AZERBAYCAN’DA BAĞIMSIZLIK YILLARI

KAYNAYAN KAFKASYA

29 Eylül 1991 Pazar

NAHCİVAN’DAN YÜKSELEN SES

BİZE YARDIM EDİN…

Türkiye ile sınırı  olan bu Kafkasya Cumhuriyeti’nde gazetecilik yaşamımın unutulmaz anıları var. . Oraya ilk önce 1990 yılının Ocak ayında Bakü katliamından sonra Genel Yayın Yönetmenimiz Ertuğul Özkök’le birlikte gitmiş ve devlet töreniyle karşılanmıştık. Bolşevik devriminden sonra Nahcivan topraklarına ayak basan ilk Türk gazetecileriydik. Aradan tam 19 ay seçti Nahcivan’dan gene olaylı haberler gelmeye başladı. Nahcivan Parlamentosu Bakü hükümetinin atadığı cumhurbaşkanını alaşağı etmiş ve yerine Brejnev döneminde Sovyetler Birliği Polit Büro Üyeliği ve Başbakan Yardımcılığı görevine kadar yükselebilen tek Azeri Türk’ü olan Haydar Aliyev’i seçmişti.

Haydar Aliyev Nahcivan’laydı. Halk onu çok tutuyordu. Komünist Partisinden istifa etmiş Moskova’daki evinden Halk Cephesi’nin hareketini desteklemeye başlamıştı. KGB bu nedenle onu arıyor, o da o zamanlar her gün ev değiştiriyordu. Sonra Azerbaycan’a döndü, seçimlere katıldı ve milletvekili oldu. Nahcivan’da olan bitenleri yerinde incelemek için yeniden Bakü’ye geçtim ve tüm şartları zorlayarak yeniden Nahcivan’a girdim. Bakü de Nahcivan arasındaki trenler Ermenistan’dan geçtiği için ya el konuyor, ya da makinistler rehin alınıyordu. Bu nedenle tren seterleri iptal edilmişti. Nahcivan’a tek gidiş yolu Aeroflot un 28 kişilik “Yak 40” uçaklarına kalmıştı. Bakü Havaalanı’nda iki bine yakın Nahcivan’ı evine ulaşabilmek İçin sıra bekliyordu. Bakü Hükümeti de Nahcivan’a ambargo uyguluyordu. Nahcivan halkı Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılmayıp boykot etmişti. Sorun buradan kaynaklanıyordu. Nahcivan’a erzak. Yakıt ve inşaat malzemesi sevkiyatı durmuştu.

BÜTÜN RADYOLAR TÜRKİYE’YE AYARLI

Nahcivanların en önemli bir arzusu da Türk televizyonunu izlemek. Nahcivan’da zaten bütün radyolar Türkiye’ye ayarlı. Yolda, dükkânlarda, araçlarda devamlı Türk radyosu dinleniyor. Türk televizyonunu izlemek için ise ilginç bir yöntem uyguluyorlar. Türkiye hududundaki Sederek Dağına çıkıp TRT’nin yayınlarını videoya kaydediyorlar. Sonra bunu çoğaltıp kahvelerde ve evlerinde izliyorlar.

EN YETKİLİ AĞIZDAN DURUM

İşte böyle bir ortamda Nahcivan’a gittim. Aynı heyecan ve tanıdık yüzlerle karşılaştım. Tüm kapılar açıldı ve kendimi yeni Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in yanında buldum. Hararetle sarıldı öptü ve konuşmaya başladık. Durumu bana şöyle anlattı “Nahcivan halkı çok demokratik bir halktır. Azerbaycan’ın Sovyetler Birliği içinde kalması konusundaki referandumda Nahcivan’ılar yüzde 20 ‘Evet’ dedi. Bunlarda burada görevli askerler ve Komünistlerdi. Bunun için Nahcivan halkı Muttalibov’un (şimdiki Azerbaycan Cumhurbaşkanı) gazabına geldi.  Bana göre çatlayan birlik bir daha düzelmez. Önce bağımsız Cumhuriyetler oluşsun, devlet olsun sonra da isteyen birbiriyle ilişkiye girsin. Moskova’da 19 Ağustosta yapılan darbe sırasında Muttalibov İran’daydı. Gazetecilerin ‘Darbeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?’ sorusuna. Ben bunu çoktan bekliyordum. Bu çoktan olmalıydı’ yanıtını vermiş. Daha sonra Bakü’ye döndüğünde ayın 21’inde televizyona beyanat vererek idareye el koyan cuntanın faaliyetlerini beğendiğini söyledi ve dedi ki ‘Biz bundan büyük ümitler gözlüyoruz.’ Bu sözleri kulaklarımla işittim. Ben de ‘Meclis’te böyle bir beyanat veren kişi için başkanlık seçimlerine girilmez’ dedim. Meclis Başkanı Omira Kafarova Türkçe bilmez. 26 Ağustos günü Nahcivan’a ana toprağıma geldim. Meclisin seçmediği ve Bakü’nün tayiniyle gelen Cumhurbaşkanı Ekber Aİivev’i halkın seçtiği milletvekilleri işten el çektirmişlerdi.  Ayrıca komünist Partinin faaliyetine son vermişlerdi”

Haydar Aliyev daha sonra Meclisin toplandığını ve kendisi aday olmadığı halde Cumhurbaşkanı seçtiklerini onun da ısrarlardan sonra bu görevi kabul ettiğini bildirdi. Aliyev’in ilk işi Azerbaycan Halk Cephesi’nin ileri gelenlerinden biri olan Becan İbrahimoğlu’nu Başbakanlığa atamak oldu. Bu durum Muttalibov’un tehditlerine yol açtı. Nahcivan aleyhine yayınlara Moskova Radyosu da katıldı. Haydar Aliyev üç taralından Nahcivan’ı kuşatan Ermenistan’la ilişkiler konusunda da bilgi verdi.  Cumhurbaşkanı seçildiğinde kendini ilk önce Ermenistan Cumhurbaşkanı Lev Petrosyanın kutladığını söyledi. Ama iki Nahçivan’lı çobanın bazı Ermeni çetecilerce öldürülmesi ve hayvanlarının alıp götürülmesi ilişkileri bozmuş. Sınırdaki Ordubat bölgesinde halk ayaklanıp İran’dan Ermenistan’a giden trene el koymuşlar. Aliyev Petrosvan’la telefonda konuşarak sorunu çözümlemeye çalışmış. Halen pazarlık sürüyor. Aliyev katillerin kendilerine verilmesini istiyor.

Nahcivan Başbakan Becan İbrahimoğlu ile Bağımsızlık mücadelesi sırasında Bakü Halk Cephesi karargahında tanışmış dost olmuştuk. Beni görünce birbirimize hasretle sarıldık.

HASRET KÖPRÜSÜ

Gece benim gelişim nedeniyle Nahcivan Halk Cephesi karargâhında bir sohbet toplantısı düzenlenmişti. Karargâhta oturmak bir yana, ayakta duracak tek yer yoktu. Sohbetimiz sabaha karşı ikiye kadar sürdü. Nahçivan’lılar en çok Türkiye’de ve dünyada olup bitenleri benden dinlemek istiyorlar, hem soruyorlar hem de dertlerini anlatıyorlardı. Toplantıyı Nahcivan Halk Cephesi lideri Arif Rahimov düzenlemişti Nahçivan’lılar Türk TV’sini rahatça izlemek istiyorlardı. Şimdilik yüksek dağ tepelerinde TV yayınını videoya alıp aşağıda çoğaltarak izliyorlar. Ama en büyük istekleri Türkiye ile aralarındaki Sederek Köprüsü’nün açılmasıydı. Sederek Köprüsü Türkiye’nin Iğdır’dan sonraki sınır kasabası Aralık’ta başlıyor ve Nahcivan’ın Sederek Kentine uzanıyor. Sabah erkenden hazırlandım ve Sederek’e yola çıktım. Köprünün yapıldığı yol sapağına geldiğimde ağaçlar altında 20 kadar kişinin birbirine birleştirilmiş masalar etrafında oturduğunu gördüm. En uçtaki Halk Cephesi’nden seçilen Başbakan Becan İbrahimoğlu idi. Becan Bey’le Bakü katliamından sonra tanışmıştım. Becan Bey beni görünce konuşmasını kesti. Ayağa kalkıp bana sarıldı. Toplantıları Sederek Köprüsü’nün bir an önce bitirilmesi üzerineydi ve sınırdan sorumlu Rus Komutan da oradaydı. Kalktık, beni kendi arabasına aldı ve Köprüye gittik. Yolun yarısı asfaltlanmış, yarısı topraktı. Aras Nehri’nin kıyısına geldik. 20 metre karşısı Türkiye idi.  O anki heyecanımı anlatamam Karşıda iki üç kişi vardı. Bağırarak konuştuk. Türk kıyısında olanlar arasında Karayolları Köprüler Dairesi Baş Mühendisi Tevfik Kara vardı. Türk tarafı köprüyü kaba inşaat olarak tamamlamıştı. Nahcivan tarafından yapılacak ve Türk işçilerinin araçlarıyla karşıya geçebileceği geçici köprü ise yapılmamıştı. Başmühendis karşı taraftan bana Başbakan Becan Bey’e ve sınır komutanı Vîktor Kostantinoviç ile yanımızdaki heyete Türk tarafını Nahcivan’lıların yapması gereken bölümü de üstlendiğini ve yaklaşık 70 kadar işçi ve araçlarıyla karşı tarafa geçiş izni istediklerini belirtti. Rus komutan hazırlıkların tamamlandığım ve çalışma alanı olarak bir kilometrelik bir bölgenin etrafının çevrildiğini söyledi. Ama henüz izin çıkmamıştı. Her an bunu bekliyorlardı. Başbakan Becan Bey ‘Hasret Köprüsü’nün açılışını dört gözle bekliyoruz. Ne zaman bitiyor diye sorduğunda Mühendis Tevfîk Kara, “Sizin taraftan iki aylık gecikme var. Protokole göre köprünün yılsonunda trafiğe açılması gerekiyor. Gecikme nedeniyle belki Şubat’ın yarısını bulur” dedi. Başbakan, “Ben bir hafta önce göreve başladım ve bütün Nahcivan’ı seferber edeceğim. Bu köprü yılsonuna kadar yetişmelidir” dedi. Mühendis Tevfik Bey, “Çok iyi olur, kış yaklaşıyor. Aras’ın suyu yükselebilir. Çalışmamız zorlaşır” deyince Başbakan Becan Ibrahimoğlu “Su yükselirse Türk de yükselir. 74 yıllık hasret artık bir an önce bitmelidir deyip el sallamalar arasında oradan ayrıldı. Türkiye’ye 20 metre mesafeye kadar yaklaşmıştım. Rus komutana, “Geçebilir miyim?” dedim. “Yok. biraz daha sabretmen lazım” dedi.

ALFABE İSTİYORUZ

Sederek köprüsünden dönüşümüzde Başbakan Becan İbrahimoğlu yine beni makam arabasına aldı. Sohbete başladık. Şunları söyledi

“Biz Latin Alfabesi ne geçme kararını Meclis’te aldık. Türkiye, İran ve Azerbaycan arasında Nahcivan’ı “Serbest sınır ticareti bölgesi ilan ettik. Türkiye bize müşavirlik işinde yardımcı olursa biz bir an önce pazar ekonomisine geçeceğiz. Bize Türkiye’nin akıl vermesini istiyoruz. Okullarda şimdi Latince eğitimine başladık. Ancak alfabe sıkıntımız var. Bize çok miktarda alfabe lazım, işadamlarınız gelsin Türk Devlet Planlama Teşkilatı Nahcivan’dan birkaç kişinin eğitim görmek üzere Türkiye’ye gelmesini temin edebilirse bize hayati bir yardım yapmış olur. Biz de inşaat işi çok. Tarım konularında işbirliği yapabiliriz. Son derece kaliteli maden sularımız var. Türk işadamları buraya gelsin. Her türlü kolaylığı sağlarım. Lütfen bunu Hürriyet Gazetesi aracılığıyla Türk halkına iletin.-“‘

Azerbaycan’da, Dağlık Karabağ’da, Nahcivan’da herkes Türkiye ile yatıp Türkiye ile kalkıyor. Türkiye’den sadece maddi değil manevi yardım da istiyorlar. İran’la değil, Türkiye’yle ilişki kurmak istiyorlar ve özetle, “Biz Türk’üz, bunu bütün dünya bilmelidir” diye konuşuyorlar

Nahcivan’ı Anadolu’ya bağlayacak

Hasret Köprüsü…

SUYUN ÖBÜR TARAFI TÜRKİYE

Sederek Köprüsü nün yarısı tamam. Nahcivan tarafının bitirilmesini de Türkiye üstlendi. İsçilerin huduttan geçmesi için izin bekleniyor. Nahcivan Başbakanı Becan İbrahimoğlu (soldan üçüncü) inşaat yerinde Rus sınır komutanı Kostantinovlç ile birlikte Sovyet tarafında İncelemeler yaptı. Suyun öbür tarafında 20 metre kadar ötede Türk İsçileri el salladılar… Üç yanından Ermenistan’la çevrili Türkiye ile 12 kilometrelik hududu olan Nahcivan’da halkın ve yöneticilerin tek isteği Sederek Köprüsü’nün tamamlanması. Bu köprünün Türkiye’yi Azerbaycan üzerinden tüm Orta Asya cumhuriyetlerine bağlayacağını söylüyorlar…

Foto altları

ALİYEV ÖZAL’DAN UYDU TELEFONU İSTEDİ

Kısa süre önce Nahcivan Cumhurbaşkanlığı’na seçilen Haydar Aliyev ‘Olağanüstü bir durumda dünyayla bağlantımız yok. Telefonla bile ancak Bakü üzerinden konuşabiliyoruz. Cumhurbaşkanı Özal’dan çok önemli bir ricam var. Cumhuriyetimize bir tane uydu telefonu hediye etsin, zor durumda kalırsak sesimizi hem dünyaya, hem de Türkiye ye duyurabilelim” dedi.

YENİ GÜVENLİK KUVVETLERİ

Bağımsızlığını ilan eden Nahcivan Cumhuriyeti kendi güvenlik kuvvetlerini kurmaya başladı. Bunlar ham kentlerde, hem de kırsal alanda güvenliği sağlayacaklar. Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in bu çabası Moskova’da yanlış anlaşıldı ve Moskova Radyosu. “Aliyev 30 bin kişilik ordu hazırlıyor’ diye yayın yaptı.

. . .

“Hasret Köprüsü” 74 yıldır rüyalarını süslüyor Nahcivanların…

Ermenistan Cumhuriyeti’nin üç yandan çemberinde kalan ve İran’la hududu olan, ancak her iki tarafla da ilişki kurmak istemeyen Nahcivan Türkleri, Türkiye ile aralarındaki 13 kilometrelik sınıra umutla bakıyorlar.

TÜRK SINIRINDA

Nahcivan’ın Türkiye ile 12 kilometrelik bir ortak sınırı var. Tüm umutları buraya bağlı. Üç taraftan Ermenistan’la çevrili. Güneyinde ise Iran var. Köprü İnşaatının sürdüğü Nahcivan-Türkiye sınırına Nahcivan Başbakanı Becan Ibrahimoğlu (solda) ile gittik. Orada Rus komutan Victor Kostantinoviç  ile buluştuk.

LATİN HARFLERİNE GEÇTİLER

Nahcivan Meclisi Kiril alfabesini bırakıp Latin Alfabesi ‘ne geçme karan aldı. Bu karar hemen uygulanmaya başlandı. Mağazaların vitrinlerinde bile Latin harfleri kullanılıyor. Bir kasetçi dükkânında ‘Alışganların doldurulması’ yazılı. ‘Alışgan’ sözünü Teyp karşılığı kullanıyorlar.

ATATÜRK CADDESİ

Nahcivan’ın en ünlü caddesi ‘M. Kemal Atatürk’ adını taşıyor. Eskiden konulmuş bu ad. Bu nedenle Kiril Alfabesiyle yazılı. Bu caddenin ucu Türkiye sınırına uzanıyor. Levhaya arkanızı verirseniz Ağrı Dağı yükseliyor karşınızda.

.  .  .

AZERBAYCAN FİTİLİ ATEŞLENMEMİŞ BOMBA

KAYNAYAN KAFKASLAR –30 Eylül Pazartesi

AZERBAYCAN OLAYLARA GEBE…

Her geçen gün bir olay, her geçen gün w bir gösteri ve her geçen gün yükselen tansiyon… Kağıt üzerinde kalan bağımsızlık Azerbaycanlıları 74 yıldır ilk defa bu kadar siyasetle uğraşmaya itiyor. Eski komünistlerin hâlâ işbaşında kalması halkın isyanına neden oluyor. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden w sonra yapılan resmi açıklamalarda Ayaz Muttalibov’un yüzde 98,5 ile kazandığının belirtilmesi halk arasında şok tesiri yarattı. Zira Nahcivan halkı seçimleri boykot etti, katılmadı. Dağlık Karabağ’da yüzde 20’lik bir katılım oldu. Halk Cephesini destekleyen bir milyona yalan insan, sandığa gitmedi. Halk, “Bu sonucu nerden çıkardılar?” diye soruyor.

İşte Azerilerden yükselen ses:

BAKÜ…  Azerbaycan kaynıyor… Azerbaycan olaylara gebe… Azerbaycan fitili ateşlenmek üzere olan bir bomba…Tüm bunların nedeni hükümet ve halk arasındaki kopukluk. Halkın büyük bölümü şimdiki yönetimi desteklemiyor ve “Bunlar eski komünistler. Komünist Partinin kendini lağvetmesiyle bir şey değişmedi. Yine eski yöneticiler. Yine 74 yıldır aynı zihniyetle bizi yöneten kişiler. Yetti artık bunların bize çektirdiği. Artık yeni kişiler, hür kişiler, dünyaya açmak isteyen ve Azerbaycan’ı gerçek bağımsızlığa götürecek kişiler işbaşına gelmeli” diyor.
Bu ve buna benzer sözleri Bakü’de veya Azerbaycan’ın başka bir kentinde sokakta, otelde, kahvede, takside ve misafir gittiğiniz evlerde duyabilirdiniz. Herkes aynı şeyi söylüyor “Yönetim değişmelidir. Çok partili ve herkesin hür olarak oyunu kullanabileceği bir ortam yaratılmalıdır. Cumhurbaşkanı Muttalibov ve hükümet istifa etmelidir. Zira bunlar Moskova’ya göbeklerinden bağlıdır. Bu ülkeyi bağımsızlığa götüremezler ve gerçek bakımsızlığı engelliyorlar”

MUTTALİBOV’UN SEÇİMİ

Evet, böyle bir ortamda Azerbaycan’ın başkenti 8akü’de yakın gelecekte olayların patlak verebileceğini söylemek hiç de kehanet sayılmaz. Eylül ayının 8’inde Azerbaycan’da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde televizyon yayınlan kesilerek ve bazen de filmlerin tam ortasında yazı yazarak Ayaz Muttalibov’un seçimleri yüzde 98,5’la kazandığı Açıklandı. Azerbaycan’a bağlı bölgelerden özerk Cumhuriyet Nahcivan, seçimlere katılmadı, boykot etti. Özerk bölge Dağlık Karabağ’da nüfusun büyük bölümü Ermeni olduğu için sandık başına gitmedi ve Azerilerin sadece yüzde 20‘sine yakını Muttalibov için oy kullandı. Azerbaycan’ın tümünde Halk Cephesi’nin bir milyona yakın taraftarından seçme Hakkı’na sahip olanlar oy pusulalarını “Azatlık Meydanında yapılan mitinglerde Halk Cephesi yetkililerine teslim etti ve bütün bunlara rağmen Muttalibov yüzde 98.5 ile kazandı. Yorumu size bırakıyorum.

Halk Cephesi, devamlı yaptığı mitinglerle hükümete kesin bir dille “uyarlılarda bulunuyor. Halk Cephesinden seçilmiş milletvekilleri hükümetin istifasını istiyor. ‘Halk Cephesi, Azerbaycan ‘Devlet Başkanlığı seçimlerini kanunsuz ve antidemokratik olarak niteliyor ve sonucunu tanımıyor. Halk Cephesi Lideri Ebulfez’le yaptığımız görüşmede bakın neler söylüyor:

ELÇİBEY “BUNLAR GÖBEKLERİNDEN MOSKOVA’YA BAĞLIDIR”

“Sokakta, otelde, kahvede, takside ve her yerde kiminle konuşursanız konuşun herkes aynı şeyi söylüyor, “Yönetim değişmelidir, çok partili ve herkesin hür olarak oyunu atabileceği bir ortam olmalıdır. Cumhurbaşkanı ve hükümet istifa etmelidir. Bunlar Moskova’ya
göbeklerinden bağlıdır, bu ülkenin gerçek bağımsızlığını engelliyorlar”

“Önce yanlış anlamalara neden olan bir durumu açıklamak istiyo­rum. Benim adan Ebulfez Aliyev’di. Bu Rusçadan gelme olduğu için cep­he arkadaşlarım bunun ‘Elçibey’ ola­rak değişmesini kararlaştırdılar. Yani ‘Ebulfez Aliyev ile Elçibey ayrı kişiler değil aynı keşilerdir. Azerbaycan’daki son durumuna gelince; Yıllardan beri halka eziyet etmiş, terör estirmiş komünistler, Moskova’da yapılan üç günlük darbe­den sonra halkı aldatmak ve yerlerini korumak için Moskova ile işbirliği içinde alelacele Azerbaycan’ın bağımsızlığını ilan ettiler. Bu halkı ve dünyayı aldatmak için bir yoldu. Kısa bir süre önce fanatik bir biçimde ko­münist olanlar şimdi bağımsızız di­yorlar. Bunlara halk nasıl inansın? Komünistler özgürlüğün vârisi ola­mazlar. Bu eşyanın tabiatına aşkın­dır. Tanınma meselesine gelince, Azerbaycan’ı ilk tanıyacak ülke Tür­kiye olmalıdır. Başka ülke olursa hal­kımızda bir burukluk olur. Bunu Türk yöneticiler çok iyi bilmelidir. Eğer Türkiye, bu dönemde Azerbaycan’ı tanıyacaksa devlet olarak tanımalı ve baştakilere insan hakları, çok partili sistem ve demokrasi için baskı yapmalıdır. Nasıl dünya Irak halkını tanı­yor ve yardım ediyorsa, buna karşın Saddam Hüseyin’i tanımıyorsa Muttalibov’a da aynı şey yapılabilir.”

Ebulfez Elçibey bir devletin bağımsız olabilmesi için ordusunun, mer­kez bankasının ve döviz rezervinin olması gerektiğine inandığını belirtti. Böyle bir devlet, ürettiği malları ser­bestçe istediği ülkeye satabilmeli ve gerekli olanları da dışardan satın ala­bilmesi gerektiğini belirten Halk Cephesi lideri, bugünkü yöneticileri eleş­tirerek şöyle konuştu “Bunlar bağımsızız diyorlar, ama Moskova’nın da sözünden çıkmıyorlar”

Halk Cephesi Lideri Elçibey, cum­hurbaşkanı ve hükümete bir ültima­tom verdiklerini de belirterek bunu şöyle açıkladı “Cumhurbaşkanı seçimleri kanun­suz ve antidemokratiktir, tanımıyo­ruz. Azerbaycan Komünist Partisinin malları tamamen millîleştirilsin. Arşiv ve banka hesaplan dondurulsun. Azerbaycan Parlamentosu fesh olun sun ve tamamen demokratik, çok partili ve çok adaylı hür seçimler yapılsın. Bu seçimlere Birleşmiş Milletler ‘den ve diğer uluslararası teşkilat­lardan gözlemci gelsin”

Ebulfez Elçibey, şimdiye karlar ko­münizme hizmet etmiş ancak artık o saflarda olmadığını söyleyen herkesin “Bundan sonra halk için çalışacağım” demesi kaydıyla affedile bileceğini ve bu tür kişilere kin beslemediklerini de sözlerine ekleyerek şöyle konuştu

 “Bakın Nahcivan Özerk Cumhuriyeti’nde nerdeyse 60 yıl komüniz­me hizmet etmiş olan Haydar Aliyev doğru olanı görür görmez halkın ya­nında yer aldı ve halk da onu Cumhurbaşkanlığı’yla ödüllendirdi”. 

Azerbaycan Halk Cephesi’nin dünyaya ilk sesini duyuran liderle­rinden biri de İtibar Mehmedov. Kızıl Ordu’nun 1990 Ocak ayında Bakü’de yaptığı katliamdan sonra sıkıyö­netim ve KGB’nin o zamanki aman­sız denetiminden kaçıp elindeki kat­liam belgeleriyle Moskova’ya gelmesi ve bunu dünya kamuoyuna açıkla­ması hâlâ unutulmadı. Ardından KGB tarafından tutuklanmış ve uzun süre kendisinden haber alınamamıştı. Daha sonra Kremlin’de yapılan girişimler Sonucu Bakü’deki bir hapishaneye getirilmiş ve yapılan milletvekilliği se­çimlerinde kazandıktan sonra hapis­ten çıkmıştı. Şimdi Halk Cephesinden ayrılıp “Milli İstiklal Partisi’ni kuran İtibar Mehmedov bize şunları söyledi;

NABIZ YOKLAMA HEYETİ

“Azerbaycan’da alınan bağımsızlık karan tamamen göstermeliktir. Vakit kazanmak ve eski kadroları kurtarmak için düzenlenmiş sözde bir bağımsızlıktır. Ama şunu unutmamak gerekir. Halkın içine bir defa bağımsam ateşi düştü. Bunu çıkarmak mümkün değildir. Bu nedenle de Azerbaycan birçok olaya gebedir. Türkiye Azerbaycan’ı tarayan ilk ülke olarak büyüklüğünü göstermelidir. Bunu yapmak Türkiye’nin Türk dünyasına karşı boynunun borcudur. Azerbaycan halkı rejimin değişmesi için de Türkiye’den çok şeyler bekliyor. Muttalibov ve hükümetine baskı yapmalıdır. Türkiye, dünyadaki Türklerin manevi lideri olduğunu hiçbir zaman unutmamalıdır.”

. . .

TÜRK HEYETİNDEN HALİL AKINCI  EBULFEZ ELÇİBEY’LE BAĞIMSIZLIK KONUSUNDA SAMİMİ BİR SOHBETTE- Özel Foto:Muammer ELVEREN

Türk Hükümeti de bu manevi görevin bilincinde olduğunu kanıtlayarak bir heyet oluşturdu. Azerbaycan’dan başlayıp tüm Orta Asya Müslüman Türk Cumhuriyetlerini içeren bir “Nabız yoklama” turunu başlattı. Heyetle Pekin eski büyükelçisi Bilal Şimşir, Dışişleri Bakanlığı Ortadoğu ve Asya Dairesi Sorumlusu Kurtuluş Taşkent ile Moskova Büyükelçilik Müsteşarı Halil Akıncı var. Heyet temaslarını önceki gün bitirdi. Nabız yoklama heyeti Azerbaycan’da

olduğu gibi tüm Orta Asya’daki Türk Cumhuriyetleri’nde Önce yönetimle sonrada Halk Cepheleri ve halkla görüştüler. Bakü’de Devlet Başkanı Muttalibov’la, Başbakan Hasanov’la göruşen heyet Kafkasya ötesi Müslümanları dini liderliğini ziyaret etti. Daha sonra da Azerbaycan Halk Cephesi Lideri Ebulfez Elçibey’le oldukça uzun süren bir görüşme yaptılar. Bu görüşmeyle Türk Hükümeti, ilk defa Azerbaycan’da güçlü olan muhalefetin sesiyle ilişki kuruyor ve yine ilk defa Halk Cephesi’yle diplomatik bir temas gerçekleştiriyordu.

Biz halkın söylediklerini, Halk li­derlerinin düşündüklerini ve gözü­müzle gördüğümüz kulaklarımızla duyduğumuz sesleri anlatmaya çalış­tık. Elbette “son tahlilde’’ karan Azer­baycan halkı kendisi verecek Bizim gönlümüz başta Azerbaycan olmak üzere gerçek bağımsızlık mücadelesi veren bütün Türk halkları ve Cumhu­riyetleriyle diğer halklarının yanındadır.

Fotoğraf altları

BAKÜ’DE HER GÜN GÖSTERİ BİR GÖSTERİ

Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de kalabalık kitleler hemen her gün gösteri yapıyorlar. Bunların ardındaki güç ise Halk Cephesi, bir işaretle halkı meydanlara dö­kebiliyor. Önceleri adı Lenin Meydanı olan ‘Azatlık Meydanı’nda toplananlar hemen her gün  ‘Azatlık… Azatlık’ diye bağırıyorlar. Yani “Özgürlük ve bağımsızlık” istiyorlar.

HALK CEPHESİ LİDERİ EBULFEZ ELÇİBEY

Azerbaycan Halk Cephesi lideri Hürriyet’e yaptığı açıklamada Azerbaycan’ın bağımsızlığını tanıyan İlk ülkenin Türkiye olması gerektiğini belirtti. Elçibey, Cumhurbaşkanlığı seçimlerine hile karıştığını, iptal edilmesi ve hükümetin istifa etmesinin gerektiğini belirtiyor.

İTİBAR MEHMEDOV

1990 yılında Kızıl Ordu’nun Bakü’de yaptığı katliamdan sonra Moskova’ya gizilce giderek ola­yı dünya basınına ileten ve KGB tarafından tutukla­nan Halk Cephesi’nin önemli kişilerinden İtibar Meh­medov. Şimdi cepheden ayrılıp yeni bir parti kurdu ama görüşleri Halk Cephesi’nin doğrultusunda.

LATİN HARFLERİ UYGULANIYOR

Azerbaycan Halk Cephesinde her tarafta Latince yazıl­mış Türk atasözlerine rastlamak mümkün. Cephenin savunma bölümündeki görevlilerin arkasında Azerbaycan bayrağı ve ünlü bir Türk şiiri duvarda asılı.

KADINLAR HALK CEPHESİNDE

Azerbaycan Halk Cephesi’nin kadınlar kolu son derece faal çalışıyor. Çoğu üniversitede profesör olan ve birçok önemli görevleri olan bu kadınlar, iş­ten vakit ayırıp Halk Cephesi’nde görev yapıyorlar. Kadınlar kolu Latin al­fabesine geçmeyi savunuyorlar. Atatürk’ün ilkelerini kuvvetle benimsiyorlar.

BİTTİ

Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir