Ekstra

ABD VENEZUELLA DEVLET BAŞKANI MADURO VE EŞİNİ NASIL KAÇIRDI?

 

ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela’ya yönelik geniş çaplı bir operasyon düzenlendiğini ve askeri bir operasyonla başkent Karakas’tan Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve eşi Cilia Flores’in “yakalanarak ülke dışına çıkarıldığını” duyurdu. Başkent Karakas başta olmak üzere ülkenin birçok noktasında patlamalar yaşanırken, Trump yönetimi, Maduro’nun ABD’de yargılanacağını açıkladı. Amerikan saldırısının gece yerel saatle 02.00’de başladığı ve iki buçuk saat sürdüğü kaydedildi. Saldırılarda hiçbir petrol tesisinin zarar görmediği belirtildi. ABD Kara Kuvvetleri’ne bağlı Delta Force birliklerinin doğrudan operasyonu yürüttüğü, Venezuela ordusunun karşılık vermesini engellemek için eş zamanlı hava saldırıları düzenlendi. Karakas, Maracaibo, Valencia, El Libertador ve Orchila Adası’nda bulunan askeri hedefler ABD savaş uçakları ve donanma unsurları tarafından vuruldu.

Bu saldırılar, Maduro’nun yakalanmasını “kolaylaştırmak” bahanesiyle yürütülse de gerçekte Venezuela’nın savunma kapasitesinin sistematik biçimde yok edilmesini hedefledi. Pentagon kaynakları operasyonu “askeri kabiliyetlerin başının kesilmesi” olarak tanımlarken, özellikle El Libertador Hava Üssü’nün hedef alınması dikkat çekti. Maduro ve eşinin baskın sırasında uyudukları ve odadan sürüklenerek çıkarıldıkları iddia edildi. Helikopterle bir gemiye taşınan Maduro ve eşi New York’a götürüldü. ABD özel kuvvetlerinin, başkent Karakas’ta Maduro’yu hiçbir direniş olmadan kaçırması soru işaretlerine sebep oldu. Maduro ve ailesinin koruma ekibi tarafından güvenliğinin sağlandığı biliniyordu. Yaşananlar, Maduro’nun içeriden sağlanan bir iş birliği neticesinde kaçırıldığı yorumunu beraberinde getirdi. ABD Başkanı Trump geçtiğimiz aylarda CIA’e Venezuela’da örtülü operasyon yürütme yetkisi vermişti. CNN’e konuşan yetkililer de Trump’ın söz konusu karara birkaç gün önce yeşil ışık yaktığını, CIA’in Maduro’nun yakın çevresinden destek aldığını iddia etti.

Venezuela hükümeti tarafından yapılan yazılı açıklamada, ABD’nin başkent Caracas ile Miranda, Aragua ve La Guaira eyaletlerinde sivil ve askeri noktalara saldırılar düzenlediği ve bu saldırıların “şiddetle reddedildiği ve kınandığı” belirtildi. Caracas yönetimi, bu eylemlerin Birleşmiş Milletler Şartı’nın devletlerin egemenliğine saygı, hukuksal eşitlik ve güç kullanma yasağını düzenleyen 1. ve 2. maddelerinin açık ihlali olduğunu savundu. Saldırıların yalnızca Venezuela’yı değil, Latin Amerika ve Karayipler başta olmak üzere uluslararası barış ve istikrarı da tehdit ettiğini açıkladı. ABD’nin saldırılarla ülkenin petrol ve madenler başta olmak üzere stratejik kaynaklarını ele geçirmeyi ve siyasi bağımsızlığı zorla ortadan kaldırmayı amaçladığını öne sürdü.

ABD Başkanı Donald Trump Florida’daki Mar-a-Lago malikanesinde düzenlediği basın toplantısında, Trump, operasyonda Nicolas Maduro’nun ele geçirildiğini ve ABD’de yargılanacağını belirtirken “güvenli, düzgün ve sağduyulu bir iktidar geçişi sağlanana kadar “Venezuela’yı artık biz yöneteceğiz” dedi. Trump, operasyonun ayrıntılarını paylaşırken Karakas’ın tüm elektriklerinin kesilmesinin ardından Maduro’nun bulunduğu evde yakalandığını belirterek “Dünyada hiçbir ulus ABD’nin dün gece başardığını başaramazdı. Silahlı kuvvetlerimiz Maduro’yu başarılı bir şekilde yakaladı” dedi. Trump, operasyonun başarısını “muazzam” olarak nitelendirirken, bölgedeki Amerikan varlığının bir süre daha devam edeceğini belirtti. Maduro ve eşi Cilia Flores’in narko-terör suçlamasıyla ABD adaletine hesap vereceğini vurgulayan Trump, ikilinin şu anda bir savaş gemisinde olduklarını ve Florida’ya nakledildiklerini açıkladı. Maduro’nun gözü bağlı, elleri kelepçeli resmini paylaşan Trump, Venezuela liderinin New York’a götürüldüğünü söyledi.

Maduro’nun göreve geldiği günden bu yana ABD’ye karşı suç işlediğini ve uyuşturucu kaçakçılığı yaptığını iddia eden Trump, uyuşturucunun büyük bir kısmının deniz yoluyla Venezuela gibi yerlerden geldiğini söyledi. Operasyonun devamlılığına dair mesajlar veren Trump, ülkede istikrar sağlanana kadar Amerikan ordusunun bölgede kalacağını söyledi. İkinci bir saldırı dalgasına hazırlıklı olduklarını belirten Trump, “İnsanların anlamadığı şu; düzgün bir geçiş süreci hayata geçirilene kadar orada kalacağız. İhtiyaç olursa ikinci dalgayı yaparız diye düşündük ama tek sefer yeterli oldu” ifadelerini kullandı.  Trump, Venezuela petrolünün de ABD petrol devletlerince işletileceğini söyledi. Trump konuşmasında Kolombiya’ya da mesaj gönderdi ve “Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo’nun Kokain ürettiği fabrikaları var, kokaini üretiyor ve ABD’ye gönderiyor. Dikkatli olması lazım” dedi.

Trump’la birlikte toplantıya katılan ABD Genelkurmay Başkanı Dan Caine, söz konusu operasyonun ismini “Kesin Çözüm” olarak koyduklarını belirtti. Operasyondan önce aylar süren bir prova ve planlama süreci olduğunun altını çizen Caine, hava şartlarının olumlu olmasıyla gece saatlerinde planı hayata geçirdiklerini anlattı. Caine, operasyon esnasında bir ABD hava aracının vurulduğunu kaydederek, buna rağmen tüm hava araçlarının sorunsuz bir şekilde operasyonu tamamlayıp ABD topraklarına döndüğünü kaydetti. Caine, operasyonda 150 hava aracı kullanıldığını belirterek, operasyonun toplamda 2 buçuk saat civarında sürdüğünü kaydetti.

Trump daha bir kaç gün önce Maduro’nun ABD donanmasıyla ablukaya aldığı ülkesini terk etmesini istemişti. Benzeri görülmemiş operasyonun tereyağından kıl çeker gibi yapılması ya Venezuela güvenlik sisteminin tamamen çöktüğünü ya ABD’nin içeriden destek aldığını ya da ikisinin de aynı anda gerçekleştiğini gösteriyor.  Reuters haber ajansı, operasyon öncesinde Karakas’a sızan bir CIA ekibinin Venezuela hükümeti içinden Maduro’nun yakalanması konusunda yardım aldığını öne sürdü

ABD Adalet Bakanlığı ise, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores’e yönelik suçlamalara dair belgeyi yayımladı. Adalet Bakanlığının internet sitesinde yayımlanan belgede, Maduro ‘yolsuz, gayrimeşru bir hükümeti yıllarca yönetmek’le suçlanıyor. Ayrıca belgede Maduro’nun, hükümetin gücünü uyuşturucu kaçakçılığı başta olmak üzere hukuksuz eylemler için kötü kullandığı belirtiliyor. Belgede, Maduro’nun uyuşturucu kaçakçılığı eylemlerinin Venezuela’nın askeri ve siyasi elitini zenginleştirdiği öne sürülüyor. Ayrıca belgede, “Maduro dünyadaki en tehlikeli uyuşturucu kaçakçıları ve narko teröristler ile işbirliği yapmıştır.” ifadesi yer alıyor.

Venezuela’ya yönelik askeri operasyon sonrası New York’ta mahkemeye çıkarılan Nicolas Maduro suçlu olmadığını söyledi. Maduro salona ayakları kelepçeli olarak getirildi. 63 yaşındaki Maduro, ABD’de “uyuşturucu ve silah kaçakçılığı yapmakla” suçlanıyor. Mahkemede kendisine yönelik suçlamaları reddeden Maduro, bir tercüman aracılığında, “Ben masumum. Suçlu değilim. Dürüst bir insanım. Hala ülkemin başkanıyım” savunmasını yaptı. Maduro’nun eşi Cilia Flores de suçsuz olduğunu söyledi. Maduro’nun bir sonraki duruşma tarihi olarak 17 Mart belirlendi. Duruşma salonunda sivil halktan birinin “yaptıklarının bedelini ödeyeceği” şeklinde kendisine bağırması sonrası Maduro, yine İspanyolca olarak “kaçırılmış bir başkan” ve “savaş esiri” olduğu yanıtını verdi. 40 dakika süren oturumu 92 yaşında bir federal hakim yönetti. Duruşmada Caracas’taki evinde yakalandığını söyleyen Maduro’nun bu sözleri sırasında hakim araya girdi ve “Bütün bunları anlatmanın yeri ve zamanı olacak” dedi.

Reuters ajansı Maduro ve eşini duruşma salonunda kulaklık takmış mavi ve turuncu kıyafet içinde gösteren bir çizim yayınladı. İkili duruşma sonrası New York’taki bir hapishaneye büyük güvnelik önlemleri arasında nakledildi. Maduro’nun eşi Cilia Flores’in avukatı Mark E. Donnelly, müvekkilinin Venezuela’da gözaltına alındığı sırada “ciddi şekilde yaralandığını” iddia etti. BBC’nin ABD’deki yayıncılık ortağı CBS News’a konuşan Donnely, Flores’in kaburgalarında kırık olduğuna inandığını da söyledi. Mahkemeyi izleyen gazeteciler, New York’taki mahkemede Cilia Flores’in yüzünde morluklar olduğunu aktardı. Donnelly, “Müvekkilimin morali yerinde. Hükümetin sunduğu kanıtları incelemeyi ve bunlara itiraz etmeyi dört gözle bekliyoruz” dedi. Avukat, “First Lady, önünde uzun bir yol olduğunun farkında ve hazırlıklı” ifadelerini kullandı. İddianamede, 25 yılı aşkın süredir uluslararası uyuşturucu kaçakçılarıyla işbirliği yaptıkları iddia ediliyor. ABD’ye yasadışı uyuşturucu sevkiyatı yaparak zenginleştikleri öne sürülüyor.

ABD Başkanı Donald Trump, geçen ay Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi’ni yayınlamış ve Amerika kıtasını kendi egemenlik sahası sayan Monroe Doktrini’ne dönüşü ilan etmişti. Trump, göreve başlar başlamaz Venezuela ile birlikte Panama ve Grönland’ı hedefe koymuştu. Her iki bölge de Washington’ın Batı Yarımküre diye nitelediği nüfuz sahası içinde bulunuyor. Amerikan yönetiminin Maduro’yu kaçırmasıyla Venezuela’da oluşacak iktidar boşluğunu Washington yandaşı bir iktidarla doldurulması, yeni hedefin Panama olabileceğini gösteriyor. Trump, Panama Kanalı’nda Çin etkisini bahane ederek kritik su yolunun ABD’ye devredilmesini istemişti. Venezuela Panama’nın hemen çıkış noktasında stratejik bir konumda bulunuyor.

 

Trump, ABD’ye kaçırılan Maduro’nun Nev York Güney Bölge savcılığınca hazırlanan iddianameye göre Nev York ya da Miami’de yargılanacağını söyledi. Bu, bir devlet başkanının kaçırılıp bir başka ülkenin kanunlarına göre yargılanacağı, 1989’da ABD tarafından devrilen Panama Devlet Başkanı Manuel Noriega’dan sonra ikinci örnek olacak. İddianamede Maduro ve eşi ülkeyi bir narkoterör devleti olarak yönetmek, Kolombiya’daki FRAC gerillalarının yönetimle barış işmzalamasını sabote ederek, onlardan silah karşılığı aldığı kokaini ABD’ye kaçırmak, ülkede serbest seçimleri engelleyerek demokrasiyi ortadan kaldırmakla suçlanıyor.

ABD’nin Venezuela Devlet Başkanını kaçırıp ülkeye el koymasına dünyadan Çin dışında sert bir tepki gelmedi.Çin, ABD opearsyonunu Venezuela egemenlik ve toprak bütünlüğünün açık ihlali olarak şiddetle kınayıp BM Güvenlik Konseyini göreve çağırdı. Ancak ABD de BM Güvenlik Konseyinin (Çin, Rusya, İngiltere, Fransa gibi) veto hakkına sahip daimi üyesi ve kendi eylemini kınayıp karşı eylem alması beklenmiyor.

BM Genel Sekreteri António Guterres ise ABD’nin askeri müdahalesinden “derin endişe” duyduğunu, bunun “tehlikeli bir emsal” oluşturduğunu söyledi. Ukrayna savaşına yoğunlaşan Rusya tahmin edilenden daha düşük tonda bir açıklamayla “silahlı saldırıdan derin endişe” ifade edip ABD’den Maduro’nun serbest bırakılmasını talep etti. ABD’nin etkili güç olduğu NATO’dan henüz açıklama yapılmadı. Avrupa Birliği durumu yakından izleyip endişe duyduğu bildirildi. Türk Dışişleri de durumun yakından izlendiğinin vurgulayıp “taraflara itidal” ve “hukuka uyma” çağrısı gibi gayet temkinli, beylik bir açıklama yaptı.

 

MuammerELVEREN

İstanbul Üniversitesi Yüksek Gazetecilik mezunu olan Muammer Elveren, 12 Şubat 1948 yılında Mardin’de doğdu. Evli ve bir kız babası olan Elveren, 1974’te Haldun Simavi‘nin kurduğu GÜNAYDIN GAZETESİ’ne girdi.

1977’de GÜNAYDIN GAZETESİ BRÜKSEL BÜROSU’nu kurmakla görevlendirildi ve BRÜKSEL BÜRO ŞEFİ oldu. 1989’da Brüksel temsilciliğinin yanında, Mihail Gorbaçov’un liderliğindeki Komünizm’in merkezi kabul edilen SOVYET SOSYALİST CUMHURİYETLER BİRLİĞİ-SSCB’nin başkenti MOSKOVA temsilciliği görevini de üstlendi.

1991 yılında HÜRRİYET GAZETESİ’ne girdikten sonra hem Brüksel hem Moskova görevini birlikte yürüttü. Bu dönemde başta AZERBAYCAN olmak üzere Sovyetler Birliği Cumhuriyetleri ile BULGARİSTAN ve ROMANYA’da Komünizmin çöküşüyle ilgili olayları yerinde izledi.

Elveren, 1991’de Azeri ve Ermeni çatışmalarının en yoğun olduğu dönemde tüm tehlikelere rağmen DAĞLIK KARABAĞ’a girip röportaj yapmayı başaran ilk gazeteci oldu. Bu başarısıyla YILIN GAZETECİSİ seçildi ve SEDAT SİMAVİ GAZETECİLİK ÖDÜLÜ’ne layık görüldü. Aynı yıl Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin SERİ RÖPORTAJ ÖDÜLÜ’nü de kazandı.

1992’de Fransa’ya atanarak HÜRRİYET GAZETESİ PARİS TEMSİLCİSİ oldu. 1998’de ise, Devlet Bakanı EYÜP AŞIK’ın Fransa’da tutuklanan yeraltı dünyasının tanınmış isimlerinden ALAATTİN ÇAKICI ile yaptığı konuşmayı içeren kaseti elde ederek gündeme damga vurdu. “ÇAKICI’YA KAÇ DİYEN ANAP’LI BAKAN” başlıklı bu haberle ikinci kez SEDAT SİMAVİ GAZETECİLİK ÖDÜLÜ’nü aldı. Aynı yıl İstanbul Üniversitesi tarafından da YILIN GAZETECİSİ ÖDÜLÜ’nü kazandı.

1999’da Nokta dergisinin düzenlediği DORUKTAKİLER 98 yarışmasında YILIN GAZETECİSİ unvanını aldı. Kasım 2023’te ise TÜRKİYE GAZETECİLER CEMİYETİ BURHAN FELEK BASIN HİZMET ÖDÜLÜ’ne layık görüldü.

Fransızca ve Arapça bilen Elveren, 1977’den itibaren uluslararası alanda çalıştı. AVRUPA BİRLİĞİ, NATO, AVRUPA KONSEYİ, AVRUPA PARLAMENTOSU, UNESCO ve OECD gibi kurumlarla ilgili yazılar kaleme aldı. Ayrıca SARAYBOSNA ve KOSOVA’da görev yaptı.

1995’te gazeteciliğin yanı sıra KANAL-D’de televizyon haberciliğine başladı ve bu görevini 2008 sonuna kadar sürdürdü. 2010 yılına kadar HÜRRİYET GAZETESİ PARİS TEMSİLCİLİĞİ görevini yürüttü.

ARAP BAHARI sürecinde TUNUS ve MISIR’da görev yaptı. Mısır’da HÜSNÜ MÜBAREK dönemini, TAHRİR DEVRİMİ’ni ve MUHAMMED MURSİ dönemini takip etti. MÜSLÜMAN KARDEŞLER’in RABİA MEYDANI ayaklanmalarını ve askeri darbe sürecindeki olayları izledi. Daha sonra, darbeyi gerçekleştiren ABDÜLFETTAH EL SİSİ’nin seçimlerinde KAHİRE’de bulundu. Ayrıca MİNYE kentine girerek röportaj yaptı.

UKRAYNA’da ayaklanmalar başlayınca KIRIM’a geçti. Rus ordusunun işgali sırasında SİMFEROPOL, BAHÇESARAY, YALTA ve özellikle yasaklı SİVASTOPOL’e girdi. Burada GOOGLE GÖZLÜĞÜ kullanarak Türk basınında ilk kez bir çatışma bölgesinde görüntü aldı.

Elveren, HÜRRİYET GAZETESİ’ndeki görevini 31 Aralık 2018’de emekliye ayrılarak noktaladı. Halen muammerelveren.com adresinde yazılarını yayımlamaktadır.

Elveren, FİJ, AGJPB, AJPE, APE, APP ve TGC üyesidir. Ayrıca FİJ KARTI, BELÇİKA BASIN KARTI, FRANSA BASIN KARTI ve SÜREKLİ SARI BASIN KARTI sahibidir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir