ÇAKICI’DAN ŞOK AÇIKLAMALAR

Tüm dünyada İnterpol tarafından kırmızı bültenle aranan yer altı dünyasının en ünlü isimlerinden Alaattin Çakıcı, 17 Ağustos 1998 günü Fransa’nın Nice şehrindeki bir otelde, koruma görevlisi Muradi Güler ve ünlü sanatçı Selçuk Ural’ın kızı Aslı Ural’la birlikte yakalanarak tutuklandı. Çakıcı Fransa’ya kaçak girmek ve sahte pasaport bulundurmaktan tutuklu olarak yargılandı. İşte Çakıcı ve beraberinde yakalananların mahkemedeki ifadeleri;

HÜRRİYET 20.8.2018

1.ci Sayfa

İste ilk ifadeler

MESLEĞİM tüccar – Alaattin Çakıcı’nın Fransız mahkemesine verdiği ilk ifade ile Cumhuriyet tarihinin en büyük mafya davası dosyası fiilen açıldı.

ÇAKICI ÇÖKTÜ

Ütüsüz pantolon Şort ve spor ayakkabıyla yakalanan Çakıcı, mahkemeye ütüsüz siyah pantolon, gri Lacoste tişörtle geldi. Kelepçeli Çakıcı’ya 3 polis eşlik etti.

Bitkin ve üzgün Çakıcı Aslı Ural ve Muradi Güler’in salonda tek elleri parmaklığa kelepçelendi. Bitkin ve üzgün Çakıcı, amcası Emin’le gözlerini yumarak selamlaştı.

Gazeteci ordusu; Mahkeme heyeti İki kadın iki erkek hâkim ve savcıdan oluştu. Salonda toplam sekiz polis ve bir gazeteci ordusu vardı.

Adınız?

– Alaattin Çakıcı

Doğum yeri ve tarihi?
-Trabzon 1953

Baba ve anne adı?

-Ali ve Şakire

Uyruğunuz?

-Türkiye Cumhuriyeti

Mesleğiniz?

-Tüccar

 SAHTE PASAPORTU CENK ADLI KİŞİ HAZIRLADI

Rahat dolaşmak için sahte pasaport aldım. Kullandığım Nedim Acar adına yapılmış sahte pasaportu. Cenk adlı bir kişi hazırladı. Kredi kartı ödemelerini ABD’deki adresten yaptım. Amerika Birleşik Devletlerindeki ev anne­min adresidir. Kredi kartlarımı oradan aldım. Kart ödemelerini oradan yapıyordum. İnsan haklan olduğu İçin Fransa’ya geldim. Fransa’ya gelmemin nedeni de bu ülkenin insan haklarına daha saygılı bir ülke olması ve bu ülkede insan haklarının daha güçlü bir biçimde uygulanmasıdır.

NİCE’TE TUTUKLANDI

Mahkemede Alaattin Çakıcı ve Muradi Güler, tercüman kanalıyla ifade verdiler. Çakıcı ve Güler, sorulan Türkçe yanıtladılar. Çakıcı fedaisi savunma için ek süre isteyince tutuklu yargılanmak üzere cezaevine konuldular. Ask Ural ise Fransızca ifade verdi. Ural’ın düzgün Fransızcası hâkimi şaşırttı. (Fotoğraf: Muammer ELVEREN özel)

FEDAİ ANLATIYOR

Sahte mühürler zarftan çıktı

Çakıcı’nın adamı Muradi Güler’in üzerindeki bir zarfta sahte mühürler ele geçti Muradi Güler, ifadesinde şunları söyledi: Silah ve mermileri kabul ediyorum. Mührü kabul etmiyorum. Çünkü ben sahte pasaport yapan Cenk adlı kişiden silahımı koymak için zarf istedim ve silahla mermileri o zarfın içine koydum. Benim mühürden haberim yok, meğer mühür zarfın içindeymiş.

BANA HEP NEDİM DE DİYE TEMBİHLEDİ

Otelde kaldığımız zaman çantasını hep kasaya koyuyordu. Bildiğim tek şey çantasında altın saati ve paralan vardı. O sabah da çantasını kasaya bırakmıştı. Alaattin ile iki aydır beraberim. Türk hükümeti ile problemi olduğunu biliyorum. Çantasındaki kırmızı pasaportu yakalandığımız vakit gördüm. Benden kendisine Nedim diye hitap etmemi istemişti.

İLK DURUŞMANIN SONUCU

► Çakıcı ya süre

Fransa’ya kaçak girmek ve sahte pasaport bulundurmaktan tutuklu olarak yargılanacak. İstemi üzerine savunması için ek süre verildi, ikinci duruşma 24 Eylül’de yapılacak.

► Ural serbest

Sahte evrak taşımak, silahlı kişilerle bilerek bir arada olmaktan 6 ay hapis yedi. Fransa’da sabıkası olmadığı için mahkemece cezası tecil edilerek, serbest bırakıldı.

► Güler tutuklu

Silah bulundurmak suçlamasıyla yargılandığı mahkemede tutuklandı. Mahkeme isteği üzerine, ona da Çakıcı gibi savunması için ek süre verdi • 6’da

Alaattin Çakıcı’nın bantlan ve Türkiye’deki bankalarda açtığı hesapların belirlenmesi, ilişkide olduğu kişileri panikletti.

Bankalara sorgu

Türkiye’den Çakıcı’ya yapılan para transferleri araştırılıyor. Yetkililer bankalara Alaattin Çakıcı’nın kullandığı dört sahte ismi vererek, bu isimlere kimlerin para yatırıp çektiğini soruyor.

Bant kâbusu

Çakıcı’nın ses bantlan siyasi çevrelerin, işadamları ve bürokratların kâbusu oldu. Bu çevrelerde ‘İsmimiz bu olaya karışır mı? Tedirginliği yaşanıyor.

 Mahkeme el koydu

Çakıcı’nın Türkiye deki üst düzey görevlilerle yaptığı telefon konuşmalarını içeren çok sayıda kasete Fransız mahkemesi el koyup adli emanete aldı ■  6 ve 7’de

İKİ BAKAN NE DEDİ

Denizkurdu

Çakıcı ABD’de olduğu tahmin edildiği için İngilizce hazırlanan iade evrakları Fransızcaya çevriliyor 6 ayrı suçtan iade isteyeceğiz. Talep 6-7 günde tamamlanır.

Kutlu Aktaş

Bütün kanun kaçakları yakalanacak. Kamuoyu rahat nefes alacak. Başarılı operasyona katılan Türk polisini tebrik ediyorum.

Ankara’dan haberi veren biri mi vardı

Ertuğrul ÖZKÖK

Çakıcı’nın estetik ameliyat yaptırdığını, çok iyi gizlendiğini zannediyorduk. Hâlbuki o Türklerin çoğunlukta olduğu Nice’te jogging yapacak kadar rahatmış. Bu da Çakıcının Ankara’da köstebeği mi var sorusunu gündeme getirdi. 39’da

Birinci sayfadan devam- PERŞEMBE, 20 Ağustos 1998

Fransa’nın Nice Kenti’nde Alaattin Çakıcı ile birlikte yakalanan, Canan Yaka ve Selçuk Ural’ın kızı Aslı Ural, dün serbest bırakıldı. Aslı Ural mahkemedeki ifadesinde Çakıcı’yla sadece iki aydır birlikte olduğunu belirtti.

ALAATTİN Çakıcı ile birlikte tutuklanan şarkıcı Selçuk Ural ile sosyete terzisi Canan Yaka’nın 29 yaşındaki kızları Aslı Ural hakkında Nice’teki nöbetçi mahkeme başkanı 6 ay hapis cezası verdi.  Ancak genç kadın Fransa’da suç işlemediğinden cezası tecil edilerek serbest bırakıldı.
Mahkemeden sonra eşyalarını toplamak üzere Nice Cezaevi’ne giden Ural, buradan 16.30’da ayrıldı. Aslı Ural’ı Milano’da yaşayan teyzesi Ayşe Yaka’nın İtalyan eşi Mario karşıladı. Mario’nun İtalyan plakalı arabasına süratle binen Aslı Ural, yüzünü gizlemeye çalıştı.

Mahkeme başkanı ile Fransızca konuşan Aslı Ural İle hakim arasındaki konuşma şöyle geçti:

Adınız soyadınız?

Fatoş Aslı Ural.

Doğum yeri ve tarihi?

30 Mayıs 1969 İstanbul.

Ne iş yapıyorsunuz?

Tekstil işinde halkla ilişkiler.

Birlikte olduğunuz kişilerde sahte belge, pasaport ve silah bulundu. Bunlarla ilgin ne?

Benim bu sahte belgeler ve silahla hiçbir ilgim yok. Zaten bu belge si­lahları da yakalandığımızda ilk kez gördüm. İki aydır Alaattin Çakıcı ile birlikteyim. Türk hükümeti ile
problemi olduğunu biliyorum.

Peki, bu kişinin Nedim Acar adına sahte pasaport kullandığım bilmiyor musun? Ona nasıl hitap ediyordun?

Alaattin, Kendisine Nedim diye hitap etmemi istemişti. Çantasında yakalandığımız vakit kırmızı pasaportu gördüm. Acar soyadını kullandığını öğrendim. Otelde kaldığımız zaman çantasını hep kasaya koyuyordu. Bildiğim tek şey çantasında altın saati ve para vardı. O sabah da çantasını kasaya bıraktı. Siyah el çantasını içindeki paralarla bana verdi. İçinde sahte diplomatik pasaport olduğunu kesinlikle bilmiyordum. Hayatımda ilk kez polisle işim oldu. Ve bir gece cezaevinde kaldım. Bu benim için hayatımın en büyük şoku ve dersi oldu. Hâkim Bey lütfen benim bu olaylarla ilgim yok. Yargılanmamı bunlardan ayrı yapmanızı istiyorum. Ben Fransa’da suç işlemedim. Bu ülkeye vize ile girdim. Suçsuz olduğum için beraatımı istiyorum.

Hâkimin serbest bırakılmasına karar verdiği Aslı Ural’ın İtalya’ya gideceği öğrenildi

Diplomatik pasaportu nasıl tanıyamaz?

ASLI Ural’ın ifadesi alınırken ilginç anlar yaşandı. Savcı. “Yüksek Öğrenim görmüş bir kız diplomatik

Pasaportun ne olduğunu bilir’ dedi.  Mahkeme sırasında Cumhuriyet Savcısı söz alarak Aslı’nın ifadesinden çıkardığıma göre bu olaya duyguları yüzünden karışmış. İki ay önce eşinden boşanmış. Çakıcı ile birlikte yaşıyor, öteki suçlulardan ayrı yargılanması gerekir. Alaattin Çakıcı kaçak yaşıyor. Fransa topraklarında da sahte belgelerle geziyor. Kamu düzenini bozuyor. Aslı gibi yükseköğrenim görmüş bir kız diplomatik pasaportun ne olduğunu bilir. Bir kaçağa verilmemesi gerektiğini de bilir. Alaattin Çakıcı ve Muradi Güler’in bazı önemli ve tehlikeli kişilerle görüştüğünü biliyoruz. Aslı bunu da biliyordu. Çünkü bunlar sıradan kişiler değil. İki aydır birlikte yaşadığı kişinin kim olduğunu bilmesi gerekir. (Aslı’ya dönerek) Bu pasaport herkese verilmez. Bunu biliyorsunuz. Bu bilgilerin ışığında mahkemenin karar vermesini istiyorum” dedi.

Söz alan Aslı Ural’ın avukatı Elise Vandeghinste ise “Müvekkilim sahte pasaport, belge ve silah taşımakla suçlanamaz. Çünkü bunlarla hiç ilgisi yok. Tutuklu kalması için bir neden do yok” diye konuştu.

Cezaevi çıkışında eniştesi karşıladı

Aslı Ural, mahkemeden sonra cezaevinden eşyalarını aldı ve bilinmeyen bir yere gitti. Mahkeme çıkışında Aslı’yı babası Selçuk Ural’ın suçladığı teyzesi Ayşe Yaka’nın İtalyan eşi Mario Morteshı karşıladı. Morteshi, olayı görüntülemek isteyen basın mensuplarına saldırarak küfür etti. Eşyalarını otomobile koyduktan sonra yüzünü kapatarak araca binen Aslı İtalyan eniştesi ile birlikte hızla uzaklaştı.

Yaka: Dünyalar benim oldu

Canan Yaka önceki gün gazetecilerin önünde gözyaşı dökmüştü.

YERALTI dünyasının ünlü ismi Alaattin Çakıcı’yla birlikte yakalanan Aslı Ural’ın serbest bırakıldığını öğrenen annesi Canan Yaka, kızının kurtulmasından dolayı mutlu olduğunu söyledi. Haber üzerine Demirbank’ın sahibi Halit Cıngıllıoğlu’nun tahsis ettiği bir uçakla kızını görmeye giden ancak kızını halâ affedemeyen Yaka, duygularını “Kızımın serbest bırakıldığını öğrendiğimde dünyalar benim oldu sanki. Ancak onu yine de böyle bir olayda adı geçtiği için bir türlü affedemiyorum. Bu yüzden de serbest bırakılmasına sevinemedim” sözleriyle dile getirdi. Yaka, bir kaça gündür büyük bir stres altında olduğunu, kızının serbest bırakılmasının da biraz olsun kendisini rahatlattığını söyledi. Aslı Ural’ın babası Selçuk Ural ise aldığı haberle kendisini daha iyi hissettiğini belirtti. Ural “Sıkıntımız biraz hafifledi. Hiç olmazsa biliyoruz ki, kızımız bırakıldı. Son derece mutluyum. Gurbet ellerde kızımın başına böyle bir şey gelmesi hepimizi çok üzdü. Ben eminim ki, bu tip adamların kapısının önünden bile geçmemiştir kızım. Benim yavrum, el bebek gül bebek büyümüş bir kızdır. Avrupa’da okumuş, orada eğitim görmüştür. Ama oralara alışık bir insan değildir. Neticede çok iyi davranmışlar, İlk etapta çok mutlu olduk” dedi.

Emniyetçiler: Gelirse kaçar

-ALAATTİN Çakıcı’nın Türkiye’ye getirildiğinde nasıl korunacağı tartışma konusu oldu. Bazı polis yetkilileri, “Getirilmesin daha iyi. Türkiye’de ya kaçar, ya da işlerini içerden daha iyi yürütür” derken, Adalet Bakanlığı yetkilileri “Hele bir gelsin, kuş uçurtmayız. Özel koğuşa koyarız” dediler. Cezaevleri, Çakıcı’nın yakalanmasıyla yine tartışma konusu oldu. Bazı polis yetkilileri kaygılanın Şöyle dile getirdiler: “Cezaevlerimiz maalesef yolgeçen hanından beter. Biz canımızı ortaya koyup yakalıyoruz. Adam ya durmayıp kaçıyor, ya da içerde yapacağını yapıyor. Çakıcı getirilip Bayrampaşa’ya konsa ya kaçar, ya da işlerini cezaevinden daha iyi bir şekilde yürütür. Cezaevinde evinden daha çok rahat eder.

İade talebi için 37 gün kaldı

ADALET Bakanı Hasan Denizkurdu, Alaattin Çakıcı’nın iadesi için Türkiye’nin gerekli evrakları en geç 40 gün içinde Fransa Adalet Bakanlığı’na göndermesi gerektiğini bildirdi. Çakıcı’nın yakalanmasından bu yana 3 gün geçtiği için Adalet Bakanlığı’nın önünde iade talebi için 37 gün kaldı. Denizkurdu, Çakıcı’nın iadesi hakkındaki evrakların İngilizce olduğunu bunun süratle Fransızca ’ya çevrileceğini belirtti.

Denizkurdu Hürriyet’in sorularını yanıtlarken, Çakıcı’nın idamla yargılanmasının iadesine engel olmayacağını da açıkladı. Adalet Bakanı konuyla ilgili sorulara şöyle yanıt verdi:

Türkiye Çakıcı’yı en geç kaç gün içinde istemek zorunda?

Denizkurdu: Interpol sözleşmesine göre. Türk Adalet bakanlığının en geç 40 gün içinde iade evrakını tam olarak Fransa Adalet Bakanlığı’na göndermesi gerekiyor.

İade çalışmaları şu an ne durumda?

Denizkurdu: İade çalışması son sürat devam ediyor. Burada sorunumuz şu. Çakıcı’nın daha önce Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunduğu tahmin edildiği için bütün dosya İngilizce olarak hazırlanmış. Onun Fransızca ‘ya çevrilmesi gerekiyor. Ayrıca bu dosya, 8 yıllık suçlan kapsıyor. Altı ayrı suçtan iade isteminde bulunacağız. Bütün bunlar da 67 gün içinde tamamlanır.

Türkiye’de idam cezası olduğu için iadesi reddedilebilir mi?

Denizkurdu: Yine Interpol sözleşmesine göre, bir ülkede idam cezası uygulanıyorsa ve söz konusu kişi idamla yargılanacak bir suç işlemişse, iade istemi reddedilebiliyor.

Bu durumda Fransa, Çakıcı’nın iade istemini reddedebilir mi?

Denizkurdu: Hayır etmemesi gerekir. Çünkü aynı sözleşmede bir de yorum maddesi bulunuyor. Buna göre, iadeyi isteyen ülkede idamlar fiilen uygulanmıyorsa veya bu ülke o kişiyi idam etmeyeceğine dair taahhütte bulunursa iade gerçekleşebiliyor. Türkiye’de 1984 yılından bu yana hiçbir idam cezası infaz edilmedi. Ayrıca Meclisin alt komisyondan geçen yeni ceza yasası, bu tür suçlar için idamı öngörmüyor. Bu konuda dosyaya konulacak bir başka bilgi daha var. Çakıcı’nın karısını öldüren şahıs yargılandı ve müebbet hapse mahkûm oldu. Dolayısıyla tetiği çekenin bile müebbet olduğu düşünülürse, Çakıcı’nın idam edilmeyeceği anlaşılır.

Piyasada bant paniği

FRANSA’da yakalanan mafya lideri Alaattin Çakıcı ile birlikte ele geçirilen ses bantları siyasi çevrelerde, işadamları ve bürokratlar arasında paniğe yol açtı. Bu çevrelerde “Acaba bizim ismimiz de bu olaya karışır mı?” tedirginliği yaşanıyor.

Çakıcı’nın değişik kişilerle yaptığı telefon ve yüz yüze görüşmelerin tamamını banta aldığı biliniyordu. Bu bantlar, yakalandığında Çakıcı’nın yanında taşıdığı çantadan çıktı ve Fransız polisinin eline geçti. Fransız adli emanetine teslim edilen bantlar, mahkeme Çakıcı hakkında karar verene kadar korunacak.

Bantların ortaya çıkması, iş çevrelerinde ve politik kulislerde deprem etkisi yaptı. Kulislerde değişik yorumlar yapılmaya ve bazı isimler fısıldanmaya başlandı. Çakıcı’nın kasetlerinde, birçok politikacı ve ünlü işadamının ses kayıtlarının bulunduğu, bu isimlerin paniğe kapıldığı ileri sürüldü.

AÇIKÇA TEHDİT ETMİŞTİ

Firarda olduğu dönemlerde telefonla yaptığı bütün konuşmaları banda alan Çakıcı, sürekli olarak bu bantları bir gün ortaya çıkaracağını söylüyor, elinde hükümeti bile sarsacak bilgiler bulunduğunu iddia ediyordu. Çakıcı Hürriyet’e de, “Elimde bantlar var. Bu bantlar ortaya çıkarsa Ecevit hükümetten ayrılır, Baykal desteğini çeker ve hükümet yıkılır. Aslında bu bantların peşindeler” demişti. Çakıcı’nın ifadesinde söyleyecekleri de bazı politikacı, iş adamı ve bürokratların bir diğer kâbusu. Kulislerde Çakıcı’nın vereceği ifadede üst düzey bazı isimlerden intikam alabileceği, bazı isimler hakkında sınırlı bilgi vererek, bildiklerini koz olarak kullanacağı konuşuluyor.

Aktaş: Hepsi yakalanacak

İÇİŞLERİ Bakanı Kutlu Aktaş, Fransa’da yakalanan Alaattin Çakıcı’nın Türkiye’ye iade edileceğini belirterek, “Fransız polisi İle yapılan operasyonda Alaattin Çakıcı’yı yakalayan Türk polisini tebrik ediyorum. Bütün kanun kaçakları yakalanacak, kamuoyu rahat bir nefes alacak” dedi. Olağanüstü Hal ve mücavir il kapsamındaki illerin valileriyle yapılacak toplantıya katılmak üzere Emniyet Genel Müdürü Necati Bilican ile birlikte Van’a gelen Aktaş. Şunları söyledi: “Ben medya aracılığıyla, başta Emniyet Genel Müdürlüğü’nü, tüm polislere ve bu işte görev alan arkadaşları tebrik ediyorum. Gerçekten dünyada örneği olmayan bir operasyonla, birçok medeni ülkenin ve daha gelişmiş ülkelerin yapacağı büyük seviyedeki operasyonla yakalanmıştır.”

Aktaş, bir soru üzerine, Çakıcı ile daha öncede bir süre Fransa’da gözaltında tutulan DHKPC lideri Dursun Karataş olayı arasında çok fark bulunduğuna dikkat çekerek, şöyle konuştu: “Alaattin Çakıcı. Fransız polisi ile gerçekleştirilen ortak bir operasyon sonucu yakalandı, İadesi için Fransız hukuk sistemi ve Türk suçluların iadesi sözleşmeleri çerçevesinde çalışılıyor. Fransa ile herhangi bir sorun yok. Bundan sonraki işlemler için Fransa Adalet Bakanlığı ile çalışmalar yapılacak. İlgili belgeler İnterpol tarafından Bakanlığa iletilecek. Fransa hükümeti Çakıcı’yı iade edecek. Ancak işlemlerin tamamlanması için 40 gün bir süre var. Tüm kanun kaçakları bir bir yakalanacak ve kamuoyu rahat bir nefes alacak.”

.  . 

Perşembe20 Ağustos 1998

Çakıcı ve koruması ilk ifadelerini verdi ve tutuklandı

Mesleği m tüccar – Alaattin Çakıcı ve koruması Muradi Güler, dün çıkarıldıkları Nice Nöbetçi Mahkemesi tarafından tutuklanarak, cezaevine konuldu.


Siz polise New York’ta bir adres verdiniz. Orada mı oturuyorsunuz?
Fransa’nın Nice kentinde yakalanan Alaattin Çakıcı ve koruması Muradi Güler sorgu hâkimliğinde bir saat süreyle ifade verdi. Fransa’da sahte belge, sahte pasaport ve silah taşımaktan yargılanan Çakıcı ve Güler’in hâkimin “Savunma için ek süre istiyor musunuz? Sorusuna tercüman aracılığıyla “evet” dediler. Bunun üzerine nöbetçi mahkeme her ikisinin 21 Eylül tarihinde yargılanmasına karar verdi. Bu zamana kadar Çakıcı ve Güler, Nice Şehir Hapishanesinde kalacak. Kimlik tespitinden sonra Hâkim ile Çakıcı arasında şu diyalog geçti:

  • Hayır. Benim adresim İstanbul’daki annemin adresidir. ABD’deki adres kredi kartlarımın alındığı ve ödendiği adrestir.
  • Sizin Üzerinizde 17 Ağustos 1988 tarihinde Nedim Acar adına düzenlenmiş, sadece diplomatlara verilen sahte kırmızı pasaport bulundu. Bunu nasıl izah ediyorsunuz? Size ait olduğunu kabul ediyor musunuz?
  • Evet, kabul ediyorum.
  • Neden sahte pasaport taşıyordunuz?
  • Rahat dolaşmak için bu yola başvurdum.
  • Fransa topraklarına sahte diplomatik pasaportla girdiniz. Bunun suç olduğunu biliyorsunuz herhalde.
  • Evet, sahte pasaportla Monaco’ya yakın sınır kapısı Menton’dan girdim.
  • Adınız?
  • Alaattin Çakıcı.
  • Doğum yeri ve tarihi?
  • Trabzon, 1953.
  • Baba ve anne adı?
  • Ali ve Şakire.
  • Uyruğunuz?
  • Türkiye Cumhuriyeti.
  • Mesleğiniz?
  • Tüccar.

Fransa’ya gelmemin nedeni de bu ülkenin insan haklarına daha saygılı olması. İnsan hakları daha güçlü olduğu için kaçak olarak geldim.

  • Bu kırmızı pasaportta sizin fotoğrafınız var. Fotoğrafı siz mi verdiniz?
  • Hayır, o fotoğrafı ben vermedim. Türkiye’de sahte pasaportu hazırlayanlar arkadaşlarımdan bulup koydular.
  • O halde pasaportu kim hazırladı?

► ABD’den Türkiye’ye telefon ettim. Sahte pasaport hazırlayan Cenk adlı birisine fotoğrafımı verdiler ve pasaportu hazırladılar.

Çakıcı’nın avukatı Frederic Chambonnaud tam bu sırada söz isteyerek hâkimin detaya girmemesini istedi. Ancak mahkeme başkanı bu ayrıntıların son derece önemli olduğunu belirterek “Eğer sanık süre istiyorsa o başka” dedi. Bunun üzerine Chambonnaud savunma için zaman istedi. Bunun üzerine Hâkim, Çakıcı ve Güler’e dönerek “Savunma için zaman mı istiyorsunuz? Diye sordu. Her ikisi tercüman aracılığıyla “evet” karşılığını verdi Bundan sonra Cumhuriyet Savcısı Hâkime dönerek “Savunmalarını hazırlamaları için süre verilebilir. Ancak sahte belge, sahte kırmızı diplomatik pasaport, silah taşıma, mermi bulundurma suçları nedeniyle hapiste tutulmalarını talep ediyorum” diye konuştu. Savcının isteğini kabul eden Hâkim duruşmaya son verdi.

 

Muradi: Silah benim, ama mühürden haberim yok

NİCE Nöbetçi Mahkemesi Hâkimi Çakıcı’dan sonra üzerinde silah yakalanan Muradi Güler’e dönerek adını soyadını sordu.

  • Muradi Güler.
  • Doğum yeri ve tarihi?
  • 20 Kasım 1960.
  • Mesleğiniz?
  • İnşaatçıyım.
  • Uyruğunuz?
  • Türküm.
  • Nerede oturuyorsunuz?
  • Almanya’da ikamet ediyorum, orada evliyim.
  • Bavulunuzda sahte kimlik, sahte kırmızı pasaport ve silahla birlikte pasaportlarda kullanılan 2 sahte mühür bulundu. Bu suçlan kabul ediyor musunuz?
  • Silah ve mermileri kabul ediyorum. Mühürleri kabul etmiyorum. Çünkü ben sahte pasaport yapan Cenk adlı kişiden silahımı koymak için zarf istedim ve silahla mermileri o zarfın içine koydum. Benim mühürlerden hiç haberim yok. Meğer mühürler zarfın içindeymiş. Mühürlerde ne yazıldığını dahi bilmiyorum. Çünkü pasaportu ben yapmadım. Cenk bana kalın bir zarf verdi. Mühürler demek ki içindeymiş. Polis beni yakaladıktan sonra zarf açılınca gördüm. Mühürler ıslaktı. Polisler mühürlerde ne yazılı olduğunu görmek için denediler. Orada mühürlerin sahte pasaport yapılması için kullanıldığını öğrendim.
  • Peki, silah taşımakla suçlanıyorsun, bu konuda ne diyeceksin?
  • Evet, 7.65 Beratta silah ve mermiler benimdir. Onu kabul ediyorum. Ama mühür suçlamasını reddediyorum. Çünkü böyle bir şeyden haberim yoktu.
  • Peki, silah taşımanın yasak olduğunu bilmiyor musunuz?
  • Biliyorum ama zaten silahı yanımda taşımıyorum. Zaten Fransa’yı terk edecektim. Onun için üzerime aldım. Pasaportum da kayıptı. Arama sırasında o da bulundu.
  • Almanya’da nasıl İkamet ediyorsunuz?
  • Almanya’da oturma iznim var. Çalışma hakkım da var.
  • Peki, yerinize oturun.

Para sıkıntısı var

Dün Nice’te nöbetçi mahkemeye çıkarılarak tutuklanan Çakıcı duruşma sırasında salona bakarak Türkiye’den gelen Yüksel Çağlar adlı Trabzonlu bir işadamına baş ve şahadet parmağıyla para
işareti yaptı. Çağlar da evet anlamında başını salladı. Bundan Çakıcı’nın paraya ihtiyacı ol­duğu ya da bir ödemenin yapılıp yapılmadığını sorduğu sonucu çıkarıldı. Çağlar, Hürriyet muhabirine “Çakıcı’nın 20 yıllık arkadaşıyım. Para sıkıntısı var. Şeker hastası zaten cezasını hastanede çekmesi iyi olur” dedi.

 

Bankalara Çakıcı sorgusu

INTERPOL ve Emniyet Genel Müdürlüğü, Alaattin Çakıcı’nın bankalardaki para hareketlerini incelemeye aldı. Tüm bankalara Çakıcı’nın kullandığı sahte isimler bildirilerek, bu isimlere açılmış hesaplara kimlerin para yatırdığı soruldu. Çakıcı’nın üzerinden çıkan kredi ve banka kartları da araştırılıyor. Emniyet Genel Müdürlüğü ve Interpol, Alaattin Çakıcı’ya firarda olduğu 12 yıl boyunca kral hayatı yaşatan finansörlerin peşine düştü.

Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, tüm bankalara Çakıcı’nın kullandığı sahte isimleri bildirdi ve isimler adına açılmış hesaplara kimlerin para yatırdığını sordu. Emniyet Çakıcı’nın kırmızı pasaporta yazılı olan Nedim Acar isminin yanı sıra, Nuri Ayyıldız. Atilla Vural ve Atilla Yılmazer isimlerini de bankalara gönderdi. Çakıcı ı’nın üzerinden çıkan banka ve kredi kartları da incelemeye alındı. Polis. Çakıcı’nın bugüne kadar çok sayıda işadamından tehditle büyük paralar sızdırdığını, korkan işadamlarının polise başvurmadığım belirtti. Hesapların incelenmesi, gizli kalan bu olayları da ortaya çıkaracak Çakıcı’nın adreslerinin de bulunduğunu belirten yetkililer; Fransız makamlarının suç teşkil etmeyen tüm doküman ve eşyayı, Türk polisine teslim edeceğini bildirdiler. Türkiye’den giden özel bir ekip Fransız polisi ile çalışıyor.

İADE GECİKİYOR

Bu arada Çakıcı’nın 2 aydan önce iade edilemeyeceği ortaya çıktı. Interpol’den üst düzey bir yetkili, Avrupa ülkelerinde yakalanan kişilerin, Türkiye’nin de taraf olarak imza koyduğu. ‘Suçluların ladesine Dair Avrupa Sözleşmesi (SİDAL) hükümlerine göre iade edildiğini hatırlattı. Yetkili, “Bu hükümlere göre, Avrupa mahkemelerinin bir kişiyi iade kararı vermesi ve o kişinin iade edilmesi en az 2 ay sürer. Çakıcı’nın da 2 aydan önce iade edilmesini beklememek lazım” dedi. Interpol yetkilisi, iadeler konusunda somut örnekler de vererek, şöyle devam etti:

“Hollanda, uyuşturucu kaçakçısı Hüseyin Baybaşin’i yıllarca iade etmedi. İspanya, uyuşturucu kaçakçısı Nejat Daş’ı 3 ay önce yakalamasına rağmen halen iade etmedi. Kürşat Yılmaz Bulgar polisiyle birlikte yapılan ortak operasyonla bir ay önce yakalanmasına rağmen halen iade edilmedi. Fransa, Dursun Karataş’ı yakalamasına rağmen iade etmeyip serbest bıraktı. Çakıcı’da da farklı bir şey beklemek hata olur.”

Dışişleri: Pasaport çalınmış olabilir

DIŞİŞLERİ Bakanlığı, Fransa’da yakalanan Alaattin Çakıcı’nın üzerinde çıkan kırmızı diplomatik pasaportun ‘Dışişleri Bakanlığı içinde hazırlanmış olabileceği’ yönündeki iddialar üzerine gidip harekete geçti ve soruşturma taşlattı. Bu çerçevede bütün projektörler Dışişleri Bakanlığında
kırmızı pasaportları verme yetkisi bulunan tek daire olan Protokol Genel Müdürlüğü bünyesindeki
“Diplomatik işlemler Dairesi “ne çevrildi. Pasaportun çalıntı olabileceği üzerinde de duruluyor, Bu arada. Dışişlerinin verdiği ve değerli kâğıt niteliğindeki kırmızı pasaportların Darphane tarafından basılmış olması dikkatleri oraya da çekti. Dışişleri Sözcüsü Necati Utkan “Pasaport önce bir
elimize gelsin. Elimize alıp inceleyelim. Ancak bunu yaptıktan sonra sağlıklı bir şey söyleyebiliriz” diye konuştu.

Dışişleri Bakanlığı, ilk olarak 1896.97 numaralı pasaportun aynı numara ile bakanlık içinde genel müdür düzeyindeki bir diplomata kayıtlı olduğunu saptadı. Ancak bu genel müdürdeki pasaport ile Çakıcı’daki pasaportun numaralarının aynı olmasının tamamen tesadüfi olduğu belirtildi

Ayrıca 1997 yılında tahsis edilen pasaportun 2003 yılına kadar, yani 6 yıl geçerli olduğu, oysa yasa gereği diplomatik pasaportların en çok 4 yıl için verilebileceği kaydedildi.

JOGGING YAPACAK KADAR RAHATTI

Ertuğrul Özkök

ÖNCEKİ akşam ve dün Ankara’dan iki önemli kişi ile konuştum. İkisi de beni neredeyse şoke edecek şeyler söyledi.

Önce birincisi…

Tanınmış bir eski emniyet müdürü ile konuşuyorum.

Beni hayretler içinde bırakan şu sözleri söylüyor:

“İnşallah Alaattin Çakıcı’yı Türkiye’ye getirmezler”

Şaşkınlığımı görünce devam ediyor:

SİLİNİP GİDER

“Orada kalırsa hiç olmazsa biraz yatar, o sırada Türkiye ile ilişkisi tamamen kopar ve silinip gider”

Peki ya Türkiye’ye getirilirse?

“O zaman bu düzeni cezaevinin içinden sürdürmeye devam eder. Elinde cep telefonu, orayı burayı tehdit olayı sürer. Üstelik Türkiye’de olduğu için işini daha da iyi görür. Daha da güçlenir.”

Yani?

Yani, ihalelere müdahale eder, bazı işadamları ile işbirliği yapar, ötekileri ihaleden çekilmeye zorlar.

Bu sözleri söyleyen, eski bir emni­yet müdürü.

Önemli illerde müdürlük yapmış. Dürüstlüğüne kimsenin itirazı olmayan ve cesaretinden kimsenin şüphelenmeyeceği bir emniyetçi.

Zamanında en azgın olduğu dönemde Dev-Sol’la kıyasıya mücadeleye girmiş ve başarılı olmuş bir polis.

Dün benzer bilgiler Ankara’dan da gelmeye başladı.

Neredeyse. Çakıcı’nın getirilmemesi için görünmeyen bir kampanya başlıyordu

Acaba neden?

Bazı kişiler Çakıcı’nın konuşmasından endişe mi duyuyorlardı?

Konuştuğum emniyet yetkilisi. Çakıcı’dan çekinen bir kimse değildi.

Öyleyse neden getirilmesinin iyi olmayacağı havası yayılıyordu?

NİCE’TEKİ JOGGİNG

Kafamı karıştıran başka sorular da var.

Herkes Çakıcı’nın çok esrarengiz bir biçimde saklandığını, estetik ameli­yat yaptırarak kimliğini değiştirdiğini sanıyordu.

Ama Nice’ten gelen bilgiler şaşırtıcı.

Bir kere Alaattin Çakıcı estetik ameliyat filan yaptırmamış.

Üstelik Nice gibi neredeyse her adım başı Türkiye’den gelen insanların bulunduğu bir şehrin en büyük otellerinden birinde kalıyormuş.

Dahası da var.

Çakıcı ve adamları sabahlan eşof­manları çekip, Promenade des Anglaises’de jogging bile yapıyorlar­mış.

Anlayacağınız öyle esrarengiz kaçışlar, sofistike yer değiştirmeler, giz­lenmeler bile söz konusu değilmiş.

Polis, Alaattin Çakıcı’nın telefonlarını dinlemeye almış. İlişki başlayalı daha henüz iki ay ol­muşken. Birlikte olduğu kızı hemen tespit etmiş.

Kuryesinin uçak değiştirerek ona gidişini bilecek kadar güzergâhını bula­bilecek bilgilere sahip.

Amerika Birleşik Devletlerinde an­nesinin üzerine ev almış.

Kredi kartları ile bu ülkede bütün ödemelerini yapmış.

Ve ABD gibi, paranın şeffaf biçim­de izlendiği bir ülkede yıllarca Alaat­tin Çakıcı’nın izine rastlanmamış.

Neden yakalanmadı?

Öyleyse Çakıcı neden bugüne ka­dar yakalanmadı?

Alaattin Çakıcı, geçen yıl konuş­tuğu bir gazeteciye aynen şunları söy­lemişti:

“Bizim Türkiye’de beş kişilik bir komitemiz var. Bunların üçü Ankara’da devletin içindedir. Biri İstanbul’da, öteki ise yurtdışında bulunan benim. Kararları bu beş kişilik komite alır. Uygulamayı ben yaparım.”

Alaattin Çakıcı neden bugüne kadar yakalanamadı?

Şimdi neden bu kadar kolayca ya­kalanabiliyor?

Acaba komitenin Ankara ve İstan­bul ayağı dağıldı da ondan mı?

Acaba onlar artık görevden çekildi­ği İçin mi?

Bütün bunlardan sonra yine aynı soruya geliyorum. Çakıa. Nice kenti­nin İstiklal caddesi kadar kalabalık bir yerinde elini kolunu sallaya sallaya jogging yapacak kadar nasıl rahat ola­biliyordu?

İşte bu noktada dün Ankara’da ko­nuştuğum üst düzey bir kişinin şu söz­lerini aktarıyorum:

“Çünkü Ankara’da binleri, alınan her kararı, planlanan her operasyonu Çakıcı’ya haber veri­yordu.”

Evet, aynen böyle…

Bu sözler gerçeği ne kadar yansıtı­yor? Bir söyleyen kişinin oturduğu koltuk ve sahip olduğu bilgiler.

İki, yukarıda yazdığım şeyler ve sor­duğum sorular. Üçüncüsü, jogging ya­pacak kadar rahat bir Çakıcı

Üçünü alt alta yazın bakın ortaya ne çıkıyor.

 

Sayfa-1

21 AĞUSTOS 1998 CUMA

Çok önemli şeyler söyleyeceğim

Çakıcı, kendisiyle görüşen bir kişiye, “24 Eylüi’de yapılacak duruşmada, siyasi ilişkileri de dâhil çok önem­li açıklamalar yapacağını” söyledi.

Destek veren siyasiler sonra yüzüstü bıraktı.

  • Alaittin Çakıcı, son 72 saat içinde kendisiyle görüşen bazı kişilere, ucu Ankara’ya kadar uzanan mesajlar verdi. Çakıcı, “yakın dönemde kendisine destek veren bazı siyasilerin daha sonra yüzüstü bıraktığını” anlattı.

Dursun Karataş modelini benim için de uygulayın

  • Çakıcı, cezasını Fransız hapishanelerinde çekmek istediğini belirterek, “Fransa daha önce Dursun Karataş’ı yakalamıştı. Durumum onunkine benziyor. O serbest bırakılmıştı, benim de bırakılmam gerekir.” • 24. sayfada

Yakalanmasaydı iltica edecekti 

Bantlar çözülüyor

  • Fransız istihbarat Servisi Renseignement Généraux ele geçirilen ses bantlarını deşifre etmeye başladı Yeminli Türkçe tercümanların deşifre ettiği belgeler de dosyaya konulacak. Bu bantlar mahkeme de açıklandığı takdirde, bazı kişilerin ilişkileri ortaya çıkacak.

Muammer EVEREN /NİCE

  • Çakıcı’nın birlikte yakalandığı koruması Muradi Güler’in Alman eşi Petra Schiemenz Güler, Hürriyet’e, “Ça­kıcı yakalanmasaydı Fransa’ya iltica edecekti” dedi. Petra, Çakıcı’nın iltica için Fransa’ya gittiğini ve bir avukat la görüştüğünü söyledi. • 24’te

Esrarengiz enişte, Aslı’yı kaçırdı

Aslı Ural’ın babası Selçuk Ural kızının başının belaya girmesinden teyzesi Ayşe Yaka’nın İtalyan kocası Mario Morteshi’nin payı olduğuna inandığını söyledi. Ural, kızını cezaevinden Mercedes bir arabayla alan ve basın mensuplarına küfür ederek tartaklayan Morteshi’nin defalarca hapis yattığını açıkladı • 24. sayfada

Pasaport resmi matbaa işi söylentisi

  • Çakıcının sahte pasaportunun ‘Damga Matbaası’nda basıldığı iddiası, ortalığı karıştırdı. Emniyet Genel Müdürü Bilican, “Daha pasaportun fotokopisi bite gelmedi. Nerede basıldığı henüz tespit edilemedi’ diyerek bu iddiayı yalanladı.

Kod adı Uşaklı Polis, Çakıcı’nın sahte diplomatik pasaportunu hazırlayan Cenk’in peşine düştü. Sahte pasaport düzenlemek­ten sabıkalı olan kişileri sorguya alan polis, Cenk’in İstanbul’da olduğunu ve “Uşaklı” kod adıyla tanındığını belirledi. • 25’te

Mafya operasyonuna örtülüden 100 milyar

  • Emniyet Genel Müdürlüğü’nün başlattığı “Babalar operasyonunun” talimatının aylar önce bizzat Başbakan Yılmaz tarafından verildiği ve bu amaçla örtülü ödenekten Emniyet’e 100 milyar lira aktarıldığı bildirildi.

Ertuğrul Özkök

İsteyince oluyor

  • Adalet Bakanı Haşan Denizkudu Çakıcı operasyonunu samimi bir şekilde şöyle değerlendiriyor: “Başarı tamamen Başbakan Mesut Yılınaz ve içişleri Bakanı Kutlu Aktaş’ındır ” Ben buna bir de Emniyet Genel Müdürünü ekliyorum • 25. Sayfada

Birinci Sayfanın devamı

CUMA, 21 Ağustos 1998

ÇAKICI operasyonunda dikkatleri üzerinde toplayan kişilerden biri Aslı Ural’ı cezaevinden almaya gelen İtalyan Mario Morteshi oldu. Aslı Ural’ın İtalya’nın Milano kentinde yaşayan teyzesi Ayşe Yaka ile evli olan Morteshi, Aslı’nın gözaltına alındığı duyulduğu anda Milano’dan yola çıkarak Nice’e geldi. İtalyan plakalı Mercedes otomobiliyle cezaevinin önüne gelen ve Aslı çıkar çıkmaz, arabasına bindiren Morteshi fotoğraf çekmek isteyen gazetecilere de saldırdı ve küfür etti. Morteshi, arabasına biner binmez gaza basarak Aslı’yı gazetecilerden uzaklaştırdı. Aslı Ural’ın babası Türk Pop Müziği’nin ünlü sesi Selçuk Ural, kızıyla ilgili son olayda İtalyan enişte Mario’yu sert bir dille suçladı. Eski baldızı Ayşe Yaka’yı da sevmediğini söyleyen Ural, Mario Morteshi

Bantlar çözülüyor

Çakıcı’nın yaptığı telefon görüşmelerini kaydettiği bantlar, deşifre ediliyor. Yeminli tercümanların Fransız İstihbarat Servisi Renseigment Generaux gözetiminde yaptığı tercümeler, mahkeme dosyasına konulacak. Bant deşifreleri, Çakıcı’nın iş dünyası ve siyasi çevrelerdeki ilişkilerini ortaya çıkaracak.

FRANSIZ İstihbarat Servisi Renseigment Generaux, yeraltı dünyasının ünlü ismi Alaattin Çakıcı’nın yakalandığı sırada üzerinde ve eşyaları arasında ele geçirilen ses bantlarını deşifre etmeye başladı. Bantların deşifresini yeminli Türkçe tercümanlar yapıyor. Bantlar tamamen deşifre edildikten sonra, çözüm belgeleri mahkeme dosyasına konulacak. Alaattin Çakıcı’nın Türkiye’den çeşitli kişilerle yaptığı telefon konuşmalarını teybe aldığı daha önceden de biliniyordu. Bu bantlar mahkeme sırasında açıklandığı takdirde, iş dünyası ve siyasi çevrelerde bazı kişilerin ilişkileri de ortaya çıkacak.

Sağlar: Bantlar açıklanmalı

CHP İçel Milletvekili Fikri Sağlar Alaattin Çakıcı’nın üzerinde yakalanan bantların mutlaka kamuoyuna açıklanması gerektiğini belirtti.  Bantlarda önemli isimlerle görüşmeler yer aldığı iddialarını hatırlatan Sağlar, Eğer bu isim ve ilişkiler ortaya çıkarılmazsa bugünkü yetkililer şaibe altında kalırlar. Bu bantlar Kutlu Savaş’ın Susurluk raporundaki gibi devlet sırrı sayılmamalıdır” dedi.

Fransa’da kalayım

Çakıcı’nın kendisine isnat edilen “Fransa topraklarına kaçak girmek, sahte pasaport ile belge bulundurmak, ateşli silahlar yasasına aykırı olarak tabanca bulundurmak” suçlarından verilecek cezayı, Fransa hapishanelerinde çekmek istediği belirtiliyor. Çakıcı, önceki gün çıkarıldığı mahkemede de söylediği gibi Fransa’nın “İnsan haklarını koruyan ve bu haklara saygılı bir ülke” olduğu için, adli makamlarına güvendiğini vurguladığı belirtiliyor.

KARATAŞ MUAMELESİ

Önceki gün hâkim önüne çıkan Çakıcı’nın cezasını Fransa’da çekmek istediğini söylediği öğrenildi. Çakıcı, mahkeme heyetine “Burası bir İnsan haklan ülkesi. Daha önce Dev Sol lideri Dursun Karataş’ta Fransa’da yakalanmıştı ve onu gözetim altındayken serbest bıraktınız. Onunla benim durumum birbirine çok benziyor. Benim de serbest bırakılmam gerekir” dedi.

1996 yılında Dev-Sol lideri Dursun Karataş, yanında bir koruması ve avukat Zerrin Sarı olmak üzere. İtalya sınırından Fransa’ya giriş yaparken yakalanmıştı. Karataş, Fransa’ya kaçak girmek, sahte belge kullanmak ve silah taşımak suçlarıyla yargılanmış, ardından da adil gözetim altında serbest bırakıldıktan sonra kayıplara karışmıştı. Çakıcı’nın bu modelle yargılanmak İstemesinde Türkiye’ye iade edilmek istemediği ortaya çıkıyor. Bu arada Türkiye’den Nice’e gelen Çakıcı’nın kardeşi Gençağa Çakıcı adli makamlara başvurarak, ağabeyi ile görüşme talebinde bulundu.

GÜNEŞ GÖRMEYEN CEZAEVİ

Alaattin Çakıcı ve fedaisi Muratlı Güler, kent merkezindeki Nice Cezaevi’ne kondu. Sıkı güvenlik önlemleriyle kuşatılan cezaevinin özellikle güneş görmeyerek şekilde inşa edildiği, mimarın oğlunun bir suçtan cezaevine düştüğü ve tüberkülozdan öldüğü belirtiliyor. Çakıcı ve Güler, 24 Eylül’de mahkemeye çıkana kadar bu cezaevinde kalacak. Bu arada dünkü Fransız basını yakalanarak hapse atılan Alaattin Çakıcı’ya geniş yer ayırdı. Çakıcı’nın ilk yakalandığı gün habere fazla rağbet etmeyen Fransız gazeteleri, Çakıcı’nın Türkiye için önemini kavrayınca, olayı “Türk mafyasının elebaşı yakalandı” manşetleriyle verdi. Le Figaro, haberi “Türk mafya babası ve 45 cinayeti” başlığıyla verdi. France Soir ise ‘Türk mafya babasının sonu” başlığını kullandı. Liberation Gazetesi, haberi okuyucularına “Türk mafyasının elebaşı yakalandı” şeklinde yansıttı. Çakıcı’nın Fransa’da yakalanmasına İlişkin en geniş haberler ise Nice kentinde yayınlanan yerel gazetelerde çıktı. Bu gazeteler, Çakıcı’nın şahsiyetinden çok, Fransız polisinin becerisini ön plana çıkardılar. Gündemi ABD başkanı Clinton’ın serüvenleriyle dolu olan Fransız televizyon kanalları ise Çakıcı ile ilgili haber vermediler.

Babalar operasyonuna örtülüden 100 milyar

Yurtdışında başarıyla sürdürülen “Babalar operasyonu” için Başbakan Mesut Yılmaz. Emniyet Genel Müdürlüğüne, örtülü ödenekten 100 milyar lira aktardı. Yılmaz’ın aylar önce “Mafyayı çökertin” talimatını verdiği öğrenildi. Emniyet yetkililerinin “Bunun için Avrupa ülkelerine ekip göndermemiz lazım. Bu ekipler normal harcırahla mafyayı takip edemez” yanıtı üzerine Yılmaz’ın örtülü ödenek mekanizmasını çalıştırdığı kaydedildi. Yılmaz’ın Emniyet’e hemen 100 milyar lira aktardığı ve “Gidebildiğiniz yere kadar gidin, tamamını yakalayın” dediği de bildirildi.

Çakıcı operasyonu için Fransa. Almanya ve İtalya’ya gönderilen toplam 9 kişilik Türk polis heyetinin yaklaşık 10 milyar. Kürşat Yılmaz için Bulgaristan’a gönderilen polis görevlilerinin ise yaklaşık 5 milyar lira harcadığı öğrenildi.

TATİL JESTİ

Emniyet Genel Müdürlüğü. Alaattin Çakıcı’nın yakalanmasında emeği geçen Fransız ve Atman polis görevlilerini bir haftalık tatil İçin Türkiye’ye davet etti. Davet edilen 30 kişilik heyetin tüm masraflarını Emniyet karşılayacak. Çakıcı operasyonu sırasında Türk polisine yardımcı olan Fransız ve Alman polisler eşleriyle birlikte Akdeniz kıyılarında mavi tura çıkartılacak.

24 Eylülde önemli şeyler açıklayacağım

NİCE Cezaevinde yatan Alaattin Çakıcı, kendisiyle görüşen bir kişiye, 24 Eylül’de yapılacak ilk duruşmada çok önemli açıklamalar yapacağım söyledi. Çakıcı, siyasi ilişkileri dâhil olmak üzere önemli bazı olayları açıklayacağım belirtti. Görüşmesinde ucu Ankara’ya uzanan mesajlar veren Çakıcı, “Yakın dönemde kendisine destek veren bazı siyasilerin, daha sonra yüzüstü bıraktığını” anlattı. Çakıcı’nın Ankara’ya uzanan bu mesajları, siyasi çevrelerde bomba gibi patladı. Kulisler. Çakıcı’ya destek veren siyasilerin kimler olabileceği sorusuyla çalkalanıyor.

Ural, esrarengiz enişteyi suçluyor

ÇAKICI operasyonunda dikkatleri üzerinde toplayan kişilerden biri Aslı Ural’ı cezaevinden almaya gelen İtalyan Mario Morteshi oldu. Aslı Ural’ın İtalya’nın Milano kentinde yaşayan teyzesi Ayşe Yaka ile evli olan Morteshi, Aslı’nın gözaltına alındığı duyulduğu anda, Milano’dan yola çıkarak. Nice’e geldi. İtalyan plakalı Mercedes otomobiliyle cezaevinin önüne gelen ve Aslı çıkar çıkmaz, arabasına bindiren Morteshi fotoğraf çekmek isteyen gazetecilere de saldırdı ve küfür etti. Morteshi, arabasına biner binmez gaza basarak Aslı’yı gazetecilerden uzaklaştırdı. Aslı Ural’ını babası Türk Pop Müziği’nin ünlü sesi Selçuk Ural, kızıyla ilgili son olayda İtalyan enişte’ Mario’yu sert bir dille suçladı. Eski baldızı Ayşe Yaka’yı da sevmediğini söyleyen Ural, Mario Morteshi ile ilgili olarak Hürriyet’e şunları söyledi: “Bu adam çok baş belası, karışık birisidir. Yıllardır Ayşe’ye musallat olmuş durumda bir asalak. Ayşe’nin Milano’daki mağazasının batmasına, kızın iflasına hep bu adam neden oldu. Malları götürdü sattı paralarını getirmedi. Belki 20 yıldır Ayşe’nin yakasını bırakmıyor. Ayrıca, bilmediğim birçok olaya karıştı, hapisler de yattı. Daha nesini anlatayım size? Neden hapis yattığını kimse bilmiyor. Ayşe’yle anlaşamadıkları, kan kusturduğu için boşandılar, ama bakın yine onun yanından ayrılmıyor. Bu adamdan hep nefret ettim, ediyorum. Halen ne İş yaptığım, nereden para kazandığını da bilmiyorum. Karanlık bir adamdır. Kızımın başının bu belaya girmesinde onun payı olduğuna inanıyorum.”
Bu arada önceki gün serbest bırakılan Aslı Fatoş Ural, annesine kavuştu. Canan Yaka önceki gece yerel saatle 21.35’de Özel bir uçakla Nice yakınlarındaki bir havaalanına geldi. Daha sonra kızıyla buluştu. Canan Yaka. Türkiye’den ayrılmadan önce arkadaşımız Muammer Elveren ile telefon görüşmesinde, kızının şu aşama da Türkiye’ye gelmesinin morali açısından uygun olmayacağını belirterek, “Kızım Türkiye’ye dönerse bütün basın saldırır. Zaten morali bozuk ve çok
üzüntülü o nedenle bir süre başka yerde dinlenmesini uygun görüyorum” dedi.

Alman eş: iltica edecekti

MURADİ Güler’in Alman eşi Petra Schicmenz-Güler, “Çakıcı yakalanmasaydı Fransa’ya iltica edecekti” dedi. Çakıcı’nın en yakın adamlarından biri olarak bilinen ve halen Nice kent hapishanesinde ünlü babayla birlikte tutuklu bulunan Muradi Güler’in 36 yaşındaki Alman asıllı eşi Petra Schiemenz-Güler, Hürriyet’in Köln bürosunu telefonla arayarak ilginç bilgiler verdi. Şimdilik ortaya çıkmak niyetinle olmadığını ancak kocasını kurumak için gerçekleri anlatmak zorunda kaldığını belirten Petra, Çakıcı’nın bir süreden beri Fransa’ya iltica etmeyi planladığını ve bu nedenle Fransa’ya gittiğini söyledi. Petra, Çakıcı’nın iltica işlemleri için bir avukatla görüştüğünü de iddialarına ekledi. Çakıcı ile Fransa’da karşılaştığını ve kendisini uzun zamanlan beri görmemesine rağmen çok sıcak davrandığını, hatta oğlunun nasıl olduğunu sorduğunu aktaran Petra, kocası Muradı Güler’in ise Nice’tekikarşılaşmadan önce 5 yıl kadar Çakıcı ile yüz yüze gelmediğini sadece telefonla irtibatta kaldığını belirtti.

. . .

Ayşe Yaka ile evli olan İtalyan Mario Morteshi, Aslı Ural’ın gözaltına alındığı haberini duyar duymaz Mercedes otomobiliyle Nice’e geldi. Aslı’yı cezaisinden çıkar çıkmaz arabasına bindiren Morteshi, fotoğraf çekmek isteyen gazetecilere de saldırdı ve küfür etti. Morteshi, arabasına biner binmez gaza basarak Aslı’yı gazetecilerden uzaklaştırdı.

22 Ağustos 1998 Cumartesi-

Hürriyet Birinci Sayfa-Manşet

Çakıcı’nın ipini çeken tehdit

Çakıcı’nın, kızına vize verilmemesi yüzünden İstanbul’daki

ABD Başkonsolosluğu yetkililerini tehdit ettiği de ortaya çıktı.

 Başvuruya ret

Polis çevrelerinden edinilen bilgiye göre; bir süre önce Alaattin Çakıcı’nın kızı vize için ABD İstanbul Başkonsolosluğuna başvurdu. Ancak Çakıcı’nın kızının vize başvurusu reddedildi. Bunun üzerine Çakıcı devreye girdi.

Çakıcı çok kızdı

Çakıcı, kızına vize verilmediği takdirde kendileri açısından iyi olmayacağını söyleyerek ABD Konsolosluk yetkililerini tehdit etti. Polis Çakıcı’nın yakalanmasıyla Başkonsolos Carolyn Huggins’in rahatladığım belirtti.

Hemen düğmeye basıldı

İddialara göre bu tehdit, 10 yılı aşkın süredir firari olan Çakıcı’nın yakalanması için önemli bir etken oldu. Nicele yapılan Türk-Fransız-Alman ortak operasyonu, bu tehdidin de etkisiyle hızlanarak sonuca ulaştırıldı. • 32

Lüks tekne alacaktı

AlattinÇakıcı’nın yakalanmasına büyük ilgi gösteren Fransız basını ünlü mafya babasının yakalanmadan önce beraberindekilerle birlikte, son derece lüks bir tekne siparişi vermek için Nice’e geldiğini öne sürdü. • 32. Sayfa

Operasyonun perde arkası

Çakıcı’nın Fransa’da yakalanmasının gerisinde. 8 aydır süren organize bir çaba yatıyor. Çabanın başlangıç tarihi de Başbakan Yılmazın “Aralık ayı sonunda Emniyet Genel Müdürlüğünde aldığı brifinge kadar uzanıyor. Yılmaz. Emniyet Teşkilatına su iki talimatı veriyor: 1- Türkiye uyuşturucu trafiğinin dışına çıkartılacak 2- Mafya gruplarının bütün bağlantılan çökertilecek • 31

22 Ağustos 1998 devam sayfası

Bitiren tehdit

Çakıcı, kızına vize vermeyen ABD Konsolosluğu’nu da tehdit etti, iddialara göre bu tehdit. Çakıcı’nın sonunu getirdi. Babalara yönelik başlatılan operasyona, ABD’nin özellikle Çakıcı konusunda istihbarat desteği eklenince, sonuç kısa zamanda alındı. ABD’nin İstanbul Başkonsolosu Huggins, Çakıcı’nın yakalanmasından sonra bir yakınına ‘Çok rahatladık’ dedi.

 Fransa’nın Nice kentinde geçtiğimiz pazartesi günü yakalanan Alaattin Çakıcı’nın, bir süre önce kızına vize verilmemesi yüzünden İstanbul’daki ABD Başkonsolosluğu yetkililerini tehdit ettiği de ortaya çıktı. Çakıcı’nın Betül ve Aytül isimli İki kızından birinin geçtiğimiz günlerde vize almak için İstanbul’daki Amerikan Konsolosluğu’na başvurduğu ancak, konsolosluğun vize vermediği belirtildi.

Bunun üzerine Çakıcı, konsolosluk yetkililerine telefon ederek “Nasıl size vermezsiniz’ diye tehdit etti. Çakıcı, bu konuşma sırasında konsolosluk yetkililerine, kendilerine zarar vereceğine ilişkin tehditler de savurdu. ABD’nin İstanbul Başkonsolosu Carolyn Hugins’in Çakıcı yakalandıktan sonra yakınlarına “Çok rahatladık ”dediği öğrenildi. İddialara göre bu tehdit 10 yılı aşkın süredir firari olan Çakıcı’nın yakalanması için önemli bir etken oldu. Nice’te yapılan Türk-Fransız-Alman ortak operasyonu bu

Tehdidin de etkisiyle hızlanarak sonuca ulaştırıldı.

Yat almaya gelmiş

Alaattin Çakıcı’nın, Nice kentine lüks bir tekne siparişi vermek İçin geldiği belirtiliyor. Çakıcı ve beraberindekiler yakalanmasaydı, ünlü baba yaz aylarını yatta geçirecek, konuklarına orada partiler verecekti. Bu arada Fransız basını, Alaattin Çakıcı’nın tutuklanmasından sonra, birçok kişinin Nice kentinde kamp kurduğunu yazıyor, Gazeteler, gelen avukatların, Çakıcı’nın Türkiye’ye iadesini engellemeye çalıştıklarım da belirtiyor. Türkiye’den gelen ve Çakıcı’nın savunmasını üstlenecek olan Avukat Can Doğancan, beraberinde getirdiği iki videokaseti Fransız makamlarına ulaş­tırmaya çalışıyor. Doğancan, Çakıcı’nın Türkiye’de idamla yargılandığını bu kasetler aracılığıyla kanıtlamayı ve böylece müvekkilinin iadesini engellemeyi hedefliyor.

AVRUPA POLİSİNİN SORGU KUYRUĞU

Bu arada Avrupa polisi, Fransa’nın Nice kentinin merkez cezaevinde tutuklu bulunan yeraltı dünyasının ünlü ismi Alaattin Çakıcı’yı sorgulamak İçin sıraya girdi. Avrupa güvenlik birimleri, Çakıcı ile yakından ilgileniyor ve çeşitli ülkelerde işbirliği İçinde bulunduğu kişilerin İzini sürüyor. Dün Belçika güvenlik yetkilileri Fransa Adalet Bakanlığı nezdinde girişimde bulunarak Alaattin Çakıcı’yı sorgulamak istediklerini belirttiler. Konuya geniş yer veren Fransız basını da Çakıcı’nın işinin çok zor olduğuna dikkat çekiyor. Belçika polisi yaptığı başvuruda Alaattin Çakıcı’nın, önceki yıllarda kendi topraklarına kaçak girdiğini ve bazı suçlar işlediğini ileri sürerek Çakıcı’yı önümüzdeki günlerde sorgulamak istediğini açıkladı. Çakıcı’nın kaçak girdiği diğer Avrupa ülkelerinden sırasıyla İtalya, İspanya, Hollanda ve Almanya’nın da aynı şekilde Fransa Adalet Bakanlığı nezdinde sorgulamak için hazırlık yaptıkları öğrenildi. Bu makamlar, yıllardır çeşitli Avrupa ülkelerinde cirit atan Çakıcı’yı konuşturmaya ve elde ettikleri bilgilerden yola çıkarak kendi ülkelerindeki yeraltı bağlantılarına ulaşmak istiyorlar.

Amerikan filmi değil

NİCE kentine karargâh kuran Alaattin Çakıcı’nın avukatları ve kardeşi Gencay Çakıcı’nın

“kefalet hayali” sona erdi. Tüm gayretlerini büyük paralar ödemeyi göze alarak, Çakıcı’nın kefaletle

serbest kalması için yoğunlaştıran avukatlar ve Gencay’a Fransız makamları ders verdi. “Kefalet için kaç milyon frank ödememiz gerekiyor” diye soran Çakıcı’nın avukatlarına Fransız makamları “Amerikan filmi çevirmiyoruz. Fransa’da geçici tutukluluk süresi içinde kefaletle serbest kalma diye bir şey yok” yanıtıyla karşılaştılar.

Çakıcı avcısı 2 polis belgelerle döndü

ALAATTİN Çakıcı’nın yakalanmasını sağlayan Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı’nın 2 görevlisi, Ankara’ya döndü. Görevliler, Çakıcı’nın kullandığı kırmızı pasaportun fotokopisi ile bazı kuruluşlara yaptığı yardımların makbuzlarını getirdiler.

Fransız polisinden alınan makbuzlardan 2’sinin kiliselere 1’inin Rahibe Teresa Vakfı’na, diğerinin de UNlCEF’e yapılan yardımlara ait olduğu öğrenildi. Bu makbuzların değerinin 20 bin dolar olduğu, ancak Fransız polisinin elinde daha çok miktarda makbuz bulunduğu bildirildi, üst düzey bir emniyet yetkilisi “kanaatimizce, sahte isimlerle yapılan bu yardımların nedeni, bir kaçağın o ülkede şirin görünmesinden başka bir şey değil” dedi.

PASAPORT İSTENECEK

Ankara’ya dönen görevliler, Fransızların pasaport, kredi kartları ve diğer eşyaları, mahkeme sonunda vermeyi taahhüt ettiklerini söylediler. Emniyet Genel Müdürlüğü yetkilileri, Fransızlardan pasaportu polis laboratuvarında kısa süreli incelemek İçin emaneten bir yazıyla isteyeceklerini bildirdiler. Ayrıca kredi kartlarının da sadece numaralarının aynı yazıyla sorulacağını belirten yetkililer “Fransız polisi, ‘Bunlar suç unsuru, onun için duruşma sonunu beklememiz lazım’ diyor. Kredi kartlarının numaralarını öğrenirsek, bu bizim için şimdilik yeterli olur” diye konuştular.       

Yılmaz, ‘sonuna kadar gidin’ dedi

EMNİYET Genel Müdürü Necati Bilican, Alaattin Çakıcı soruşturmasıyla ilgili olarak Başbakan Mesut
Yılmaz’dan, “Sonuna kadar gidin” talimatı aldıklarını açıkladı. Bilican, “Başbakanımız bize, sınırsız hareket etme imkanı verdi” dedi. Bilican, dün gazetecileri makamında kabul ederek sorulan yanıtladı Bilican, “Çakıcı’nın yakalanmasıyla devlet içinde gizli kalan birtakım kirli işlerin ortaya dökülmesi sağlanacak mı” sorusunu şöyle yanıtladı’ “Tabii bizim burada büyük sorumluluğumuz var. Bunu sadece Emniyet yapmayacak. Emniyet ile birlikte diğer kurumlar da yapacak. MİT, basın da yapacak. Sayın Başbakan’ın başından beri büyük desteği var. Şu ana kadar da ‘Şuraya kadar gidin, şunu yapmayın’ demedi. ‘Ne gerekiyorsa onu yapın’ dedi. ‘Yardıma ihtiyacımız var dediğimiz zaman da, hemen yardıma koştu. Ondan büyük güç alıyoruz.”

Bilican, “Çakıcı’nın üzerinde bulunan kırmızı pasaport ve kredi kartlarıyla ilgili soruya da şu yanıtı verdi; “Kredi kartlarının numaraları ya da fotokopileri gelmedi. Birtakım yerlere yatırılan bağışlarla ilgili makbuzlar geldi. Çakıcı, sempati toplamak amacıyla, sosyal içerikli yabancı kuruluşlara, yardım kuruluşlarına yardım yapmış. Kaset ve adres defterleri ise gelmedi. Bilican Çakıcı’nın üzerinde ele geçirilen pasaportun orijinali ellerinde olmadığı için gerçek mi? Yoksa sahte mi olduğunun tespit edilemediğini belirtti. “Pasaporta vurulan mühür de sahte olabilir, çünkü Çakıcı’nın üzerinden sahte mühürler çıktı. Pasaportun gerçek mi, sahte mi olduğu ancak orijinali elimize geçtiği zaman ortaya çıkacak. Pasaportun orijinalini istedik ama mahkeme zapt ettiği için verilmedi, sadece fotokopisi verildi, fotokopiyle de tespit yapılamıyor” dedi,

Çakıcı’nın adamı Muradi Gülerin CHP eski milletvekillerinden Abdurrahman Köksaloğlu’nun cinayetine karıştığı yönündeki iddialarla ilgili olarak Bilican, “Bu bir iddiadır, biz basında çıkan haberlerin hiçbirini ayırmadan alıp değerlendiririz” dedi.

 

Akşener: Çakıcı’nın yerini ben buldum

DYP Genel Başkan Yardımcısı ve İçişleri eski Bakanı Meral Akşener, Alaattin Çakıcı hazır yakalanmışken, mutlaka iadesinin sağlanması gerektiğini belirtti.  “Çakıcı’nın beraberinde
bulunan bantlar mutlaka deşifre edilsin. Çakıcı’nın telefon defteri ve bilgi bankası da deşifre edilip,
açıktansın” dedi.

İçişleri Bakanlığı döneminde Alaattin Çakıcı’nın yeri ye adresinin tespit edildiğini ve ABD’ye uzman bir operasyon timi gönderildiğini belirten Akşener, O sırada 55.ci Hükümetin göreve geldiğini ve bu ekibin geri çekildiğini ileri sürdü. “Burada kasıt yoksa ne var, Çakıcı korunmuyorsa ne var?

Çakıcı’nın MİT elemanı olup olmadığına ilişkin bir soruya. “Vardır ya da yoktur şeklinde yanıt vermek istemiyorum” diyen Akşener, “Ancak ABD’deki operasyon için MİT’ten bir grupla çalışıldı. Bu sorunun muhatabı Yılmaz’dır” diye ekledi. Meral Akşener, Mesut Yılmaz’ın, Çakıcı’yı kuruduğu öne sürülen görevliler için gereğini yapmasını istedi. “Çakıcı’nın iki bakanla, senli-benli konuştuğu söyleniyor. Yılmaz ya bu bakanların açıklamalı ya da aksini ispat etmelidir” dedi.

 

Edes, cezanın 51 milyarını ödedi

ABD’den iadesi istenen Civangate skandalının Başkahramanlarından işadamı Selim Edes hakkında para cezasını ödemediği için verilen 3 yıllık mahkûmiyet kararı sonuç verdi. İade ve hapis korkusuna kapılan Edes, daha önce bir kısmını ödediği 111 milyar 111 milyon liralık para cezasının 51 milyar liralık bölümünü avukatı kanalıyla İstanbul Defterdarlığı’na yatırdı. Edes geriye kalan 41 Milyar liralık bölümünü de 2 Eylül 1998 tarihine kadar ödemeyi taahhüt elti. Edes bu parayı da öderse 3 yıl hapis yatmaktan kurtulacak.
ABD’de yakalanıp iadesi istenilen Engin Civan da para cezasını ödeyerek hapis ve iade ’den kurtulmuştu. Cezasının 17,5 milyar liralık bölümünü 2,5 milyar liralık taksitler halinde ödeyen Selim Edes önce İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına İnterbank hesabından 51 milyar 792 milyon liralık çeki vermek istedi.  Savcılığın bunu kabul etmemesi üzerine söz konusu parayı, Edes’in avukatı Muhittin Yüzüak nakit olarak İstanbul Defterdarlığına yatırdı. Dekontunu Savcılığa ibraz etti.  Edes geriye kalan 41 milyar 819 milyon 111 bin liralık para cezasını da cezasını da 2 Eylül I998’e kadar ödeme taahhüdünde bulundu. Edes kalan bölümü de öderse3 yıl hapisten kurtularak. Edes İstanbul 2’inci Ağır Ceza Mahkemesince verilen 111 milyar 111 milyon 111 bin liralık para cezasının 17.5 milyar liralık bölümünü çeşitli          tarihlerde yatırmıştı.

 

Çakıcı’nın kırmızı pasaportu nereden?

FRANSA’da ele geçirilen ünlü mafya babalarından Alaattin Çakıcı’nın üzerinde çıkan Nedim N. Acar adına düzenlenmiş sahte kırmızı pasaport birçok soruyu da günde getirdi. Devletin daha çok üst düzey bürokrat, diplomat ve milletvekillerine verdiği kırmızı pasaportu elde etmek için şu aşamalardan geçmek gerekiyor:

  • Bütün pasaportlar, özel bir kâğıdı olduğu için, para gibi sadece Darphane matbaasında basılıyor. Normal pasaportların üzerinde Türkiye’nin uluslararası kodunu belirleyen TR harfleri ile başlayan kırmızı renkli seri numarası bulunuyor. Ancak kırmızı pasaportun üzerinde serisini belirten kırmızı renklerle yazılmış herhangi bir rakam yer almıyor. Sadece numarasının belirleneceği bir bölüm bulunuyor. Pasaportlar hastadan sonra da kontrolden geçirilerek. Hazine Müsteşarlığı’na teslim ediliyor.
  • Hazine Müsteşarlığı, sayısı tespit edilmiş kırmızı pasaporttan Dışişleri Bakanlığı’na gönderiyor.
  • Kırmızı pasaport sadece Dışişleri Bakanlığı merkez teşkilatı veya büyükelçilikler tarafından verilebiliyor. Başka bir kuruluş boş kırmızı pasaport defteri alıp da bunu doldurma hakkına sahip bulunmuyor. Kırmızı pasaportun mühür w yazı makinesi de, sadece Dışişleri Bakanlığı’nın etinde bulunuyor. Kırmızı pasaport imza karşılığı veriliyor, süresi bittiğinde de geri almıyor. Bu nedenle hiç kimsenin elinde kalmıyor.
  • Başka bir kutumda çalışan bir kişiyi kırmızı pasaport verilme işlemi ise şöyle gerçekleşiyor:

İlgili kurum kırmızı pasaport talep ettiği kişi ile ilgili nüfus bilgileri ve fotoğraflarını ekte sunarak, bir dilekçeyle takibini Başbakanlığa iletiyor. Başbakanlık da, talep yazısını, ekteki belgeler ile birlikte Dışişleri’ne gönderiyor. Talep yazısında kırmızı pasaportun geçerli olacağı süresinin de belirtilmesi gerekiyor. Dışişleri Bakanlığı’ndan bugüne kadar en uzun süreli olarak 4 yıllık pasaport verilmiş durumda Ancak normalde iki yıl süreli veriliyor. Kırımızı pasaport Dışişleri Bakanlığı protokol Dairesi Diplomatik İşler Daire Başkanlığında doldurulduktan sonra sayı numarası verilerek talep yazısının geldiği yoldan ilgili kişiye ulaşması sağlanıyor.

MİT de dâhil Dışişleri Bakanlığı’nın dışında devletin hiçbir kurumu veya kuruluşu kırmızı pasaport veremiyor. Örneğin, MİT de kırmızı pasaport talebi olduğu anda, istediği kişinin nüfus bilgilerini ve fotoğrafını hazırlayıp Başbakanlığa bir dilekçe ile başvuruyor. Başbakanlık aracılığıyla, talep Dışişleri Bakanlığı’na ulaştırılıyor. Dışişleri’nde talep edilen kişinin adına hazırlanan kırmızı pasaport aynı yoldan MİT’e ulaşıyor.

YANIT ARAYAN SORULAR •

  • Sayı tutuyor mu?

Dışişleri Bakanlığı, elindeki kırmızı pasaport defterleri bittiğinde, her defasında Hazine aracılığıyla Darphane’den talepte bulunuyor. Darphane de talep edilen kadar defleri basıp Dışişleri’ne gönderiyor. Bu durumda Darphane’de basılan kırmızı pasaport Dışişleri Bakanlığı’nın elinde bulunan defter sayısı tutuyor mu? Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Büyükelçi Necati Utkan, araştırmalar sonucunda Hazine aracılığıyla Darphane’den teslim edilenle ellerindeki kırmızı pasaport defter sayısının eşit okluğunu belirtti. Dışişleri teslim aldığıyla, elindeki sayının eşit olduğunu söylediğine göre, Emniyet Genel Müdürü Necati Bilican’ın gerçek olduğunu belirttiği defter Alaattin Çakıcı’nın eline nereden ulaştı? Darphane’de yapılan baskı sayısı ile Dışişleri’ne gönderilmek üzere Hazine’ye teslim edilen defter sayısı tutuyor mu?

  • Numara ve tarih tutuyor mu?

Alaattin Çakıcı’nın üzerinde Nedim N. Acar sahte ismiyle düzenlenen pasaportun 1896/97 sayılı numarası ile veriliş tarihi Dışişleri kayıtlarında da yer alıyor. Ancak bu sayının karşısında kırmızı pasaportun verildiği kişi olarak Dışişleri Bakanlığı’nda görevli bir Genel Müdürün adı yer alıyor.

Dışişleri kayıtlarında 24 Ekim 1997 tarihine bakıldığında 1896/97 sayısının aynı tarihte verildiği belirleniyor.

Bu durumda sahte pasaportu hazırlayanlar, tarih ve sayıyı nasıl tutturdular?

Dışişleri Bakanlığı’nda görevli Genel Müdür pasaportunu yurtiçi veya yurtdışı gezisinde herhangi bir otele veya yere kimlik olarak bıraktı mı? Sayı ve tarih biradan alımlı mı? Çakıcı’nın üzerinde sahte isme göre düzenlenmiş başka görev pasaportu var mı?

 

Muammer ELVEREN

Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir