ÇATIŞMA BÖLGELERİNDE GAZETECİLİK YAPARKEN ROMANYA DEVRİMİ

Bugün size hiçbir zaman unutamayacağım bir olayı aktarıyorum. Bu fotoğrafa çok iyi bakın. Sovyetler Birliği’nin 15 Cumhuriyeti dağılma sürecinde Doğu bloku ülkelerinin de bağlarını koparıp bağımsız olmaya başladıkları 89-90-91’li yıllar. Çavuşesku dönemine son veren Romanya devrimini izlemek üzere Brüksel’den birlikte yola çıktığımız TRT Muhabiri Emre Aygen ile Bükreş’teyiz. Soğuk savaş döneminde ‘ABD ve Müttefiklerinden oluşan ‘Batı Blok’una “1.Dünya ülkeleri”, Sovyetler Birliği ve Müttefiklerinin oluşturduğu ‘Doğu Blok’una ‘Varşova Paktı ülkeleri’ ya da “2. Dünya ülkeleri”, Tarafsız ülkeler ya da ‘Bağlantısızlar Hareketi’ ise “3. Dünya ülkeleri” olarak adlandırılıyordu.
SON KOMÜNİST PARTİ KONGRESİNDE
Emre ile Bükreş’e gittiğimiz bu seyahatlerin birincisinde ben Çavuşesku’nun 3.cü Dünya ülke liderleri ile Varşova Paktı ülkeleri Devlet başkanlarının hazır bulunduğu 20 Kasım 1989 günü başlayan son “Komünist Parti’ kongresine davetliydim. O günlerde bağımsızlık rüzgârları Romanya’da da esmeye, Bükreş caddelerinde Çavuşesku aleyhinde gösteriler yapılmaya başlanmıştı. Kongrede Çavuşesku’yu izlerken şok olmuştum. Davetli Devlet Başkanları sahnede yerlerini almış sırayla konuşma yapıyorlardı. Çavuşesku’nun açılış konuşması bir saatten fazla sürdü. Her cümlesini bitirdiğinde tüm salon ayağa kalkıp lehinde slogan atıyor yeni cümleye başladığında yerlerine oturuyorlardı. Hilafsız bu hareketi konuşma boyunca belki yüz kez yaptılar.
ÇAVUŞESKU VE KARISINI ÖLÜME GÖTÜREN AYAKLANMALAR 
Kongreyi ve dışardaki olayları izleyip haberlerimizi yaptıktan sonra Brüksel’e döndük. Ancak Romanya’da olaylar her geçen gün çığırından çıkıyor, televizyonlar her gün gösterilerde yüzlerce kişinin öldürüldüğünü veriyordu. Gazete beni, Televizyon da Emre’yi yeniden Romanya’ya gitmekle görevlendirdi. Bu gidişimizde hem halkın ve Çavuşesku’ya bağlı güvenlik birimlerinin gösterileri kanlı şekilde bastırmasını hem de Çavuşesku ve karısını ölüme götüren ayaklanmaları izledik. Rumen halkı adeta ikiye bölünmüştü aleyhte gösteri yapanlar olduğu gibi Çavuşesku lehinde gösteriler yapanlarda vardı. Bu gösteriler sırasında Emre benim fotoğrafımı çekti (Altta) bende TRT’ye yayın yaparken onun fotoğrafını çektim (ortada). Yanlış hatırlamıyorsam 20 Aralık 1989 günü yeniden Brüksel’e döndük.
EMRE BÜKREŞ’E BEN MOSKOVA’YA  
Çavuşesku ve eşi İran ziyaretine gidince olaylar ve çatışmalar daha da büyüdü, ölü sayısı binlerle ifade edilmeye başlandı. Bize yeniden Romanya yolu gözükmüştü. 22 Aralık 1989’da 3.cü kez Romanya’ya gitmek üzere hazırlığımızı yaparken gazeteden beni arayıp Sovyetler Birliği Büyükelçiliğimiz Moskova’da ‘Kremlin Sarayı içinde’ röportaj için yaptığım başvurunun kabul edildiği cevabı geldiği için Bükreş yerine Moskova’ya geçmemi istediler. Zaten Sovyetler birliğinde de bağımsızlık hareketleri başlamış Cumhuriyetlerin çoğu ayrılma noktasına gelmişti. Emre’ye ‘Maalesef bu kez yollarımız ayrıldı ben Moskova’ya gidiyorum’ deyince çok üzüldü. Belçika televizyon ekibi ile gidecekti, bazı eşyalarını bir hurç içinde bizim eve getirip Yılbaşı tatili için İstanbul’a gidecek olan eşime verip Türkiye’ye götürmesini istedi. Böylece Ben Moskova’nın yolunu tutarken, Emre Romanya’ya, eşim Kader’de İstanbul’un yolunu tuttu.
KREMLİN SARAYINDA ACİL KODU İLE GEÇİLEN HABER 
Moskova’ya geçtikten sonra Kremlin Sarayında 25 Aralık 1989 günü Gorbaçov’un başkanlığında Sovyetler Birliği Halk Temsilcileri toplantısı vardı. Toplantı arası Gorbaçov, Yeltsin ve diğer Prezidyum üyeleriyle 15 Cumhuriyetin (şimdi her biri birer bağımsız ülke oldu) Halk temsilcileri(Milletin vekilleri) dışarı çıktı. Bir ara bekleme salonundaki Sovyet TASS haber ajansı Teleks’inin zili art arda çalmaya başladı. Haber ajansları o yıllarda önemli haberleri ‘Acil kodu’ ile verirken Teleks’lerin zili dikkat çekmek birkaç kez üst üste çalıyordu. Salondakiler Teleks’in etrafında toplanırken Azerbaycan Halk temsilcisi ve Dağlık Karabağ Lideri arkadaşım Vakıf Caferov “Gel hele Muammer Bükreş’te Bir Türk ile Belçikalı gazeteci öldürülmüş” dediğinde “Eyvah Emre” diye bağırdım. O yıllarda Sovyetler Birliğinden uluslararası Telefon etmek hem saatler alıyordu hem de dünyanın en zor işiydi. Hemen salondaki şehir içi telefonundan Moskova Büyükelçiliğimizi aradım. Moskova Büyükelçisi Brüksel’den ailece tanıdığım Volkan Vural’dı. Haberi duyduklarını Bükreş Büyükelçisi Tugay Uluçevik’le görüştüğünü ve Emre Aygen’in ölmediğini ancak gece saat 03.00 te başına isabet eden kurşunlarla çok ağır yaralandığını, TV ekibindeki Belçikalı’nın olay yerinde öldüğünü söyledi.

TASS AJANSI’NIN GEÇTİĞİ FRANSIZCA HABER

Tass Ajansı’da “Acil” koduyla geçtiği tek satırlık haberin ardından Belçika Haber ajansı Belga’dan alıp Fransızca verdiği geniş haberinde Emre’nin başından ağır yaralandığını şu metinle geçti. “Danny Huwé, 46 ans, de VTM, tombé dimanche matin dans la banlieue de Bucarest. Marié, père de deux enfants, ancien de la BRT, le journaliste effectuait son premier reportage à l’étranger pour VTM. Arrivé samedi à Sofia avec son équipe technique, il était parti dimanche soir vers Bucarest. Emre Aygen, 29 ans, correspondant de la chaîne turque à Bruxelles, l’accompagnait dans un autre véhicule. Vers 3 heures du matin (2 heures en Belgique), la voiture de Huwé serait tombée dans une embuscade. Le reporter fut tué alors que ses techniciens simulaient la mort. Aygen a, quant à lui, été grièvement blessé à la tête, sans doute par des tirs de terroristes. L’équipe belge se trouvait dans la capitale le matin de Noël. Dans le quartier de Razoare, ils ont filmé le quartier général des forces armées des frontières »

EMRE AYGEN’İN BAŞINA İKİ KURŞUN SAPLANDI
Moskova Büyükelçiliği faksına düşen ve aşağı yukarı aynı cümleler içeren Türkçe haber ise şöyleydi “TRT muhabiri Emre Aygen (30) televizyoncu arkadaşlarıyla birlikte Bükreş yakınlarında arabalarına açılan ateş sonucu ağır şekilde yaralandı. Diğer araçta bulunan Belçikalı gazeteci Danny Huwe (42) ise öldü. Aygen ve Huwe’ye, Romen gizli servis elemanlarının ateş ettiği öne sürüldü. Bulgaristan’ın Rusçuk kentinden yola çıkan TRT ve Belçika Flaman televizyonu WTM kanalına çalışan gazetecileri taşıyan iki otomobile, Bükreş’in merkezine yakın ‘Strade Razoare’ meydanında sabaha karşı 03.00 sıralarında ateş açıldı. Olayda, öndeki otomobilde bulunan Emre Aygen’in başına iki kurşun saplandı. Arkadaki araçta bulunan ve ülkesinde “tecrübeli bir gazeteci” olarak tanınan Danny Huwe hemen öldü. Ekipte bulunanların, ateş açıldıktan hemen sonra arabalarından inerek kendilerini dışarı attıkları ve iki üç saat süreyle kıpırdamadan yatarak sabah olmasını bekledikleri öğrenildi. Emre Aygen’le aynı otomobilde bulunan Belçikalı kameraman Erwin Van Derstatten ile montajcı İngrid Bertrand’ın yaralanmadıkları, ancak şok geçirdikleri bildirildi. Uzun yıllar Belçika’da çeşitli gazetelere ve TRT’ye hizmet veren Emre Aygen’in dün sabah Bükreş’teki Marinescu Hastanesi’ne kaldırıldığı ve iki kez ameliyat edildiği bildirildi”
TÜRKİYE’NİN EN İYİ TELEVİZYONCULARINDAN OLACAKTI
Emre önce Bükreş’te sonrada İsviçre’de birçok ameliyat geçirdikten sonra kurşunlardan birinin isabet ettiği gözünü kaybetti. Aylarca hiçbir şeyi hatırlamadı. Hafıza kaybı olmuştu. Fakat her zaman her yerde söylüyorum eğer Emre Aygen Romanya’da vurulmasaydı bugün Türkiye’nin en büyük televizyoncularından biri olacaktı. Harika işler yapıyordu, gözü kara her olaya dalıyordu. Çok iyi hatırlıyorum Bükreş’ten ayrılmadan kaldığımız İnter Continental otelde ona ve ekibine defalarca aman gece işe çıkarken dikkat edin, zira koluna ‘Securitate’ pazvantını takan herkes devletin polisi değildir, Çavuşesku’ya bağlı askerlerle çatışanlarda bu pazvantı takıyor, iki ateş arasında kalırsınız” diye uyarmıştım. Maalesef görev aşkı deyin, haber heyecanı deyin Emre en verimli yaşında gözünden olmuştu. Önce Bükreş Marinescu hastanesi sonra ’da İsviçre’de defalarca ameliyat geçirdi. Uzun süre hafızasını kaybetti.
GÖRÜNTÜ ÇEKEN GAZETECİLERE ATEŞ EMRİNİ  ALBAY TEACA  VERDİ
Brüksel’e döndükten sonra konuşurken her cümlesinde birinden bahsederken ‘Çavuşesku’ kelimesini ekliyordu. Hastanede hemşireyi çağırın diyeceğine ‘Çavuşesku’yu çağırın’ ya da ‘Muammer niye doktorla konuşuyor’ yerine ‘Muammer niye Çavuşesku ile konuşuyor’ diyordu. Onu Brüksel’de daha önce gittiğimiz mekânlara, parklara, arkadaşlara, Uluslararası basın merkezine götüre götüre aylar geçtikten sonra hafızası yavaş yavaş yerine geldi. Gözüyle ilgili ameliyatlar sürerken bir iki yıl düşük cümle kurarak konuştu, ancak daha sonra hafızası tamamen yerine geldi. Belçika Haber ajansı Belga’ya 20 yıl sonra konuşan Romanya Sivil toplum Kuruluşu yetkilisi İsaac Constantin, Savunma Bakanlığının 1989 arşivlerini açtığını ve o gece sabaha doğru gazetecilere nasıl ateş edildiğinin ortaya çıktığını açıkladı. Constantin olayın resmi arşivde şu satırlarla yer aldığını söyledi “Bir Grup yabancı gazeteci Bükreş’in Razoare semti meydanına yakın askeri karargâhın önünde araçlarından inip görüntü almaya başladı. Bu karargâhta sınır korumasını yapmakla görevli askerler vardı. Askerler görüntü alanların gazeteci olduğunu biliyorlardı. Buna rağmen Karargâh Komutanlarından Albay Petra Teaca askere ‘Dışarıdaki teröristlere ateş edin’ emrini verdi. Askerler ateş açtıktan sonra oradan geçen on kadar kişi yaralanırken gazeteci Danny Huwe ve 15 yaşındaki Rumen bir çocuk olay yerinde yaşamını yitirdi”.
Aradan uzun yıllar geçtikten sonra Romanya’nın Başkenti Bükreş’in Razoare semtinde Emre ve arkadaşlarına ateş açılan meydana ve tramvay durağına olay sırasında yaşamını yitiren Belçikalı Televizyoncu Danny Huwe’nin adı verildi. Evet… Emre şimdi Ankara’da yaşıyor ve dostluğumuz eskisi gibi devam ediyor.
Muammer ELVEREN
Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir