, isterse başka ülkeye gidebileceği gibi isterse Fransa’da hatta Nice’te kalabilir. Ancak Fransa topraklarında herhangi bir suç işlerse alacağı cezaya tecil edilen 6 ay hapiste eklenerek cezasını çeker, onun için burada kalırsa son derece dikkatli olması gerekir” açıklamasını yaptı. Çakıcı’yla kuvvetli bir gönül bağı olduğu ileri sürülen Aslı, sevgilisine yakın olabilmek için Fransa’yı terk etmedi ve serbest kaldıktan sonra kendisini görmeye gelen annesi Canan Yaka’yla Türkiye’ye dönmeyip ara ara Çakıcı’nın avukatı Chambonaud’an sık sık bilgi almaya geldi.

 

 

BÖLÜM-3- ÇAKICI’NIN HÜCRE GÜNLERİ

Aslı serbest bırakıldıktan sonra savunmasını hazırlamak için mahkemeden süre isteyen Alaattin Çakıcı’nın hücre, Muradi Güler içinde birkaç kişiyle kaldığı koğuş hapsi günleri başladı. Nice merkez cezaevi yetkilileri Nice Cumhuriyet Başsavcısının uyarısıyla Türkiye’nin çeşitli suçlar nedeniyle iadesini istediği Alaattin Çakıcı’yı hayatının tehlikede olabileceği gerekçesiyle tek başına hücreye koydular. Çakıcı’nın PKK ve Dev Sol’la da bir zamanlar ters düştüğü düşünülerek güvenliği içinde hücrede kalması uygun görüldü.

İlk iki gün Alaattin Çakıcı için son derece zor geçti, henüz Nice mahkemesinin tayin ettiği Fransız avukatı Cumhuriyet Savcılığından Hapishaneye giriş iznini tamamlayamadığı için Çakıcı hiç kimseyle görüşemedi ve hücrede sadece verilen yemek ve suyla idare etmek zorunda kaldı. Bu süre içinde Çakıcı’nın en çok hasretini çektiği şey sigara oldu, zira Çakıcı Avukatın ilk ziyaretini yaptığı 21 Ağustos günü sigaraya kavuşabildi. İlk gün Avukat Frederic Chambonaud ile Çakıcı sabah 09.00 dan öğleye kadar birlikte oldu.

Görüşme Avukatla mahkûmlar için ayrılan ”Parloir- Görüşme yeri’ adı verilen özel odada gerçekleşti ve 24 Eylül mahkemesi için savunma hazırlığı başladı, bundan sonrada Çakıcı-Avukat görüşmeleri hep burada devam etti. Artık Çakıcı ile tek temas kuran Fransız Avukat Chambonaud oluyordu. Çakıcı’nın kardeşi Gençağa ve Türk Avukat Can Doğancan’a henüz ziyaret izni verilmemişti. Çakıcı’ya büyük destek veren işadamı Erol Evcil ise çok istediği halde soyadı tutmadığı için görüşemeyeceğini biliyordu.

ÇAKICI HABERLERİ HÜRRİYETTEN OKUDU

Aynı gün öğleden sonra Avukat Frederic Chambonaud, yakalandığı 17 Ağustos gününden beri Türkiye’de hakkında ne yazılıp çizildiğini bilmeyen Alaattin Çakıcı’ya bir Hürriyet gazetesi götürdü. Gazetede Çakıcı ve beraberindekilerin 19 Ağustos günü mahkemede söyledikleri tam sayfa verilmişti, Alaattin Çakıcı gazeteyi aldı bir kenara çekildi ve yaklaşık yarım saat haberleri taradı.

Çakıcı’nın hücresine Türk gazetesi götürmek kesinlikle yasak olduğundan Hürriyet’i geri verirken ”Biliyormuşsunuz bu gazete Fransa dâhil tüm Avrupa’da ve dünyanın her yerinde en çok okunan gazetedir. Türkiye dahil Hürriyet’in okunduğu her yerde de beni seven milyonlarca insan vardır” dedi. Chambonaud Hürriyet’i geri aldıktan sonra savunma için Çakıcı’nın söylediklerini not etmeye başladı, görüşme saat 18.00 e kadar sürdü ve avukat bundan sonraki görüşmelere giderken Çakıcı’ya her seferinde Hürriyet gazetesini götürmeğe başladı.

Çakıcı’nın savunması için işadamı Erol Evcil bazen özel uçağıyla bazen Air France’la, Paris ve Nice arasında mekik dokuyor ve çeşitli sorunları çözmek için uğraşıyordu. Çakıcı’ya birde Paris’te son derece tecrübeli olan Yahudi asıllı Leon Forster tutulmuştu, zira Nice mahkemesinin Çakıcı’ya verdiği genç avukat Frederic Chambonaud tecrübesizdi.

Artık davayı Forster Paris’ten yönetmeye başlamış ve Nice’te Chambonaud’nun Çakıcı ile konuşarak hazırladığı savunma tutanaklarının birer kopyasını istemeye başlamıştı. Avukat Forster ilk kez 26 Ağustos günü Paris’ten Nice Cezaevine gelerek Çakıcı ile görüştü. Çakıcı Forster’e son derece önemli açıklamalar yaparken kesinlikle Türkiye’ye iade edilmemesi için çalışmalarını yoğunlaştırmasını istedi. Bu arada Türkiye’den gelen Avukat Can Doğancan’a halen Çakıcı ile görüşme izni verilmiyor ve Çakıcı’nın kardeşi Gençağa’nın da görüşmesi için uğraşılıyordu. Nice Cumhuriyet savcılığıyla yaptığım görüşmede Çakıcı ile görüşmek isteyen akrabaları var mı? diye sorunca Başsavcı, Alaattin’in kardeşi Gençağa Çakıcı’nın başvurusu olduğunu ve akrabalık bağının tespiti için Türkiye’den nüfus kayıtlarını getirmesi gerektiği için beklendiğini söyledi.

ELİMDEKİ KASETLER HÜKÜMETİ DEVİRİR

Çakıcı tutuklandıktan sonra savunması için hazırlanan dosyada yer almasını istediği son derece önemli açıklamalar yaptı. Alaattin Çakıcı için hazırlanan savunma belgelerinden birinde ”Benim elimde Türkiye’yi sarsacak belge ve kasetler var, elimdeki bu kasetler Yılmaz hükümetini devirir” dediği ve bu kasetlerden birinde Yılmaz hükümetinin Devlet Bakanı Eyüp Aşık’la son derece önemli şeyler konuştuğu yer alıyordu. Çakıcı’nın bu ifadelerinden birinde ayrıca ”Eğer Türkiye’ye götürülürsem bildiğim şeyler yüzünden beni derhal öldürür, yok ederler ”dediği belirtiliyordu. Alaattin Çakıcı’nın Yılmaz’ın kendisini Çiller’le Erbakan’ın kurduğu Refahyol hükümetini devirme operasyonu için kullanma girişimleri yaptığını sonrada yüzüstü bıraktığını belirterek ”Diğer siyasilerde beni çeşitli operasyonlarda kullandı ama şimdi hepsi yüzüstü bıraktılar’ şeklinde konuştuğu iddia edildi. Çakıcı’nın bir başka ifadesinde ”Şimdi Başbakan olan Mesut Yılmaz’la muhalefetteyken anlaşmıştık. Çiller ve Erbakan’ın kurduğu Refahyol hükümetini düşürecektik. Yılmaz işbaşına geldi bu ilişkimizi unutarak beni bıraktı, çok Şey bildiğim içinde iademi istiyor, kamuoyunun bu gerçekleri ve bildiğim Şeyleri bilmesi gerekir, bildiklerim Türkiye’de ikinci Susurluk dönemi başlatır, bunu bildikleri içinde beni susturmak istiyorlar, iade edilirsem benim sonum olur” görüşlerine yer veriyor. Çakıcı’nın savunma tutanaklarında devamlı şekilde Pasaportlarını devletten almadığını söylediği, çeşitli yerlerde kullandığı 10 Pasaportu olduğu ve hepsinin sahte olduğunu belirttiği öğrenildi. Alaattin Çakıcı’nın çeşitli günlerde hazırlanan savunma tutanaklarında ”Konuşursam Türkiye sarsılacak” sözlerini defalarca tekrarladığı belirtilirken ”Onun için Türkiye’ye iade edilirsem beni sağ bırakmazlar, yolda vururlar, beni hapishaneye canlı göndermezler” diyerek Türkiye’ye iade edilmek istemediğini zira orda sadece siyasiler değil birçok düşmanı olduğunu söylediği de kaydedildi.

ÇAKICIYI BELÇİKA SORGULUYOR

1 Eylül 1998 sabahı saat tam 09.00 da bir gece evvel Belçika’dan Nice’e gelen Liege sorgu hâkimlerinden Bayan Mireille Julemon ve iki güvenlik sorumlusu tüm güvenlik birimlerinin bulunduğu eski askeri bir kışla olduğu için ”Caserne Ouvare” adı verilen Emniyet Müdürlüğünde Çakıcı ve Muradi Güler’i sorgulamağa başladı. Nice Merkez Cezaevinden önce Muradi Güler getirildi ve saat 12.00 ye kadar 3 saatlik bir sorgudan geçirildi. Güler cevaplarında Çakıcı’yı koruyan ifadeler kullanırken bazen çelişkili konuşmalarıyla zor durumlara düştü. Hâkim Bayan Julemon Güler’in telefon defterindeki numaraları teker teker sordu. Güler, halen Almanya’da yaşadığını ve 10 yıl kadar önce Belçika’ya uğradığını söylemekle yetindi.  Daha sonra çok büyük güvenlik önlemleri altında Alaattin Çakıcı getirilirken, Güler hapishaneye geri götürüldü. Hapishane ile Polis Merkezi arasında arabayla 7-8 dakikalık bir mesafe vardı. Çakıcı o gün saat tam 14.30 sorguya alındı ve saat 18.00 e kadar aralıksız sorguya çekildi. Liege Adliye Sarayında görev yapan hâkim Julemon sorgusuna Çakıcı’nın Türkiye’deki yaşamından karıştığı iddia edilen olayları sordu. Çakıcı birçok soruya ya kısaca cevap veriyor yâda Evet. Hayır, Şeklinde cevaplandırıyordu. Akşam saat 18.00 ulaştığında Fransız polisi Belçikalılara o günkü sorgulamanın bitirilmesi gerektiğini çünkü Çakıcı’yı belli bir saate kadar hücresine götürmekle yükümlü olduklarını söyleyince Çakıcı için o günkü azap bitmişti. Ertesi gün Belçikalı savcı ve beraberindekiler sabah saat 09.00 dan önce Emniyet müdürlüğündeki yerlerini almışlardı. Çakıcı hapishaneden getirilir getirmez saat tam 09.00 da sorguya yeniden başlanıldı. Belçikalılar kaldıkları yerden devam ederek Çakıcı’nın Türkiye’de yaptıklarından başlayarak Belçika’ya ve Fransa’da tutuklandığı güne kadar uzanan bir dizi sorular sordular. Saat 12.00 olduğunda sadece sandviç molası veren Belçikalı sorgu hâkimi daha sonra zaman kaybetmeden sorguya devam etti. Saatler yine akşam 18.00 gösteriyordu. Çakıcı, yorgun ve bitkin düşmüştü, sigara üstüne sigara içiyor ve iki gün süren sorgulamanın artık bir an önce bitmesini istiyordu.

ÇAKICI’YI HÜNGÜR HÜNGÜR AĞLATAN OLAY

Belçikalı hâkim sorgunun sonuna doğru kendilerine Fax’la gönderilen bir gazete kupürü’nü Alaattin Çakıcı’ya uzatırken haberle verilen fotoğrafı uzatarak sordu ”Bu adamı tanıyor musun?” Çakıcı önce bir şey anlamadı, fakat fotoğrafa dikkatlice bakınca birden yüzünün şekli değişti. Yere çöktü ve gözlerinden yaşlar süzülerek ağlamağa başladı. Peki neydi Çakıcı’yı ağlatan olay?

YEĞENİ KADRİ GÜRSEL’İN CEZAEVİNDE ÖLDÜRÜLDÜĞÜNDEN HABERİ YOKTU

Haberde, Bayrampaşa cezaevinde çıkan silahlı çatışmada Çakıcı’nın yeğeni Kenan Ali Gürsel ile adamlarından Hasan Taşkın ve Ferdi Heybet’in öldüğü, diğer ölen dört kişinin Hakan Çillioğlu grubundan olabileceği ve Çakıcı’larla hiçbir ilgileri olmadığı belirtiliyordu. Çillioğlu’nun öldürülen Kenan Ali Gürsel’e tuzak kurduğu ve birilerinden yardım alarak Cezaevi Müdürünün kapısının önüne kadar geldikten sonra silahını  ateşlediği belirtiliyordu. Olayın ardından silah sesini duyan Gürsel’in adamları olan Hasan Taşkın ve Ferdi Heybet’in silahlarını çekerek C-19 koğusuna daldıkları ve Çillioğlu’nun bir adamını gözünden vurup öldürdükleri belirtiliyordu. Daha sonra gardiyanları rehin alan Taşkın ve  Heybet’in idare kapısına kadar geldikleri ve orada tesadüfen  Sedat Peker’in adamı olduğu belirtilen Metin Çoruh’un içinde olduğu bir grupla karşılaştıkları çıkan çatışmada da Metin Çoruh’un  yaralandığı Hasan Taşkın ve Ferdi Heybet’inde vurulup öldüğüne yer veriliyordu.

ÇAKICI’NIN HİBE YARDIMLARI

Alaattin Çakıcı yakalandığında valizinde çıkan eşyalar arasında çeşitli ülkelerde değişik kuruluşlara yaptığı yardımların makbuzları ve bazı isimler bulundu. Fransız güvenlik birimleri, bu makbuzlara el koydu ve bunların fotokopilerini Çakıcı’yı yakalama operasyonuna katılan ”Türkiye kaçakçılık ve organize suçlar dairesi” görevlilerine verdi. Bu görevliler daha sonra Türkiye’de sızdırdıkları bilgilerde Çakıcı’nın sadece Nice’te bir kiliseye, Rahibe Teresa vakfına ve UNİCEF’e yaptığı 20 bin dolar tutarındaki birkaç makbuzla ilgili olanları açıkladı.  Yardımların büyük bölümü kilise yemekhanelerine, yetimhanelere, UNİCEF’e ve değişik dini kuruluşlara yapılmıştı ancak Fransız güvenlik yetkililerinin bu makbuzları ellerinde tutmalarının başka nedeni vardı oda Çakıcı’nın hangi ülkelere gittiğinin izini sürmek ve gerektiğinde o ülkelerdeki ilişkileri hakkında bilgi toplamaktı. Operasyona katılan Türk güvenlik birimleri de böylece bu yardımların sadece Avrupa ülkelerinde değil dünyanın çeşitli ülkelerinde yapılmış olduğunu öğrenmiş oldu. Çakıcı bu yardımları gittiği her yerde, Amerika’dan Japonya’ya, Asya’dan Afrika’nın çeşitli ülkeleri ile yıllardır ayak basamadığı Türkiye’de de yapıyordu. Fransızların hazırladıkları oldukça kabarık Çakıcı dosyasındaki bu makbuzlar arasında Kırım ve Türkiye’de yaptıklarıyla ilgili bilgiler bile mevcuttu ve bütün bu makbuzlar yıllardır İnterpol’ce kırmızı bültenle aranan yeraltı dünyasının bu ünlü isminin gittiği yerlerinde bir seyir defteri gibiydi.

ALAATTİN’İN FATMA ABLASI

Çakıcı’nın son derece gizli dosyasındaki ifade tutanakları arasında bu makbuzlarla ilgili isteği ise son derece ilginç. Fransızcaya çevrilmiş versiyonu arkasına zımbalanmış olan ifadesinde Çakıcı yardım makbuzları ile ilgili kendi ağzından Türkçe olarak şu görüşleri savunuyor ”Benim sade vatandaşla, fakir ve yardıma muhtaç insanlarla, kanunsuz para kazanmayan işadamlarıyla, kara para aklamayanlarla, kaçakçılık yapmayan kişilerle, Türkiye’de vatandaşın karnını doyuran, devlet ekonomisine katkı yapan namuslu işadamlarıyla, uyuşturucu işine bulaşmayanlarla hiç bir işim olmamıştır. Bu sözlerimi not etmekle kalmayın, Türkiye’de araştırın, tersi çıkarsa cezasını kat kat çekmeye razıyım. Benim dünyanın birçok yerindeki çeşitli ülkelerde ve özelliklede Türkiye’de Allah rızası için yaptığım yardımların kimse tarafından bilinmesini istemiyorum, bunların benimle Allah arasında kalması gerektiğine inanıyorum. Allah rızası için yapılanları toplumun bilmesine gerek yoktur, bu nedenle de bu makbuzların iyi muhafaza edilmesini istiyorum. Makbuzlarda da görüldüğü gibi bu yardımları fakirlere, yoksul öğrencilere, kilise yemekhanelerine ve UNİCEF gibi kuruluşlara yapmışım, benim felsefemde Alevi, Sünni, Müslüman, Hristiyan ayırımı yoktur, benim için önemli olan kişinin insan olmasıdır” Çakıcı bu sözlerini zapta geçirirken kanunsuz işlerle uğraşmayanlarla uğraşmadığını vurguluyordu.

. . .

Türkiye’nin Çakıcı’nın iadesini istediği suçlar

Türk adli makamlarının 2 başvurusu üzerine İnterpol’ün kırmızı bültenle aradığı Alaattin Çakıcı 17 Ağustos 1998 günü Fransa’nın Nice kentinde yakalandı. Türk adli makamları Bunun üzerine Türkiye 2 Eylül 1998 günü iade başvurusunda bulunarak dosyasını Fransa’ya gönderdi. Çakıcı Türkiye’de şu suçlardan aranıyor:

1- Engin Civan’ın yaralanmasıyla sonuçlanan suikaste azmettirmek,

2- Hıncal Uluç’u yaralamaya azmettirmek,

3- Planlayarak Tevfik Nurullah Ağansoy’un öldürülmesine azmettirmek,

4- Eski eşi Nuriye Uğur Kılıç’ın öldürülmesine azmettirmek,

5- Suç işlemek üzere çete oluşturmak.

Savunma dosyasında, Çakıcı’nın Ağansoy ve Kılıç olayında idam istemi ile arandığı, siyasi bir kişiliği olduğu ve Türk politik yaşamında bir hükümeti sarsacak, bir bakanı istifa ettirecek kadar önemli yeri olduğu öne sürülerek, iade edilmemesi isteniyor. 

Yazı ve Fotoğraflar- Muammer ELVEREN-Özel

Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir